DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
ABDULLAH AYATA
ABDULLAH AYATA
Giriş Tarihi : 16-03-2020 10:57

UMRE-2

Her ne kadar umre için kutsal topraklara gideceğimi çevreme duyurmak istemesem de ister istemez haberdar oldular. Yaşadığım muhitte çoğunluğu imanlı, ihlaslı insanlar olmakla birlikte tanıdığım, konuştuğum Ateist, Deist ve Gök Tengrici tipler de var. Sadeliği seven birisiyim. Eşimin tüm ısrarlarına rağmen en yalın şekilde Allah’ın evini ziyaret etmeyi amaçlayıp gösterişli, değişik giysiler almayı kabul etmedim. Yunus misali, ‘birlokla, bir hırka’ düsturuna uyarak yola çıktım. Resim çektirmeyi, hele hele resimlerimi sıkça sosyal medyada paylaşmayı sevmem ama ısrar üzerine ihram kıyafetlerimle çektirdiğim bir resmimi paylaşmış oldum. Vay, bunu yapan sen misin… Ne Araplaştığım ne gericiliğim kalmadı. Zaten görünümümüm esmer oluşundan aslıma rücu ettiğim bile düşünüldü. Yaptığıma pişman oldum.  Baktım ki, samimi arkadaşlarımın şahsıma yapılan eleştirilere sert karşılıklar vermesi işi karıştıracak; “başkalarının inancına, kültürüne, yaşam tarzına saygı duymayanlar benden de saygı beklemesinler.” Sözleriyle durumu kapattım.

İhramın kefeni temsil ettiğini, kulun Allah huzurundaki acizliğini, Arap kültürü ve giysileriyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını anlatmak ne mümkün. Tıpkı; Atatürk’ün aydın bir Müslüman olduğunu, “ Çocuk yaşlarında Kuran’ı hatmettiğini, meclisi Kuran-ı Kerim tilavetiyle açtırdığını, din adamlarına herkesten daha çok saygı gösterdiğini, Diyanet teşkilatını özel emirle kurdurduğunu, İslamiyet yobazlara bırakılmayacak kadar kutsal bir dindir dediğini, tam İstiklal Savaşı sırasında Suud Kralının Peygamber Efendimizin evini yıkma teşebbüsü duyumunu alınca; 26 Haziran 1919 tarihinde eğer o mübarek evden bir taş dahi kaldırırsanız savaşı bırakır birliklerimle tepeniz binerim…” şeklinde ihtar telgrafı çektiğini yobazlara anlatıp kabul ettirmek ne kadar zorsa, devrimci, sözde ileri görüşlü, inançsız evrim yobazlarına da İslamiyet’in köleliği ilk kaldıran, insan hakları evrensel beyannamesinin temelini oluşturan, kadınları en üstün özellikte gören, paylaşım ve yardımlaşmayı kurallaştıran, ilim ve bilim yoluyla öğrenmeyi emreden, ilk emri oku olan, temizliği, dürüstlüğü, adaleti renk, ırk, zengin fakir ayrımı yapmadan tam anlamıyla uygulayan, Medine gibi bir şehirde ilk belediye teşkilatını kuran din olduğunu anlatmak da bir o kadar zordur. Eğer Atatürk yaşamış olsaydı, büyük ihtimalle din bezirganlarından önce bu sapkınları ortadan kaldırıldı.

Gelelim bizim ekibe…Ne şanslı insanım ki böyle bir guruba denk gelmişim. Kabe’nin üzerinden kuşların uçarak geçmediği, zemzem suyunun idrarla çıkarılmadığı gibi birçok bilgiyi burada öğreniyorum. Kendimi birçok konuda aciz ve bilgisiz hissediyor için için kendime kızıyorum.

Ah! Osman Hoca aahhh!... Sen ne sabırlı ne kültürlü, anlayışı bir insansın. Allah adeta Eyyüp sabrı, Hoca Ahmet Yesevi görüşü yüklemiş bünyesine. Dinamik, enerjik, hoşgörülü. Neden böyle bir yeteneği yetkililer fark etmezler. Trabzon’un küçük bir ilçesinde imam hatip olarak görevli. Mutlaka görevini severek, önemseyerek yapıyor.  Lakin böyle insanların mutlaka daha yetkili üst makamlarda görev alması gerekmez mi?

En azında şöyle orta ölçekli bir şehre müftü veya hac-umre biriminin başına getirin, bakın işler nasıl düzene giriyor, neden kurumlarımızda liyakat ve tecrübeye göre görevlendirme yapılmıyor, anlamış değilim. Yine de ben böyle değerli bir insanın ileriki tarihlerde yetkin makamlarda görev alacağını, geniş kitleleri ilgilendiren daha yararlı işler yapacağı umudundayım. İçimizde değişik, birbirinden renkli simalar var. Trabzon asıllı, İstanbul’da ikamet edip inşaat işleriyle uğraşan Hüseyin yaş olarak bana yakın birisi. Çocukluğunda medrese eğitimi almış, Arapçaya hâkim, defalarca Kuran-ı Kerimi hatmetmiş, yıllarca Libya, Suriye ve Suudi Arabistan’da çalışarak emeği ve yüreğiyle maddi durumunu da düzeltmiş. Çocuklarını önemli mevkilere yerleştirmiş tipik bir Karadenizli. Haksızlığa hiç tahammülü yok. Her konudan 50-100 gram anlıyor, mutlaka itiraz edip alternatif fikir sunabiliyor. Böyle özgüvenli ve atak olasının sebeplerinden birisi de bana göre tuzunun kuru olmasından. Arada tartışıyoruz. Çoğu konularda anlaşmamız mümkün değil. Zira ayrı kültürlerin, ayrı iklimlerin insanlarıyız. Bazen o, bazen ben alttan alıyorum. Amacımız birbirimizden yararlanmak, eksik bilgilerimizi tamamlamak. Kasıt yok. Ayrıca orada bulunuş maksadımız ibadet. Bu durum her şeyden üstün. Aslında yakınlarımda olsa arada bir Hüseyin ile tartışmayı, Osman Hoca ile sohbet etmeyi çok isterdim. Kısmet, ne diyeyim.

Denizli’den ekibe katılan ilhan ve eşi aslen Sivaslılar. Zaten esmer buğday yüz görünümüyle bana en çok benzeyen de o. Ne de olsa yakın muhit insanlarıyız. Oldukça anlayışlı, sakin olan İlhan ve eşi herkesin yardımına koşan, kimseyi incitmek istemeyen yapıdalar. Herkes tarafından sevilip saygı görüyorlar.Azen ve Recep isimli gençler ibadete aile boyu gelmişler. İkisi de İstanbul’da ikamet ediyorlar.Azen fırıncı, hani şu kocaman kocaman Karadeniz ekmeği denilen, bizim buralarda fazla tüketilmeyen ekmek yapan fırını varmış. Ayrıca tereyağı peynir cinsinden gıda maddeleri pazarlıyor. İçimizde en gencimiz. Afacan, uyanık bir uşak. Recep ise gümrük müşaviri. Benim pek de bilmediğim bir iş kolu. Bu iki genç insan her işe koşturuyor, yılmak yorulmak bilmiyorlar. Herkesi memnun etmeye çalışıyorlar. Allah işlerini rast getirsin. Hani, ‘ İstanbul Beyefendisi’ diye bir terim vardır. Şeref isimli Trabzonlu arkadaşımız ÇAYKUR’dan emekli bir insan. Sessiz, sakin, uyumlu, eşi de aynı yapıda. Eğer Karadeniz Beyefendisi diye bir söz söylenecekse bu sıfat mutlaka Şeref örnek gösterilerek söylenmeli diye düşünüyorum. Memleketinde sade, düzenli bir hayatı olduğu belli. Ayrıca ekibimizde bizden biraz yaşlıca iki erkek daha var. Birisi hocamızın kayınbabası, ötekisi Kemal Abi. Sevecen, uyumlu insanlar. Kemal Ağabey ile bazı ibadetlerde sıkça yan yana geliyoruz. Bana;

“Seni sevdim uşağum, sakinsin, sadesin, kendi halindesin.” Diyor.

Teşekkür ediyorum. Bir ara namaz vaktini beklerken;

“Kemal Abi, bu seferki tavafta epeyce zorlandık. Oldukça kalabalık.” Diyecek oluyorum.

“Ooooo…Sen ne diyeysun hoca, buraları daha önceleri görseydin.”

“Çok mu sıkışık olurdu?”

“Bir defasında tam Kabe’nin önünde tavaf yaparken galiba adamın birisinin rahat yürümesine engel oliymuşum. Bir de baktum ki omuzumdan bir el beni tuttu ha büle yan tarafa koydu.”

“Sonra?”

“Sinürlendum, beni yan tarafa koyan adama şöyle bir alttan baktum. Dev, azman bir bedevi. Benim başum adamın orta yerine bile yetişecek gibi değil. Üflese duvara yapuşacağumdaa…”

“O kadar yani?”

“Şimdi o adamlardan ortalukta pek yok. Rahat yani.”

Kemal Abi de elbette ötekiler gibi hiç akıldan çıkarılmayacak şahsiyetlerden birisi. Eşi ve kaynanasıyla gelmişler umreye. Kendilerine sağlıklı uzun ömürler dilerim.

Hanımlara gelince, Osman Hoca’nın eşi Nurten’den başkasının ismini pek hatırlamıyorum. Nurten Hanım da hocamızı aratmayacak şekilde ilgili, görgülü, saygın bir hanımefendi. Eh, ne de olsa erlerinin başarısı aslında hatunlarına aittir. Öteki hanımların içerisinde gençler, orta yaşlılar, yaşlı teyzeler de bulunmakta. Hepsi birinden değerli saygın insanlar. İsimlerini burada ayrı ayrı yazmak isterdim lakin, kimisine kızım, kimisine bacım veya abla diye hitap ettiğimden sorma, öğrenme gereği duymadım. Umarım bana bundan dolayı sitem etmezler. Zira onlarla eşimin daha samimi olarak sürekli görüşeceğini umuyorum.

Manisa’dan, Nevşehir’den, Adıyaman’dan, Rize’den gelmiş olan guruplar içerisinde büyük ihtimalle ilk defa böyle konaklama tesisini görenler var.   (Devam Edecek)

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
ABDULLAH AYATA

ABDULLAH AYATA

DİĞER YAZILARI KAYSERİ’NİN BAŞKENTİ TOMARZA 15-02-2021 23:34 MİSAFİR 27-04-2020 11:34 KAYSERİ’DE BİR CENNET KÖŞESİ: ŞIHBARAK 18-04-2020 10:52 MİMARSİNAN   PARKI 22-03-2020 13:56 UMRE-3 17-03-2020 10:58 UMRE-2 16-03-2020 10:57 UMRE-1 15-03-2020 12:51 SINIRSIZ  ZENGİNLİK 23-02-2020 13:59 KLEOPATRA-4 19-02-2020 11:18 KLEOPATRA-3 18-02-2020 11:05 KLEOPATRA-2 17-02-2020 11:55 KLEOPATRA-1 15-02-2020 17:50 TAHSİN-2 10-02-2020 12:17 TAHSİN-1 09-02-2020 13:27  ALTI ADET TUĞLA 02-02-2020 14:26 İÇERİ GİRİYORUM HASAN, DIŞARI ÇIKIYORUM HASAN 26-01-2020 14:29 DEDE KORKUTUN OĞLU-2 13-01-2020 12:13 DEDE KORKUTUN OĞLU-1 12-01-2020 14:26 TREN GARINDA GECE 05-01-2020 14:17 SINIRSIZ ZENGİNLİK 29-12-2019 14:22 TREN GARINDA GECE-2 23-12-2019 11:13 TREN GARINDA GECE-1 22-12-2019 14:21 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR -3 17-12-2019 11:54 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR-2 16-12-2019 11:15 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR-1 15-12-2019 14:32 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-3 10-12-2019 11:14 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-2 09-12-2019 12:08 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-1 08-12-2019 14:46 ZARGANA 01-12-2019 14:44 ACAR EMMİ-2 25-11-2019 11:09 AŞTİ’ DE SABAH-2 18-11-2019 11:51 AŞTİ’ DE SABAH-1 17-11-2019 14:04 KÖMÜŞ MEHMET-2 11-11-2019 11:27 KÖMÜŞ MEHMET-1 09-11-2019 16:52 BABASI YAPILI 03-11-2019 15:02 HABİP  KÖPRÜSÜ-5 31-10-2019 11:28 HABİP  KÖPRÜSÜ-4 30-10-2019 12:11 HABİP   KÖPRÜSÜ-3 29-10-2019 11:16 HABİP   KÖPRÜSÜ-2 28-10-2019 11:31 HABİP   KÖPRÜSÜ-1 27-10-2019 13:29 EN ACIMASIZ TÖRE-3 22-10-2019 10:58 EN ACIMASIZ TÖRE-2 21-10-2019 11:41 EN ACIMASIZ TÖRE-1 19-10-2019 16:42
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA