DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
MEHMET HABİL TECİMEN
MEHMET HABİL TECİMEN
Giriş Tarihi : 03-03-2021 12:52

Türkiye üzerinden aşklar koalisyonuna tazim

 

Bizim nesil çok önemli imtihanlardan geçti, örneğin bizler hem 80 ihtilali sonrası tıfıl çocuklarken, susmayı hem bir daha susmayı, 28 Şubat’ta konuşurken bir daha hiç konuşmamayı denedik-, çok ciddi imtihanlardan geçmeyi direngen ruhlara hatırlatanlar bunu bilir.

Okullar bırakılır, okullardan geçilir; hep denir ki, -bu, bir sonrakinden daha iyi.  ‘Muteber iyilik’ yapmış olma meselesi öylesine saplantı haline gelir ki sonrasın da, iyi olmuş olmaklığımızın dışında hiçbir şey düşünemezsiniz… Sadece iyi…

Lakin bir şeyi paylaşmayı sektiriyoruz galiba. İyi talebi neden kaderin aleniyetinde gizlilik arz eder. Kader iyileri neden gizler?

İllâ ki okunan alafranga okullarla ilgili midir mesele.? Okulla önemli şeyler başarmak istiyorlar ve diyorlar ki, iyi bir okuldan iyi bir derece ile mezun olursam her şey iyi olacak. Breh... Öyle mi? Hey… iyi saatler de olanlar..!

Bu saplantı, çoğu zaman kendi-lerini üzmekten ibaret kalır tabi. Babaları onların hangi okulda okuduğuna şaşırır bazen. Bizim delikanlı okuyor... Evet… Sadece o kadar. Hangi okulda -ne okunuyor- bilinmez. Hayat okur insanı bazen… Harçlık gönderilir ama o menhus devirlerde elektrik gittiğinde mum ışığında hemhal oluşun ıstırabı kendi gizeminde iyi olan talebeye kalır, kimse bu durumu bilmez. Onların -ve olanların- hepsi mutludur. Birisi değildir; o kimdir? Kitaplar için ber ıslahî olan o ısrar. Tedirgince onlar da sevilir, kitaplar; dokunmak onlara kolay değildir.

Sevilen bir tek gizemli kıza sarılır gibi sarılmak istenir kitaplara… Onlar –çoğulu- en çok sevilenleri rahatsız eder. O tektir, onlar, -o çok olanla- mutluluk peşinde değildir…!

Sevilen tekti ama ona ulaşma yolları yani kitaplardan yürüyen, büyüyen o sevgiler, o kadar çoktu ki… O terütaze bunu bilmezdi… Cepte ne notlar vardı, vardııı-, onun içindii, o bilmezdi. Bir medeniyet Ferhat olarak cepteydi! İyi mi?

Okunması için bazen fırsat bile tanımazdı, notlara. Niye biliyor musunuz meselenin kültür ayağı şuydu: nikâh-servet-estetik…? Onların üçünü de temsil etsen de, hayır dedi mi onların içinde o, senin dediğin gibi değil o işler dedi mi, mesele biterdi, kendi sarmalında?

Şimdi düşünürken kitaplar ve içindekileri belki de onlar haklıdır, diyesim geliyor. Servet onları ilgilendirmez ki, o servet sadece onları anlamak hesabıyla içi dolan satır satır kitaplardır. Değil mi?

Estetik konusuna hiç girmeyelim. Fransız estetizmi merakı Beyoğlu kimliğiyle hiç uyuşmadı o zamanlar öyle mi? Peracı pera… Beyoğlu, İstanbul’da mıydı o zamanlar yoksa Erciyes bağlarında mı? Neyse! Altın erkek bilekliği takmak hiç sevilemezdi gümüşü varken. Hee evet… Nikâh konusunda o, onlardan –yani kitaplardan- korktu herhalde çünkü kıyılacak nikâh sadece gönülden kopanların nikâhı olacaktı. Kitapların tekke gölgeliklerinde mırıldanan nikâhına bir elif yığını atacaktı divit ustası… Aşkın nikâhına sadece melekler şahit olabilirdi. Şimdi bunca kelam niyedir bunca kelime nedendir? Çağlar değişmişken…

Kültürün hesabı da işte tastamam yukarda anlatılanlardır, -budur yani.- Kültür dediğin tarlada patates kültürü değilse ki, -değil, işte budur.  Şimdilerde kültür üzerine düşünürken şunları ifade ediyorum kendime, sen neden kültürlüsün biliyor musun, aşk ahlakını (Aşk Ahlakı- H. Ziya Ülken) bizzat sevginin kapısında bekleyerek öğrendin. Bir derviş heybesi gibi sapasağlam yığıldıysan bir çeşme başına, bir yudum dağ pınarından dudaklarına götürdüğün su adına hem de , -o medeniyet iklimi, bizzat kendi öz suyundan doyurduysa seni, o sapasağlam yalnızlığınla şimdilerde –değişim ve de facto-  tanımlarından çok fazla hazzetmiyorsan, mesele birazda budur, öyle mi…? Öylee.. Aşkın kaynağında nöbetleşe durma talebindendir senin bu ülkenin kaderine olan itimadın. Öyledir, -sevgi de hem de-.

Şimdi özel kısımdan pergeli çevirip -tümel görsele- deriz ki, kendimiz yani biz, biz olarak bütün ırkların ortasında –bir, biz olarak- hem de, beklediklerimizle, söylediklerimizle, tartışmalarımız ve efkârımızla Büyük Türkiye'nin üzerine neleri koyacağız kendimizden…

Bunun hesabını bazen aşkın üzerinden sıyırdığımız son mahsulle, bazen emeğin, bazen yaşadıklarımızın üzerinden serecek miyiz sevgili Türkiye'nin omuzlarına. Ve de, teknolojinin bize ettikleri üzerinden hesaplamayacak mıyız kendimizi? İşte o zaman dönecek zaman dönecek felek... Görün bakın... Uzay çağı da dönecek, dijital görüngülerde de... Ne üzerinden neleri tartıştığımızı gördünüz! Amerikan filmleri de bizdeki hayali görecek… Büyük Türkiye aşkla görülecek...!

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
MEHMET HABİL TECİMEN

MEHMET HABİL TECİMEN

DİĞER YAZILARI Günahın metodik anlamsalı üzerine sözce 09-04-2021 15:24 Asyalı antikite kabiliyeti nedir duruşuna giriş 06-04-2021 14:04 Türk hâkimiyet yöntemi 30-03-2021 18:27 Aldanma üzerinden büyür aldatma 27-03-2021 19:39 Üç Tarz-ı Siyaset eksenli politik duruşun 20. yy eksenli eksantrik kabiliyetine cevabî giriş 15-03-2021 13:01 Marksizm’in uygulanabilir kavramları bağlamında kapitalist değerler 09-03-2021 11:14 Türkiye üzerinden aşklar koalisyonuna tazim 03-03-2021 12:52 İkircikli tekel kimliğine konuşma yazıtı 01-03-2021 14:04 Osmanlı toplumundan liberal Türk tabakalaşması düzenine giriş 27-02-2021 22:49 Laikçileşme üzerinden başlangıç 17-02-2021 12:46 Türk Edebiyatı’nda kadim-modern statükosu 16-02-2021 11:53 Bir gelişmecilik hikâyesi olarak modernité 09-02-2021 19:07 Üçlü politikaya karşı ‘Tek Tarz-ı Vahiy’ 07-02-2021 18:12 Türkiye siyasi kültüründe Fransa ihtilâl tarihi muhibliği  04-02-2021 13:03 Fikirdaşlara aşikâre ötelenmiş fikrî arkaplan 02-02-2021 17:28 Türk Edebiyatı’nda zamanın taharrûatına tavzih 31-01-2021 19:29 Medeniyetin öldürücü kültür kapsülü 28-01-2021 13:25 Üç kültür tekâmülü 27-01-2021 12:48 Hz. Muhyiddin’i anlama meselesine giriş 26-01-2021 14:46 Marksist felasifeye Türk dokunuşu 24-01-2021 17:45 Türk Medeniyeti Tarihi’ne Başlangıç Cümlesi 23-01-2021 18:20 Cemil Meriç meselesine giriş 22-01-2021 19:08 ‘Nurettin Topçu’ Meselesine Giriş 20-01-2021 09:23 Türk Edebiyatı’nı eleştirme kabiliyetine ilişkin… 19-01-2021 09:09 İsmet Özel eleştirisine ruk’a 17-01-2021 09:55 Metafiziği tanımlama kabiliyetine dair 16-01-2021 18:27 Marksizm’in beş eksiği beş fazlası 14-01-2021 17:42 Marksizm’in üretim kimliği, tüketim anlatımı 13-01-2021 13:19 İnanılmazlık üzerine metot teatisi 10-01-2021 15:04 Gidiş ve bir daha hiç gitmeyiş… 09-01-2021 17:17 Nice zaman ilinde bir şehir tesellisi… 05-01-2021 15:59 ‘Pazarın Sistematik Babaları’ (1) 03-01-2021 15:29 Marksizm neden küçümsenmemelidir zihniyetinin dikkatine… 02-01-2021 19:07 Market hükümleri üzerine kadim söz iklimi 23-12-2020 10:19 Kahvesiz kalmanın tatsızlığı… 22-12-2020 09:35 Dudak mimikleriyle gelişen tebessüm kimliğine dair… 19-12-2020 12:07 Are you love me neden demez İngilizce? 17-12-2020 09:34 BİR TEK METİNLE İNSANA NİZAM VERMENİN HİKÂYESİ 15-12-2020 13:41 BİR METEL AKŞAMINDA KAYSERİYYE 12-12-2020 11:20 TÜRKLÜĞÜNÜN DAS’ÜL EVRESI DAD-EL HÜKMÜ MEVT DEVRESI 10-12-2020 11:24 TÜRKİYE’NİN ZAFERLERİNE NASIL BIR GÖLGE TASAVVURU? SAĞ VE SOL TÜRKİYE İÇİN NASIL BİR KAVRAM OLMALIDIR? 09-12-2020 10:48 TÜRKIYE TARİHİNDE FAİZİN ÜÇ EVRESİNE DAİR 08-12-2020 14:38
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA