DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
ABDULLAH AYATA
ABDULLAH AYATA
Giriş Tarihi : 22-12-2019 14:21

TREN GARINDA GECE-1

Sivas’ta üniversite öğrencisi olan oğlu bazı zamanlar yapığı gibi yine okul arkadaşıyla birlikte trenden bilet almıştın. Saat dokuzda kalkacak olan trenin tahmini üç saat sürecek yolculuk sonrası, gecenin on ikisinde Kayseri garına ulaşması bekleniyordu. Emekli memur Mustafa Bey’e telefon eden oğlu, babasından arkadaşı ile kendisini gardan alma sözünü garantilemiş, yakın mahallelerde oturmakta olan arkadaşına da evlerine bırakılma sözü vermişti.

Tahmin edildiği gibi Sivas garına tren zamanında gelmemiş, aralarında sıkça yapılan telefon görüşmeleri sonucunda on bir kırk beş civarında hareket eden trenin gecenin üçüne doğru şehre ulaşacak oluşu hepsinin canını sıkmıştı. ‘Neyse, sağlık olsun, saat fark etmez, ‘sözleriyle oğlunu teskin eden Mustafa Bey arabasına binerek gecenin iki buçuğunda gara varıp beklemeye başladı.  Tam o anda bir tren gelip gara yanaştı. Yolcular aşağı inip dağılmaya başladılar. İnenler arasında oğlu ve arkadaşı yoktu. Çocuklara telefon ettiğinde gelen aracın bir önceki tren olduğunu anladı. Daha onların gelmesi tahminen bir saat kadar sürecekti.

Artık, bir saatlik süreyi kasım ayının son günlerinin bu soğuk gecesinde dolaşarak geçirmesi gerekiyordu. İstasyonun bekleme salonu kapanmış, tren bekleyen yolcular ellerindeki paketlerini, poşetlerini, kolilerini uygun yerlere koyarak ayak üstü sohbet etmeye, kimileri de dolaşarak gökten kırık camlar misali aşağılara inerek elleri, yüzleri yırtarcasına aşağılara inen ayaz ordusuna karşı bünyelerinin açık bölümlerini korumaya, üşütmemek için nefesleriyle ellerini ovuşturarak ısınmaya çalışıyorlardı. Genellikle, orta yaşlı eşarplı kadınlar, özensiz giyimli erkekler, bedenleri sarıp sarmalanmış çocuklar ve öğrencilerden oluşan kalabalığın umutsuz bekleyişi sürüyor, sabırsızlıkla kurtarıcıları olacak treni bekliyorlardı. Herhalde arada bir huysuzlanıp analarını eteklerini çekiştiren çocukların en büyük hayalleri sıcak bir yatağa sere serpe uzanıp uyumak olmalıydı.  Konuşmalarından anlaşıldığına göre giden tren Adana tarına geçmiş. Bekleyenlerin ise yönleri Şefaatli, Yerköy, Kırıkkale tarafıydı.

Yıllara meydan okuyan gar istasyon binasının duvarları her ne kadar beyaz- sarı renkler boyanarak durumu kamufle edilemeye çalışılsa da başarılı olunmamış, yarı terkedilmiş hüznü görünüme aksetmişti. Belli ki çevresi temiz tutuluyor, yerlerde rastgele atılmış izmarit ve görüntüyü bozan atıklar görünmüyordu. Yıllar öncesinde dikilerek bedenleri kütükleşmiş ardıç, akasya benzeri ağaçlar şimdiye kadar şahit oldukları olayları unutarak hayata boş vermiş vaziyette dallarını sağa sola salmışlar, artık olup bitenleri izlemiyorlardı. Oysa eski günlerinde ne ayrılıklara, kavuşmalara, mutluluklara şahit olmuşlar, kim bilir kaç tertibin askere gidiş töreninin tanıklığını yaparak gururlanmışlardı…

Bir süre dışarıdaki parke döşeme üzerinde sağı solu adımlayan Mustafa Bey üşüdüğünü far edip garın tek açık yeri olan çav evine girdi. Büfe ve çay ocağı olarak hizmet veren küçük binanın duvarında, ‘on beş dakikada çay servis mecburidir.’ Yazıyordu. Bir çay söyleyip boş bulduğu tek sandalyeye oturdu. Karşısında saçları iyice karışmış gariban bir adam bulunuyordu.  Selam verdikten sonra çayını söyledi.

“Çay içer misiniz?” diye karşısındaki adama sordu.

“Az evvel içtim. Biraz sonra dışarıda dolaşıp üşüdüğümde gene içerim.”

“Siz bilirsiniz.”

Adam kalkıp dışarı çıktı. Çayı getiren görevli;

“Abi, bunlar gariban insanlar. Burada birkaç tane varlar. Isınmak için çaylarını veririz. Nihayetinde insanız.”

“Şu duvardaki on beş dakikada çay servisi mecburi sözü ne demek oluyor?”

“Öyle yazdığımıza bakma, burada uyuklamasınlar diye öyle yazdık. Zaten buraya gelip gidenler fakir fukara insanlar. Adamlara sabaha kadar zoraki çay içirecek halimiz yok.”

Genç adamın davranışı hoşuma gitmişti. Yan tarafta hallerinde öğrenci oldukları belli olan iki gencin konuşmaları dikkatimi çekti. Mecburen kulak misafiri olmaya başaltım.

“Ne yapacağız veli, gecenin bu saatinde belediye otobüsleri çalışmıyor.”

“Ne yapalım mecbur bekleyeceğiz oğlum. Gecenin şu ayazında Talas’a kadar yürüyecek halimiz yok ya. Arada bir dışarı çıkar dolaşırız. Tekrar gelir, bir çay daha içeriz. Şunun şurasında sabaha ne kaldı ki.” (Devam Edecek)

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
ABDULLAH AYATA

ABDULLAH AYATA

DİĞER YAZILARI KAYSERİ’NİN BAŞKENTİ TOMARZA 15-02-2021 23:34 MİSAFİR 27-04-2020 11:34 KAYSERİ’DE BİR CENNET KÖŞESİ: ŞIHBARAK 18-04-2020 10:52 MİMARSİNAN   PARKI 22-03-2020 13:56 UMRE-3 17-03-2020 10:58 UMRE-2 16-03-2020 10:57 UMRE-1 15-03-2020 12:51 SINIRSIZ  ZENGİNLİK 23-02-2020 13:59 KLEOPATRA-4 19-02-2020 11:18 KLEOPATRA-3 18-02-2020 11:05 KLEOPATRA-2 17-02-2020 11:55 KLEOPATRA-1 15-02-2020 17:50 TAHSİN-2 10-02-2020 12:17 TAHSİN-1 09-02-2020 13:27  ALTI ADET TUĞLA 02-02-2020 14:26 İÇERİ GİRİYORUM HASAN, DIŞARI ÇIKIYORUM HASAN 26-01-2020 14:29 DEDE KORKUTUN OĞLU-2 13-01-2020 12:13 DEDE KORKUTUN OĞLU-1 12-01-2020 14:26 TREN GARINDA GECE 05-01-2020 14:17 SINIRSIZ ZENGİNLİK 29-12-2019 14:22 TREN GARINDA GECE-2 23-12-2019 11:13 TREN GARINDA GECE-1 22-12-2019 14:21 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR -3 17-12-2019 11:54 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR-2 16-12-2019 11:15 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR-1 15-12-2019 14:32 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-3 10-12-2019 11:14 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-2 09-12-2019 12:08 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-1 08-12-2019 14:46 ZARGANA 01-12-2019 14:44 ACAR EMMİ-2 25-11-2019 11:09 AŞTİ’ DE SABAH-2 18-11-2019 11:51 AŞTİ’ DE SABAH-1 17-11-2019 14:04 KÖMÜŞ MEHMET-2 11-11-2019 11:27 KÖMÜŞ MEHMET-1 09-11-2019 16:52 BABASI YAPILI 03-11-2019 15:02 HABİP  KÖPRÜSÜ-5 31-10-2019 11:28 HABİP  KÖPRÜSÜ-4 30-10-2019 12:11 HABİP   KÖPRÜSÜ-3 29-10-2019 11:16 HABİP   KÖPRÜSÜ-2 28-10-2019 11:31 HABİP   KÖPRÜSÜ-1 27-10-2019 13:29 EN ACIMASIZ TÖRE-3 22-10-2019 10:58 EN ACIMASIZ TÖRE-2 21-10-2019 11:41 EN ACIMASIZ TÖRE-1 19-10-2019 16:42
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA