DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
AHMET KARASLAN
AHMET KARASLAN
Giriş Tarihi : 29-07-2020 11:01

ŞAH İSMAİL

(Ali ÖZBAY,  babası Hacı. Mehmet ÖZBAY’IN sesinden )

Zamanın birinde bir memleketin padişahının çoh sevdiği bir veziri varmış. Aralarında öyle bir sevgi bağı gurulmuş ki, birbirlerinden hiç sır saklamazlarmış...

Vezir, bir gün huzura gelerek padişahı selâmlamış. Fakat padişah selâmını almamış. Padişah, dalgın bir vaziyette oturup, belli bir noktaya bakıp duruyomuş. Her zaman vezirini neşe ile garşılayıp, gucahlayan padişahın bu hâline vezir, bir mana verememiş. Padişahın böyük bir sıkıntısının olduğunu sezmiş. Vezir, padişahın garşısına oturduhdan sonra içinden şöyle geçirmiş: “Herhalde ben gelene gadar padişahımı kimse neşelendirmedi. Her gün erkenden gelip, gendisine hoş şeyler anlatıp gönlünü eğlendirirdim. Boğün geç gelmeme üzülmüş olmalı...” sıhıntının ne olduğunu öğrenmek için şöyle demiş:

— Hayrola padişahım! Sizi üzen şey nedir? Benden gizlediğiniz bu derdi, öğrenmek istiyom, deyince padişah:

— Sorma sevgili vezirim! Boğün çoh üzgünüm, demiş.

Vezir, padişahı saraydan uzah bir mesire yerine götürüp, sıkıntıdan kurtarmayı düşünmüş. Gısa bir süre izin alarak dışarıya çıkmış… Bu mesire yeri, padişahın ülkesinin bir köşesinde göl kenarındaymış. Manzarası çoh güzel, çeşit çeşit hayvanların yaşadığı, türlü çiçeklerin yetiştiği, cennet gibi bir yermiş. Bu amaçla adamlarına “padişahın sevdiği yemeklerden dört çeşit yemek, atlara yeteri gadar yiyecek hazırlayıp habeye  goymalarını, her şeyi hazırladıktan sonra kendisine haber vermelerini söyleyerek huzura girmiş.

Az sonra hazırlıklar yapıldığı haberini alınca, padişahı dışarıya davet etmiş. Padişah bu davetin neden yapıldığını sorunca şöyle demiş:

— Padişahım, şimdiye gadar sizinle hep sarayda muhabbet ettik. İzin verirseniz, boğün de dışarıda gonuşalım, demiş.

Dışarıya çıhdıhlarında gendilerini iki atın hazır bekletildiğini gören padişah sormuş:

— Bu ne demek, vezirim nereye gidiyoruz?

Vezir, saygıyla cevap vermiş:

— Padişahım, gönlündeki kederi dağıtmah için gölün kenarındaki mesire yerine gideceğiz. Ahşama gadar orada galır, manzarayı, bitkileri, hayvanları seyredersek; gönlündeki keder hafifler. Sen de üzüntüden gurtulursun...

Padişah, bu teklife hiçbir şey dememiş. Atlarına binerek yola goyulmuşlar. Vezir, yolda gördükleri dağlar, tepeler, sular, bitkilerden,... bahsedip şöyle demiş:

— Padişahım işte bütün bunlar, ilâhi bir güç tarafından yaratılmış. Gene o muazzam güç tarafından idare ediliyo. Hiç birbirine benzemeyen, hepsinin ayrı bir özelliği ve güzelliği olan eserler, gendi düzenleri içinde ömür sürüyorlar. Şu muazzam düzene bah!..

Gonuşa gonuşa göl kenarına gelmişler. Atları gorumalarına vererek, havuzun başına yürümüşler. Ellerini, yüzlerini yıhayarah serinlemişler. Padişah, biraz su içtikden sona vezirine şöyle demiş:

— Sevgili vezirim, sabahtan bu yana ağzıma bir lokma yiyecek almadım. Madem buraya gelecektik de neden biraz yiyecek getirmedin?

Vezir, yiyeceklerini getirdiğini söyleyip, havuz kenarına sofrayı gurdurmuş Padişahı buyur etmiş. Sofraya oturan padişah bakhmış ki, sarayında severek yediği yemeklerden, içeceklerden oluşturulmuş nefis bir sofra var! Buna sevinerek vezire teşekkürle birlikte çoh ahıllı ve bilgili, ince düşünceli biri olduğu yolunda iltifatlar etmiş. Ardından da

— Zaten ahıllı biri olmasaydın, seni gendime vezir yapmazdım, demiş.

 Yemeğe başladıhları sırada, “Selâmün aleyküm padişahım!” diye bir ses duyulmuş. Sesin geldiği tarafa bahdıhlarında yaşlı birini görmüşler. Sırtında beyaz bir gömlek, saçı ve sahalı da gömlek gadar beyaz, ayahları yalın, başıgabah bir ihtiyar!

Selâmını alarah, ihtiyarı yemeğe davet etmişler. Yemek esnasında padişah adama sormuş:

— Derviş baba, benim padişah olduğumu nereden bildin?

Derviş, bu soruya şöyle cevap vermiş:

— Senin padişahlığını, yanındaki adamının vezirliğini, bu gadar güzel ve lezzetli nimetlerden oluşan sofrayı bilmeseydim; ayah yalın, baş gabah, garnım aç, sırtım çıplah olarah buraya gelir miydim?..

Bu sırada vezir, padişahın gulağına şöyle fısıldamış:

— Padişahım, seni üzen şu meseleyi dervişe anlatsan iyi olur. Belki bir çare biliyodur!

Padişah,  dervişe şöyle demiş:

— Ben padişahım, yanımdaki vezirimdir. Sen, bunları bildiğine göre; benim derdimi de bilirsin. Söyle bahalım derviş baba, bu sabah beni üzen şey nedir?

Derviş, padişahın gözünün içine baharah şöyle söylemiş:

— Padişahım, böyük başın böyük derdi olur... Senin canını sıhan şeyi de biliyom. Sen padişahsın, bir tahtın ve saltanatın vardır. Ama hiç erkek evladın yoh! Ben ölürsem, bu taht, saltanat kime galır diye acılar içinde gıvranıyosun!..

Padişah, dervişin ellerine sarılmış:

—Aman derviş baba! Derdi bilen hekim, onun çaresini de bilir. Rabbime yalvar, bana bir erkek evlat versin.

Derviş besmele çekerek:

— Emir Allah’tan, sebep olmah benden. “Ya Allah!” diyerek elini gömleğinin altına sohmuş. İri, parlah, al renkli, sanki daldan yeni goparılmış bir elma çıharmış. Elmayı padişaha uzatmış ve şöyle demiş:

— Bah padişahım! İsteğini Allah’tan diledim. Yüce Allah bana şöyle emretti: Padişahla sen burada oturacahsın. Vezir ohunu ve yayını alsın. Şu böyük ağacın altına gitsin. Orada iki dene böyük yılan peyda olacahtır. Yılanlar sevişmeye başladıhlarında, vezir ala renkli olanı vursun. Ala yılan vurulunca, diğeri gaybolacahdır. Öldürülen yılanın tam ortasından bir garış ölçerek kesilip alınacah. Bu parçası pişirilecek, elmanın gabuhları soyularah ata yedirilecek. İçini de sultanla padişah yiyecekler.

Sahın ola elmanın çekirdek ve galan hiçbir parçasını yere atmayın! Sizden başga bunlardan kim yerse, deli olup dağlara düşerler... O gece, padişah, sultanla Allah’ın emrini yerine getirecekler. (Garı-goca birlikte olacahlar.) dohuz ay sona bir erkek çocuğunuz olacah. Küheylandan da bir tayınız doğacahdır. Ben gelene gadar ne çocuğa, ne de taya ad vermeyeceksiniz. Onların adlarını ben vereceğim, diyerek gözden gaybolmuş...

Padişah ile vezir, gendilerini birden sarayda görmüşler. Bir sofranın başında ikisi oturuyo, ortada böyük ve gırmızı bir elma,  yanında da bişmiş yılan eti duruyomuş!..

Padişah, elmayı söylenilen şekilde soyup gabuhlarını atına yedirmiş. Elma ile yılanın etini de sultan ile birlikte yemişler...

Zamanla sultan hamile galmış. Dohuz ay sona da bir erkek evlatları doğmuş. Bunun üzerine sadahalar vermişler. Açları doyurup, çıplahları giydirmişler. Ülkede böyük şenlikler yapılmış.

Padişahın gısrağından da bir tay doğmuş. Yıllar geçmiş, çocuh ve tay büyümüş. Uzun yıllar adı olmayan çocuğa herkes, bir isim bulma yarışına girmişler. Bu yaşa gadar çocuğa ad verilmeyişi, padişaha sıhıntı vermeye başlamış. Vezirini çağırarah, isim verme gonusunda ahıl danışmış. Vezir de dervişin söylediklerini hatırlatarah, onun gelişinin beklenmesini önermiş.

Çocuh ohula başlamış. Burada biri ile gavga etmiş. Gavga ettiği çocuh ona şöyle söylemiş:

— Padişahın oğlu olduğuna şımarma! Daha senin adın bile yoh!..

Eve gelen şehzade, ağlayarah ohulda yaşadıhlarını babasına annatmış. Babasından gendisine bir isim verilmesini istemiş. Bunun üzerine padişah vezire emir vererek bir ziyafet sofrası hazırlatmış. Ülkenin ileri gelenleri davet edilmiş. Herkes, çocuğa uygun bir isim söylemeye başladığında, derviş çıhagelmiş. Derviş çocuğu istemiş getirip gucağına vermişler. Sonra tayın yanına gitmişler. Derviş, atın sırtını sıvazlamış.

— Önüne geçen olmasın, arhandan govalayan dutamasın, sen govaladığını dutasın,” demiş.

Sona da çocuğun sırtını sıvazlayıp ona da şöyle söylemiş:

— Önünde kimse duramasın, bileğini kimse bükemesin. Attığını vura, govaladığını dutasın. Adın da ŞAH İSMAİL olsun, diyerek ortadan gaybolmuş.

Yıllar yılları govalamış. Şah İsmail, delikanlı olmuş. Bir gün Şah İsmail bir rüyâ görmüş. Rüyâsında dervişin biri ona bir gız göstermiş. Bu gızın adı, Gülüzar imiş. Rüyâda gösterilen bu gıza âşıh olmuş. Babasından gendisini evlendirmesini istemiş. Padişah, ülkenin ileri gelenlerin gızlarından biri ile evlenmesini istemiş. Şah İsmail, gendine gösterilen gızlardan hiç birini de gabul etmemiş. İlle de rüyâsında gördüğü Gülüzar ile evlenmek istediğini bildirmiş. Padişah bir ferman çıhararah, evlenme çağındaki tüm gızların “Gülşen Bahçesin’de” toplanmasını istemiş. Toplanan gızlara bahan Şah İsmail, sevdiği gızın bunların içinde olmadığını şöyle annatmış:

Şah İsmail yandı yandı dutuştu,

Gızlar ile helâlleşti, görüştü.

Gülşen Bahçesi’ne velvele düştü,

Hiç birisi Gülüzar’a benzemez!..

 

— Bunların içinde Gülüzar yohtur. Ben Gülüzar’ı arayıp bulacağım, demiş.

 Garahan adında bir bey, çevredekilere böyük zulüm yapıyomuş. Garahan’ın zulmünden gaçan bir oba, çadırlarını Şah İsmail’in yaylasına gurmuş. Obanın beyi, çadırların başına Gülüzar ismindeki gızını bıraharah, üç oğlu ile birlikte Garahan ile savaşmaya gitmişler.

Şah İsmail, avlanmah için dağa çıhmış. Dağın en yüksek depesine gelince önünden böyük bir keklik kalhmış. Golundaki şahini kekliğin arhasından bırahmış. Şahin kekliği govarah çadırlara getirmiş. Keklik, obabaşının çadırının üstüne gonmuş. Şah İsmail de avın peşinden gitmiş. Bahmış ki gendi mıntıhasında bir oba var. Çadırlara doğru yürümüş. Obaya yaglaşınca, Şah İsmail’i garşılamaya gelenler olmuş. Şah İsmail, bu yaylanın gendisine ait olduğunu söyleyerek, önüne geleni dövmeye başlamış. Bir yandan da obanın, çadırlarını söküp derhal gitmesini istemiş.

Bir gaç gişi Gülüzar’a giderek, Şah İsmail’in yapdıhlarını annatmışlar:

— Obaya bir atlı geldi, çoluh-çocuh demeden önüne çıhanları dövüyo. Buranın da gendisine ait olduğunu söylüyo, göçmemizi istiyo...

Gülüzar, güzel elbiselerini giyip, süslenerek Şah İsmail’in yanına gelmiş. Atının başından dutmuş. Şah İsmail, ne görsün! Bu gızın rüyâsında gendisine gösterilen Gülüzar olduğunu hemen annamış. Arayıp da bulamadığı Gülüzar, şimdi atının başını dutmahtadır!

Şah İsmail, gızı görünce:

— Sevgilim, güzelim ben sana yandım! Demiş . Şah İsmail, bayılarah atından yere düşmüş.

Güzar da:

— Efendim,  sultanım ben sana yandım, demiş .

Şah İsmail’in bayıldığını gören Gülüzar, obada bulunan yaşlı gadına goşarah olayı anlanmış ve gardaşları gelmeden bu belâdan nasıl gurtulacağı hususunda ondan yardım etmesini istemiş. Yaşlı gadın, baygın yatan Şah İsmail’in yanına gelip bahmış. İşin çoh ciddi olduğunu görmüş. Gülüzar’a şöyle demiş:

— Şimdi bunu çadırına götürüp bir yatağa yatır. Gapıya nöbetçi goy, içeriye kimse girmesin. Sen de soyun onun yanına yat. Vücudun, onun vücuduna değince ayılır. Ondan sona kalhıp gitmesini söyle...

Gülüzar, onu götürerek yatağa yatırmış. Gendisi de soyunarah yanına uzanmış. Şah İsmail, bir süre sonra ayılınca Gülüzar, ona şöyle söylemiş:

— Yiğidim, ben de seni seviyom ama gardaşlarımdan gorhuyom. gardaşlarım ve babam bu durumda evlenmemize razı olmazlar. Onlar buraya gelmeden senin buradan gitmen gerekir. Gardaşlarım gelince, ben onları senin babana göndereyim. Baban da bu yaylada galmamıza müsaade etsin. Sona da sen, beni babamdan istetirsin...

Şah İsmail, üzgün olarah atına binip sarayına dönmüş. Bu arada Garahan’ın asgerlerini bozguna uğratan Gülüzar’ın babası ve gardaşları obalarına dönmüşler.

Gülüzar, babasına ve gardaşlarına şöyle demiş:

— Buraya yaylanın sahibi olduğunu söyleyen genç bir adam geldi. Önüne çıhan yaşlı, genç, gadın demeyip dövdü.  Bize de yaylayı terkederek gitmemizi söyledi. Şimdi siz bu adamın babasına giderek sonbahara gadar burada galmamız için ondan izin isteyin.

Gülüzar’ın bir gız gardaşı daha varmış. Erkek gardaşları, bu bacılarını erkeklerden bir kötülük gelmesinden gorhduhları için onu hep yanlarında götürürlermiş. Bacılarını çoh sevdiklerinden, onun bir dediğini iki etmezler, sözünden hiç çıhmazlarmış.

Üç gardaş, atlarına binip, yanlarına da o bacılarını alarah yola çıhmışlar. Uzun bir yolculuhdan sona Şah İsmail’in babasının sarayına varmışlar.

Padişahın huzuruna çıharah dileklerini söylemişler.

Padişah; içlerinden kimin reis olduğunu sormuş. Erkek deliganlılar, yanlarında götürdükleri bacılarının reis olduğunu söylemişler. Padişah, reis ile gonuşmah istediğini söylemiş. Diğerleri dışarıya çıhınca padişah, gıza şöyle demiş:

— Obanızda Gülüzar adında bir gız varmış. Oğlum bu gıza âşıh olmuş. Gülüzar’ı görünce bayılıp atından düşmüş. Eğer Gülüzar’ı oğluma verirseniz, yaylayı da size bağışlarım, daha da neler isterseniz veririm...

Gız, padişahtan izin isteyerek bu gonuyu gardaşlarıyla görüşmüş. Gardaşlar, padişahın teklifine razı olduhlarını söylemişler.

Orada Şah İsmail ile Gülüzar’ı sözlemişler. Padişahın verdiği hediyeler ve yaylada galma müjdesiyle obaya dönmüşler.

Gel gelelim Güzar’ın anası, bu işe razı olmamış. Çocuhlarına çağırıp, bağırmış.

— Ben gızımı bir yaylaya ve altına satamam! Tez olun çadırlarımızı söküp buradan gidelim, demiş.

Oba, çadırlarını sökerek göç hazırlığı yaparken, Gülüzar da nereye göçeceklerini, gidecekleri yolları, Şah İsmail’in gendisini nasıl bulacağını,...bbir kâğıda yazarah ocah daşının altına goymuş..

Sarayda Şah İsmail’i bir sıhıntı basmış. Gülüzar’ı görerek biraz neşelenmek umuduyla atına binip yaylanın yoluna düşmüş. Yaylaya geldiğinde ne görsün! Yaylacılardan hiçbir eser yoh. O zaman dünyası başına yıhılmış. Gülüzar’ın çadırının bulunduğu yerin daşlarına yüzünü sürerek ağlamaya başlamış. Ocağın daşını galdırdığında altındaki kâğıdı görmüş. Eline alarah Gülüzar’ın yazdıhlarını ohumuş.

Gülüzar, gardaşlarının zoru ile bu yolu seçtiğini yazmış. Eğer gendisini seviyorsa, Şah İsmail’in arayıp bulmasını da belirtmiş. Ayrıca göçün gideceği yeri, yollarını da belirtmiş. Kestirme bir yol varmış. Bu yolda ganlı bir Arap yolu dutmuş. Çoh tehlikeli olan Arap, günde yedi bardak insan ganı içermiş. Bu yoldan gelmemesi için onu uyarmış. “Geç de olsa selametle gel” diye de belirtmiş.

Şah İsmail, saraya dönerek anasına durumu annatmış. Gülüzar’ın peşinden gitmek istediğini belirterek elini öpmüş. Babasından da izin istemiş .

Şah İsmail göçe çabuh yetişmek için kestirme yoldan gitmeye gkarar vermiş.

Meğer Gülüzar, göç yolunda gördüğü bir çobana da mektup bıraharah, peşinden gelecek bir delikanlı olduğunu, mektubu ona vermesini söylemişti. Şah İsmail de bu çobana rastlamış. Aralarında geçen gonuşmadan sona çoban, mektubu ona vermiş. Ayrıca bu mektubu veren gızın nasıl biri olduğunu tafsilatlı biçimde de annatmış. Şah İsmail, o gecede çobanın misafiri olarah galmış...

Şah İsmail, gitmek istediği yerler hakkında çobandan bilgiler almış. Çoban, kestirme yoldan gitmesinin çoh tehlikeli olduğunu söylemiş.

Sabah yola düşen Şah İsmail, tehlikeye aldırış etmeden kestirme yoldan gitmeye garar vermiş. Biraz yolculuhdan sona, Arab’ın bulunduğu mıntıkaya girmiş. Arab’ın gözcüleri bir yabancının gelmekte olduğunu Arab’a haber vermişler.

Arap, bir gazan ganlı pilav bişirerek Şah İsmail’in yolu üzerine goydurmuş. Gendisi de gelen yabancıyı garşılamah üzere yola çıharah durmuş. Arap çoh güçlü biriymiş, otuz batmanlıh gürzünü rakibine bir vuruşda işini bitirirmiş. 

Şah İsmail, çoh acıhmış. Yolunun üzerinde bir gazan pilav ve içinde bir gaşıh görünce atından inerek gaşığı alıp, pilava saldırmış.

Arap, Şah İsmail’in atını görünce onu çoh beğenmiş. Atı Şah İsmail’in elinden almah niyetindeymiş. Ganlı pilavı yemeye çalışan Şah İsmail’e seslenmiş:

— Ey yiğit! gazandaki pilav, ganlı pilavdır. Onu yiyebilmen için benimle dövüşmen gerekir...

Şah İsmail, bahmış ki yolunda dağ gibi bir adam duruyo. Dövüşle, güreşle başedilecek gibi değil! Yoldan golay geçemiyeceğini annamış. Önce yalvararah yoldan geçmeyi denemiş. Arab’a bir türkü ile şöyle söylemiş.

Aldı Şah İsmail:

Gandahar’dan geldim murat almaya,

Aman arap aman incitme beni.

Dutulmuşum bir dilbere, yosmaya...

Kölen olam arap incitme beni!

Arap da ona türkü ile cevap vermiş.

Aldı Arap:

Çıhar yüksek gayalardan baharım,

Gelen düşmanımı vurur, yıharım.

Tuna seli gibi ganlar saçarım,

Buraya gelenler baç verir, gider.

Şah İsmail, Arap’a yeniden yalvararah gendisini bırahmasını söylemiş. Arap da onun sözlerine şöyle cevap vermiş:

— Gafanı goparayım da, gövden ile  gidebilirsen öyle git!

Sona da nagra atmaya başlamış. Bunun üzerine Şah İsmail, bir türkü daha söylemiş.

Aldı Şah İsmail:

Canım Arap, ne çoh düştün peşime!

Değme şahin pençe vurmaz leşime.

Şindi nazar eyle sen dövüşüme!

Kölen olam arap incitme beni...

Arap, daha önce öldürdüğü gişilerin kellesinden yaptığı galeyi göstererek bir türkü de gendisi söylemiş:

Aldı Arap:

Çoğundan almışım burda hesabı,

Görürsün kelleden burcu, hisarı!

Şaşırmış gendine eder niyazı,

Buraya gelenler baç verir gider!

Arap’ın inadı üzerine Şah İsmail, dövüşmek istediğini belirterek, ilk hamleyi Arap’ın yapmasını istemiş. Arap da Şah İsmail’in gendisini küçümsediğine çoh gızmış, hamle sırasını ona vermiş. Bunun üzerine Şah İsmail şöyle söylemiş:

Mızrağı, galhanı alam elime;

Hazreti Mevla’yı dedim dilime,

Mevla yardım eyle Şah İsmail’e,

Mevla’nın aşkına incitme beni!

Arap, otuz batmanlık gürzünü gaparah atını Şah İsmail’in üzerine sürmüş. Şah İsmail, galhanıyla güç belâ  bu hamleyi savuşdurmuş. Şah İsmail, çoh zorlu bir düşman ile garşı garşıya olduğunu annamış. Hamle yapmadan önce Arap’a bağırmış:

— Ey Arap! Aldığım gibi satamazsam, senin vurduğun gibi vuramazsam, anamın sütü bana haram olsun! İşte geliyom, gendini goru!..

Arap, Şah İsmail’in gürz ile yaptığı hamleyi, gürzü ile garşılamış. Şah İsmail’in hamlesiyle Arap’ın gürzü dört parçaya bölünmüş. Gendisi de atından yere düşmüş. Şah İsmail, yere atlayarah onun göğsüne oturmuş. Gılıcını çekip vuracağı sırada Arap, yüzündeki maskeyi sıyırmış. Şah İsmail, bahmış ki, Arap diye dövüştüğü gişi, dünyalar güzeli bir gız! Onu golundan dutup galdırırken, gız da gırh güzel hizmetçilerine bağırmış:

— Ne bahıyorsunuz, goşun! Aradığım dengimi buldum!

Hizmetçi gızlar goşarah gelmişler. İkisinin gollarına girerek onları saraya çıharmışlar. Ahşam olunca gız bir yatah sermiş. Şah İsmail ile birlikte yatmah teklifinde bulunmuş. Şah İsmail de, birbirlerine ilişmemeleri şartıyla aynı yatahda yatmayı, gabul etmiş.

Gız bunun ne demek olduğunu sorunca, Şah İsmail başından geçenleri ona annatmış. Gülüzar’ı bulup geldikten sona gendisiyle evleneceğini söylemiş. Üç gün orada misafir galdıhdan sona Güzar’ın peşinden gitmiş.

Geçen zaman içinde padişah ölmüş. Şah İsmail, babasının yerine geçmiş.

Bant burada bitti... Hikâyenin devamını bilen yok.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
AHMET KARASLAN

AHMET KARASLAN

DİĞER YAZILARI KÖYÜME (GÖMÜRGEN) 28-11-2020 15:57 İLKBAHARDA 21-11-2020 12:31 BAYRAMLAŞMA 14-11-2020 17:46 YENİ YOĞURT 07-11-2020 14:05 UTANIN!.. 31-10-2020 16:47 GARADAĞ’DAN GÖRÜNEN YERLE 24-10-2020 13:53 GÖMÜRGEN 17-10-2020 14:27 GÖMÜRGEN 03-10-2020 14:54 DEĞİL Mİ?.. 20-09-2020 18:29 KÖYÜME (GÖMÜRGEN) 14-09-2020 19:52 YAYLADA 05-09-2020 15:08 DEĞİL Mİ? 28-08-2020 11:27 GÖMÜRGEN 14-08-2020 11:19 VAR 07-08-2020 11:32 AHMET KARAARSLAN-ŞİİRLER 01-08-2020 10:55 ŞAH İSMAİL 29-07-2020 11:01 ÇOCUKLUĞUM 24-07-2020 11:44 GÖMÜRGEN 22-07-2020 12:03 YARALI MAHMUT 20-07-2020 12:51 GOÇ MUSTAFA 14-07-2020 12:15 KEDİNİN TEK OYUNU 01-07-2020 12:05 HİKAYELER... AH ADEM BABA AH!.. 29-06-2020 13:58 TOPRAK ANA VE MEVSİMLER 26-06-2020 12:02 CIRCIR BÖCEĞİ (Cırlayık) 22-06-2020 11:13 GÜVERCİN TİLKİ VE LEYLEK 13-06-2020 13:33 LANET OLSUN… 10-06-2020 13:35 DEVECİ İLE YILAN 08-06-2020 14:01 KÖSE DAĞI MASALI 01-06-2020 13:33 ÇİLKEKLİK VE DAĞ KUŞU 30-05-2020 12:15 TİLKİ İLE ÜZÜMLER 27-05-2020 14:24 KARGA İLE YILAN 26-05-2020 10:46 KAZAN ÖLDÜ!.. 25-05-2020 12:51 BİR KEMİK AT DA GÖR! 24-05-2020 07:01 GİDEYİM Mİ DAHA DA? 18-05-2020 13:15 VAAZ 16-05-2020 12:16 KONUŞAN KAVAL 07-05-2020 12:33 TARLA KUŞU 29-04-2020 16:33 AĞUSTOS BÖCEĞİ VE KARINCA 24-04-2020 12:25 KARGA İLE YILAN 21-04-2020 13:18 ANADOLU EFSANESİ 19-04-2020 11:20 KONUŞAN KAVAL 11-04-2020 14:16 KAZAN ÖLDÜ!.. 10-04-2020 15:37 AĞAM İSTANBUL’U MESKEN Mİ DUTTUN? 20-03-2020 11:18 GÖMÜRGENDEN İNANIŞLAR-3 13-03-2020 11:41 GÖMÜRGENDEN İNANIŞLAR-2 06-03-2020 13:45 GÖMÜRGENDEN İNANIŞLAR-1 28-02-2020 11:48 EZOP MASALLARINDAN 21-02-2020 11:01 BİR TÜRKMEN DÜĞÜNÜ... 14-02-2020 11:23 ÖKÜZÜ KESİN 07-02-2020 11:42 NASRETTİN HOCA FIKRALARINDAN ŞİİRLER 31-01-2020 10:53 ODUNCUNUN DİLEĞİ 24-01-2020 11:11 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-12 17-01-2020 11:53 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-11 10-01-2020 11:49 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-10 03-01-2020 11:18 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-9 27-12-2019 11:30 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-8 20-12-2019 11:15 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-7 13-12-2019 11:57 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-6 06-12-2019 11:41 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-5 29-11-2019 11:09 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-4 22-11-2019 10:59 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-3 15-11-2019 11:28 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-2 08-11-2019 12:06 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-1 01-11-2019 11:20 HABİB KARAASLAN-10 25-10-2019 11:34 İLK TEDRİSATA ARZUHAL 18-10-2019 11:26 HABİB KARAASLAN-8 11-10-2019 12:05 HABİB KARAASLAN-7 04-10-2019 10:57 HABİB KARAASLAN-6 27-09-2019 11:55 HABİB KARAASLAN-5 20-09-2019 11:02 HABİB KARAASLAN-4 ŞAİRLİK 13-09-2019 14:02 HABİB KARAASLAN-3 06-09-2019 11:34 HABİB KARAASLAN-2 30-08-2019 12:06 HABİB KARAASLAN-1 23-08-2019 11:45 GÖMÜRGEN’DE SAYIŞMA VE TEKERLEMELERİMİZ 16-08-2019 11:49 KONUŞAN KAVAL 09-08-2019 11:37
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş2044
  • 2Galatasaray2039
  • 3Fenerbahçe1939
  • 4Gaziantep FK2035
  • 5Trabzonspor2033
  • 6Hatayspor2032
  • 7Alanyaspor1931
  • 8Fatih Karagümrük2030
  • 9Yeni Malatyaspor2027
  • 10Antalyaspor2026
  • 11Göztepe2025
  • 12Çaykur Rizespor2025
  • 13Sivasspor1924
  • 14Başakşehir FK2024
  • 15Konyaspor2023
  • 16Kasımpaşa1922
  • 17Kayserispor1919
  • 18Gençlerbirliği2019
  • 19MKE Ankaragücü1918
  • 20BB Erzurumspor2017
  • 21Denizlispor2014
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA