DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
MEHMET HABİL TECİMEN
MEHMET HABİL TECİMEN
Giriş Tarihi : 20-01-2021 09:23

‘Nurettin Topçu’ Meselesine Giriş

Eleştiri --1

 

Öncesi ve sonrası ile Nurettin Topçu ikilemi (1) üzerine, ne Bergsoncu yaklaşımı ne de onun Varidat’tan mülhem isyan-cı ahlâkını Herakleitos (11) ve Parmenides (12) kabulü ile okuyan zeminin(15) Bedrettin kabulünü burada onca zorlamaya rağmen anmak istemem ama bu durum benim isteğime bağlı değildir. Bu isyancı fikri takibi İbn-i Arabî’ye getirmek ve onun ardından İbn-i Arabî’nin panteizmini (!) (Türkiye’de mezhepçi tasavvufi isyanla birleştirmek) Türk düşünce sahasının tam anlamıyla alabora edildiği ve bunun darmadağınık bir kimlikle Cumhuriyet nesline anlatıldığı ve ardından söz konusu tabiiyetinin maneviyatçılık-ruhaniyetçilik (spiritizm) olarak dile getirildiği başka bir safhalaşma (ve dönem karmaşası aidiyeti) görülmemiştir.

 

Anlatacağımız konunun tarihsel formülü şudur:

 

Aristo+AquinoluThomas+kilise-Luther-kapitalist ahlak

------------------------------------------------------------------ =pagan-judeo-christian

Kralcılık+Efendicilik+kölecilik

 

 

 

Aydınlanma kavramları=Merkantalizm+Marksizm+Modernizm

--------------------------------------------------------------------------------=hermönetik kabiliyet

Kavram egemenliği+ siyaset egemenliği+ tek dünya krallığı+tek hanedanlık

 

 

Topçu’ya, bu kimliklenmeyi ünlü Fransız Profesör Louis Massignon etrafındaki İslam düşüncesi tahlilleri ile Batı eşleşmeleri yapan bu profesör etrafındaki şarkiyatçıların yaptığı gizli değildir. Her haliyle Türk düşünce hayatını Fransız tabiiyeti (ve kabiliyeti ile) okuma taraftarı olarak Topçu’nun ‘milli maarif davası’ başlamadan (bu veya o haliyle) son bulmuştur.

 

Türkiye Siyasi Tarihi açısından olduğu kadar düşünce tarihi çerçevesinde de tam anlamıyla bir harika çocuk uhdesi ile memleketine avdet etmesi ihatasına rağmen Topçu Hoca’nın, aleni Fransız toplumcu muhtevasını (Marks öncesi sosyalizm’i- Saint Simon/Proudhon/Thomascı tek tanrıcılığı) ve onların ilk dönem -farklı- sosyalizm okulunu dönemsel kavram değişiklikleri ile okuyup bize anlatma hali hoş görülebilir mi?

 

(changement-mouvement-revolution zemini ardından L’Etagé-bas à bas içeriği)

 

Bu anlamıyla Topçu, kesinlikle düşünce dünyası ‘okumaları’ ve Hareket- mouvement- Dergisi yazılarının –bazılarının- dışında verdiği eserlerin tamamı ile tahkik edilmesi gereken ciddi bir millîleşme hamlesi için -elzem olmayan- bir külliyattır. (entelektüel olarak makbuldür ama duru değildir.)

 

Ve maalesef, ‘’Yeni Türkiye Okumaları’’(5) hamlesinin teyakkuza geçmiş kolları ile incelenmesi gereken kılcal ‘’hata’’ içgüdüsü çok güçlü bir düşünce adamıdır.

 

Topçu’yu, okumadığı halde övgüler düzen ve bundan dolayı kendince küçük sosyal kabiliyetler peşine koşanlardan olmamak için kavram kavram -tabiri diğerle ‘özlük be özlük’- Topçu’yu incelemek gerekir kanaatindeyiz.

 

Nureddin Topçu’nun düşünce dünyası

 

 

Topçu kendi çabasının dışında Fransız ahlaki (moralizm) dünyasının içindeki tartışmaların başlıklarını tipik bir Tanzimat kopyacılığına-tabiiyetçiliğine -ki bu yaşadığı dönemde hiç yadırganmazdı- Fransızlar arasındaki ahlakîlik (moeurs/ L'éthique) dip notlu-taraflı tartışmaları kendine has eşleştirmeleri ile (konumları ile) Türkiye’ye transfer etmiştir.(2)

 

El vâki, 1930-40’ların Türkiye’sinde bu taraflılığa evet-hayır diyecek ne ciddi bir eleştiri kültürü ne de buna komplikasyon (complication) parametresi (le paramètre) çizecek bir akademi kimliği var idi. Dememiz odur ki, Topçu uygun fırsatta uygun bir zaman diliminde Fransa’da ‘Fransız pagan devrimi (1789)’ ve sosyalizm içeriğinden aldığı -dip bilgili-(13) akademik münazara muhtevasını Türkiye’de Varidat’ın (İsyan Ahlakına) sözüm ona İbn-i Arabî’den aldığı ve elbette bu anlamıyla Mevlana’ya ulaştırdığı bir kimlikle harmanladı. ( Bu yolu kendi mi seçti yoksa akademide kalmanın başka yolu yok mu idi? Ya da L.Massignon ona nasıl örnekleme oldu? Bilin-iniyor-miyor...)

 

Yeni nesil bilmez ama bu anlamıyla, bu ülkede devlet kurucu kimliğin baş -selçukî-aktörü İbn-i Arabî ile Varidat yazarı Şeyh Bedreddin’i ‘tekleştiren’ ve buradan bir isyancı aidiyet meşruiyeti sağlamak isteyen bir akademik (mezhepçi-Marksist) sapma vardı .–ki bugün de var.) Bunu Hoca’nın tasavvuf algısı nasıl yaptı bilinmez ama günümüzde ‘Türkiye isyan tarihi’ni’’ Sünni-Bektaşilik veya Bektaşi-Bektaşilik üzerinden anlarken Hoca’nın ayrımlarının bizi temsil etmemesini dikkate almayalım mı? Bu sorular, hâlâ cevapsızdır. (ama Türk akademisi ve rejim kimliği buna mı izin verdi, o dönemde? Bunu söyleyip konuyu kapatalım mı?)

 

Başka bir noktadan, Aristocu-Katolik kimliğin kilise babası Aquinolu Thomas’ın Grek patentli monateizminin (6) damıtıla damıtıla Türkiyeli seçkinler eliyle Türk fikir hayatını ve maarif dünyasını yenileyeceğini hatta bu yeniliğe de Osmanlı kültür kimliğinin onca övgüsü ile çerçeve çizilebileceği ardından, bunun devrimci Fransız repüplikasyonu’nu (3) Cumhuriyet Türkiyesi anlamıyla bir (Hareket Dergisi) ekol haline getirebileceğini (14) -özellikle Tek Parti iktidarının bitişinden sonra ortamın buna elverişli hale gelebileceğini- anlatmak kendi içinde isabetli bir tutum olarak gözükebilir. (Hoca bunu böyle anlatmış mıdır? Hoca’nın günümüze izahı bütünüyle budur, ama…)

 

Kavramsal ikilemlerin hali pür melalî

 

H.Bergson dinselciliği, (religiosité) Topçu Hoca’yı tatmin etmiş görünürken Bergson’un pozitivizmi reddini Hoca’nın doğrudan kabul edişi 20. yy İslamcılarının aynı kavramı olumlayan tavırlarını Türkiye’de akademik kariyerle İslamcı (İslamî değil) kavramların hiçleştirilmesi, bunun da üstünde Üç Tarz-ı Siyaset’in bütün kutuplarının rejimle farklı kavramlar üzerinden kurmaya çalıştığı ilişki düşünüldüğünde konu cidden 20. yy ayrışmalarının ‘nasılını’ anlamamız açısından bize ipucu verir. Mesele yeni rejimin nezdinde ‘geçer akçe’ olmakla alakalı mıdır? Öyledir…!

 

Bergson-cu Nureddin Topçu ve İslamcıların belirlediği kavramlar ile Aydınlanmacı Sol kimliğin kurduğu rejim fikri-yatı-nın 1960’lı yılların ardından aynı sosyal zemini paylaşma çabasının pragmatik içgüdüsü Türkiye’de kavramların gerçekten kendini rejim nezdinde makul hale getirmek istencinin bir ürünü olarak belirlendiğini bize anlatır durur.

 

Söz konusu dönemde Batı’dan alınan kavramların taşıyıcısı olmak gelenekçi -maneviyatçı çizginin ayrışmasını sağlarken Bergson’a İslamcı mesafe yani -sezgiciliğin- hayırlanması karşılıklı olarak yüzyılın en netameli –tercih- kafa karışıklığı zinciridir.

 

Hoca’nın, Bergson üzerinden kurduğu pozitivist ‘uzaklaşım’ konuyu Batı algısında –tekraren- bırakırken insancılık (hümanizm) vasfı ile diğer bir korkunç dilemma zeminine onu savurur, o da sosyalizmdir, ki bu inanılmayacak bir savrulmadır. Bunun izahı kesinlikle kabil değildir. Biz bu dolambaçlı kavram seçici ama yeniden Batı’ya müracaat ederek yeni bir kavram talep edici ve bu kavramı kendi sorunsalı içinde Türkiye siyasi ve sosyal tarihine giydirici bir muhteva zeminine Topçu Hoca üzerinden -binlerce kez- itiraz ederiz. (Bu, şu anlama gelmez, elbette bahsettiğin hali İbni Sina da yaptı, Topikler’le hemhal oldu, hatta Gazzali’de bu var. Ne bu şimdi 20. yy’ı anında, 11. yy’a götürmeler?)

 

Elverir ki, onca zorlama akademik kabiliyetsizlik örneği sergilenerek İbn-i Arabî’ye de bu türden yaftalamalar yapıldı ve dendi ki, (20. yy yanlışları mottolu izahla geçiştirilerek), o da Panteistçi... (Vahdeti Vücut, panteizmdi değil mi ama?) İslam toplumunda söylenen her sözü kavram kimliği itibari ile Roma-Grek ve Katolik olurlarına oturtmak, Doğu-Batı sorunsalının en ciddi problemi haliyle önümüzdedir. Keşke bu çizgiyi, Topçu Hoca da -fark etse-korusa idi. Bilgi teorisini bilge olma halinin öznelliğine saramayan, bu anlamıyla 9. yüzyıldan 12. yüzyıla doğuş zincirine karşı, 16. yy sonrasında kapaklanma ve dağılma alanını sürdüren, onca fikri kabiliyetimizin yanlışlarını Topçu Hoca’da gördüğümüzden dolayı üzgünüz.

 

Lakin Topçu Hoca bunu devrin baş kodamanlarının içinde olduğu istidraç kimliği üzerinden anladı ve dönemsel zemini bize aktardı, deyicilere karşı da şuan itibari ile de fazla söz söyleme taraftarı değiliz. (mesafeliyiz.) Sezgici olup gezginci (7) bir hali tasavvur ederek zalim idareye ve onun Aydınlanmacı popülarizm’ine karşı eğer bir alternatif sunma niyeti varsa Hareket’in, ‘’harekâtına’’ biz de bu anlamıyla hoş bakabiliriz. Bilakis bu yukarıda saydığımız (eklektik) kuşkumcu zemini ve Batı’nın mutlak felsefi başarısını Türkçeye aktarırkenki kendi sahasını darmadağın edici bilgi yığınını ve bunun seçimci-ele geçirimci anlamını şuan itibariyle gözümüzden ırak tutmamalıyız.

 

Terminolojik Marksizm çekim alanında olmak

 

Gilles Deleuze (4) Marksist terminolojiyi Bergson üzerinden -yapı kırımcı- haliyle okuyor ve bu deklarasyonu 20. yüzyıl üzerinden 21. yüzyıla aktarıyor ise (ve dahi devrimci sendikalizm G. Sorel mantığı üzerinden

Bergson’a sarılıyor ise…) Topçu Hoca’nın, söylediklerine karşı mesafeli olma zamanı gelmiş demektir. Çünkü Topçu Hoca’nın, Fransızca Hocasına Sarbonne savunmasında (uyumculuk ve başkaldırı zincirlemesinde) imdi bu mesele nedir sorusunu bizim ölçeğimizde –şuan- sorabilme ihtimali olmadığına göre görev kesinlikle bize düşüyor. Topçu Hoca’nın kullandığı tüm kavramların Marksizm’in en fazla tekrarladığı kavramlar olmasına şimdiye değgin kimsenin dikkat etmemesini, hatta bu kavramları bize yedirmeye çalışılmasını ve dahası Hoca’nın muhtevasını iyi bir ‘sentez ahlakı’ (8) olarak anlatmaya kalkanları gördükçe bu iş, fazla uzadı diyoruz…

 

Hiçbir spekülatif mecaza nail olmadan Anadolu Milliyetçiliği’nden (9) (milliyetçilik üretme işlevini) başlatan her dönemsel kavramı kendi hali içinde anlayıp irdelemeden meselenin tek boyutu ve zamanın kendi içindeki Proustcu halini –günümüzden- Nurettin Topçu Hoca’nın yaşadığı döneme samimiyetle rücu ettirmek isteriz. Hoca, onca âlicenaplığı ile biliyorum ki, evet köken külliyatımda (temel kitaplarımda) anlatma-aktarma-tabiiyet sorunu var diyecektir. Bu ‘iyiliği’ bize yapacak ve biz de dönemsellik konusunda Marksist terminolojiden karşı kanıtlar sunmak zorunda kalmayacağız.

 

Lakin meselenin özünü netleştirmek ve bir kez daha Batı’ya karşı netleşmek ise hedefimiz dekadans (decadance) döneminin bütün söylemlerini mercek altına alıp kalenin giriş ve çıkışlarını kontrol etmek zorundayız. Çünkü bir at’ın nalındaki bir tek çivi ve o çivinin yapıcısı demirci ustasının çiviye verdiği ayar, at’ın üzerinden ülkenin anlamsalını yıkabilir-kopartabilir ve bu kopartış millî sosyalizm gibi Türkiye’nin belli-mahalli Batıcı kimlikleri için hâlâ kurtuluş umdesi olarak anlatılabilir. Topçu Hoca’nın sosyalizmini sosyal adaletçilik üzerinden (10) anlatma kabiliyeti Marks terminolojisi açısından hiçbir şey ifade etmez. Ama bizim için şuan itibarı ile bu durum çok şey ifade eder. Çün vaki ki, Karl Marks, komün’leşmenin ilk basamağını sosyalizm olarak ilan ettiği kertiği 1848 sonrası ilan edegelmiştir. Ve bu halin millî-lik ahdi için tam bir sorunsal olması gerektir. Nokta...!

 

 

  1. Nureddin Hoca hatayı boyu doğu-batı ikileminde kalmıştır. Bu hali de maalesef etkisinden kurtulamadığı Louis Massignon’un düalist kabiliyetinden devralmıştır. Massignon Topçu Hoca’nın zihin dünyasını öylesine istila etmişti ki kendi vahiy kaynağı ikilemlerini adeta onun kavramsalcılığına boca etti.
  2. Bu öylesine kapsamlı bir sorun ki Türkiye’de kimse bu anlamıyla moeurs’ü tanımadı, bütün bir ülke etik’te (L’ethique) kaldı.
  3. Beş dereceli Fransız cumhuriyetinin o dönemdeki dördüncüsü…
  4. Bergsonculuk- Gilles Deleuze
  5. Biiznillah- bunu biz yapacağız
  6. Deizm…
  7. Batı felsefesinde sadece gezinmek…
  8. Hegel diyalektiği
  9. Yarınki Türkiye-Dergâh yayınları
  10. Üniversitenin baskılaması
  11. ‘’Her şey sürekli devinim ve gelişim içindedir.’’
  12. Parmenides- Doğa hakkında, İstanbul-2015
  13. Fransız Akademisi (Académie française-1634) devrim sonrası dip bilginin başlıca kozası için çalışmıştır. Onlar mezarda değil antik Panthéon’da yatmaya layık görülmüşlerdir.
  14. Tedricilik…
  15. Bu zemin Türk toplum düşünce tarihi olaylarını Batı felsefe tarihi üzerinden okuma zorunluluğu…

 

NELER SÖYLENDİ?
@
MEHMET HABİL TECİMEN

MEHMET HABİL TECİMEN

DİĞER YAZILARI Türkiye üzerinden aşklar koalisyonuna tazim 03-03-2021 12:52 İkircikli tekel kimliğine konuşma yazıtı 01-03-2021 14:04 Osmanlı toplumundan liberal Türk tabakalaşması düzenine giriş 27-02-2021 22:49 Laikçileşme üzerinden başlangıç 17-02-2021 12:46 Türk Edebiyatı’nda kadim-modern statükosu 16-02-2021 11:53 Bir gelişmecilik hikâyesi olarak modernité 09-02-2021 19:07 Üçlü politikaya karşı ‘Tek Tarz-ı Vahiy’ 07-02-2021 18:12 Türkiye siyasi kültüründe Fransa ihtilâl tarihi muhibliği  04-02-2021 13:03 Fikirdaşlara aşikâre ötelenmiş fikrî arkaplan 02-02-2021 17:28 Türk Edebiyatı’nda zamanın taharrûatına tavzih 31-01-2021 19:29 Medeniyetin öldürücü kültür kapsülü 28-01-2021 13:25 Üç kültür tekâmülü 27-01-2021 12:48 Hz. Muhyiddin’i anlama meselesine giriş 26-01-2021 14:46 Marksist felasifeye Türk dokunuşu 24-01-2021 17:45 Türk Medeniyeti Tarihi’ne Başlangıç Cümlesi 23-01-2021 18:20 Cemil Meriç meselesine giriş 22-01-2021 19:08 ‘Nurettin Topçu’ Meselesine Giriş 20-01-2021 09:23 Türk Edebiyatı’nı eleştirme kabiliyetine ilişkin… 19-01-2021 09:09 İsmet Özel eleştirisine ruk’a 17-01-2021 09:55 Metafiziği tanımlama kabiliyetine dair 16-01-2021 18:27 Marksizm’in beş eksiği beş fazlası 14-01-2021 17:42 Marksizm’in üretim kimliği, tüketim anlatımı 13-01-2021 13:19 İnanılmazlık üzerine metot teatisi 10-01-2021 15:04 Gidiş ve bir daha hiç gitmeyiş… 09-01-2021 17:17 Nice zaman ilinde bir şehir tesellisi… 05-01-2021 15:59 ‘Pazarın Sistematik Babaları’ (1) 03-01-2021 15:29 Marksizm neden küçümsenmemelidir zihniyetinin dikkatine… 02-01-2021 19:07 Market hükümleri üzerine kadim söz iklimi 23-12-2020 10:19 Kahvesiz kalmanın tatsızlığı… 22-12-2020 09:35 Dudak mimikleriyle gelişen tebessüm kimliğine dair… 19-12-2020 12:07 Are you love me neden demez İngilizce? 17-12-2020 09:34 BİR TEK METİNLE İNSANA NİZAM VERMENİN HİKÂYESİ 15-12-2020 13:41 BİR METEL AKŞAMINDA KAYSERİYYE 12-12-2020 11:20 TÜRKLÜĞÜNÜN DAS’ÜL EVRESI DAD-EL HÜKMÜ MEVT DEVRESI 10-12-2020 11:24 TÜRKİYE’NİN ZAFERLERİNE NASIL BIR GÖLGE TASAVVURU? SAĞ VE SOL TÜRKİYE İÇİN NASIL BİR KAVRAM OLMALIDIR? 09-12-2020 10:48 TÜRKIYE TARİHİNDE FAİZİN ÜÇ EVRESİNE DAİR 08-12-2020 14:38
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA