DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
MEHMET HABİL TECİMEN
MEHMET HABİL TECİMEN
Giriş Tarihi : 23-12-2020 10:19

Market hükümleri üzerine kadim söz iklimi

Market kavramın kendi içinde oluşan doğal gidişatına hiç girmeden diyelim ki, genel piyasa tanımları bizim derdimiz midir? Değildir. Öyle ise nedir? Piyasayı ekonominin tanımladığı anlamın dışına çıkarmak o kadar zor ki. Çıkarmadan genel geçer anlamda ne diyebiliriz? Olabilir mi böyle bir şey? Mümkün ama… Uzatmayalım, öyleyse şöyle diyelim, insanın ihtiyaçlarının temin edildiği alım satım alanlarıdır, piyasa (market-ing). Oldu mu? Hayır, hafife kaçtı! Ne gerekir? Piyasanın neden oluştuğu bilinmeden piyasa ile ilgili bir tasnif yapılabilir mi? Makro kısmet (oportunity); mikro nispet (averagely) yani senin en kıymetli (objet-ius) mal alımın, benim sevimli halimdir demek olabilir mi, bu algülüm-vergülüm meselesi? Durun alay etmiyorum! Piyasa şudur: ihtiyaçların temin edildiği her tecrübe insana mal seçimi imkânı sunuyor ve hizmet değeri biçiyorsa işte orası piyasadır.

Arka plana bakalım mı? Piyasayı en anlamlı peygamberler tarif eder derim. Nebi İsa Ruhûllah (as) der ki, Pazar da aldatma… Demek ki Pazar aldatma ve aldanma yeri. Bu anlam çıkmaz mı buradan? Kelimûllah Musa (as) der ki, Pazar aldanılan yer olamaz ama aldanılan da olmamalı! Mesaj doğrudan topluma değil mi? Hitap ve talep var burada; uyarıda… Peki, Allah’ın Habibî Efendimiz (sav) ne der, Pazar da aldatan bizden değildir. Masumiyet karinesi çizilir, burada. Kim adına bu karine; mal alımını ve hizmet tanımını piyasa şartlarına göre değil pazarın efendilerine göre temin etmek zorunda kalan mazlumlar adına. Öyleyse bizler piyasayı sadece kâr hanesi olarak aldatma kumpası yapamayız. Yaptığımızda doğan kartel/tröst kimliği karşı devrim doğurur, yani, serbest piyasanın bitişini… Bağımlı devlet piyasasının meseleyi kayıtsız-şartsız güdümlü hale getirmesidir bunun sonucu. Vahyin kaynağını (Kur’an-ı Kerimi) öyle anlamalıyız ki, topyekûn aydınlanalım öyleyse. A. Smith (1723-1790) kimden aldığı çok da mûhal olmayan konuyla ilgili görüşünü kaydederken piyasa bizler için kapıdır, kim nasıl oradan girmek-geçmek isterse egemenlik alanında hükümferma olur der; hükümferma olur meselesini belki ima eder der ki, Pazar bir egemenlik sahasıdır. Öyleyse devletlerin ilk pazarı düzenleme meselesi ekonomi-politiğin temel konusudur. Söylemenin tam da sırası geldi mi imdi?

Bütün bu anlamlara kartezyenistler ne der, piyasayı kim yönetirse egemen odur. Öyle mi? Kartezyen koordinant ne ki peki? Şudur; piyasanın dengeli olabilmesi için muhakkak piyasaya giriş ve çıkışlar kontrol edilmeden (dikkat!) kontrol edilmeli. Yani ne demek istedik, doğrudan kontrol etmeye kalkarsan piyasanın serbest elini ürkütürsün, öyle ise arzın üzerinde talep niteliğini iyi analiz ederek Kartezyen koordinatı bulur-sun-uz; bulursun da ne olur? Piyasa kendiliğinden oluşturduğu denge ile Pazar payını öder, hem tüketiciye hem de pazarın gerçek sahiplerine; kim pazarın gerçek sahibi? İşte ekonomi politiğin konusu budur. Pazarın gerçek sahibi kimdir kavgası-çatışmasıdır mesele. Devlet mi, halk mı, seçkinler mi, tröst mü, kilise mi? Yoksa hepsi mi? Dahası hepsinin ortak olduğu bir tröst sistemi mi? Günümüzde pazarın sahibi kim zannediyorsunuz?

Keynes’e îllâ ki de devlet dedirten –kutsal metinleri (vahiy) bu anlamıyla tanımamazlık değil belki ama- piyasanın tanrısı (Plutos) olarak state’i gören anlayışını şimdi anladık mı? Devletin olmadığı yerde piyasa oluşmaz-olmaz ilkesi -ki, Keynes kilisenin piyasa kontrolü yapma meselesini devletleştirme eğilimini öne çıkartarak olurlar (mı?). Vahyi es geçer (sekülerliği ile…) yeni piyasa tanrısı olarak Plutos’u görür. İyi mi?

Öyle ise deriz ki, piyasayı kim reel politik kar hanesine toplumları borçlandırma anlamıyla eklerse-raptederse kural dışına çıkar… Kural neydi? Toplumun menfaati… Konu çözüldü mü nezdinizde? İnsanın ihtiyacı/Piyasa=mal+arz-talep

Kim insanın ortaklaşa refahı adına piyasayı kullanırsa ve buna fırsat tanırsa o da insanlık adına iş yapmış olur. Bunları bir giriş olarak anlayın ama hafife almayın ikinci piyasa girişi Marksist manifestonun piyasayı anlama kimliğinin deşifresi olarak karşınızda belirecek. Yazacağız konuyu yani… Şöyle diyelim, puarusteau/piyasayı anlama yasası demekle varacağımız bir yer olacak ama o yer sizce de önemli olacak; mesela diyeceğiz ki, Hegel diyalektiği neden bu kavramı yani piyasayı, bazaar olarak değil de localixcus/yer ilâmı olarak anladı? Bilen Marksist arkadaşlar el kaldırmadan tebessüm etsin biz meseleyi onlar adına anlarız.! Marksizm’i bu sevide bilen biri var mıdır ülkemizde? Keşkeee... Hadi öyleyse...

 

 

Karteyenistler: piyasa serbest olmalıdır ama çok da serbest olmamalıdır görüşü… Güdümlülük…

---

NELER SÖYLENDİ?
@
MEHMET HABİL TECİMEN

MEHMET HABİL TECİMEN

DİĞER YAZILARI Günahın metodik anlamsalı üzerine sözce 09-04-2021 15:24 Asyalı antikite kabiliyeti nedir duruşuna giriş 06-04-2021 14:04 Türk hâkimiyet yöntemi 30-03-2021 18:27 Aldanma üzerinden büyür aldatma 27-03-2021 19:39 Üç Tarz-ı Siyaset eksenli politik duruşun 20. yy eksenli eksantrik kabiliyetine cevabî giriş 15-03-2021 13:01 Marksizm’in uygulanabilir kavramları bağlamında kapitalist değerler 09-03-2021 11:14 Türkiye üzerinden aşklar koalisyonuna tazim 03-03-2021 12:52 İkircikli tekel kimliğine konuşma yazıtı 01-03-2021 14:04 Osmanlı toplumundan liberal Türk tabakalaşması düzenine giriş 27-02-2021 22:49 Laikçileşme üzerinden başlangıç 17-02-2021 12:46 Türk Edebiyatı’nda kadim-modern statükosu 16-02-2021 11:53 Bir gelişmecilik hikâyesi olarak modernité 09-02-2021 19:07 Üçlü politikaya karşı ‘Tek Tarz-ı Vahiy’ 07-02-2021 18:12 Türkiye siyasi kültüründe Fransa ihtilâl tarihi muhibliği  04-02-2021 13:03 Fikirdaşlara aşikâre ötelenmiş fikrî arkaplan 02-02-2021 17:28 Türk Edebiyatı’nda zamanın taharrûatına tavzih 31-01-2021 19:29 Medeniyetin öldürücü kültür kapsülü 28-01-2021 13:25 Üç kültür tekâmülü 27-01-2021 12:48 Hz. Muhyiddin’i anlama meselesine giriş 26-01-2021 14:46 Marksist felasifeye Türk dokunuşu 24-01-2021 17:45 Türk Medeniyeti Tarihi’ne Başlangıç Cümlesi 23-01-2021 18:20 Cemil Meriç meselesine giriş 22-01-2021 19:08 ‘Nurettin Topçu’ Meselesine Giriş 20-01-2021 09:23 Türk Edebiyatı’nı eleştirme kabiliyetine ilişkin… 19-01-2021 09:09 İsmet Özel eleştirisine ruk’a 17-01-2021 09:55 Metafiziği tanımlama kabiliyetine dair 16-01-2021 18:27 Marksizm’in beş eksiği beş fazlası 14-01-2021 17:42 Marksizm’in üretim kimliği, tüketim anlatımı 13-01-2021 13:19 İnanılmazlık üzerine metot teatisi 10-01-2021 15:04 Gidiş ve bir daha hiç gitmeyiş… 09-01-2021 17:17 Nice zaman ilinde bir şehir tesellisi… 05-01-2021 15:59 ‘Pazarın Sistematik Babaları’ (1) 03-01-2021 15:29 Marksizm neden küçümsenmemelidir zihniyetinin dikkatine… 02-01-2021 19:07 Market hükümleri üzerine kadim söz iklimi 23-12-2020 10:19 Kahvesiz kalmanın tatsızlığı… 22-12-2020 09:35 Dudak mimikleriyle gelişen tebessüm kimliğine dair… 19-12-2020 12:07 Are you love me neden demez İngilizce? 17-12-2020 09:34 BİR TEK METİNLE İNSANA NİZAM VERMENİN HİKÂYESİ 15-12-2020 13:41 BİR METEL AKŞAMINDA KAYSERİYYE 12-12-2020 11:20 TÜRKLÜĞÜNÜN DAS’ÜL EVRESI DAD-EL HÜKMÜ MEVT DEVRESI 10-12-2020 11:24 TÜRKİYE’NİN ZAFERLERİNE NASIL BIR GÖLGE TASAVVURU? SAĞ VE SOL TÜRKİYE İÇİN NASIL BİR KAVRAM OLMALIDIR? 09-12-2020 10:48 TÜRKIYE TARİHİNDE FAİZİN ÜÇ EVRESİNE DAİR 08-12-2020 14:38
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA