DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
SÜLEYMAN KOCABAŞ
SÜLEYMAN KOCABAŞ
Giriş Tarihi : 25-07-2020 14:45

KORONAONDOKUZ  (COVID -19) Lakabı Namı VİRÜS İLE SÖYLEŞİ

KORONAONDOKUZ  (COVID -19) Lakabı Namı  

VİRÜS  İLE SÖYLEŞİ

Senaryo SÜLEYMAN KOCABAŞ   Tarihçi Yazar  11 Nisan 2020

KORONA ONDOKUZ (VİRÜS)’ LE SÖYLEŞİ

Söyleşiyi yapan: Tarihçi Yazar Süleyman KOCABAŞ  veya Korona karşısında olarak  ikinci adı ve soyadıyla  İNSAN OĞLU

Söyleşi konuğu: Dünyanın geçmiş gelmiş en büyük imparatoru  olarak günümüz dünyasına, altı buçuk milyar insanı evlerine sokarak ve hapsederek   hükmeden “VİRÜS” ” lakaplı, ismi ve soyadı“KORONA ONDOKUZ” (COVID – 19) olan imparator.

TAKDİM

İnsan Oğlu:

Sayın  seyircilerimiz , şu anda televizyonunuz“YENİDÜNYA DÜZENİTELEVİZYONU” stüdyolarında bizi izliyorsunuz. Size bu saatlerde insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en önemli ve büyük söyleşilerinden birisini   sunacağız.

 Stüdyomuza, biraz  sonra  söyleşi konuğumuz olarak, yediden yetmişe  altı buçuk milyar insanın ismini bildiği ve en yakından tanıdığı “VİRÜS” lakaplı, KORONA ONDOKUZisimli insanlık tarihinin gelmiş ve geçmiş imparatorları içinde EN BÜYÜK VE KUDRETLİ İMPARATORU gelecek.

      Efendim, rahat olunuz!.. Şöyle bir koltuklarınıza gerilerek ve çaylarınızı yudumlayarak lütfen bizi dikkatle ve sonun kadar takip ediniz!...Konuğumuz sizlere bilmediğiniz ve unutamayacağınız çok önemli açıklamalar yapacaktır.

Efendim, stüdyomuza uzanan koridorun kapıları açıldı, ayak seslerinden konuğumuzun gelmekte olduğunu duyuyoruz. Kendisini  stüdyomuzun giriş kapısında karşılamaya gidiyoruz.

İnsan Oğlu:

Bayım, bayım, İmparatorum bizi kırmayarak geldiğiniz için teşekkür ederiz…

Korona  Ondokuz:

    Aman aman İnsan Oğlu, bana fazla yaklaşmayınız üç adımlık sosyal mesafede durunuz, elimi sıkmak için uzatılan kolunuzu geri indiriniz, el sıkışmayalım, aksi takdirde sizin içinize de girebileceğim için, size zarar vermek istemiyorum. Çünkü, altı buçuk milyar insan içinde herkes benden kaçmaya çalıştığı halde,  beni ilk defa kabul eden ve anlamaya çalışan siz olduğunuz için de ayrıca teşekkür ederim…

   Bu sebepten  size hiçbir zararım dokunmaz.Diğer Virüs arkadaşlarımın zararlarının dokunup dokunmayacağı konusunda  da size garanti ve teminat veremem. Çünkü çok haindirler ve yakaladıklarını affetmezler, hemen yapışırlar, bulaşırlar.

       Sana bir zararın dokunmayacağı için    artık beni bir “dost” olarak görebilir, “Arkadaşım virüs” diye hitap edebilirsiniz…

İnsan Oğlu:

     Bizi korumaya aldığınız  için size ayrıca  teşekkür ederim bayım. Buyurun sizi  şöyle alalım.

     Sevgili izleyiciler, konuğumuz geldi. Artık söyleşimize başlayabiliriz.

İnsan Oğlu:

 Bay Korona Ondukuz, bizi kırmayarak “Yeni Dünya Televizyonumuz” a söyleşiye geldiğiniz için size öncelikle çok teşekkür ederiz.

  Korona Ondokuz:

Efendim, hükmettiğim dünyada bir televizyon kanalına ilk defa beni siz davet ettiğiniz içinözellikle ben teşekkür ederim.

 Yalnız, söyleşimizin başında size bir hatırlatmam olacaktır: Altı buçuk milyar insanı da ziyaret edeceğim, onlardan da gelebilecek  söyleşi isteklerine  katılacağım için  lütfen söyleşimizi kısa tutmaya çalışalım.

İnsan Oğlu:

Hay, hay İmparatorum, söyleşimizi uzatmamaya çalışacağım.

    İlk sorumu yöneltiyorum: Bayım, nerelisiniz, nerede doğdunuz, ne zaman doğdunuz, hangi millettensiniz, anne ve babanız kim, adınız ve soyadınızı nasıl aldınız? Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Korona Ondokuz:

Efendim, şu anda benim bir milliyetim yok. Altı buçuk milyarın imparatoru olmaya çalışıyorum ve bunu büyük ölçüde başardım.

     Nerede doğduğum, anne ve babamın kim olduğuna dair, altı buçuk milyar insanın arasında çeşitli spekülasyonlar dolaşıyor.

     Kimliğimle ilgili olarak yalnızca tam doğru bilgi, ismimi ve soyadımı kimlerin verdiğini biliyorum. “Korona” ismini bana, Amerika’da  laboratuvarda bir tüpün içinde“TÜP BEBEK” olarak doğurtan laborantlar koymuşular. “Ondokuz” soyadımı ise, 2019’da doğduğum için bundan kısaltma “Ondokuz” olarak yine laborantlar vermişler.

     Benim bir ismim daha var. O da “COVİD – 19” dur.  Bunu daha çok, benim peşime düşüp sırrımı keşfetmek  suretiyle beni yok etmek, benim “katilim” olmak isteyen   tıp doktorlarınız kullanırlar. Halk  arasında genelde “KORONA VİRÜS” olarak anılırım.

     İmparatorunuz olarak bu isimler ve soyadını kabullendim, bunlarla gurur duyuyorum.

İnsan Oğlu:

Bahsettiğiniz spekülasyonlar hakkında kısaca bilgiler verir misiniz?

Korona Ondokuz:

 Efendim!.., hakkımda  onlarca , belki de yüzlerce  spekülasyon var. Bunların içinde benim en çok dikkatimi çeken ve doğru olduğuna inanmak istediğim belli başlı üç spekülasyon şunlardır:

      Bunlardan birincisi, Amerikalı olduğum, Amerikalı bir baba ve anneden doğduğum ve dünyaya buradan salıverildiğime yönelik spekülasyondur.

      Buna göre, Amerika’da bir laboratuvarda “TÜP BEBEK” olarak Amerikalı   doğmuşum. Tük bebek olarak doğduğum için ne annemi  ne de babamı görebildim, tanıyabildim. Hangi çiftin  izdivacından doğdum insan mıyım, cin miyim, şeytan mıyım,  peri miyim  bilemiyorum.

    İkincisi, Çin’li oluşum ve Çin’de doğuşumdur. Buna göre ebeveynim “YILAN” ve  “YARASA” imiş. Yılan – Yarasa izdivacından doğmuşum. Yılan, yarasayı yiyerek bana gebe kalmış.

    Yılan annemden insanlara geçişim şöyle olmuş: Biliyorsunuz Çin’in kırsalında yılan çok olur. Mağaraları da yarasa ile doludur. Yılan karnını doyurmak için bir yarasayı yemiş ve bundan ben olmuşum.

 Yine bilirsiniz Çin’in kırsallarında başı boş gezerek otlanan hayvanlar da çoktur. Bunlardan birisi annem  yılanın kuyruğuna basınca, annem buna kızarak onu sokmak suretiyle  zehrini  benimle birlikte onun içine dökmüş. Hayvanın sahibi Çin hayvan pazarında hayvanı satmış. Alan kasap keserek etini  müşterilerine  satmak suretiyle bu sefer de ben yeni “konaklamak” mekanı olarak insanın kalıbı içine sokmuş.

Üçüncüsü, siz insanoğlunu da benide yaratan inandığımız “ALLAH” olunca , “İlahi misyonlu İlahi bir yaratık” olduğum için beşeri olarak annem ve babamın kimler olduğu söz konusu olamaz. .

 İnsan Oğlu:

İmparatorum, anladık anlamasına  ama, Amerika’da doğmuşsunuz ve ardından Çin’in Vuhan kentinde görünmüşsünüz. Bu nasıl oldu?

 Korona Ondokuz:

      Efendim, bunu da tam olarak bilmiyorum. Yine  spekülasyonlardan olarak öğrendiğime göre, ben imparatorunuz olmadan önce, dünyanız “tek kutuplu” bir dünya imiş. Bu kutbun merkezinde, insanlığın haydut, eşkıya ve yamyam devleti ve  süper gücü olarak Amerika Birleşik Devletleri varmış. Bugün benim hükmettiğin bütün dünyaya benden önce  neredeyse o hükmediyormuş.

Git zaman, gel zaman derken  zamanlar geçmiş; tek kutuplu  ve tek hakimiyetli dünyada, Amerika’ya rakip devletler ve süper güçler doğmaya başlamış. Tabiatıyla bunlar, Amerika’nın dünya hakimiyetini yıkarak yerine kendi hakimiyetlerini kuracaklarmış. Yine tabii olarak, süper güç Amerika bunu hazmedemezmiş.Amerika, yeni ortaya çıkan süper güç odakları içinde “en büyük düşmanı ve rakibi” olarak, dünya nüfusunun neredeyse üçte birini teşkil eden, bir buçuk milyar insanın yaşadığı “Çin Devi” ni görüyormuş. Bu sebepten onun dize getirilmesi lazımmış. Bunun görevini,  yeni ve daha değişik bir savaş şekli olarak  maalesef bana vermişler.

      Amerika’nın “Tüp Bebek” inden  onun “yaramaz, zararlı,  katil bir çocuğu” olarak çıkarılmışım. Yapılan plan bu imiş. Bu sebepten bana,insanlar için  “zararlı” ve  onların “katili” olacağım için “virüs” lakabını vermişler. Bul lakabım da buradan geliyor.  

Bu arada, Amerika’da benim “Tüp Bebek” paralelimde bulunan bir diğer “Tüp Bebek” doğumuna, yani bir nevi “kardeşim” doğumuna yönelik olarak bir “Tüp Bebek” daha doğurtmuşlar. Bu bebek, benim gibi “zararlı bebek” değil “yararlı bebek” olarak doğurtulmuş. Şimdi bu bebek, doğurtulan laboratuvarın buzdolabında “dondurulmuş” olarak  zamanı gelince salıverilmek  için bekletiliyormuş. Benim dünyada Amerika’nın lehine yıkımımın tamamladığı dakika ve saniyede, bu bebek benim “panzehirim” olarak , yani bir çeşit de “işte aşısını, ilacını bulduk” propagandasıyla  çıkartılıp kullanılarak benim de hayatıma son verilecekmiş. Amerika’nın hakimiyetinin devamı yönelik olarak, benim üzerimden  geleceğe yönelik bütün insanlık için “hainane”  olarak planlanan “projeksiyon planı” böyle imiş.

   Doğru mu, yanlış mı , varsa   tutar mı tutmaz mı tam olarak bilmiyorum.

İnsan Oğlu:

     Bu ifadelerinizle kafamızı iyice karıştırdınız bay Korona.  Bir “hainaneprojeksiyon planı” olarak Amerika’da doğurtulduğunuzu söylediniz. Yine anlayamadığımız bir husus, Çin’e nasıl götürüldünüz, insanları “katillik”e nasıl başladınız? Bunlar hakkında da bilgiler verir misiniz?

Korona  Ondokuz:

     Hay, hay efendim,  size bilgiler vermeye devam edeceğim.Ben doğduktan sonra, misafir etmekte oldukları laboratuvar odasından alarak  Washington havalimanından (?) bir  uçağa bindirmek suretiyle Çin’in Vuhan şehrine götürmüşler. Caddelerine getirip salıvermişler. Kimseyi tanımıyorum, bana sahip çıkacak hiçbir kimse yok. Konaklayacağım bir otel , misafir kabul edileceğim bir ev yok. Olsa bile masraflarımı karşılayacak param yok. Caddelere beni parasız, pulsuz salıverenlerin kendileri beni yalnız bıkıp hemen kaçmışlar ve beni getiren uçakla Amerika’ya geri dönmüşler.

 Kendime huzur içinde yaşamak için ve hem de masrafsız olduğu halde,  insanların vücutlarını buldum. Bunun için bir fırına  giderek ekmeklerin, bir kasaba giderek etlerin üzerine kondum.  Bunları alıp yiyen müşterilerin  içlerine  girmek suretiyle kendime emin ve masrafsız bir konaklama yeri edindim ve buldum.

 İnsan Oğlu:

Buldunuz bulmasına ve üstelik de bununla övüyorsunuz ama, içlerine sizi davetsiz  alan ve kabul eden “velinimetiniz” insanları öldürmek suretiyle onlara nasıl kıydınız?

 Korona Ondokuz:

     Bunu ne siz sorunuz ne de  ben söyleyeyim efendim.  Oldu işte bir kere… Bunun suçlusu işin esasına bakılırsa ben değil insanlardır. Hani hiç durmadan televizyonlarınızda bana yönelik olarak hep tekrarlıyorsunuz ya!...  Eğer konaklamak için içlerine girdiğim insanlar, ”bol sıva tüketseler, dengeli beslenseler ve düzenli uykularına dikkat etseler”di ben onları öldürmez, kardeşler veya iyi ortaklar benzeri gül gibi  geçinir giderdik. İnsanların çoğu yukarıdaki  öğüdü tutmayarak     kendilerini zayıf bıraktıkları için, içlerinde ben de zayıf kaldım. Kendimi yaşatmak mecburiyetinde idim. Bu sebepten aç kaldığım için konakladığım insanları içten içe  yemeye başlardım. Bu da onların ölümlerini getirdi ve hem de onlarla beraber  istemeyerek ben de öldüm. Asıl suçlu ben değilim insanlardır. Hem kendilerini hem de beni öldürerek çifte suç işlediler.

İnsan Oğlu:

Spekülasyonlardan “ilahi bir tecelli” olarak da yaratılabileceğinizden bahsettiniz. Bunu biraz açar mısınız?

 Korona  Ondokuz:

Çok önemli bir noktaya temas ettiniz. Açayım  efendim!...

Efendim, bütün spekülasyonlar içinde bana “en doğrusu” olarak bu geliyor yanılmıyorsam.

Bakınız!.. Biz ilk görevimize, dünyayı bütünüyle  fethe  Aralık 2019’da  Çin’den başladık ve   din, mezhep, meşrep, meslek, mahalle,  köy, şehir, ülke, zengin, fakir ve benzeri  farklılıkları   gözetmeksizin söyleşisini yaptığımız  günümüz itibariyle dünyanın  en ücra köşedeki Antartika kıtasına varıncaya kadar yayılarak,   “Dünya Korona  Ondokuz İmparatorluğumuz” u ilan ettik ve bunun bir göstergesi olarak da altı buçuk milyar insanı, insanlık tarihinde bir benzeri görülmediği halde, topsuz, tüfeksiz evlerine hapsettik.

Bizi daha da rahatsız  ederlerse, (veya biraz sonra bahsedeceğimiz üzere ilahiye çağrıya uymazlarsa) kapı ve pencerelerini  ne kadar kapatırlarsa kapatsınlar, bu sefer de bacalarından girerek onları topyekun yoketmek suretiyle, dünyayı  ilk insanın yaratıldığı günlere döndürmeye yönelik olarak,  sadece mazlum, masum ve günahsız canlılardan olarak   ağaçlar, otlar, hayvanlardan ibaret bir dünya haline çeviririz.

  İnsan Oğlu:

İmparatorum, burada hemen özür dileyerek ve sözünüzü keserek araya gireceğim. Efendim, “hayvanlar” dan bahsettiniz. Bunu ilaveten siz “VİRÜS MİLLETİ” den bahsedilirken hep vesık sık “Çocuklara ve hayvanları  dokunmuyorlar, kendilerini onlara bulaştırmıyorlar, hep yaşlı insanların, genelde  65 yaşı üzerindeki insanların peşindeler” deniyor. Neden böyle ? Buna da bir açıklık getirebilir misiniz?

Korona Ondokuz:

Hay hay efendim. Söyleşimizin ilerleyen dakikalarında buna zaten değinecektim. Üstelik ağaçlar ve otlara da (kısaca bitkiler) dokunmuyoruz.  Efendim, bunun böyle olması işin esasına  bakılırsa “ilahi misyonumuz” gereğidir. Hepimizi Yaratan, bunu böyle istediği için yapıyoruz. Siz de biliyorsunuz, Yaratan nezdinde  çocuklar, hayvanlar ve bitkiler yaratılış özellikleri, statüleri gereği zaten “günahsız ve masum”durlar.  Yaradan nezdinde günah isleyenler, masun sayılamayacaklar,  seçme ve tavır ortaya koymada  akıl ve iradeleri yerinde olan orta ve ileri yaşlı insanlardır. Biz Virüs Milleti, bunların kötü hallerini cezalandırmak, kendilerini düzeltmeye yönlendirmek için  varız.

     Efendim siz herhalde Müslümansınız?

İnsan Oğlu:

     Elhamdülillah Müslümanım. Müslümanlığımla da övünüyorum.

Korona Ondokuz:

     Sizin ibadethanelerininiz  ismine ne derler, nasıl yerlerdir?

İnsan Oğlu:

     “Cami” derler imparatorum. Kubbeli , minareli yapılardır.

Korona Ondokuz:

       Ha!.. Anlardım. Ortalarında büyük  yarım küremsi  bir şey  ve yanlarında göğe doru yükselen uzun dikeçler var. Havada gezerken bulaşacağıminsanları ararken  görmüştüm.

   Peki, şimdi buralar ne âlemdeler?

İnsan Oğlu:

    Ne âlemde olacaklar, havalardagezerken siz de görüyorsunuz bayım.  O “dikeçler” dedikleriniz, insanları beş vakit  namaza çağırmak için  şerefelerinde ezanokunan  minarelerdir. Sizin yüzünüzden fabrikalarımız, işyerlerimiz yanında  camilerimizi de bütün İslam dünyası ve  tarihinde en yaygın ve uzun süreyle  günümüzde kapatıldı. İş yerlerimizi kapattırmaklabizi aç bırakırken,  camilerimizi de kapattırmanız  sebebiyle  buralarda ibadet yapamaz hale getirdiniz.  Sizde hiç açıma duygusu yok mu?  İnsanlara bu derece kıyılır mı?

    Sizin yüzünüzde “Müslüman Dünyasının kalbi”  Kâbe bile 1400 yıllık tarihi içinde ilk defa bu derece uzun süreyle kapatıldı. Oraya bile gidip hac farizamızı, umre ziyaretlerimizi  yerine getiremiyoruz.

     Yine sizin yüzünüzden Yahudilerin  sinagogları,  Hristiyanlarınkiliseleri bile kapatıldı.

Korona Ondokuz:

    Efendim bunlar kapatıldı diye bütün suçu bize yüklemeyin. Sizin hiç mi suçunuz yok? İbadethaneler için   “Allah’ın evleri”dir diyorsunuz. Siz de oralara gidipYaradanınıza ibadet etmek, dua etmek suretiyle onun misafirleri oluyor, sayılıyorsunuz.  Bir eve misafir olarak, sevilen, istenilen kişiler alınır.  Sevilmeyenler alınmaz.  Yaptığınız kötü işlerden dolayı Allah sizi sevmiyor, onu memnun edemiyorsunuz olacak ki,  “benim evime gelmeyin, durumunuzu düzettikten sonra gelin” dercesine camiler kapatılıyor ve bu uğurda da sanki biz “Virüs Milleti”nin “ilahi misyonu” kendisini gösteriyor. Anlayacağınız, Allah sanki,  sizi bizim elimizle terbiye etmek, yola getirmek istiyor. Olup bitenleri, “tabiat olayı” diyerek geçiştireceğinize biraz da bu açıdan değerlendirseniz  doğru olmaz mı?

 İnsan Oğlu:

      Vallahi doğru söylüyorsunuz bayım. Burasını hiç düşünmemiştik. Daha doğrusu bunu düşünmemizin yolları kesilmişti. Size hak veriyorum. Elbette ki bunları da düşünmeliyiz.

  Korona Ondokuz:

    Efendim  zamanımız doluyor, size verdiğimiz süre bitmek üzere. Lütfen birkaç soru daha aldıktan  sonra söyleşimizi  bitirelim.

 İnsan Oğlu:

Emriniz olur İmparatorum!... Çin’de bunca aylar kaldınız, binlerce can aldınız, Çin ekonomisini de sanki Amerika’nın istediği şekilde az çok yıktınız. Şimdi görüyoruz ki bütün dünyaya yayılmış bulunuyorsunuz. Çin’le sınırlı kalsaydınız olmaz mıydı?

Korona Ondokuz:

         Olmazdı efendim!... Biz “VİRÜS MİLLETİ” olarak “SINIR TANIMAYAN”  bir milletizdir.  Bu bizim tabiatımızda ve genlerimizde  mevcut. Bizim de geniş yurtlarda konaklamaya, yaşamaya  ihtiyacımız var. Nereyi boş  bulursak tâ oraya kadar gideriz. Bütün dünyaya yayılmamız böyle oldu. “Büyük Korona İmparatorluğumuz”u kurmak için de buna mecburduk. Tabiatın icabı bu…

İnsan Oğlu:

     Bütün insanları topsuz tüfeksiz  evlerine hapsederek “ÜZERİNDE GÜNEŞ BATMAYAN BÜYÜK KORONA İMPARATORLUĞU” nu kurdunuz  ama, akıl erdiremediğim bir husus var. O da şu: İmparatorluğunuzu kurarken karşınızda çok güçlü unsurular vardı. Mesela, en son gelişmiş savunma sistemlerinden olarak  Rusya’nın S – 400’ler hava savuma  füzeleri, Amerika’nın bunun emsali  Petroit füzeleri  gibi. Siz de  zaten imparatorluğunuzu havadan giderek, genelde solunumla kurdunuz. Peki, bu adı geçen hava savunma istemleri sizin karşınızda niçin etkisiz kaldılar? Topsuz, tüfeksiz , füzesiz altı buçuk milyar insanı evlerine hapsetmeyi başardınız. Yani, bütün dünyayı zindana çevirdiniz. Yer küremizin bu günlerde uzaydan görünüşühep böyle: İnsansız, meydanlarında yaratıklarından insanları olmayan, yalnızca kuşlardan, hayvanlar, bitkilerden ibaret bir dünya yarattınız. Dünyamızı sanki  yaratılış tarihinde insansız günlerine çevirdiniz.  Bu insanlık için yazık değil mi?

Korona Ondokuz:

     Efendim, öncelikle sorunuzun birinci şıkkını  cevaplandırayım:  Bütün bu füzeler bizim gücümüz  karşısında  vız gelir tırıs gider. Şu anda, dünyada bizim karşımızda durabilecek bir rakibimiz yoktur.  “İşte dünyanın en güçlüleri bizleriz,var mı bize yan bakan”” diyerek çaka  satan Amerika’nın, Rusya’nın ve benzerlerinin ne acınacak halelere düştüğünü   bütün dünya gördü.

 Sorunuzun ikinci şıkkına gelince, artık, Anglo –Sakson, Frenk ve Rus sömürgecilik  ve yayılmacılığının zulmü altında asırlardır ateş, demir kullanılarak ve kan dökülerek, “zindanlaştırılan” dünyamızda bütün insanların huzur, refah ve barış içinde yaşayacakları bir dünyaya, “Yeni Dünya Düzeni” ne ihtiyaç var. Bizim ortaya çıkışımız işin esasına bakılırsa, aynı zamanda yukarıda adı geçen sömürücülerden insanlığın intikamını almak, yeni dünya düzenin kurulmasına engel bunların ne derece güçsüz olduklarını da ortaya koymak içindir.

 İnsan Oğlu:

      Efendim, yani demek istiyorsunuz ki, “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”, “yeni bir dünya düzeni kurulacak” demeye getiriyorsunuz?

      Peki böyle bir dünyanın kurulmasında mihver kim, merkez neresi olacak?

Korona Ondokuz:

      Çok önemli bir noktaya temas ettiniz. Evet!.. Dünyamız artık bundan böyle eskisi gibi olmayacak, yeni bir dünya düzeni kurulacak.

Galiba söyleşi yaptığımız siz bir Türk’sünüz?

İnsan Oğlu:

Evet efendim, Türk’ün ve bununla da öğünüyorum.

Korona Ondokuz:

       Güzel!.. Sizin zaten Müslüman olduğunuzu da biliyoruz.

       Efendim, “Yeni Dünya Düzeni” nin mihveri Türkler ve Müslümanlar, merkezi de Müslüman –Türkiye olacaktır. Tarihte insanlığa güzel medeniyetler ve devleetler örnekleri sergilediniz. Günümüzde insanlık, yeni bir “medeniyet sentezlemesi” yaparak, o medeniyetlerin ve devletlerin  insancıl  meşajlarından  ve uygulamalarından örnekler almaya muhtaçtır.

Anglo –Sakson (Amerikan –İngiliz  eksenli) ve Frenk (Kara kıtası  Avrupası)  medeniyeti  artık bitmiş, devrimi doldurmuştur. Bu medeniyetin insanlığa getirdiği sonsuz sömürü, ıstırap ve zülüm olmuştur. İnsanlık, bu medeniyeti artık kaldıramaz hale gelmiştir.

       Eğer bizim “Virüs Milleti” nin kurduğu “Büyük Korona  İmparatorluğu” günlerini iyi değerlendirirseniz gelecek sizin olacaktır…

     Bunu size yaptırırlar mı, yaptırmazlar mı tam olarak kestiremiyorum.  Hesaplarınızı iyi yapmanız, çok akıllı ve dikkatli olmanız lazımdır….

 İnsan Oğlu:

Bayım son  sorum o şu olacak: Biliyorsunuz bizde sizi takip için bir “Bilim Kurulumuz” var. Size karşı dünyanın birçok ülkesini de bu var.  Herhalde sizin de, sizin hakkınızda bütün dünyadaki olup bitenleri değerlendiren ve ona göre tedbirler alan bir “Bilim Kurulu” nuz olsa gerektir. Böyle bir kurumunuz varmı? Varsa  söyleşimizi  yaptığımız bu gün itibariyle “sisteme” e düşen son veri rakamlarınız nelerdir?

 Korona  Ondokuz:

Evet, bizim de böyle bir kurulumuzda da var. Hatta üyelerinden birisi de ben Korona’yım.

 Merkezi, yerini açıklamam sakıncalı ve  ve yasak olduğu için dünyanın çok ıssız bir köşesinde, yanından kervanlar geçmez ama üzerinde kuşlar uçtuğu bir mekandır.

 Vereceğim rakamlar, bir hava varlığı da olduğumuz için  bizim havadan ajanlarımızın vasıtasıyla aldığımız (eğrisi veya  doğrusuyla)  verilerdir. Bütün dünya rakamları bugün itibariyle “sistemimiz” e  düştüğü halde şöyledir: 1 932 004 kişiye bulaştık. Bunlardan 501 036 kişi yoğun bakımda. Entübü hasta sayısı    210 416, toplam ölen 200 110 kişi, iyileşerek taburcu olan hasta sayısı  125 180 kişi. Evinde  izole edilerek takibe alınan 378 417 kişi. Kendilerine bulaştığımız  halde virüsümüzü almadıklarını zannedenlerin sayısı 3 138  148 kişi.Neredeyse dünyada yaşayan insanların  yarısının içine girdik. Zaten bu sebepten de bize  “yakalanmamak” endişeyle neredeyse dünyada yaşayan altı buçuk milyar insanı evlerine hapsettik.

İnsan Oğlu:

     Bayım, bütün bu olup bitenlerin, karanlık tabloların ardından  insanlığın mutlu geleceği için bir “ışık” görüyor musunuz?

Korona Ondokuz:

      İnsanlık tarihi, doğan, yaşayan, büyülen ve en sonunda ölen “imparatorluklar mezarlığı” ile doludur. Bu tarihi ve tabiatınbir icabı ve  hatta Allah’ın bir kanunudur. Her canlı varlık gibi  imparatorluklar da doğarlar, yaşarlar vakti gelince  ölürler. Yakın tarihte “ÜZERİNDE GÜNEŞ BATMAYAN İMPARATORLUK  İNGİLİZ İMPARATORLUĞU” nun batışı gibi,  bizim de“ÜZERİNDE GÜNEŞ BATMAYAN KORONA – VİRÜS  İMPARATORLUĞUMUZ”  da bir gün gelecek batacaktır. Hele bu imparatorluklar birer “zulüm” imparatorlukları oldukları halde bu özelikleri sebebiyle  de mutlaka ve en kısa zamanda batacaklardır. Çünkü, tarihte “zulümler” in ebedi olduğu görülmemiştir. Zaten bizim imparatorluğumuz da bir “ZULÜM İMPARATORLUĞU” olduğu için  bundan nasibini alacaktır.

       Bizim yanımızda, dünyamızda kurulu daha bir çok ve değişik irili - ufaklı zülüm imparatorlukları da batacakları için,  yerlerini, insanlığa huzur ve  barış vaat eden ve getirecek olan  “HUZUR İMPARATORLUKLARI” alacaktır.   Ben gelecek için böyle bir “ışık” görüyorum.

İnsan Oğlu:

Bay imparatorum, söyleşimizin sonunu geldik. Son olarak ve özellikle de ülkemize mesaj vermeye yönelik olarak neler söylersiniz?

 Korona Ondokuz:

 Efendim biz Türkiye’yi, Müslüman Türk Milletini her devletten ve her milletten daha çok seviyoruz.  Bakmayın size de bulaştığımıza!... “Her şerde bir hayır vardır” dersiniz sık sık. Bunu da böyle değerlendiriniz. Belki de bununla kendinize daha iyi çekidüzen vereceksinizdir.

    Milletinizin  bizden korunması için her gün televizyonlarınızda ilan edilen ve tekrarlanan  14 maddelik “tedbirler kuralları” ve üstelik de siz bunu ihmal ettiğiniz  halde bunlara benim tarafından ilave edilen  15’inci madde olarak da, bunları burada bu sefer de benim ağzımdan aynen tekrarlayarak  sizlere veda edeceğim.

1-Yurt dışına çıkmayın, seyahatlerinizi iptal edin ya da erteleyin,

   2-Mecbur kaldınız yurt dışına çıktınız, ilk 14 günü evde geçirin, kendinizi izole edin, ziyaretçi kabul etmeyin,

  3-Aile üyelerinizi korumak için evde kendinizi izole edin,

 4-Evde geçen süre buyunca ziyaretçi kabul etmeyin, izole edilmiş kişinin odasına maskesiz girmeyin,

5-Yakın temastan kaçının, el sıkışmayın ve kucaklaşmayın, aranıza  3 adımlık sosyal mesafe koyun, öksüreceksiniz ağzınızı bir atımlık kağıtla kapatın, kâğıtyoksa dirsek arasını kullanın,

6- Odanızı sık sık  havalandırın,

7-İnsanlarla, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlarla temas kurmaktan kaçının,

8-Ellerinizi sık sık su ve sabunla en az 20 saniye boyunca ovalayarak yıkayın,

9-Kapı kolları, armatörler, parlak yüzeyler, lavabolar gibi sık kullandığınız yüzeyleri her gün temizleyiniz,

10-Havlu gibi kişisel eşyalarınızı ortak kullanmayın,

11-Kıyafetlerinizi  60 – 90 derecede  normal deterjanla yıkayın,

12- Bol sıvı tüketin, dengeli beslenin ve  uyku düzeninize dikkat edin,

13-Evden çıkmak zorunda kalırsanız mutlaka maske takın,

14-Düşmeyen ateş, öksürük ve nefes darlığınız varsa, maske takarak bir sağlık kuruluşuna başvurun,

15-Bir fabrikadan kullanmak için beyaz eşya alırken size yanında bir de onu “kullanım rehberi kitapçık”verilir. Onu okuyup kaidelerine  göre çalıştıramazsanız başarılı olamazsınız. Buhran halleri  doğur.

        Allah da insanları yaratırken , onları başıboş bırakmamış, peygamberleri vasıtasıyla  onlara “hayat rehberleri”, “mukaddes kitaplar” dan olarak  “ilahi rehberler”  indirmiştir. Bunlarda esas alınan, Allah’ın insana diğer yaratıklardan ayrıcalıklı olarak verdiği  aklını iyi kullanarak, onunun varlığı ve birliğine, evrenin, insanın ve bütün yaratıkların  onun tarafından yaratıldığına  inanmak, insanların barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri için uymaları  gereken iyi  ahlak ve doğruluk kurallarıdır.  Bu kitaplarda “Allah doğru yoldan sapanlara yardım etmez, musibetler vererek onları kendilerini düzeltinceye kadar cezalandırır” denilir. Biz virüs  milleti belkide size bu sebepten “ilahi bir uyarıcı” misyonuyla musallat edilmişizdir.

(15)-Dini hassasiyetlerinize dikkat edin, bunların esası olan iyi ahlak ve doğruluktan ayrılmayın, adaletle hükmedin. Bir çok şeyin ilacı ve aşısı bunlardır.

    Benim size son söyleyeceklerim ve tavsiyelerin bunlardan ibarettir. Siz seyircilerimize buradan selamlarımı iletir,  ayrıca beni buraya kadar davet edip sizlere hitap etme fırsatı veren  tarihçi Yazar Süleyman Kocabaş, diğer adıyla İnsan Oğlu’na da yeniden teşekkür ederim…

İnsan Oğlu:

Bay Korona, teklifimizi geriçevirmeyip stüdyomuzu kadar gelerek söyleşimize katıldığınız ve çok değerli bilgiler verdiğiniz  için size tekrar tekrar teşekkür ederiz ederiz…

Korona Ondokuz:

      Ben teşekkür ederim…

      Bana müsaade, vakit bir hayli geçti, hemen gitmem lazım…

İnsan Oğlu:

      Bay Virüs, sizi hemen göndermeyeceğiz; dayalı döşeli odamızda bir müddet misafir edeceğiz.  Sizi izole edeceğiz. Lütfen bunu yanlış anlamayınız. Her türlü ihtiyaçlarınız  ve şikayetlerinizi size “Arkadaşım Virüs” diyen bana kapınızdaki maskeli korumalarınızla  ulaştırabilirsiniz. Bunları yerine getireceğime size söz veriyorum.  Sizden ben sorumluyum.

       Çok zahmet çektiniz, çok yoruldunuz, iyi dinlenmeler bayım…11 Nisan 2020

Senaryoyu Yazan

Süleyman KOCABAŞ

Tarihçi Yazar

 

 

E- posta: kocabassuleyman@gmail.com

Telefon ve  fesburg: 0537 564 30 55

 

 

         DİKKATE ALINMASI GEREKEN NOTLAR

 NOT I

TELEVİZYONLARDA YAYINLANMASI HALİNDE

 TEKNİK HUSUSLAR

Televizyon kananlarında yayınlanması ve gazetelerde bile yer alması  halinde, KORONA ONDOKUZ  figüranı, televizyonlarda görülen virüsebenzetilecek şekilde bir kişinin kafasına  yarım kesilmiş YETERLİ BÜYÜK TOP  konularak ve bu  virüse benzetilerek kişi  stüdyoya çıkarılabilir veya gazete içinde de böyle  yer alabilir.

      Hatta, Korona  figüranı  önüne, virüsün bulaşmaması kabilinden kafası görülecek şekilde bir siyah bölme konularak ve bu sebepten metini okuyucular göremeyeceğinden  şifahen söyleniyormuş gibi tam metin kağıttan okunabilir.

      Söyleşiyi yapacak içinde ayın bölme ve engel ile okuma arkasından ezberlenmeden tam metin olarak verilebilir.

 

                               NOT 2

                   TELİF HAKLARI İŞİ 

       Yayınlanması halinde genelde bir telif ücreti talep etmiyorum veya gönüllerinden kopanlar isterlerse kendi tercihleri olarak takdir edip verebilirler.

                           NOT 3

              SENARYO METNİNİ KISALTMA İŞİ

    Metni uzun bulunursa,  “15-……” inci madde yerine olarak yalnızca ve sadece  (15)  olanı  alınabilir.

                                     NOT 4

YENİ DÜNYA DÜZENİ  TELEVİZYONU İSMİ

         Senaryo metninde  geçen “YENİ DÜNYA DÜZENİ TELEVİZYONU” hayli bir televizyon ismi olup, senaryo yazarı tarafından metnin karakteri  icabı konulmuştur. Senaryoyu yayınlayacak televizyonlar veya gazeteler bu isim yerine kendi  isimlerini koyabilirler.

       NOT 5

GAZETE- DERGİLER İÇİN  UYARLAMALAR

Senaryo metni, televizyonlarda yayınlanacak şekilde yazılmıştır.

Gazeteler ve dergilerde yayınlanması halinde, baş tarafı değiştirilerek   gazete-dergi yayını için uyarlanabilir.

Yerleştirme sorunu olursa, yazı karakterleri veya puntoları küçültülerek  yayınlanabilir. 

                             NOT 6

                        ARŞİVLEME

      Senaryomuzun yayınlanması halinde, nerede, ne zaman  ve nasıl yayınlandığına dair, özel arşivimizde yer alması için  0537 564 30 55 nolu telefonumuza  veya kocabassuleyman @gmail. com e-potamıza  tarafımıza haber verilmesini istiyoruz.

       Arz ve rica ederim.

NELER SÖYLENDİ?
@
SÜLEYMAN KOCABAŞ

SÜLEYMAN KOCABAŞ

DİĞER YAZILARI SENARYO-KORONA ONDOKUZ (VİRÜS)’ LE SÖYLEŞİ-4 12-08-2020 13:42 SENARYO-KORONA ONDOKUZ (VİRÜS)’ LE SÖYLEŞİ-3 12-08-2020 13:40 KORONA ONDOKUZ (VİRÜS)’ LE SÖYLEŞİ-2 10-08-2020 16:27 KORONA ONDOKUZ (VİRÜS)’ LE SÖYLEŞİ-1 09-08-2020 16:13 KORONAONDOKUZ  (COVID -19) Lakabı Namı VİRÜS İLE SÖYLEŞİ 25-07-2020 14:45 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-29 22-07-2020 12:04 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-28 21-07-2020 13:09 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-27 19-07-2020 12:10 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-26 13-07-2020 13:56 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-25 12-07-2020 12:05 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-24 11-07-2020 12:10 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-23 06-07-2020 10:54 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-22 05-07-2020 14:58 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-21 04-07-2020 11:37 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-21 28-06-2020 11:33 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI-20 20-06-2020 11:27 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-19 14-06-2020 13:24 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-18 09-06-2020 12:10 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-17 02-06-2020 12:09 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-16 31-05-2020 12:00 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-15 30-05-2020 12:13 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-14 26-05-2020 10:49 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-13 25-05-2020 12:46 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI -12 24-05-2020 07:02 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-11 17-05-2020 12:32 KAPKARA VE KASVETLİ BİR GÜN 12-05-2020 12:41 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-10 11-05-2020 11:58 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI “KASSERİA…” –“THE KAYSERİ…”-9 01-05-2020 13:49 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-8 24-04-2020 12:27 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-7 15-04-2020 15:53 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-6 06-04-2020 13:38 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-5 27-03-2020 11:41 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-4 23-03-2020 11:15 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-3 22-03-2020 13:56 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI “KASSERİA…” –“THE KAYSERİ…”-2 20-03-2020 11:18 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-1 19-03-2020 11:14 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-8 07-02-2020 11:43 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-7 06-02-2020 11:35 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-6 05-02-2020 11:09 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-5 04-02-2020 11:03 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-4 03-02-2020 11:36 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-3 02-02-2020 14:26 YENİ BİR BİLGE KAĞAN MESAJI VE ÇAĞRISI “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-2 31-01-2020 10:54 YENİ BİR BİLGE KAĞAN MESAJI VE ÇAĞRISI “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-1 30-01-2020 10:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3469
  • 2Trabzonspor3465
  • 3Beşiktaş3462
  • 4Sivasspor3460
  • 5Alanyaspor3457
  • 6Galatasaray3456
  • 7Fenerbahçe3453
  • 8Gaziantep FK3446
  • 9Antalyaspor3445
  • 10Kasımpaşa3443
  • 11Göztepe3442
  • 12Gençlerbirliği3436
  • 13Konyaspor3436
  • 14Denizlispor3435
  • 15Çaykur Rizespor3435
  • 16Yeni Malatyaspor3432
  • 17Kayserispor3432
  • 18MKE Ankaragücü3432
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA