DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
ABDULLAH AYATA
ABDULLAH AYATA
Giriş Tarihi : 09-11-2019 16:52

KÖMÜŞ MEHMET-1

Vatansever, mert, dürüst insandı rahmetli. Şair arkadaşım Yusuf Doğdu’nun ( Berbati) hem dayısı, hem de kayınbabasıydı. Onu tanıdığımda arkadaşımın ikamet etmiş olduğu gecekondu evinin yanındaki hanede kalıyordu. Evleri aynı bahçe içerisindeydi. Sonradan öğrendiğime göre eşi Hamdune Hanım rahmetli olunca hiçbir çocuğunun yanında yaşamayı kabul etmemiş, son kızı  Ayşe ile yan yana binalarda kalmayı tercih etmişti. Büyük ihtimalle bazı ihtiyaçlarının kızı, damadı ve torunları tarafından karşılanabileceğini hesap etmiş olmalıydı. Yoksa, hiç kimseye yük olacak, sıkıntı verecek tiplerden değildi. Kendi hanesinde ibadet ve okuma ile günlerini değerlendiriyor, gelip giden konuklarını ağırlıyordu.

İlk tanıştığımızda şahsıma oldukça ilgi göstermiş, hatta konuşmalarında düzenli sözcükler kullanıp adımı duyduğunu, beni çok merak ettiğini, tanışmamızın kendisine onur verdiğini söyleyerek hürmetten, ikramdan adeta bunaltmış mahcup duruma düşmeme sebep olmuştu. Hiç de arkadaşımın anlattığı gibi sert tavırları yoktu. İlme, bilime açık açıktı. İlerlemiş yaşına rağmen kendini geliştirmeye çalışıyor, okuyor, okuduklarının yorumlarını yapıyordu.

Daha sonraki günlerde kendisini sıkça ziyaret etmeye başladım. Birbirimizi yakından tanıdıkça aradaki resmiyeti kaldırdık. Amca, yeğen konumunda konuşmaya, dertleşmeye, fikirlerimizi paylaşır hale geldik. Özellikle Türk-İslam tarihi konusunda derin bilgiye sahipti. Kuvvetli hafızası sayesinde savaşları, tarihlerini, sonuçlarını, döneme olan etkilerini belgelerden okuyormuş gibi sıralıyor, anlattıklarını adeta yaşıyordu. Emevi, Abbasi dönemleri, Haçlı Savaşları Selahaddin Eyyübi’nin kişiliği keyifle anlattığı konulardandı. Ayrıca Harun Reşit, Behlül Dane ilişkisi, döneme ait menkıbeler ilgi alanıydı. Müziği de oldukça seviyordu. Gençlik dönemlerinden beri Malatyalı Fahri isimli sanatçının hayranıydı. Onun tüm bestelerini ezbere biliyor, zamanında biriktirdiği plaklarını hatıra olarak saklıyordu. Hatta küçük oğluna Fahri ismini vererek sanatçıya olan hayranlığını açıkça ilan etmişti.

“Koca Yusuf gibi pehlivan, Malatyalı Fahri gibi sanatçı bugünlerde nerede yeğenim” diye hayıflanırdı.

Bir ara samimiyetine güvenerek; “Bu sana verilen KÖMÜŞ lakabı neyin nesi?” Diye sordum.

Gülümsedikten sonra; “Hiç sorma… Bilirsin köy yerlerinde herkesin özelliğine göre lakabı da vardır. İnsanlar isimlerinden ziyade lakapları ile anılırlar. Kimse de bu duruma itiraz etmez. Bana da Kömüş (Camız) lakabını verdiler. Herhalde güçlü, kuvvetli, inat ve cesaretli olmamdan kaynaklandı. Dövüşten, kavgadan çekinmezdim. Lakin, hiç haksızlık yapıp nizah etmedim. Genellikle başkalarının haklarını koruyabilmek için insafsız şahıslarla dövüşüp çekiştim. Zamanla arkamdan söylenilen bu sıfata alıştım. Yüzüme de söylemeye başladılar. Alınmadım, gocunmadım. Hatta çocuklarıma yeni tanıştıkları birisi kim oldukların sorunca; ‘ Sarıkürk Köyü’nden Kömüş Memedin oğluyum’ diyorlar. Böylece daha kolay tanınıyorlar.”

Dağ yamacındaki Sarıkürk Köyü’nde doğmuş olan Mehmet gençlik yıllarında bıçkın bir delikanlıydı. Belki de Erciyes’in etrafındaki birçok şahsa söylendiği gibi ‘Havası sert, insanı mert’ türünün en belirgin örneğiydi. Çok güçlü kuvvetli olmasına rağmen kimseye eziyet etmemiş, hep düşkünleri mazlumları korumuş, kimsenin hakkını yememiş, başını kaldırıp başkalarının kadınına kızına bakmamıştı. Görücü usulü ile evlendiği hatunu Hamdune Hanımla birbirlerini çok sevmişler, zamanla dünyaya gelen dört kız, iki erkek çocuklarını kültürümüze bağlı insanlar olarak yetiştirme gayretine girmişlerdi. Ev işlerinin sorumlusu hatunu, dışarıdaki tarla, tapan işleri ise ona aitti.

“Bu kadar çocuğu büyütmek, yetiştirmek zor olmuştur herhalde?” sorduğumda…

“Hiç sorma, arka arkaya doğdular. Şu yan taraftaki bakkal Kel Mahmut’u biliyor musun?”

“Biliyorum Emmi…birkaç defa ufak tefek şeyler almak için dükkanına girmiştim.”

“Onun, çıkış kapısının sağ tarafında kefeli bir terazi var. Terazinin yan tarafında da kilodan sonra tahta bir kalıbın içerisine dizilmiş, irili ufaklı gram ölçüleri bulunuyor. İşte benim çocukla da o gramlar gibi evin içerisine kısa zamanda  sırasıyla dizildiler.”

“Benzetmen çok ilginç,” diyerek güldüm.

“Köyümüzde arazi az. En fazlasının tarlası elli dönümü geçmez. Birçok yer taşlık, kayalık. Çukurova değil ki insanı doyursun.Nasıl olmuşsa Erciyes’in bu soğuk, kıraç bu muhitini yurt edinmişiz. Bağlarımız var ama doğru dürüst ekin yetişmez. Kışlık ununu, bulgurunu hazırlayabilenler zengin sayılır. Mübarek yerde Ekim ayıyla beraber Erciyes yukarıdan soğuğunu, rüzgarını üfürmeye başlar. Kış çetin geçer, hayat müşkülatlı, geçim zor. Bu sebepten, gençlik yıllarımda çok çalıştım. Aslında burada yaşayanlar çiftçi sayılmaz. Evlerini geçindirmek için başka işler yaparlar.”

“Sen ne iş yaptın.”

“En büyük amacım çocuklarımı kız erkek ayrımı yapmadan tahsilli, kültürlü insanlar olarak yetiştirmekti. Bu sebepten, çocukluk yıllarımda bir ayakkabı tamircisi yanında çırak olarak çalışmış, işi öğrenmiştim. Ayakkabı tamircisi dükkânı açmaya karar verdim.”

“İyi de kırk hanelik köyde nasıl ş yapacaktın?”

“Köyde değil, şehirde. Biliyorsun buraya Kayseri yakın. Düvenönü semtini görmüşündür herhalde. Oranın  batı tarafında Çakaloz denilen bir mahalle vardı. Şimdilerde kocaman kocaman apartmanlarla doldu. O dönemlerde her taraf boş, arazi geniş. Eski ustamın çocukları ayakkabı satan dükkân açınca bana da yardımcı oldular.Söylediğim yerde belediyeden kulübe kiralayıp ayakkabı tamircisi yeri açmam zor olmadı. Bana tahsis edilen kulübenin yan taraflarında başka mesleklerde iş yapan çeşitli küçük esnaflar da vardı. Orası şehrin en işlek yerlerinden birisiydi. Köylerden, kasabalardan gelen insanlar da oraya meyvelerini, sebzelerini, süt, peynir gibi ürünlerini satmaya gelirlerdi… Neyse, gerekli malzemeleri alıp işe başladım. Kısa zamanda oradaki esnaflar arasında sevilen güvenilen genç bir insankonumuna geldim.”

“Köyden oraya gidip gelmek zor olmuyor muydu?” diye sorduğumda…

“Çok zor. Sabah namazından sonra atıma binip yola düşüyorum. Bir saatten fazla süren yolculuktan sonra varabiliyordum. Atımı, orada tanıdığım, yan tarafımda pırtı satan Halis Efendi’nin evinin avlusuna bağlıyordum. Sağ olsun onun hanımı ve çocukları atımın suyunu yemini veriyorlardı. Soğuk, yağmurlu, özellikle bazı kış günlerinde köye gitmiyor şehirde handa kalıyordum.”

“Zor bir hayat.”

“Çok zor….Baktım bu şekilde olmuyor, şehre taşınmaya karar verdim. O zamanlar kıraç yazı olan Esentepe, yani buraya şu gördüğün gecekonduyu çevirdim. O dönemlerde buralar kuru yazı, insanlar geceleri dışarı çıkmaya korkuyorlar. İt bağlasan durmaz. İn cin top oynuyor. İnsanlar şehre hücum edince kıymete bindi. Bu evin yapımında şu yan tarafımdaki uncu Cuma’nın çok yardımı oldu. Sizin o taraflardan bir köydendi. Nur içinde yatsın, çok iyi insandı. Böylece sadece yazın köye gidecek, kışları burada kalacaktım. Hem de çocuklarımı rahatça okutacaktım. İki sene içerisinde düzene girdik. Buralara yeni evler yapılmaya başladı. Belediye zorluk çıkarmadan tapumuzu verip evlerimize elektrik bağladı. Su ihtiyacımızı ise bahçelerimizdeki tulumbalardan karşılıyorduk. Köye göre daha rahat bir hayata kavuşmuştuk.” (Devam Edecek)

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
ABDULLAH AYATA

ABDULLAH AYATA

DİĞER YAZILARI AZERBAYCAN UYUYAN DEVİ UYANDIRDI 21-05-2021 10:48 KAYSERİ’NİN BAŞKENTİ TOMARZA 15-02-2021 23:34 MİSAFİR 27-04-2020 11:34 KAYSERİ’DE BİR CENNET KÖŞESİ: ŞIHBARAK 18-04-2020 10:52 MİMARSİNAN   PARKI 22-03-2020 13:56 UMRE-3 17-03-2020 10:58 UMRE-2 16-03-2020 10:57 UMRE-1 15-03-2020 12:51 SINIRSIZ  ZENGİNLİK 23-02-2020 13:59 KLEOPATRA-4 19-02-2020 11:18 KLEOPATRA-3 18-02-2020 11:05 KLEOPATRA-2 17-02-2020 11:55 KLEOPATRA-1 15-02-2020 17:50 TAHSİN-2 10-02-2020 12:17 TAHSİN-1 09-02-2020 13:27  ALTI ADET TUĞLA 02-02-2020 14:26 İÇERİ GİRİYORUM HASAN, DIŞARI ÇIKIYORUM HASAN 26-01-2020 14:29 DEDE KORKUTUN OĞLU-2 13-01-2020 12:13 DEDE KORKUTUN OĞLU-1 12-01-2020 14:26 TREN GARINDA GECE 05-01-2020 14:17 SINIRSIZ ZENGİNLİK 29-12-2019 14:22 TREN GARINDA GECE-2 23-12-2019 11:13 TREN GARINDA GECE-1 22-12-2019 14:21 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR -3 17-12-2019 11:54 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR-2 16-12-2019 11:15 AKÇADAĞLI OLMAK AYRICALIKTIR-1 15-12-2019 14:32 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-3 10-12-2019 11:14 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-2 09-12-2019 12:08 EN BÜYÜK ZENGİNLİK-1 08-12-2019 14:46 ZARGANA 01-12-2019 14:44 ACAR EMMİ-2 25-11-2019 11:09 AŞTİ’ DE SABAH-2 18-11-2019 11:51 AŞTİ’ DE SABAH-1 17-11-2019 14:04 KÖMÜŞ MEHMET-2 11-11-2019 11:27 KÖMÜŞ MEHMET-1 09-11-2019 16:52 BABASI YAPILI 03-11-2019 15:02 HABİP  KÖPRÜSÜ-5 31-10-2019 11:28 HABİP  KÖPRÜSÜ-4 30-10-2019 12:11 HABİP   KÖPRÜSÜ-3 29-10-2019 11:16 HABİP   KÖPRÜSÜ-2 28-10-2019 11:31 HABİP   KÖPRÜSÜ-1 27-10-2019 13:29 EN ACIMASIZ TÖRE-3 22-10-2019 10:58 EN ACIMASIZ TÖRE-2 21-10-2019 11:41 EN ACIMASIZ TÖRE-1 19-10-2019 16:42
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş513
  • 2Trabzonspor513
  • 3Fatih Karagümrük510
  • 4Fenerbahçe410
  • 5Konyaspor410
  • 6Altay59
  • 7Galatasaray48
  • 8Hatayspor47
  • 9Kayserispor47
  • 10Yeni Malatyaspor56
  • 11Alanyaspor46
  • 12Göztepe55
  • 13Gaziantep FK55
  • 14Kasımpaşa55
  • 15Adana Demirspor55
  • 16Antalyaspor54
  • 17Sivasspor53
  • 18Çaykur Rizespor51
  • 19Başakşehir FK40
  • 20Giresunspor40
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA