DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
RECEP ÇALKANER
RECEP ÇALKANER
Giriş Tarihi : 06-06-2020 11:51

KAYSERİNİN  BAĞLARI

    Kayserinin ilk yerleşim bölgesi olan adı MAZAKA olarak tarihte bahsi geçen ESKİ ŞEHİR diye tanımlanan , şimdi ise büyük şehir Belediyesinin “gecekondu önleme bölgesi”  diye belirlediği yer eskiden bağlarımızdı.

“Bir varmış bir yokmuş”  Masala döndüren zaman daha nelerimizi mâzi edecektir  bilemem. Ben eski bağ isimlerini bir anı olsun diye sıralıyorum.

 

* Eski Şehir                       Bağları

* Eğri Bıcak           Bağları

* Kergâh                Bağları

* Kaya Dibi                       Bağları

* Kükürt                Bağları

* Opruk                 Bağları

* İnecik                  Bağları

* Beğendik             Bağları

* Seygalan                         Bağları

* Kulaklı                Bağları

* Goyun Baba       Bağları

* Sesli                     Bağları

* Çağşak                Bağları

* Öksüz Kaya        Bağları

* Akkaya               Bağları

* Mahrumlar         Bağları

* Yazı                     Bağları

 

Eskişehirden Ali Dağına Doğru Olan Bölgedeki Bağlar

 

* Karâya                Bağları

* Karaçören           Bağları

* Zincirli                 Bağları

* Merdimanlı         Bağları

* Kara Dere                       Bağları

* Kızıltepe              Bağları

* Eşşek Meydanı   Bağları  ( Işık Deydanı)

* Becen                   Bağları

* Billur                   Bağları

* Çay                      Bağları

* Gediris                 Bağalrı

* Haymana                        Bağları

* Tavlusun             Bağları

* Germir                Bağları

* Gesi                      Bağları

* Erkilet                 Bağları

 

Bağcılık denilince bağcılıkla ilgili bir emaneti de burada kitaba almak istiyorum.

Bir imza günümde adını vermek istemeyen bir hanım, hatıra defterine yazmış olduğu duygularını benimle paylaşmak istedi ve bloknotunu  bana verdi bende sizlerle payşabilmek için buraya aynen alıyorum.

O hanımın kaleminden;

            “Ben 50-60 yılları Kayserisinin bağ yaşantısından bahsetmek istiyorum” diyerek söze başlıyor.

- O yıllarda yazın şehir çok sıcak ve sinekli olurdu.

Herkesin iyiden kötüden bir bağı vardı. Bu bağların kötü tabir edilenin evleri yığma şekilde taşlarla kabaca örülmüş ötme, tokana ve odadan ibâretti. Altta tokana büyükçe, üste oda (yatak odası gibi) yanda ötme olanı olduğu gibi üçü yan yana olanı ve başka örnekleri de vardı. Ama bütün bağlarda muhakkak ötme, tokana vardı; Ötme önü açık üç duvarlı döşeli bir oda idi.

Tokanada; her tarafı kapalı küçük, camsız,  penceresi olan genellikle kapısız kilerimsi  bir yerdi. Burada erzak bulunurdu. Kapalı oda ise evin gelininin yatak  odası idi. O zamanlar gelinler kaynana, kaynata hatta kayınlarla bir ev de otururlardı.

Hemen hemen hiç problemleri olmazdı. Çünkü herkes konumunu, işini, büyüğünü, küçüğünü bilirdi. Her evde biyana (bey ana) bulunurdu. Bu babanın annesi olduğu gibi, babanın annesinin annesi de olabilirdi. Bu ihtiyarlar çok sayılır, sevilirlerdi. Ellerinde tesbihleri, dillerinde duaları ve ceplerindede çocukları sevindirmek için sakladıkları kuru kayısı, şeker bulundururlardı. Gelinlerine yardım ederlerdi.

Tokananın yanında ocaklık bulunurdu üzüm çubuklarından budanmış gilamadalar, ot yığınları, çalı, çirpi ve ağaç dalları bulunurdu. Derme çatma kurulan ocaklarda yemek pişerdi. Ötmenin önü veya yanında seki tabir edilen bir yer vardı.

Seki; ya tokana duvarı ve ötme önünde yada ötmenin yan duvarının önünde olurdu. Yakınlarda olan bir dere yatağından getirilen ince çakıl taşlar ile düzenlenirdi.

Duvara, bir semerciye yaptırılmış ot yastıklar dayanırdı. Bu yastıklar ve önüne serilen mitil ve minderler eski çabıt ve çullardan yapılır, parçacı denilen esnaftan alınan defolu bez parçalarından olurdu...

“Seki; 9-10 metre kare olduğu gibi daha büyük olabilirdi. Duruma göre ön, yan taraflarına fesleğen (reyhan) sarıpat, yıldız ve mor-pembe sarmaşıklar dikilirdi. Baharda seki önü cıvıl cıvıl ve güzel olurdu. Burada yemek yenirdi. Sabahları tek bir bakır tastan tahta kaşıklarla  kesme çorba içilir. Yanında bazlama yenirdi. Çorbada mutlaka nâne olurdu.

O zamanlar evin erkekleri (herifler) Hanımları da (avratlat) diye tabir edilirdi.

Herifler eşeklerine heybelerini atıp şehre işlerinin başına giderlerdi. Akşamada heybeler kavun, karpuz vesaire ile dolu dönerlerdi. Öğleye herifler olmadığı için ne olsa yenir, aranmazdı. Akşama ise en iyi yemekler yapılırdı. Sekiye  temiz bir sofra bezi serilir, sini altlığı konur üstüne bakır  büyük sini konur ve  üzerine büyükçe bir tepsiye aktarılmış yemek gelirdi.

Yemek sağ elin üç parmağı ve ekmek eşliğinde   yenilirdi. O zamanlar çatal yoktu. Sulu yemekler tahta kaşıklarla tek tencereden toplu halde yenilirdi. Su arışmadan bakır maşrafa ile içilirdi. Kuyulara konulan temiz karlar su ihtiyacını karşılar, güze kadar bu su idareli olarak yemeğe, işmeye ve abdeste kullanılırdı. Banyo içinse en az haftada, onbeşte mahalle hamamlarına gidilirdi.

Yemeklerin üzerine meyve olarak bağdan yeni kesilmiş üzüm, kayısı,  karpuz yada kavun yenirdi. Bir de bazı bağlarda buzluk denilen yerler vardı. Bu buzluklar dağ eteklerinde ki kayaların araları ve aşağıya doğru açılmış olan ufak mağaracıklardı.

Buz dolabı yoktu Buzluklarda kavun, karpuz tere yağ, peynir, süzme yoğurt v.s saklanırdı. Etler kavurma yapılır. Eğer kıyma olarak bekletilecekse kütüklerde satırla iyice dövülüğrdü.

Bağlarda kayısı, üzüm dışında dut, elma ayva, ve badem ağaçları olurdu.yemekten sonra hemen namazlar kılınır kuyu başına yataklar sıralanır erkenden yatılırdı elektrik yoktu. Gaz lambası ile fener ve sonradan bazı evler de olan löküs (lüx) ler kullanılırdı.

Evin tuvaleti epeyce ileride olurdu, çoğu zaman tavansız ve kapısız  hela tabir edilen yere yalnız gidemez kardeşlerimizden yardım beklerdik. Helada idare lambası yanardı. Bazı bağlarda kuyu olurdu, olanlar kuyunun çevresini düzenler yatılır hâle getirilirdi.

Kuyu başında yatmak çok hoş bir şeydi. Kopkoyu bir gecede yıldızların belirginliğine bakarak hayaller aleminde uyunurdu. Bazılarıda evlerinin damlarında yatarlardı.Yalnız bir sorun vardı oda zehirli böcekler. Akrep, büyü...

            Kayserili olupda akrebi, büyüyü, tosbağayı, eşek arısını bilmeyen bir çocuk tanımıyorum. Akrepten korkmayan yoktu. Onun içinde her gece duası okunurdu. Yataklar yerlere yapılır çocuklar, genç kızlar yan yana dizilir yatılırdı. Her kes uyumadan önce şu duayı okurdu.

Yattım sağıma

Döndüm soluma

Melekler şahit olsun

Dinime, imanıma

Cennette gül yaprağıma.

Eşhedü enla ilahe illallah

Ve sonra

Ergep ergep afiye

Sokma beni safiye

Ergap eti şam eti

Benim etim sultan Süleyman eti 

 

Ergap çüş, yılan çüş, büyü çüş

Cümle böcekler sabaha kadar

Pörüş…

Sabah kalkınca her taraf toplanır, bağlarda yetişen süpürge otundan yapılan süpürgelerle etraf hafif ıslatılarak süpürülürdü.

Bazlamalar çok erkenden, akşamdan nohut mayası ile mayalanmış hamurdan yapılır ve sacda pişirilir.

Şimdi ki gibi kimyasal mayalar yoktu, her şey doğaldı nohut

 mayasını fırıncılar yapardı. Bazlamalar bazen hakırdaklı ve peynirli  hatta (miyhaneli), içli olarakta pişerdi.

Akşama pişen yemekler  Mantı, Patlıcan Pehli, patlıcan musakka, patlıcan kovalama, imam bayıldı, biber, kabak dolma, kabakçıtma, yaprak vede kabak çiçeği dolması v.s olurdu.

 Misafir geleceği zamansa yağlama,yaprak sarma, suböreği, nevzine, aside, bekmez helvası yapılırdı.

Kayısı zamanı kurutmalık kayısı,  pestil, marmelat reçel, üzüm zamanıda pekmez pöfter, cevizli köfter yapılırdı. Kabaklı ve patlıcanlı pekmezinde tadına doyulmazdı.

O zamanlar hiçbir şey arıya verilmez her şeylerden istifade edilirdi, ancak haddinden fazla ihtiyaç olan şeylere para verilirdi.

Kadınlar işleri bitince halı dokumak için halı tezgagının başına geçerlerdi. Kızlar çeyizlerini işlerler, çocuklarsa bostanlarda, ağaç üslerinde oynarlardı. Erkek çocuklarına oğlan denilirdi. Oğlanlarla kızlar ayrı ayrı oynarlardı zaten oyunlarına farklıydı. Kızların çabıtları dallara dolayarak bebek yaparlardı yada biyanaları daha düzgün bebekler yapardı. Bu bebekler taşlar, dallar, çiçekler ve yapraklarla evcik yapar evcilik oynarlardı.

Bir de her kız çocuğunun dümbek denilen darbukası vardı. Dümbek testi hamurundan imal edilmiş olarak alınır, patladıkça kurban bayramlarında kurban derisi gerilerek yenilenirdi.

Oğlanların oyunları ise biraz vahşice idi. Taş döğüşü, kuş

lastikle kuş avı, kuş yuvası bozmayı çok severlerdi. Ayrıca, işlerim karabaş, karatavuk, hamam kızdı, yedi çanak ve met oyunları vardı. Bazıları güvercin peşinde koşar, aşık oynamayı çok severlerdi. Şimdi ki gençlere bakıyorumda bu oyunların hepsinden mahrum kalmış ayrıca da bu oyunları hor görüyor lar.

Çünkü tamamen asrilestiler. Eskiden dışardan gelen ve değişik konuşanlara “Tankü” denirdi.

Eğer bizden birileri düzgün konuşur ve giyinirse asrileşti, tanküleşiyor denirdi. Şimdi külliyen tanküyüz sanırım

Tüm Kayserililer olarak etrafımızda görüyoruz gençlerimiz çocuklarını Emmi, Apba, Norüyon, Nirden geliyon  v.s gibi (Kayseri ağzı ile konuşmalarını şitdetle engelliyorlar.

 Kaba ve Argo buluyorlarmış… gadamalasıcalar…

Eskiden yetişkin kızlar kuyu başında, kayalıklarda  yada damlarda oturur dümbek çalar türküler söylerlerdi.

Yeni doğan oğlan bebesi ailede büyük bir sevinç yaratırdı.

Prensler gibi büyütülürdü. Oysa kız çocuk doğduğu zaman herkesi bir hüzün kaplar, sonradan da evlat evlattır diyerek sineye çekerlerdi.

 

 

Kızlara bebekken şöyle bir tekerleme söylerlerdi hatırlıyorum .

 

Kızıma da kızıma telli duvak yüzüne

Ankaranın vâlisi koca olsun kızıma

İstanbulun taksisi koçu olsun kızıma

Tosyanın pirinci tek tek gelsin kızıma

Karamanın koyunu etlik olsun kuzuma

Şu dağların koyunu yüklük olsun kızıma

Annesinin he demesi 100 beşli

Babasını he demesi 200 beşli

Denir ve öpüp koklayarak yatırılırdı.

Diye anlatmış, o adını vermek istemeyen hanımefendi

Birde o günlerin bir deyimini eklemiş.

Herifler çeker cefâyı

Kadınlar sürer sefâyı.

Şimdi ise

Erkeklerin derdi senedinen çek

Kadınların derdi pastayınan kek

Buradan o Hemşiranıma teşekkür ediyor eline, diline sağlık diyorum.

Birde şu anda aklıma gelen bir bağcılık türküsünü aktarmak istiyorum

 

SEYGALAN BAĞI

 

Bağcının gıtmiri(Köpek) gedikden ürer

Kediyinen avrat sefâyı sürer

Uzak bağcılarda eşeği yorar

Gızın gadellisi de bağcıya gider

Elinden osandım sevgalan bağı

Sat desen satamam avradın malı

Atmış arşın guyuynan bağ arası

Urganı kesti guyu ağızlığnın yarası

Bağcılık dediğin Allah belası

Elinden osandım sevgalan bağı

Sat desen satamam avradın malı

Bilmem nasıl olur yemeğin ehli

Avrat ısmalladı etinen pehli

Sifdahsızım boğon yüreğim dağlı

Elinden usandım seygalan bağı

Sat desen satamam avradınbağı

NELER SÖYLENDİ?
@
RECEP ÇALKANER

RECEP ÇALKANER

DİĞER YAZILARI KAYSERİNİN  BAĞLARI 06-06-2020 11:51 ESKİ RAMAZANLAR 12-05-2020 12:47 ÇOCUK EDEBİYATI 28-04-2020 16:07  İKİ GAYNANANIN DERTLEŞMESİ 26-04-2020 13:58 BAĞCILIK KEYFİ 19-04-2020 11:21 ESKİ RAMAZANLAR 13-04-2020 14:00 HAMAMLARIMIZ-GELİH HAMAMI 25-03-2020 11:49 KAYSERİ'DEN SEÇMECELER 18-03-2020 12:01 PAPAZIN İNSAN OLAN EŞŞEĞİ 11-03-2020 12:00 KAYSERİLİLİK... 04-03-2020 12:26 İSLÂM’A VE İNANCIMIZA GÖRE ÖLÜM 26-02-2020 12:12 OTOBUS DURAĞINDA İKİ KADININ KAYSERİLİCE KONUŞMASI      19-02-2020 11:18 MİSAFİRLİKDEN DÖNEN KADININ ŞOFÖRLE KONUŞMASI 12-02-2020 12:09 GAYSERİ AĞZI 05-02-2020 11:10 NOSTALJİ 29-01-2020 11:24 ESKİ KOMŞULAR VE KOMŞULUK İLİŞKİLERİ 22-01-2020 12:28 ANA - BABA TERBİYESİ 15-01-2020 11:36 BAĞCILIK KEYFİ 08-01-2020 12:32 NOSTALJİK 01-01-2020 11:12 AİLE BAĞLARI… 25-12-2019 10:46 BAĞDAN İNME ANISI 18-12-2019 11:14 GAYSERİ    BEDDÂLARI    11-12-2019 11:51 YAŞANMIŞ YADA YAKIŞTIRILMIŞ FIKRALAR 04-12-2019 11:58 ESKİ KOMŞULAR VE KOMŞULUK İLİŞKİLERİ 27-11-2019 12:16 ANADOLU  ÂDETİ                   20-11-2019 11:29 GAYSERİLİCE... 13-11-2019 11:22 NOSTALJİ 06-11-2019 11:51 KAYSERİ VE YÖRESİ TÜRKÜLERİMİZ 30-10-2019 12:11 GÜNÜMÜZÜN MİSAFİRİ VE EV SAHİBİ 23-10-2019 11:07 ESKİ KOMŞULAR VE KOMŞULUK İLİŞKİLERİ 16-10-2019 10:55 GELİN HAMAMI 09-10-2019 12:20 GAYSERİ  (PAZARLIĞI) TİCARETİ 02-10-2019 12:01 ESKİ KOMŞULAR VE KOMŞULUK İLİŞKİLERİ 25-09-2019 10:55 GAYSERİLİCE TÂBİRLER 18-09-2019 11:13 GUMALIDA MANGAL 11-09-2019 11:39 NOSTALJİK 04-09-2019 11:52 GAYSERİLİLİK… 28-08-2019 11:52 MİSAFİRLİKDEN DÖNEN KADININ ŞOFÖRLE KONUŞMASI 21-08-2019 11:14 HAMAMLARIMIZ-GELİN HAMAMI-2 14-08-2019 14:29 HAMAMLARIMIZ-1 07-08-2019 12:12
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3166
  • 2Trabzonspor3061
  • 3Sivasspor3054
  • 4Galatasaray3052
  • 5Fenerbahçe3150
  • 6Beşiktaş3050
  • 7Alanyaspor3048
  • 8Göztepe3038
  • 9Gaziantep FK3038
  • 10Antalyaspor3037
  • 11Kasımpaşa3036
  • 12Gençlerbirliği3133
  • 13Denizlispor3132
  • 14Kayserispor3031
  • 15Konyaspor3030
  • 16Yeni Malatyaspor3029
  • 17Çaykur Rizespor3029
  • 18MKE Ankaragücü3025
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA