DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
SÜLEYMAN KOCABAŞ
SÜLEYMAN KOCABAŞ
Giriş Tarihi : 06-04-2020 13:38

KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-6

“KASSERİA…” –“THE KAYSERİ…”-6

“Kayseri düştü!..” Caddelerimizi  İngiliz Askerleri Değil İngiliz Kelimeleri İşgal Etti

Bir genelleme yapacak olunur  ve işin esasına bakılırsa,  kefere dili “Katil Dil” İngilizcenin caddelerimizdeki işyerlerini kelimeleriyle işgaliyle yalnızca Kayseri değil, aynı şeyleri yaşaması ve yaşamaya devam etmesi sebebiyle “Bütün Türkiye düştü” gerçeği  karışımıza çıkmaktadır. .  Genellemede “TÜRKİYE DÜŞTÜ!...” demek daha doğru olur.

“Kayseri Düştü!...” dememizin sebebi, dilimizde yabancılaşma ve kimlik kaybı konusunda içinde yaşadığımız şehir Kayseri’yi baz ve konu almamız yanında, “Katil Dil” İngilizcenin işgaline 88 ilimiz içinde en çok maruz kalan illerden birisinin  Kayseri olması (bütün illeri gezdim ve bunun böyle olduğunu gördüm)  ve ilimizin ne acıdık ki “şampiyonluğu” nu yapmasıdır. Kayseri Spor 2020 de şampiyon olamayacak ve  hatta kesin olarak küme düşeceği halde, Türkiye’de Kayseri “Dilde Yabancılaşma ve Kimlik Kaybı” nda geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da “Yabancılaşma –Kimlik Kaybının Şampiyonluğu” nu başka illere bırakmayacağı için bununla öğünelim mi yerinelim mi, yorumunu ve cevabını  siz okuyucularıma  bırakıyorum. 

     Bugün Kayserimiz ve Türkiye’mizde, yukarıda  bahsettiğimiz üzere I. Napolyon’un bir milleti yok etmek için dile getirdiği gibi  “Benim kelimelerim ve kültürümün girdiği bir ülkeye askerlerimi sokmaya gerek yoktur” yapılanmasına Kayserimiz ve Türkiyemiz bugün itibariyle en geniş boyutlarda maruz kaldığı için bu incelememizde büyük devasa sorunumuzdan olarak, dilimizde yabancılaşma ve kimlik kaybının ortaya çıkardığı “MİLLİ BEKA SORUNUMUZ”  Kayseri örnekleriyle dile getirilecek, çözüm yolları gösterilecektir. 

    Yüz yıl önce, 1918 – 1922 İstiklal Harbimiz günlerinde  ülkemizi dört bir yanından  silahlı kuvvetleri, askerleriyle işgal edemeyen ve onları “Ya istiklal ya ölüm” diyerek vatanımızdan çıkardığımız tarihi düşmanlarımız, yüz yıl sona (1920 – 2020), yani bugün ülkemizi silahları ve askerleriyle değil, kelimeleri ve kültürleriyle  işgale başladıkları için bu işgal silahlı ve askeri işgalden daha tehlikeli bir işgaldir. Çünkü bununla, millet yapan başta  milli dilimiz  olmak üzere bütün milli yaşayış biçimlerimiz yıkılmaya, unutturulmaya  ve ölüme mahkum edildiği halde,  bu anavatan topraklarımız üzerinde “ölüm döşeği” ne yatırılan milletimizin, millet olarak ölüm günlerinin yakın olduğu gerçeği karşısında, milletseverlik, vatanseverlik  duyguları ve şuuru içinde olan  herkesi  irkilip, kendisine bir çekidüzen verip bu korkunç ve çok tehlikeli  duruma  “dur”  demenin zamanı gelmiş ve hatta geçmek üzeredir. 

 

Cadde ve Sokaklarında  “Talas düştü!...” Gözlemleri ve Örneklemeleri

         İlimizde Dilde Yabancılaşma  ve Kimlik Kaybından olarak, bunun yaşanan yapılanması, tabloları ve sahnelerini   Talas ilçesinden başlayarak vereceğiz.

       Kayseri  ili dahilinde, hem merkez ve hem de ilçelerinin caddeleri, sokakları ve  mahalleleri itibariyle işyerlerine yabancı kelimelerden isim vermekten ileri gelen,  dilimizde en çok yabancılaşma ve kimlik kaybının yaşandığı ilce Talas olduğu için incelememize ağırlıklı olarak burası baz ve konu alınmıştır.

      “Talas” ismi tam  bir Türkçe kelime olup Anadolu’ya orta Asya’dan gelen bir yer adıdır. Orta Asya’da Talas denilen bir Türk yöresi vardır.  Buradan Anadolu’ya göçüp gelen  Türkler, bugünkü Talas’ın bulunduğu alana yerleştikleri için, Orta Asya’daki  yöre isimlerini de buraya taşıyarak, yeni yerleşim yerlerine geldikleri yörenin hatırasını yaşatmak ve ve hem de bu yeni yerleşim yerlerini Türkçeleştirmek, Türkleştirmek için  Talas ismini vermişlerdir.

      Ama bugün gelin görün ki, atalarımızın yerleşerek Türleştirdikleri Türk Talasımız, cadde ve sokaklarında açılan işyerlerine İngilizce kelimelerden işyerleri isimleri verilmesi  sebebiyle  giderek bir “Türk ilçesi” görünümünü kaybederek, bir “İngiliz ilçesi” görünümünü  almaya başlamıştır.

          Edirne’den Kars’a, Samsun’dan Hatay’a kadar  bütün Türkiye’yi gezdim gördüm. Her ili görmemin yanında, bir çok ilçeyi de görme ve gezme fırsatım oldu. Bu ilçelerde  işyerlerine İngilizce kelimelerden isimler verme konusu da  sürekli incelemem ve dikkatimde olduğu için, bunlar sonucu Türkiye’ deki 700 küsur  ilçe içinde işyerlerine yabancı isimler verme  şampiyonunun  Talas  ilçesi olduğunu gördüm. İkinci geleni ise  Antalya’nın Kepez ilçesidir. Yani bu işte Talas altın, Kepez  gümüş  madalya almış. Bronz  madalya alacak ilçeyi tespit edemedim. 

       Talas’ta yeni  kurulan mahalle olarak “Bahçelievler”, bundan bir önce kurulan “Yenidoğan”  mahallesini gezip gördük. “Katil Dil” İngiliz dili  kelimelerinin bu mahalleri, dilimizde, devasa boyutlar ve çeşitliliklerden olarak   yabancılaşma ve kimlik kaybına, kirlenmesi ve yozlaşmasına  nasıl yol açtığının yaşanan örneklerinden gözlemlerimiz ve anketlerimizden olarak tespitini yaptıklarımız şunlardır:

     a-Bir  kısım işyerleri isimlerinin,  Türkçeden hiçbir kelime bulunmaksızın, sanki  caddelerimiz Londra’da  bir İngiliz caddesi imiş, tamamen İngilizlere hitap ediyormuş   gibi bütünüyle  İngilizce kelimelerin yazılışından ibaret(“The Lover’s Caffe” gibi)  işyeri adları olmasının kendisini göstermesini; 

      b-Bir kısım işyeri isimlerinin ise, yarı Türkçe – yarı  İngilizce olarak verilerek, (“Yaprak Döner House” gibi) melezleşmiş  adların varlığının  kendisini gösterdiğini, 

       c-Bütün İngilizce  özenti yer adları kelimelerinin Türkçenin ses uyumuna  uyarlanmadan   Talas sanki  bir İngiliz ilçesi imiş gibi İngilizce  yazılışı şekli  ile yazılarak (“grup” u “group “kulüp”ü “clup”   yazmak şeklinde)   dilimizin kirlenmesi ve yozlaşmasına  daha büyük bir katkının son yıllarda iyice moda haline geldiğini,

d-Bir kısım işyerlerindeki Türkçe işyeri kelimelerinin bile  Türkçenin imla ve grameri kuralları dışına çıkılarak, “İngilizceye benzetmek” kabilinden İngilizce imla kuralları ve gramer eklemeleri ile (Mehmet Usta Döner’s gibi, sonundaki “s” eki İngilizcede  çoğul eki olup,  dilimizde …ler, …. lar eklerinin karşılığıdır)  melezleştirilerek, dilimizin kirlenmesi ve yozlaşmasına daha büyük katkıda bulunulduğunu;

      e- Türkçede herkesin uyması gereken belli imla ve gramer kurallarının dışına çıkılarak, Türkçe sanki sahipsiz ve başıboş bırakılmış bir dilmiş  gibi (gerçekten de böyledir,  ne devletin ne de halkımızın yıllardan beri milli bir dil politikası olmamıştır) , her önüne gelenin kendi keyfi ve beğenisine göre kelimeler üretmeye kalkışması ve işyerlerine de bu kelimelerden (Eti Beyazzz, Dönercimmm, Takssi’m, Halime’m, “Kuzzu” gibi)   isimler koymaları;

     f-İngilizce özentisi ve modalaşmasına uyarak, Alfabe Kanunumuza  göre dilimizde kullanılmasına karar verilen   29 harfin  dışına çıkılması suretiyle dilimizde olmayan yabancı   harflerin de son yıllarda kullanılmaya başlanarak (Bir inşaat  ismi olarak “kent” yerine “Qent” yazmak suretiyle “TNT Qent” işyeri ismi vermek gibi ) dilimizde yeni bir kirlenme ve yozlaşma örneği sergilenmesi; gözlemlerimiz ve tespitlerimizden sonra,  

      “Katil Dil” İngilizceden ismiler koyan işyerlerini ziyaret edip bunları tenkide aldığımız ve bunlar hakkında anketler yaptığımızda:

        1-Açılan işyerlerinin çeşitlilik olarak  çoğunlukla açılış sırasına göre şu sırayı takip  ettiklerini gördük: Yeme –içme yerleri, giyim –kuşam yerleri,  berberler, büyük alışveriş merkezleri  ve   inşaat şirketleri olduklarını,

       2-Ülkemizde, milletimizin tarihi ve ebedi  düşmanları Batılı ülkelerin, milletimizi millet yapan kendi değerlerimize aykırı değerlerinin, örf ve âdetlerinin “beğeni” kazanarak  modalaşma salgını haline gelerek, “üzüm üzüme bakarak kararır” gereği, yabancı bir isimden işyeri açan kişinin bu haline özenen arkadaşları ve komşularının da “şimdi bunlar moda, zamaneye uymak” diyerek (gözlemlerimiz sırasında bunu bizzat çalışanlarının da bize söyledikleri halde), çevrelerine bakarak kendilerinin de “onlara benzemekten” olarak işyerlerine yabancı isimler koyduklarını, “kendi kendisini sömürgeleştirmek” diyeceğimiz bu oluşumun neredeyse köylere kadar varacak şekilde iyice bir “yabancı kelime ve kültürlerin salgın hastalığı” haline geldiğini,          

        3-“İşyeriniz hayırlı olsun. Herhalde yeni açmışınızdır” dediğimizde, çoğu kez “yeni açtık”  cevabını aldığımızı,

        4- İşyeri çalışanlarına, “İşyerinize koyduğunuz İngilizce kelimelerin ne anlama geldiğini biliyor musunuz” diye sorduğumuzda  neredeyse % 95’inin “bilmiyoruz” diye cevap verdiklerini,

        5-Yabancı isimli işyerleriyle ilgili anketlerimize  devam ederken, önünde durduğumuz  işyerleri  hakkında, işyerine alışveriş için giren müşteriler yanında, caddelerden yaya olarak geçenlere   “Şu tabelada yazılı İngilizce işyeri isminin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?” diye sorduğumuzda neredeyse  yüzde yüzünün “bilmiyoruz” cevabını verdiklerini ve bunların vitrinlerini ve içlerini seyretmeleri halinde işyerinin hangi işle meşgul olduğunu anlayabildiklerini,

      6-İşyeri çalışanlarına , “Türkçe isimler dururken neden İngilizce isim verdiniz?” diye sorduğumuzda, % 95’inin “ben bilmiyorum,  burada çalışan bir elemanım. Patronumuz  Kayserili zengin bir işadamıdır, gidiniz ona sorunuz” dediklerini ve hatta  çalışan olarak bu yabancı isimlerden kendilerinin de “Bir Türk ve Müslüman evladı” olarak  rahatsız duyduklarını,

      7-Yabancı işyerlerinin neredeyse tamamının, Talas’ın yerli halkı ve Talas’ta ikamet eden ve nüfus yapısı itibariyle  genelde  memurlar, işçiler ve emeklilerden ibaret “orta direk” veya “orta sınıf” dediğimiz Talas’ta ikamet edenler tarafından değil Kayseri merkezde  ikamet eden ve asıl iş yerleri burada olan Kayseri’nin zengin işadamları, tüccar ve sanayicileri tarafından açıldıklarını,

8- Yabancı isimli işyerlerinin genelde yeme –içme ve giymeye yönelik olarak Erciyes Üniversitesi öğrencilerinin fakülteleri ve  yurtları bölgelerinde ve  ilk, orta, lise dengi okullar ve özel kolejler bölgelerinde bulunduklarını, çalışanlarının ifadesiyle, öğrencileri buralara çekmek için onların sevdikleri ve beğendikleri yabancı isimleri koymak zorunda kaldıklarını ve hatta gençler arasında isim koyma anketleri yaparak anketten çıkan çoğunluk isteği  yabancı kelimelerden isimleri koymayı tercih ettiklerini,

        9- Yabancı isimli işyerlerinde  patronları karşımıza çıkmışsa,  “Sizi karşı hiçbir art ve kötü  niyetimiz yoktur. İşyeriniz hayırlı ve müşteriniz bol olsun. Bizim nasihatimiz bir baba nasihati gibi  algılayınız” dedikten sonra,  “Türkçe isimler dururken, milletimizin düşmanı bir milletin kelimelerini işyeri olarak niçin tercih ettiniz? Bu, İngiliz bayrağını işyerinizin alnına asmak benzeri değil midir? Milli dilimizin yok olmasına ve giderek  milletimizin yok olmasına hizmet etmek gibidir; atalarımız bunun için mi şehit oldular, İstiklal Harbimizi bunun için mi yaptık? benzeri   nazikane daha birçok sorular sorduğumuzda,  ne demek istediğimizin anlamanın ezikliği ve burukluğu içine girdiklerini gördük. Sanki bu yabancı isimleri istemeyerek ve tereddüt içinde koydukları psikolojisi içine girdiklerini,   uzun bir süre sesiz kaldıktan sonra bize genelde “haklısınız” cevabını verdiklerini,  bu konuda kendilerini uyaran hiçbir kimsenin olmadığını (tepkisiz ve duyarsız toplum haline gelmemizden kaynaklanan)    kendilerini uyardığımız için bize teşekkür ettiklerini, yabancı işyeri isimlerini  genelde “zamaneye uymaktan” olarak verdiklerini, “şimdi bunların moda olduğu” nu, “biz de İngiltere gibi üstün ve kalkınmış olursak Türkçe isimlerin ancak o zaman kullanılabileceği  ve rağbet bulacağı” nı söylediler vb.

     Hatta bizim uyarılarımızı müspet olarak algılayan az sayıda patronun yabancı işyeri isimlerini  Türkçeye çevireceklerini söylediklerini de gördük.

        10-Bir kısım çalışanları ve patronlarının “burası Turistik bir şehirdir, onlara da hitap etmek işyerimize onları  da çekmek için bu ismi koyduk” dediklerini işittik.

 11-“Mürekkep yalamış” denilen bir kısım patronların, “lügat parçalarcasına”,   “Küreselleşen, globalleşen, evrenselleşen ve giderek büyük bir köy haline gelen dünyadayız. İngilizce de bu köyün ortak ve evrensel dilidir. Bunun etkisi bizi de sarmaladığı için görünen manzara odur” demesi dilimizde yabancılaşma ve kimlik kaybına sebep olan “dış etki” nin devasa boyutlarını da ortaya koyan bir görüş olmuştur.  (devam Edecek)

NELER SÖYLENDİ?
@
SÜLEYMAN KOCABAŞ

SÜLEYMAN KOCABAŞ

DİĞER YAZILARI KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-15 30-05-2020 12:13 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-14 26-05-2020 10:49 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-13 25-05-2020 12:46 KAYSERİ’DE YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI -12 24-05-2020 07:02 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-11 17-05-2020 12:32 KAPKARA VE KASVETLİ BİR GÜN 12-05-2020 12:41 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-10 11-05-2020 11:58 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI “KASSERİA…” –“THE KAYSERİ…”-9 01-05-2020 13:49 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-8 24-04-2020 12:27 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-7 15-04-2020 15:53 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-6 06-04-2020 13:38 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-5 27-03-2020 11:41 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-4 23-03-2020 11:15 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-3 22-03-2020 13:56 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI “KASSERİA…” –“THE KAYSERİ…”-2 20-03-2020 11:18 KAYSERİ’DE  YABANCILAŞMA  VE KİMLİK KAYBI-1 19-03-2020 11:14 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-8 07-02-2020 11:43 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-7 06-02-2020 11:35 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-6 05-02-2020 11:09 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-5 04-02-2020 11:03 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-4 03-02-2020 11:36 “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-3 02-02-2020 14:26 YENİ BİR BİLGE KAĞAN MESAJI VE ÇAĞRISI “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-2 31-01-2020 10:54 YENİ BİR BİLGE KAĞAN MESAJI VE ÇAĞRISI “EY TÜRK KENDİNE DÖN!...”-1 30-01-2020 10:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA