DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
EROL METİN
EROL METİN
Giriş Tarihi : 31-01-2020 10:53

HER FIKRA TEMEL'LE BAŞLAMAZ

Bütün fıkraları Karadenizlilere mal etmek ve her fıkraya 'Temel bir gün' diye başlamak moda oldu. Oysa her şehrin, her bölgenin iyi kötü fıkra dağarcığı vardır, o bölgenin insanının özelliklerini belirtir ya da bazı fıkraları her şehrin insanına yakıştırılır.

Erzurum fıkraları, diğer bölgelerin fıkralarından geri kalmaz. Hatta çoğunu geçer. Hele benim gibi Erzurum ve ilçelerinde görev yaptıysanız fıkraları daha çok algılarsınız. Mehmet Zeki Kılıç ile Yaşar Atnur 'Erzurum Fıkraları' nı toplamışlar , Hem de Erzurum şivesi ile yazmışlar. (Erzurum kitaplığı)

Erzurumlunun biri arife günü kendisine yeni bir çakşır, Şalvar almış, akşam hanıma rica etmiş: 'Hanım bu çakşır uzun, bi garış kes de sabahtan giyeyim! Ben uiahların üstüni hazırlayacağım, edemem!' Baldıza gitmiş, o da bir bahane bulmuş, kızına gitmiş o da atlatmış. Akşam yatmışlar kadının içine düşmüş: 'Ben herifimi kırdım, yarın bayram, kalkim de herifin paçasını içeri alayım.' Baldızın da, kızın da uykuları tutmamış. Baldız eniştemi kırdım diye, kızı da babamı kırdım diye kalkmışlar çakşırın paçalarını ayrı ayrı birer karış kesip kısaltmışlar. Sabah olmuş. Erzurumlu kalkmış, çakşırı ayagına geçirmiş, bakmış ki dizlerine kadar kesip kısaltmışlar. Açmış ellerini: 'Hey Allah'ım! Ben bunlara herslendim de, sene ne deyim? Bayram günü ayazda goydun beni.'

Erzurumlunun biri camiye gider. Acele acele kaza namazını kılar, çıkarken imam başına dikilir. Elin de kamçı vardır: 'Bu ne biçim namaz kılmak, hele bir töreli kıl bahim!' Adam namazı baştan kılar, İmam gelir sorar: 'Söyle bahim, evelki namazın mı oldu, yahsa bu namazın mı?''Demin kıldığım namaz!' Niye? 'Çünkü bu namaz kamçı rızası içindi, öbürü Allah rızası için.'

Birinci cihan savaşı sonunda Erzurum!a bir Amerikan heyeti gelmiş, Erzurum'un nüfusun inceleyecekler, Ermeni mi çok, Türk mü diye... Belediye Başkanı Zakir bey'e gelmişler, o da tercümana pencereden dışarıyı göstererek şöyle demiş: 'Bakın, şurada, bütün şehri saran bir taşlık var, onun da ortasındayirmi de biri kadar çevrilmiş bir başka yer var. O büyük taşlık Müslüman mezarlığıdır, Küçüğü de Ermeni mezarlığı, bunlar kendi ölülerini yemediler ya'.

Erzurum çaysız olmaz. Çay Erzurum kültürünün simgesidir. Hem kıtlama içerler, hem de koyu.. Erzurumlu bir kadın köye gitmiş. Çay ikram etmişler. Kadın çaya bakmış: Kadehi pencereye tutmuş: 'Burası çan köyi, amburası Kevahor, ahandır çiftlik, az da açık olsa Erzurum gözükeceh.'

'12 Eylül' öncesi Karslılar ile Erzurumlular birbirlerine giriyor, Kars'a giden yolcu otobüslerini bile durduruyorlar. Durdurulan otobüslerden birinde bir delikanlı, Kars'lı akranını sorguya çekiyor. Güya dinle ilgisini soruşturacak. 'Hele Ayat'ül Kürsi'yi ohu baham gardaş!' Kars'lı: 'Ağabey oni bülmürem, istersen gulhü'yü ohiyim!''Haydi onu oki'! Karslı okumaya başlayınca, Erzurumlu dışarda bekleyen birine seslenir: 'Zeçi ağabey, hele bir dinle, bakah gulhü'yü doğru ohir mi?' der.

Bir de ben orada görev yaparken başımdan geçen ve  yaşadığım fıkralardan birini anlatayım.  Samsuni Ladik şuemizden, Erzurum Hasan kale(Pasinler) şubesine tayin edildim. Kısa bir aradan sonra, Narman Şübesi müdürlğüne görevlendiridim. Teorik olarak bildiğim Erzurum fıkralarını halkın içinde Pratik olarak yaşamaya başladım. Narman ilçesinde Bankanın lojmanın da kalıyordum. Her sabah bir pasteneye kahvaltı yapmak üzere giderken bir esnaf amca sürekli önüme geçerek Mudirim(Müdürüm) hele bir çayım iç diye üsteleyip durdu. Birkaç defa işim var desem de, birin de mecbur içmek zorun da kaldım. Çayı ben de onlar gibi kıtlama içmeye başlamıştım. Çay içerken Amca bana: Mudirim nerelisen diye sordu? Nevşehir'liyim dedim. Derken amca bir olayı bana anlatmaya başladı: Sizin Nevşehir'den biri Erzurum'a gelmiş. Kahvede çay içiyor. Önüne bir kutu Turhal şekeri koymuşlar. Çayın kaşığı yok. Adam kıtlama içmeyi bilmiyor. Zorunlu olarak,  Bir kutu şekeri bir çayla içtikten sonra kalkmış, Kahveciye borcum ne diye sorunca Kahveci: Bir şeker kutusuna bakmış ki şeker bitmiş. Kahveci: Amca demiş, 'Çay bizden olsun da sen şekerin parasını ver' demiş.

Tabi amcanın anlattığı fıkrada, bana da mesaj vardı. Yerimden kalktım. İzin istedim. Ben de, Amca, şekerin olduğu gibi duruyor, ben çayın parasını vereyim dedim.

Gülüştük.....                             

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA