DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
MEHMET HABİL TECİMEN
MEHMET HABİL TECİMEN
Giriş Tarihi : 09-04-2021 15:24

Günahın metodik anlamsalı üzerine sözce

Asyalı antikite kabiliyeti nedir duruşuna giriş -2

 

Tözün beşiği (1) konusunda konuşalım: diyelim ki,  töz kendi içinde ikiye ayrılır. Biri: iyiler bellidir, tarafı; iyiler, (2) iyidir. İki: kötüler konusunda şiir (*) bile çok fazla bir şey ifade etmez, çünkü kötüdür; şiir birçoklarının sert kimliklerini saklama vasıtasıymış-, çünkü. Dün, günahın peşinde koşanların bugün, din-darlık kimliği üzerinden evrensel erdem peşinde koşmaları abesmiş. İlke: bizler neden kötüyüz çünkü kötülükle bir şey yapmış olma kimliğimiz yanımızda;-.dır. Kötü olmamızın ele alınır bir tarafı var mı? Kötülüğün kimin elinde büyüdüğü bilindiğine göre söylenecek pek fazla bir şey yok. -Kötü günahın habercisidir,-kötüdür-, kim adına kötüdür? Kendi adına mı? –Kul olma- adına mı? (3) Kulluk meselesine modernité neden bu kadar takti ki kendi ürettiği köleliği unutturmak için mi? Tanrı bizim günahlarımız üzerinden bizi yönetmeyi niye istedi; (mutezile) istedi mi? Bütün bunlar, bizim kendi içimizde büyüttüğümüz nispetimizi, yani kanaat kimlikli günahlı yürüyüşü yani; bunu ne ile açıklarız? Açıklayabilir miyiz? Açıklayamayız, çünkü konuyla ilgili hiçbir fikre akademik olarak sahip değiliz. Konu ölü. Sadece verilen meseleler üzerine sözüm ona literature karıştırır ardından da konu başlığının altına neler yazabiliriz çalıntısına gark oluruz. Ne acı! Ey Genç adam! Şimdi durun bakalım, belirtmek üzere ele aldığımız her şeyi -pardon birçok şeyi- mesela kadın kimliğinin günah üstündeki yerini, onu yani; her türlü kendi oluşma tarafına göre çalma durumunu biz nasıl -aldık-, anladık mı onu, ne ile açıklarız bu durumu? Ülkelerin kimlikleri üzerinde nasıl bir günah teatisidir bu? Ülkeler ve insanlar ama günahı insanlar işlemez mi? Ülkeler nereden çıktı? Kader-i insanî aynıyla ülkedir. Misale bak, Misal nereden? Kur’an dilinden. Ülkeler günahları ile mi anılırlar yoksa günahsızlıkları ile mi öyleyse? Minehabbüehabbüke demedik mi? Söz konusu günah (günahı aslî, o günah yani…), o ülkenin siyasi kimlik potansiyelini etkiler mi? Etkilermiş. –Miş- yok, etkilerrr. Öyleyse neyi nasıl yapmalı, metodolojiyi kendi içinde alkışlamalı mı? Bizimse evet, ama bizim metodolojimiz sadece hakkâkın dili olan Hâktır. İslamcıların hermenötik’ten bu tarafa dahil edeceği merak ne ola ki? Var mı merakları? Batıyı bunlar yeni mi okumaya başladılar?. Hani hatm ettiler di, hepsini. (Marksizm- Frankfurt Okulu-antik filozofya) 90’lı yıllarda öyle düşünüyorduk, yöntem bilimimizi kurduk, bilgiyi İslamileştirdik, arkasında da gelecek, -gelecekti. Herkes şimdi hermenötik’e niye çöktü ki?.  Hani metot kimliğimiz? Onca entellektüel kapasitemiz nerede? Günahtan bahsediyoruz bak, şimdi. Hem de metot adına. Bu mesele kesinlikle doğrudan anlatılamaz örneğin, denemez ki, (demedik bunları aslında) bu ülkenin şöyle bir günaha talebi vardı o yüzden yüzyıllardır böyle. Şöyle bir günah neydi, nasıldı? ABD değişse de böyleydi; Çin çelimsellliği gelse de, böyle olacaktı; -tır. Akdeniz limanlarının asırlık günahları Hürmüz boğazına kendini niye bıraktı? Evet. Yıllar yakındı, şimdi de öyle. Devrim günahı, ürkütücüydü. Ürktü ve yara açtı, bilinen yüreklerde açtı yarasını, bilinmezde değil. Okyanusa günah göçerliği, ülkelerin kendi günahı olarak devrede. Başka da var. Her ülke geçişkenli bir sloganı ölüm kusma olarak Akdeniz’e göndermeyi ölüm taahhüdü namıyla tekrar ederken gerçekte nasıl bir günah kimliği edilgenliğini benimser. Siyasi deha olmak veya o rolü sadece oynanmak, Hürmüz’de; antik Pehlevice mirası hele; -kime devretti bizim okumalarımızda o konuyu, /-kime-? Süreğenlik basacaktı, ortanın doğusunu. Size göre de öyle değil mi? Şimdi gelelim açılımlarımıza; öğrencilerinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz başkasının metodunu anlatma yetisiyle. Metot: dilinizdir; ve ancetre’nin kalbinizdeki dağarcığıdır. Batı hurafesi ezberi değil. -Gerçi onu biz burada yazacağız ama-. Sizin olanı anlatın hele, varsa dağarcığınız. Çok iyi eğitmen adayı olarak mı öndesiniz? Söyleyin, günah nedir, anlatın? Kul-un başka bir kulu aldatmasıdır; her türlü. Öze saygı gerekir? Bu metodik çalma meselesi ahlaki değil vicdani suçtur. Ahlak vicdan içermez: bak sen mottoya-. Dönelim mi meselemize? Metodoloji ırkların kabiliyetini başkasına vuruş kabiliyeti haline getirmesidir; -yoğrulmuş olarak, (asırbeasır). Bunu modernité örnekli çağdaş toplumun kökenleri cevap verse de, bugünkü modernité algısı bize kendini net anlatsa, – peki, o kabul ki, -ne kabul- karakter kimliği üzerinden adapté’yi niye reddeder, netleşmeli. Aslında, konu-, günahtır: günah mesele olmadan önce inanılmaz bir doyuruculukla insan kimliğini her coğrafyada –topyekûn yönetmiştir. -Günahın yönetmediği coğrafya yoktur. Tanrı günahla cezalandırır ve onu ateşle yıkar, (katolisizm). Bu yönetiş öyle bir karşılık doğurur ki, insan içinde bulunduğu kendi günah pergeline imanla (bilakaydüşart) isyan eder. İman isyandır,(4) neticesi teâlliyattır. –Yücelme-ye bunca gösterişli kabul, günah konusundaki tereddüdün -ki bizleri yaratan ulu mabut ki, -Ya Allah- kuluna günahını nasıl bertaraf etmesi gerektiğini Eloha olarak da söyler, Dios olarak da söylemiş. Lakin biz Allah’ın kuluyuz. Lakin bir nokta var ki, o da vahyin dağarcığındaki şeriat. Günah tapınakta bizim neyimizdir, sunak ta (sunum yeri var.) hatta günahın öldürülmesi ve günahın yaşaması konusu şeytani bir konu mudur? İkisi de, ne der, günaha, antik kimlik üzerinden, günah benim mi der, günah senin mi der, tanrıya? Allah hakkı için haşa: lakin bu şudur, tanrının bizzat günahı düzenleyen güç olarak kulu kendine yamaması külli bir işlemdir. Ama nasıl? Tanrı kabiliyeti, M.Ö. 14. yy’dan sonrası ile ilgili medeniyet tarihine şuan itibarı ile pek fazla bir şey söylemez. Ama Allah azzevecelle öyle mi? O yekûndur. Hâsılamız, günahın günlüğü üzerinden kadının toplumların niteliğine ve onun ederine kattıkları ile alakalıdır. Ülke-ler söylesem, hep yatalak: siz evetleseniz onları... Günahın antik kimliğinde yata kalmışlar. Ülke söylesem eril bir uluscuk, kadınlar üzerinden genişleyen maskülen yönetici. -Ülkedişil-. Ama modernité’nin fırın ağzı kızları bunları inkâr eder. Bu böyle. Günah bir felsefi kimlik olarak vahiy tanımıyla girdiği iç dünyasından antikite’nin evsafını –efsane kurt kadınların- sol göğsüne kılıç vurmayla çizdiği dünyaya bazen Romalı kokana (puella) bazen Hollywood olarak –dönerse-, dönüyorsa married meselesine hem de, kilisenin elinde legal girlfriend kurslarıyla, kutsal günahın –çıkarıcı- zekâsına –bu hal- ne yapabilir? Bu oran birçok açıdan, acı veren bir tarihtir. Kul hiç bilmez günahı, ama günahın etrafında yaşar haberini, ancak gök ötesi melek verir. Niye böyledir? Laboratuvar hangi kanı, kim adına, DNA kimliğiyle kime nispet ettirir, kime çalışır, günahını antikitesi üzerinden yıl yıl, asır asır kaydını yaptığına göre; öyleyse durum şimdilik şu: Biz, Muhammed Mustafa (s.a) ümmeti olarak meselenin an boyutunu –talibiz- biliyoruz. O da şudur, günahın siyahı koyu, günahsızlığın beyazı da al bir iklimdir. /İklimdir. Ontolojik (5) meraka lüzum var mı? Beraha (6) neticesi Berat’tır.

 

  1. Tözün beşiği Allah’ın (cc) ‘kün’ emridir.
  2. İyiler mezarlığı kültü nedir kadim Anadolu’da…? Şudur, iyilerin özellikli bir cenneti vardır ve onlar antikite tarafından korumaya alınmıştır. Bu kültü vahiy toplumu da kendi anlamsalı içinde önemsediği için bu kült daimatâ ulaşmıştır. Antik çağ demiş ki: medullam critarium -/sepulcrum
  3. Kul olmanın çevirisi servus’muş Roma’dan beri o yüzden, bu din kimliği..., Neyse… Kulluk niye bu denli çevrilmez bir kara parçası 20 yy. batı sistemine, bilen var mı?
  4. İman isyandır meselesi öylesine istimrara açık bir konudur ki, tutar zavallı zihin bunu 20. yy faşist kimlik devrimleriyle açıklar, çok mu farklı komünist evrimler diğer sözüm ona karşıt devrimlerden…
  5. Ontolojiye ikinci itiraz: O da şudur, ontoloji bir itirazdır, itiraz yapana müzekkerî olarak itiraz yapılır, peki ontolojiyi itiraz (sorgulama) hakkıyla anlamsız kılan nedir; bizzat –itiraz yapma ahlaksallığıdır-, onu anlamlı kılan nedir, -yine itirazdır.- Peki, kendi itirazları üzerinden ontoloji nereye varmak ister? Varmak istediği yer, antikite’nin tutarsızlığını yeryüzü egemenlerinin hizmetine vermektir? Verdi mi? Evet… Peki, ikinci mesele, yeryüzünün bütün egemenleri gerçekte –oluşları yaratılma kabiliyeti ile olmadığı- halde neden ontolojik kabiliyetin çevresini bırakarak L’eglise giderler? Örnek iyi değil. Peki, örneği şöyle değiştirelim. Ontolojinin tapınağı var mıdır? Yeryüzüdür. Yeryüzü ile L’eglise arasında fark nedir? Burası sosyal kabulle alakalı ve vahye tabi olmak veya olmama sınırıdır. İşte ontoloji vahye tabi olmayanların vahye tabi imiş gibi at oynattıkları başlangıç alanıdır. Bu anlamıyla L’eglise konuyu bu haliyle bildiğinden dolayı –never- itiraz etmeden tapınağı L’eglise taşımaya yardım etmiştir. Bu böyledir. Hepsinin ortak amacı kendi içinde sorunlu bir yaratım saçmalığı oluşturmaktır. Oluş/varoluş/yaratım. Yaratma kim adınadır? Kul adına. Kulluğun tutarlılığı kim adına? Yine kul adına… Böyle bir anlatım olabilirim mi? De ki, oldu, biz size demeyecek miyiz, kulluk andı dediğiniz şey, /-burada- anlatılanlardan ibarettir. Öyleyse bir kez daha diyeceğiz ki, kulluğumuz yaratma adına değil –yaratılma- adınadır. Bunu sadece seküler ahlak çözemez, çözemedi. İstemiyor çözmek, çünkü ontoloji ona es veriyor. Hukuksal ontoloji konusu ise daha farklı; geldik mi, zor alana yine/. Tabiatın kendi kimliği ile alakalıdır burada mesele. Hukuk bir aksamalar (arıza) süresinden geçerek hukuksallaşmıştır. Kural, kanun, yasa bilgisi ve ardından gelen TÖRE’nin ivmesinden (kontrolünden hatta, -geçtikten sonra ki, töre de bir yasa koyucudur.) O öyle bir şey ki, söyler söylemez ama söyler nedir o, akıl değil ruhtur meselesi. Bu kapsam bizim dünyamızda öylesine derin uçurumlar açmıştır ki, dünya tek taraflı olarak kendi içinde ağır bir sorunsalı onunla –asırlardır- yaşar. Nedir o? Varlık sorunu. Varlık veya var oluş problemini bizim dışımızda çözen var mıdır? Oldu mu? Yoktur. Olmadığı o kadar kesin, olmadı da… Konuyu öyküleyici her anlatım bu kabildendir. Türkiye toprakları gerçek anlamda iyileşmeciliğe girecekken girememesi ardından, bir yığın tarihsel sorunun peşinde mesai harcaması bu anlamıyla, cidden varlık sorunudur. Öylesine derin bir hicran ile söylemek isteriz ki, varlık bir oluş sırrıyla hareket eder.
  6. Jew kutsalı dua…

 

(*)Bir Müslüman Türk ordusunda kademeler nasıldı? 1/ordu2/okçular3/devrancılar4/zağireci-zahireci/levazımat-lazımcılar (...)

(*).. cümle şiir iyi midir, iyilerin midir?

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
MEHMET HABİL TECİMEN

MEHMET HABİL TECİMEN

DİĞER YAZILARI Asyalı antikite kabiliyeti nedir duruşuna giriş Türk hâkimiyet yöntemi Aldanma üzerinden büyür aldatma Üç Tarz-ı Siyaset eksenli politik duruşun 20. yy eksenli eksantrik kabiliyetine cevabî giriş Marksizm’in uygulanabilir kavramları bağlamında kapitalist değerler Türkiye üzerinden aşklar koalisyonuna tazim İkircikli tekel kimliğine konuşma yazıtı Osmanlı toplumundan liberal Türk tabakalaşması düzenine giriş Laikçileşme üzerinden başlangıç Türk Edebiyatı’nda kadim-modern statükosu Bir gelişmecilik hikâyesi olarak modernité Üçlü politikaya karşı ‘Tek Tarz-ı Vahiy’ Türkiye siyasi kültüründe Fransa ihtilâl tarihi muhibliği  Fikirdaşlara aşikâre ötelenmiş fikrî arkaplan Türk Edebiyatı’nda zamanın taharrûatına tavzih Medeniyetin öldürücü kültür kapsülü Üç kültür tekâmülü Hz. Muhyiddin’i anlama meselesine giriş Marksist felasifeye Türk dokunuşu Türk Medeniyeti Tarihi’ne Başlangıç Cümlesi Cemil Meriç meselesine giriş ‘Nurettin Topçu’ Meselesine Giriş Türk Edebiyatı’nı eleştirme kabiliyetine ilişkin… İsmet Özel eleştirisine ruk’a Metafiziği tanımlama kabiliyetine dair Marksizm’in beş eksiği beş fazlası Marksizm’in üretim kimliği, tüketim anlatımı İnanılmazlık üzerine metot teatisi Gidiş ve bir daha hiç gitmeyiş… Nice zaman ilinde bir şehir tesellisi… ‘Pazarın Sistematik Babaları’ (1) Marksizm neden küçümsenmemelidir zihniyetinin dikkatine… Market hükümleri üzerine kadim söz iklimi Kahvesiz kalmanın tatsızlığı… Dudak mimikleriyle gelişen tebessüm kimliğine dair… Are you love me neden demez İngilizce? BİR TEK METİNLE İNSANA NİZAM VERMENİN HİKÂYESİ BİR METEL AKŞAMINDA KAYSERİYYE TÜRKLÜĞÜNÜN DAS’ÜL EVRESI DAD-EL HÜKMÜ MEVT DEVRESI TÜRKİYE’NİN ZAFERLERİNE NASIL BIR GÖLGE TASAVVURU? SAĞ VE SOL TÜRKİYE İÇİN NASIL BİR KAVRAM OLMALIDIR? TÜRKIYE TARİHİNDE FAİZİN ÜÇ EVRESİNE DAİR
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3781
  • 2Fenerbahçe3873
  • 3Konyaspor3868
  • 4Başakşehir FK3762
  • 5Alanyaspor3761
  • 6Beşiktaş3859
  • 7Antalyaspor3859
  • 8Fatih Karagümrük3757
  • 9Sivasspor3854
  • 10Kasımpaşa3853
  • 11Adana Demirspor3752
  • 12Galatasaray3852
  • 13Hatayspor3750
  • 14Kayserispor3847
  • 15Gaziantep FK3846
  • 16Giresunspor3745
  • 17Çaykur Rizespor3836
  • 18Altay3834
  • 19Göztepe3728
  • 20Yeni Malatyaspor3820
Advert
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
HAYVANLAR ALEMİ
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
HAYVANLAR ALEMİ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA