DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
SEHER KURKUT
SEHER KURKUT
Giriş Tarihi : 22-09-2019 15:15

DEĞER YARGILARIMIZI YOZLAŞTIRMADAN

İnsan yaratılışı gereği tek başına yaşayamaz.

Yalnızlığı en çok sevenimiz yahut yalnızlığı iliklerine kadar yaşadığını düşünenimiz dahi bir yerlerde belli bir toplumun içerisinde yaşamakta ve isteyerek ya da istemeyerek yaşadığı toplumun bir ferdi olmakta. Her ne kadar beğensek de beğenmesek de söz konusu olan aynı toplumun içinde yaşamamızdan dolayı o toplumun kültür ögelerini, geleneklerini ve hatta genel geçer kabul edilmiş aslında doğruluğu tartışılacak birçok noktayı bizimle birlikte yaşarken hatta yaşatırken buluruz kendimizi. Öyle ki çoğu gelenek görenek dediklerimiz sadece alışkanlıklarımızdan* ibaret. Konuyu dağıtmamak adına bu konuya fazla girmeyeceğim.

İçinde bulunduğumuz kitle yine birçok farklı sebepten ötürü gerçekten mensubu olmak istediğimiz kitle olamayabiliyor. Böyle bir durumda da işin içine çeşitli mecburiyetler giriyor. Tüm bu mecburiyetler göz önüne alındığında bile şikayetçi olduğumuz toplumun bir parçası olmayı üstünden az bir zaman geçtikten sonra nasıl nimetten sayabiliyoruz anlam vermekte güçlük çekiyorum.

İnsanın rahatsız olduğu kesimin o ya da bu sebeple içinde olmak zorunda kalışı ve artık rahatsız olmak şöyle dursun aynı durumdan memnuniyetlik duyması.

 “Ne yaman çelişki !”

 “Ya insan konuşmamalı en büyüğünden ya da savunsun çıkanı ağzından !”

 “Değişime açık olmak şart !”

“Değişen ve gelişen -sözde modernleşen aslına bakacak olursak tüm değerlerimizi yutan aç gözlü canavara ayak uyduracağız diye tüm benliğimizden ve asıl mensubu olduğumuz geçmişimizden ödün verip, dünyada yitip gitmelerimiz. Yetmedi mi yuttuğumuz; başkalarına yem olduğumuz !”

Hangisi içinde bulunduğumuz duruma yanıt olabilir? Sonuncusu değil mi…

İnsan ve düşünceleri değişkendir ve tıpkı içinde yaşadığımız çağ gibi gelişir. Çağımıza ayak uydurmak adına gelişmeli ve değişmeliyiz fakat bunu yaparken değişikliğe uğratıp geliştireceğimiz şeyler kendi benliğimizi oluşturan, bizi biz yapan değerlerimiz ve düşüncelerimiz olmamalı. Bazen değişmemesi gereken ve değişmeyecek olan önemli sınırlarımız vardır. Değişen ve gelişen diyorum – olumlu mu olumsuz mu tartışılır, yaşadığımız şu küre ele alındığında bu durumun garip bir tarafı yok fakat anlatmak istediğim tam olarak şu:

Bir bireyin savunduğu fikirlerin ve arkasında durduğu kararların dolayısıyla karakteri ve inanışlarıyla bir bütün oluşturmuş –oluşturamamış mı demeliydim, kişiliğinin küçük etkilerle kolayca bozulmaya, değişime uğramaya açık oluşu oldukça şaşırtıcı ve kaygılandırıcı. Geniş perspektiflerden bakmalı fakat savunduklarımızda kolay vazgeçilir şeyler olmamalı. Aksi olumsuz dediğimiz noktaya dönüşür.

Netlik ve aynı netlikteki kararlarımızdan da söz ediyorum. Sınırlarımız ve vazgeçilmezlerimizle birlikte oluşturduğumuz kararlar. Bunlar hayat tarzımız, amacımız olmamalı. Aynı noktada kalmamak fakat ismimizle anılsın, bizi yansıtsın istediğimiz değerlerden kolaylıkla kopmamak. “Tarzınız tavrınız olsun.” gibi bir haklılık payı çok fazla olan bir klasik… Bunlar da olumlu kısmını oluşturan yanı.

Hayata bakışımızın belki de en önemli noktası olan penceremizin büyüklüğünü kendimiz ayarlayabildiğimiz gibi, baktığımız camın yapısı ve kalitesi de tamamen bizim elimizde olan bir durumdur, tamamen yaşadığımız toplumun değil.

Kirli ve çok dar bir pencereden dışarı geniş ve olumlu bir bakış açısıyla bakmanın zorluğu kaçınılmazdır.. İmkansız değil fakat zor. . . Bu yüzden olabildiğince dar olmayan fakat bize bizi ve değerlerimizi unutturmayan bir açıyla olaylara yaklaşmalı ve düşüncelerimizi de aynı genişlikte tutmalıyız. Hem belki bu sayede düşünce yapımızın dar çemberler içinde kalma olasılığını ortadan kaldırmış hem de üflemeyle değişiverecek kararlarımızın, arkasında durduklarımızın daha sağlam olmasını sağlamış oluruz. Aksi halde bir zaman sonra hem birey olarak hem de toplum olarak başkaları şöyle dursun biz bile kendi söylediklerimize inanmakta güçlük çekeceğiz.

Değişime ve gelişime açık olalım fakat yozlaşmayla değil. Koruduklarımız, savunduklarımız ve değişmeyeceklerimiz olsun. Böylelikle şikayetçi olduğumuz toplumun içinde yaşarken yozlaşmamızdan kaynaklı olarak şikayetlerimizi teşekkürlere bırakmamış oluruz. . .

Bizi biz yapan her neyse onu en doğru şekilde hayatımıza geçirip sağlam düğümlerle sabitleyebilmemiz dileğiyle…

Selametle efendim.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3063
  • 2Trabzonspor3061
  • 3Sivasspor3054
  • 4Galatasaray3052
  • 5Beşiktaş2950
  • 6Fenerbahçe3049
  • 7Alanyaspor3048
  • 8Göztepe3038
  • 9Gaziantep FK3038
  • 10Antalyaspor3037
  • 11Kasımpaşa3036
  • 12Gençlerbirliği3032
  • 13Denizlispor3032
  • 14Konyaspor3030
  • 15Yeni Malatyaspor3029
  • 16Çaykur Rizespor3029
  • 17Kayserispor2928
  • 18MKE Ankaragücü3025
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA