DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
EROL METİN
EROL METİN
Giriş Tarihi : 30-03-2020 13:52
Güncelleme : 31-03-2020 13:52

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

1960 ' lı yıllardan beri ismi bağlama ile anılan, sadece geniş halk kesimlerine değil, ciddi müziki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenilen, 1970' li yıllarda kendisine verien yılın sanatçısı ödülünü, 'diğer sanatçılara saygısızlık olur' diye kabul etmeyen Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlam da değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o aslında tam bir yöre sanatçısı, yani mahalli bir sanatçı olmsaına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır. Fakat şunu bilmek gerekir ki tam 43 yıldır belli bir üslup ve seviyeyi muhafaza ederek gündem de kalan ikinci bir sanatçı, özellikle de mahalli sanaçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.

Peki kim bu Neşet Ertaş?

Kimine göre saz çalıp türküler söyleyen her hangi bir mahalli sanatçı. Kimilerine göre ise TRT'nin resmi söyleyişi ile 'Kırşehirli mahali sanatçı. O kadar. Kimine göre sazı ve sesi kendinden başka kimseye benzemeyen otanik bir yöre sanatçısı. Kimilerine göre de Kırşehir ağzı ve şivesi ile türküler söyleyen bir 'Garip' insan, Onun için 'gelmiş geçmiş en büyük halk müziği sanatçısı.' diyenler olduğu gibi, türkü ve bozlakların en güçlü yorumcusu diyenler de var. Neşet Ertaş'a anlamlı bir misyomn yükleyen Romancı Yaşar Kemal'in 'Bozkır'ın Tezenesi' nitelemesi, yokluğun ve yoksulluğun, acının ve kavrulmuşluğun simgesi olan 'Bozkırın Tezenesi' Neşet Ertaş'ı ve sanatını çarpıcı iki kelime ile anlatan etkileyici bir niteleme.

Neşet Ertaş Orta Asya Anadolu bozkırlarının tam göbeğinde 'Ay dost deyince yeri göğü inleten' gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938' de Kırtıllar köyünde dünyaya gelir. 1960' lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde doğumunu ve hayatını lirik bir üslupla şöyle anlatır:

 

Bin dokuzyüz otuz sekizde cihana

Kırtıllar köyünde geldin dediler.

Babama Muharrem, anama döne

Dediysen ata'yı bildin dediler.

 

Neşet Ertaş'ın hayatındaki üç dönemin ilki, doğumundan 1950' li yılların sonlsrına kadar süren çocukluk yılları ve ilk gençlik yıllarını içine alan dönem. İkinci dönemi ise 1960'dan 1976'ya kadar süren ve İstanbul, daha çok da Ankara olmak üzere büyük şehirlerde geçen dönemidir. Üçüncü dönem ise 1976' da geçirdiği ciddi bir felç rahatsızlığını tedavi ettirmek üzere gittiği Almanya'da geçirdiği günleri içine alır. Kaba bir hesapla Neşet Ertaş 60 yıllık ömrünün ilk yirmi yılını Kırşehir'de, ikinci yirmi yılını daha çok Ankara olmak üzere büyük şehirlerde ve halen içinde bulunduğu yirmi yılını da Almanya'nın Köln şehrinde geçirmiştir.

1950'lerin sonlarına kadar süren bu dönemde Neşet Ertaş'ın repertuarı, başta Kırşehir ve Yozgat'ın köylerleri olmak üzere, hemen hemen Orta Anadolu'nun bütün köy ve kasabalarında düğün çalan birinin bilmesi gereken türkülerden ve oyun havalarından ibarettir. Bunlarda, yörelerin anoniö türkü ve oyun havalarının yanı sıra babasından öğrendiği eski havalar vr ezgilerdir. Neşet Ertaş'ın hayatının ikinci dönemi , artık Kırşehir'in dar geldiğini anlayıp , bir gün sazı elinde, cebinde ikibuçuk lira ile 'Ver elini büyük şehir deyip' yollara düştüğü gün başlar. Ve kendisini İstanbul'da bulur birdeb bire. O artık sanatını büyük şehirlerde sürdürmek isteyen , köy düğünlerinin karanlık , izbe ve yoksul ortamlarından, şehrin neonlarla aydınlatılmış parfüm kokulu gazinolarında icrayı sanat eyleyen biri olmuştur.  Neşet Ertaş'ı  Neşet Ertaş yapan özün ta kendisi: Binlerce yıllardır acıyla, çileyle, yoksullukla boğuşan: Mayaları dertle yoğrulmuş insanların en tabii , en gerçek ve en etkileyici sesleri yani türküler, Bizim Türküler..Neşet Ertaş bizim türküleri , bizim sazımızla ve bizden bir sesle en etkili bir biçimde söylemenin sırrını bulan bir sanatçı. Herkesi ve her şeyi, hele hele bin bir yoksulluk ve mahrumiyet içinden kaçarak kendisine sığanan sanatçıları anında kendisine benzeten şehir,  Neşet Ertaş'ı bir türlü kendisine benzetemedi.  Çünkü o her yerde ve her zaman kendisi olmanın , kendisine benzemenin ve kendisi kalmanın önemli ve gerekli olduğuna adeta iman edercesine inanıyordu.

 

NEŞET ERTAŞ'IN OKUDUĞU ESERLER

Mapushaneler günrş doğmuyor

Karadır bu bahtım karanlık           

Zahidem

İncitmr canı incitme

Yinemi gurbete düştü yolumuz

Mor koyun

Çiçekler ekiliyor.

Hata benim, günah benim

Yazımı kışa çevirdin

Sevsem öldürürler, sevmesem öldüm.

Dost olan bağlasın yarelerimi

Ağ ellerin sala sala gelen yar.

Köprüden geçti gelin

Gönül dağı

Ne güzel yaratmış seni yaratan

İki büyük nimetim var

Baağa gel, bostana geldiğinde                       

Küstürdüm gönlümü güldüremedim

Şeker dağı

Dane dane benleri var

Acem kızı

Doyulurmu, doyulurmu

Aşkın beni delieyledi

Gül bahar da ne güzel

Vur sineme öldür beni

Kar yağar kar üstüne

Ayaş yolları

Yarim senden ayrılalı

Niye çattın kaşlarını

Ah yalan dünya

Şirin Kırşehir

Neredesin sen

Kara gözlüm efkarlanma

Seeher vakti çaldım yarin kapısını

 

NEŞET ERTAŞ'IN ŞİİRLER

 

NEREDESİN SEN

Şu garip halimden bilen işveli nazlım

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Tatllı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen.

 

Ben ağlarsan ağlayıp gülersem gülen

Bütün dertlerim anlayıp gönlümü bilen

Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen

Göblüm hep seni arıyor neredesin sen

 

Sinemde gizli yaremi kimse bilmiyor

Hiçbir tabip yarama melhem olmuyor

Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

 

ZAHİDE'M

Zahide'm kurbanım ne olacak halim

Gene bir laf duydum kırıldı belim

Gelenden gidenden haber sorarım

Zahidem bu hafta oluyor gelin

 

Ezeli de deli gönül ezeli

Çiçek dağda döktümola gazeli

Dolaştım alemi gurbet gezeli

Bulamadım zahidemden güzeli

 

Gurbet ellerimde esirim esir

Zahidem kurbanım hep bende kusur

Eğer anan seni bana vermezse

Nemize yetmiyor el kadar hasır

 

SEHER VAKTİ

Seher vakti çaldım yarin kapısını

Baktım yarin kapıları sürmeli

Hoş bulmadım otağının yapısını

Çıkageldi bir hözleri sürmeli

Hep gönüller muradının aşığı

Nöbetin bekleyen alır keşiği

Beklemeli şu sultanın eşini

Günde yüz binkere gözler sürmeli           

Ağah karıştırır kanı yaş ile

Dost bulunmaz hayal ile düş ile

Varılmaz menzile bu gidiş ile

Hemen aşk atına binip sürmeli

 

GÖNÜL DAĞI    

Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca

Akar can özünden sel gizli gizli

Bir tenhada can cananı bulunca

Sinemi yareler dil gizli gizli

 

Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçanın gülü derilmez

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Gönülden gönüle yol gizli gizli

 

Seher vakti garip bülbül öterken

kirpiklerin oku cana batarken

Cümle alem uykusunda yatarken

Kimseler görmeden gel gizli gizli

İKİ BÜYÜK NİMETİM VAR

İki büyük nimetim var              

Biri anam biri yarim

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA