DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
EROL METİN
EROL METİN
Giriş Tarihi : 13-03-2020 11:41

BEKTAŞİ FIKRALARI

HANGİSİ DAHA UĞURSUZMUŞ

Avcı Sultan Mehmed diye anılan 4. Mehmed bir gün akşama kadar uğraştığı halde, bütün attıkları boşa gider. Bunun sebebini sabahleyin ilk gördüğü adamın uğursuzluğuna hamlederek: 'Saraydan çıkarken kapı önünde sallana sallana biri geçiyordu. Sivri kulaklı, sırtı kamburumsu. Bana onu çabuk bulun. Emrini vermiş. Hemen tanımışlar. Meşhur Bektaşi Ayyaşı Hamza.

Karakullukçular yaka paça adamı huzura getirirler. Öyle bir uğursuzun yaşamak hakkı olmadığı için tekrar asılmasına irade çıkar. Bektaşi der ki:

Sabahleyin ilk beni gördüğünüz için keklik bile vuramadınız. İyi ama padişahım, benim de bu sabah ilk gördüğüm siz oldunuz, fakat benim kellem gidiyor. Uğursuzluk hangimiz de fazla.

Cevap Padişahın o kadar hoşuna gider ki hayatını bağışladıktan başka bir kese altın verir.

**

AH ŞU FARELER

Bektaşi'nin biri bir gün rakısını, mezesini yanına alarak mezarlığa koşmuş.

İyice demlenip oraya sızmış. Bektaşi rüyasında farelerin toplanıp lezzetli etini kemirdiklerini görmüş. Bektaşi korkusundan yalvarmaya başlamış:

Yapmayın Allah aşkına. Vallahi ben daha ölmedim. İnanmazsanız rakı şişeleri işte şahidimdir. Buyrun arzu ederseniz siz de demlenin, yalnız bana dokunmayın.

Bakmış Farelerden söz dinleyen yok.

Hay Allah kahretsin, demiş. Bektaşi olacağıma keşke kedi olsaydım Sizin bir okka samanınızdan otuz okka dumanınızı çıkarırdım.

**

ONU ŞIMARTIYORSUNUZ

Hava son derece sıcak. Bektaşi'yi fena halde hararet sarmış. Çarşıya gitmiş, b,r karpuz almış, serin bir gölgelik bularak oraya oturmuş. Karpuzun yemeye hazırlanmış. Fakat kesip de ağzına bir lokma alır almaz fena halde sinirlenerek evella karpuzcuya bir küfür basmış, sonra da:

Hay, Allahım, şu karpuzu halk ederken biraz şekeri mi esirgedin? Kullarına bir nimet ihsan edersin. Fakat onu hiç bir zaman tam vermezsin. Diye söylenmeye başlamış. Karpuz, son derece tatsızmış. Fakat Bektaşi verdiği paraya acıyarak atmaya kıyamamış. İçini yiyip kabuklarını bir kenara atarmış:

O sırada oradan geçen bir fakirin gözüne karpuz kabukları ilişmiş. Fakir hemen oraya çömelmiş. Karpuz kabuklarını alıp kemirmeye ve kemirdikçe de:

Çok şükür yarabbi, bana bugün de bir nimet ihsan ettin. Ama ne leziz karpuzmuş' diye söylenmeye başlamış.

Bektaşi dayanamamış, hemen yerinden fırlamış. Ellerini beline dayamış.

Ben onunu içini yedim. Fakat tatsız olduğu için Allah'a şükretmedim. Sen kabuklarını yiyorsun. Hiç durmadan şükrediyorsun. İşte böyle fuzuli yere dalkavukluk ediyorsunuz. Onu şımartıyorsunuz diye bağırmış. Hiddetle yürümeye başlamış.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA