DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
AHMET KARASLAN
AHMET KARASLAN
Giriş Tarihi : 06-03-2021 17:58

AİSOPOS (EZOP) MASALLARINDAN BASILMAYAN ŞİİRLERİM

AİSOPOS (EZOP) MASALLARINDAN BASILMAYAN ŞİİRLERİM

EZOP KİMDİR?

Ezop:(Yunanca:Aisopos), İ.Ö. VI. yy’da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla büyük ün kazanmış olan Ezop’un yaşamıyla ilgili bilgiler kesin değildir.

Bir söylentiye göre Trakya’da doğmuş, bir süre köle olarak Samos adasında yaşamış, azat edilince birçok yolculuk yapmış, Delphoi’ye yaptığı yolculuk sırasında bir cinayete kurban gitmiştir. Ancak Ezop’un bugünkü Emirdağ yakınlarında ki Amorium kentinde doğup büyüdüğü de dile getirilmektedir.

Aristotales, Ezop’un yolsuzluktan yargılanan bir siyasetçiyi tilki ile kirpinin öyküsünü anlatarak nasıl savunduğunu şöyle anlatmıştır: Ezop mahkemede “bir tilkinin, başı pirelerle derde girmiş, bir kirpi de onu pirelerden kurtarsın mı diye sormuş, tilki, ‘hayır, bu pireler doydu, artık fazla kan emiyorlar. Onları kovalarsan, yerlerine yeni, aç pireler gelir’ demiş”, dedikten sonra, jüriye dönerek, sözlerini şöyle bitirmiş: “Dolayısıyla saygıdeyer jüri üyeleri, müvekkilimi cezalandırırsanız onun yerine onun kadar zengin olmayan birileri gelir ve sizi daha da beter soyar.”

Ezop’un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur. Ona mal edilmiş masalların bilinen en eski derlemesi, İ.Ö. IV. yy’da Phaleros’lu Demetrios tarafından hazırlanmış, bu derleme daha sonra, İ.S. I. yy’da Latince Phaedrus, Yunanca olarak Babrios tarafından yeniden kaleme alınmıştır. “Ezop Masalları” daha sonra XVII. yy. Fransız yazarı Jean de la Fontaine’in fabıllarına esin kaynağı olmuştur. Ezop fabl denen öyküleriyle ünlüdür. Anlattığı öyküler yaşama ilişkin bir öğüt ya da ders verir. Kahramanları ise hayvanlardır. Ezop’un öykülerinde hayvanlar konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır. Öyküden çıkarılacak ders, sonunda okura öğüt biçiminde verilir. Ezop’un yaşamına ilişkin çok az şey bilinir. İ.Ö 620′de doğduğu ve Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır.

 

Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikâye demektir. Eski Yunan’da zengin bir adamın kölesi olduğu sanılmaktadır. Adının Eski Yunan terimi, Yunanca “Helias”tan dolayı “Helenler” de denen, Yunanistan Yarımadasında yaşayan kavimler ve onların kurduğu eski devlet ve uygarlıkları anlatmak için kullanılır.

Çiftçi bir halk olan Helenler ya da Eski Yunanlılar, tarihlerinin başlangıcında çok sade bir yaşam sürerler, sırtlarına kendilerinin dokuduğu yünden bir gömlek, ayaklarına sığır derisinden çarık giyerlerdi. Köylüler tek bir odadan ibaret olan kulübelerde oturur, evcil hayvanlarla bir arada yatarlardı.

Aisopos’tur, öykülerini insanlara hoşça vakit geçirtmek için anlattığı söylenir. Ezop’un öyküleri İÖ 300 dolayında derlenerek yazıya geçirilmiştir.

Tilki ile Üzümler ve “Çoban ile Kurt” bunların en ünlüleri arasındadır.

Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır.

Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır.

Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan’da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.

 

 

 

LİSTE:

  1. LANET OLSUN…
  2. TİLKİ İLE ÜZÜMLER
  3. EŞEKLE TARTIŞILMAZ…
  4. KURTLA LEYLEK
  5. RÜZGÂR İLE GÜNEŞ’İN YARIŞI
  6. İNEK AT VE EŞEK!
  7. ASLAN TİLKİ VE GEYİK
  8. İŞE YARAMAYAN GÜZELLİK
  9. KEDİNİN TEK OYUNU

10. TARLA KUŞU

 

 

LANET OLSUN…

Tilki gezerken kırda

Keklik görmüş bayırda…

Sevincinden kudurmuş

Geçip karşıya durmuş.

Açlık cana tak etmiş,

Avı hayran seyretmiş.

Keklik demiş: — Divane!

Bana oldun pervane…

Hey, can dostum ne oldu?

Kalbin sevinçle doldu…

Hayran hayran bakarsın,

Ne hesaplar yaparsın?

 

Tilki demiş ki: — Şahım,

Ne güzellik Allah’ım!

Şehla gözlere yandım,

Bakışlarına kandım…

Dilberler şahı söyle,

Gözün kapansa böyle

Yine de güzel misin?

Bir görsem, özel misin?..

 

Keklik demiş ki: — Hay hay

Bunda ne var, çok kolay.

 

Kapayınca gözünü

Tilki tutmuş özünü.

Keklik bir yol düşünmüş,

Hâlden hâle taşınmış:

Demiş: — Hünerli usta,

Bilgin çok bu hususta…

Ayağına kısmeti,

Ben gibi bu nimeti,

Nasip etti Hak sana.

Sen de şükür et O’na.

Beni padişahlar yer

Ama yasa şöyle der:

“Önce verene şükret,

Sonra ye ve tüket…”

 

Tilki ağzını açmış,

Keklik pır diye uçmuş.

Hâline çok üzülmüş

Keyfi kaçmış büzülmüş.

 

Tilki demiş ki: — Keklik,

Benimkisi delilik…

Yemek gerekti önce

Şükür sonraydı bence.

Hiç çekmeden zahmeti

Bulduğunda nimeti

Lanet olsun yemeden

Olmaz olsun şükreden…

 

Keklik de demiş: — Tilki,

Sen de öğrendin belki.

Hiç uykusu gelmeden

Ne olacak bilmeden

Gözlerini yumana

LANET OLSUN o ana…

 

Ahmet KARAASLAN

19/11/2012 TALAS/KAYSERİ

 

 

 

TİLKİ İLE ÜZÜMLER

 

Aç tilki bağa girmiş,

Olgun üzümler görmüş.

Salkım yüksekten sarkmış

Ağzından sular akmış.

Demiş: “Nasıl lezzetli!

Hem de cinsi kıymetli.

Birkaç salkım yiyeyim,

Doyunca da gideyim…”

 

Sıçramış ve zıplamış

Bir tane alamamış.

Bilememiş kolay yol

Sonra demiş ki: “Ayol,

Zaten koruktur bunlar

Dalda kalıp koksunlar…”

 

Elde edemeyince biz

“Zaten kötüydü” deriz.

Ahmet KARAASLAN

15/140/2015 TALAS  / KAYSERİ

 

EŞEKLE TARTIŞILMAZ…

 

Ormanda tilki eşek

Sanki bir deli fişek

Biraz gezip tozmuşlar,

Dostlukları bozmuşlar.

Tilki demiş: — Ot yeşil

Parlıyor ışıl ışıl.

Eşek demiş: — Avanak!

Gel benim gözümle bak.

Otun rengi kırmızı

Tavuk mu sandın kazı?

 

Kavga etmişler sonra,

Alınmışlar huzura.

Kral aslan dinlemiş

— Tilki! Diye ünlemiş.

Beraet oldu eşek,

Sana bir ceza gerek…

 

İtiraz etmiş tilki

Demiş: — Kral neden ki?

Yeşildir bütün otlar

Sorun söylesin atlar…

Ya da siz deyin şimdi

Eşek de duysun kendi…

 

Kral demiş: — Yeşildir

Bilmeyenler gafildir.

 

Tilki demiş: — Kralım

İşte burda duralım.

Bana da hak verdin sen,

Neden ceza aldım ben?

 

Kral demiş ki: — Tilki,

İyice anla, bilki…

Bana diyorsun niçin?

Onla tartıştın niçin!

 

Ahmet KARAASLAN

17/01/2017 TALAS/KAYSERİ

 

KURTLA LEYLEK

 

Kurdun biri ormanda,

Bir av görmüş o anda.

Atlamış tepesinden,

Yakalamış belinden.

Parça parça eylemiş.

Afiyetle de yemiş.

Koca kemiği avın,

Kurdun da boğazının

Bir yerine takılmış.

Canı iyi acımış.

Saplanmış büyük kemik,

Kurt da olmuş hekimlik.

Bir leyleğe rastlamış,

Anlatmaya başlamış:

— Boğazımda kemik var,

Gaganı sok da çıkar.

Ne biçim bir nesneyse?

İste bedeli neyse...

 

Upuzun gagasıyla,

Bir hekim edasıyla,

Leylek hemen çıkarmış;

Onu dertten kurtarmış.

İşinin bedelini,

İstemiş ücretini.

Kurt, hayli öfkelenmiş.

Leyleğe şöyle demiş:

— Yakalayıp yemeden,

Yıkıl, git karşımdan sen!

Ağzıma giren kafan,

Kurtulmuşken kopmadan,

Hâlâ şükretmiyorsun,

Ücret mi istiyorsun?

 

Ahmet KARAASLAN

 

RÜZGÂR İLE GÜNEŞ’İN YARIŞI

 

Rüzgâr demiş ki: —  Güneş

Gücüme bulunmaz eş.

Ben senden kuvvetliyim

Daha çok etkiliyim.

Şu yaşlı adama bak

Paltolu, başıkabak.

Bahse girerim senle

Yarışamazsın benle.

Bir solukta soyayım,

Onu çıplak koyayım…

 

Güneş buluta girmiş.

Oradan seyredermiş.

Sıkı esmiş de rüzgâr

Çabası etmemiş kâr.

Paltosuna sarılmış

Kasırga da yorulmuş.

Rüzgâr pes edip durmuş.

Sonra Güneş’e sormuş:

— Bu işte bir terslik var.

Oysa bugüne kadar

Çınarları yatırdım,

Gemileri batırdım.

Paltoyu atamadım

Bu işi anlamadım…

 

Güneş buluttan çıkmış,

Gülümseyerek bakmış.

Adam terini silmiş,

Öne doğru eğilmiş.

Paltosunu çıkarmış.

Rüzgâr şaşkın bakarmış.

 

Güneş demiş ki: — Kardeş

Gücüne yoktur da eş

Neye yarar güç, şiddet

Ne kazandıracak hiddet!

Nazikçe hareket et

İşte bütün maharet…

Tatlı dilli ol yeter

Her şey burada biter.

 

Ahmet KARAASLAN

13/07/2017 TALAS/KAYSERİ

 

İNEK AT VE EŞEK!

 

İnek, eşek bir de at

Üçü de hayvan fakat

Bir araya gelmişler

Dost, arkadaş olmuşlar.

At demiş: —  Arkadaşlar

Yarenlerim gardaşlar

Yerindeyken gücümüz

Diyorum ki üçümüz

Gelin bir tur atalım,

Ülkeyi dolaşalım.

İnsanları izleyip

İyice gözetleyip

Ne yaparlar bilelim

Üç yıl sonra dönelim.

Hepimiz ayrı yöne

Vakit dolunca yine

Burada buluşalım

Oturup konuşalım.

 

Eşek demiş: — Tam üç yıl

Aman ne güzel akıl…

 

Aradan üç yıl geçmiş

At ile inek gelmiş.

Hâlleri perişanmış

Her tarafları kanmış.

At demiş:— İnek kardeş

Sanki olmuşsun bir leş…

Nedir durum vaziyet

Çok çekmişsin eziyet!

 

İnek demiş: — Dinle at

Öyle söylersin fakat

Sen de çok perişansın

Benden fena haldasın.

İnsanlar merhametsiz

Sanki yaşanmaz sütsüz…

Alıp alıp sattılar

Bir de çifte koştular.

Döktüler al kanımı

Zor kurtardım canımı…

 

At demiş: — Dinle benden

Hâlim kötüydü senden.

Ağzıma gem taktılar

Canımı çok yaktılar.

Bir indi, iki bindi

Tümünde öfke, kindi!

 

Araba çektim rap rap

Kırbaçlar yedim şap şap

Nallarım düştü tap tap

Demediler hop hop hop.

Kırılacaktı belim

Ademoğlu pek zalim!

Nasıl yaralandım gör

Neler çektim bana sor…

 

Neşelere bürünmüş

O an eşek görünmüş

Anırarak yürürmüş

Çifte atar dururmuş.

Işıl ışıl gözleri

Pırıl pırıl tüyleri…

İnek ve at şaşırmış

İnek eşeğe sormuş:

— Keyfin çok yerindedir

Bu işin sırrı nedir?

 

O demiş: — Yarenlerim

Orayı çok özlerim.

Gittiğim o ülkede

Gördüm biri tepede

Avaz avaz bağırır

Seyredenler çıldırır.

Kıyamet gibi alkış

Dedim acep bu ne iş!

Sonra çıktım tepeye

Göz gezdirdim çevreye.

Çifte attım anırdım

Vallah ben de şaşırdım.

Duyan yanıma koştu

Millet delirdi, coştu.

Hak, adalet, hukuktan

Refah ve mutluluktan

Şundan, bundan bahsettim

İnsanları cezp ettim.

Beni başkan yaptılar

Sonra bana taptılar.

Anırdım, alkış aldım

Üç sene başkan oldum…

 

At demiş ki: — Birader

Vallah güzel bir kader…

Ama sen bir hayvansın

İnsanlar nasıl kansın!

Fark eden çıkmadı mı?

Hiç kimse çakmadı mı?

 

Eşek demiş: — Arkadaş

Yarısı bildi gardaş…

Gerisi fark etmedi

Anlatmakla bitmedi.

Anlatan dinlenmiyor

Öğrenmek istenmiyor.

Ahmet KARAASLAN

06/12/2017 TALAS / KAYSERİ

 

ASLAN TİLKİ VE GEYİK

 

Kral aslan hastalanmış,

Çetin derde yakalanmış.

Tilkiye bir görev vermiş

Gönderirken şöyle demiş:

— Beni iyi dinle kurnaz.

Kabul etmem, itiraz naz…

Bana veriyorsan değer

Çok da seviyorsan eğer

Git geyiği getir hemen,

Çok hastayım aman aman!..

 

Tilki ormana giderek,

Yalan dolan, dil dökerek:

— Çok hastadır kralımız,

Ölecektir sultanımız.

Hiç umudu kalmamıştır,

Derdi şifa bulmamıştır.

Son nefesini vermeden,

Dedi: “Geyiği görmeden

Ölürsem yazık olacak

Krallık kime kalacak!..”

Seni kral eyleyecek,

Birçok sırlar söyleyecek!

 

Geyik demiş: — Oh ne âlâ!

Ne bekleriz böyle hâlâ?

 

Daha kapıdan girerken,

Hamle yapmış aslan erken.

Kulağından yakalamış,

Geyik tuzağı anlamış.

Kurtulup kaçmış ormana,

Aslan demiş ki: — Bak bana…

Tilki, sen beceriklisin,

Onu tekrar getirirsin.

 

Tilki demiş ki: — Kralım,

Çok yanlış yaptın sultanım!

Geyik geldiydi yanına,

Sen asıldığın kulağına

Ayaklarından tutsaydın,

Gerdanından ısırsaydın…

Bir kere daha gideyim

Şansımı bir deneyeyim.

 

Ardından gitmiş filozof,

Ağlayarak demiş: — Of of!

Yahu söyle neden kaçtın,

Bugün kral olacaktın?

 

Geyik demiş ki: — Ey hain!

Bana tuzakmış o in…

Bas da git, tilkiliğini;

Hileni bilgeliğini

Ahmaklara bahset sen.

Hileleri yutmam ki ben!..

 

Tilki demiş: —  Kardeş dinle,

İnan işi şuydu senle:

O tuttuysa kulağından,

Hiç kimsecikler duymadan,

Sana sırlar verecekti,

Nasihatler edecekti.

Neden korkuyorsun ondan,

Artık yarı ölü aslan...

 

Tilkiye demiş ki: — Eğer

Kral olursam bu sefer,

Seni de vezir atarım

Oh be kaygısız yatarım!

 

Aslan sağlam hamle yapmış,

Boynundan geyiği kapmış.

Gövdesini, kellesini,

Böbrekleri, ciğerini…

Bir güzelce yiyivermiş.

Yüreğini görememiş.

Kalp daha önce düşünce,

Tilki de yemiş gizlice.

Aslan çok arayıp durmuş,

Sonra da tilkiye sormuş.

Tilki demiş ki aslana:

— Boşuna baktın her yana.

O zaten ödlek biriydi,

Yalnız gövdesi iriydi

Yürekten yoktu ki delil,

Doğarken yüreksizdi bil…

 

 

İŞE YARAMAYAN GÜZELLİK

Geyik gelmiş ıraktan

Su içerken ırmaktan

Su da kendini görmüş

Çok sevinip öğürmüş.

Boynuzunu beğenmiş,

Adeta büyülenmiş.

Bacaklarına bakmış

Gözünden yaşlar akmış.

Çok müteessir olmuş,

Onları çirkin bulmuş.

Dalıp gitmiş bir zaman.

Birden demiş ki: “Aman!

 

Az önce bir şey yoktu,

Bu aslan nerden çıktı!..”

Gücü yetmez düşmana,

Kaçıyormuş ormana.

Boynuz ağaca takılmış

Geyik yere yıkılmış.

Kalkamamış yerinden

Ağlarken kederinden

Göz dışarı fırlamış,

İşte o an anlamış:

“Neye yarar güzellik!

Bacaklarda incelik

Daha gökçekti asıl

Geç anladım velhasıl…

 

Gereksiz güzellikler,

Bize zarar verirler...”

 

 

KEDİNİN TEK OYUNU

Bir kedi ile tilki,

“Bir av buluruz belki”

Diye yola çıkmışlar,

Sağa sola bakmışlar.

Tilki bilgiçlik etmiş,                             

Kediye hava atmış:

— İşin kötü gitse de,

Aldırış etme hiç de…

Düşmanımın elinden,

Kolay kurtulurum ben.

Onların hilesine,

Alt olmam birisine.

Bir hileye bin oyun,

Kimseye bükmem boyun…

 

Kedi demiş ki: —Tilki,

Tek bir yoldur benimki.

Kaçmak veya saklanmak,

Bir yükseğe tırmanmak…

Başaramazsam bunda,

Mahvolurum sonunda.

 

Bu açık itirafa,

Demiş: — Gel, bu tarafa.

Bir tehlike anında,

Bin yolum var sonunda...

Şöyle birkaç hilemden,

Bana has usulümden,

Tekini öğreteyim,

Sana da belleteyim…

 

İşte tam bu sırada,

Birkaç köpek derede,

Bitivermiş o anda.

Tilki donmuş yerinde,

Boğulmuş kederinde.

Kedi şimşek hızıyla,

Bildiği tek yoluyla,

Bir ağaca tırmanmış.

Tilki de yakalanmış!

Hilesi hiç sökmemiş,

Köpekler onu yemiş.

Kurnaz çok geç anlamış.

Zor, oyunu bozarmış.”

 

 

TARLA KUŞU

Kış bitmiş, bahar gelmiş,

Canlılar huzur bulmuş.

Dişi bir tarla kuşu,

Gezmiş düzü, yokuşu.

Bulmuş bir yuva yeri,

Atmış gamı, kederi.

Yavruları çıkarmış

Gözü gibi bakarmış.

Su gibi akmış zaman,

Sararmış yeşil çimen.

Dere bayır bozarmış,

Başaklar da kızarmış.

Ayrılık vakti gelmiş,

Anneyi telâş almış.

Yüreciği hoplamış,

Yavruları toplamış:

— Zamanı geldi göçün

Gözünüzü dört açın,

Çiftçi gelirse eğer,

İyi anlayın ne der.

Bizler de ona göre,

Düşünelim bir çare...

 

Anne ormana gitmiş,

Çiftçi tarlada bitmiş.

Tüm tarlayı dolaşmış,

Tam yuvaya yaklaşmış.

Oğluna şöyle demiş:

— Yavrum çıktı bize iş.

Bak kızarmış kelleler,

Olgunlaşmış taneler.

Akşam komşulara git,

Tarlamızı tarif et.

Bu ekin kalmaz böyle…

Benden çok selâm söyle.

Yarın sabah gelsinler,

Bize yardım etsinler.

Tarlamızı biçelim,

Harmana götürelim.

 

Kuş dönünce yuvaya

Yavrular çıkmış ortaya.

Olayı anlatmışlar,

Anayı ağlatmışlar…

Ana demiş: — Yavrular,

Telâş edecek ne var!

Yarın yine dinleyin,

Ne söylerler belleyin…

 

Şafakla çiftçi, oğlu

Yürüyüp uzun yolu,

Tarlaya yine gelmiş,

Derin bir fikre dalmış:

—  Komşular gelmediler,

Hiç önemsemediler!

Akşam akrabalara git

Sıkı sıkı tembih et

Gelsinler emmi-dayı,

Biçelim şu buğdayı…

 

Kuş ormandan dönünce,

Yavrular koşmuş önce.

Anlatmışlar olayı,

O demiş: — Var kolayı.

Yavrular üzülmeyin,

Yarını da bekleyin...

 

Kuş ormana gidince,

Çitçiyle oğlu önce

Gelip tarlaya bakmış

Umutları boş çıkmış.

Çiftçi çok öfkelenmiş,

Ağlayarak söylenmiş:

— Başkasına güvendik,

Oğlum çok hata ettik.

Çoluk-çocuk gelelim.

Ailece biçelim.

Fayda yok sana elden,

Kendi gücüne güven.

 

Kuş dönünce ormandan,

Yavrular dört bir yandan

Çevresini kuşatmış

Olanları anlatmış.

Anne kuş telâşlanmış,

Korkmuş, heyecanlanmış:

—  İş çok ciddidir aman!

Değerli oldu zaman.

Acele etmeliyiz

Buradan gitmeliyiz…

 

Yavrularıyla birlikte,

Kaybolmuş meşelikte.

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
AHMET KARASLAN

AHMET KARASLAN

DİĞER YAZILARI MEVLANA MENKIBELERİNDEN BASILMAYAN YENİ ŞİİRLERİM 12-03-2021 10:52 LAFONTEİN MASALLARINDAN BASILMAYAN ŞİİRLERİM 11-03-2021 11:32 HALK KÜTÜRÜNDEN BASILMAYAN ŞİİRLERİM 10-03-2021 10:32 HALK KÜTÜRÜNDEN BASILMAYAN ŞİİRLERİM 09-03-2021 09:16 BEYDEBÂ MASALLARINDAN BASILMAYAN ŞİİRLERİM 08-03-2021 09:53 AİSOPOS (EZOP) MASALLARINDAN BASILMAYAN ŞİİRLERİM 06-03-2021 17:58 KÖYÜME (GÖMÜRGEN) 28-11-2020 15:57 İLKBAHARDA 21-11-2020 12:31 BAYRAMLAŞMA 14-11-2020 17:46 YENİ YOĞURT 07-11-2020 14:05 UTANIN!.. 31-10-2020 16:47 GARADAĞ’DAN GÖRÜNEN YERLE 24-10-2020 13:53 GÖMÜRGEN 17-10-2020 14:27 GÖMÜRGEN 03-10-2020 14:54 DEĞİL Mİ?.. 20-09-2020 18:29 KÖYÜME (GÖMÜRGEN) 14-09-2020 19:52 YAYLADA 05-09-2020 15:08 DEĞİL Mİ? 28-08-2020 11:27 GÖMÜRGEN 14-08-2020 11:19 VAR 07-08-2020 11:32 AHMET KARAARSLAN-ŞİİRLER 01-08-2020 10:55 ŞAH İSMAİL 29-07-2020 11:01 ÇOCUKLUĞUM 24-07-2020 11:44 GÖMÜRGEN 22-07-2020 12:03 YARALI MAHMUT 20-07-2020 12:51 GOÇ MUSTAFA 14-07-2020 12:15 KEDİNİN TEK OYUNU 01-07-2020 12:05 HİKAYELER... AH ADEM BABA AH!.. 29-06-2020 13:58 TOPRAK ANA VE MEVSİMLER 26-06-2020 12:02 CIRCIR BÖCEĞİ (Cırlayık) 22-06-2020 11:13 GÜVERCİN TİLKİ VE LEYLEK 13-06-2020 13:33 LANET OLSUN… 10-06-2020 13:35 DEVECİ İLE YILAN 08-06-2020 14:01 KÖSE DAĞI MASALI 01-06-2020 13:33 ÇİLKEKLİK VE DAĞ KUŞU 30-05-2020 12:15 TİLKİ İLE ÜZÜMLER 27-05-2020 14:24 KARGA İLE YILAN 26-05-2020 10:46 KAZAN ÖLDÜ!.. 25-05-2020 12:51 BİR KEMİK AT DA GÖR! 24-05-2020 07:01 GİDEYİM Mİ DAHA DA? 18-05-2020 13:15 VAAZ 16-05-2020 12:16 KONUŞAN KAVAL 07-05-2020 12:33 TARLA KUŞU 29-04-2020 16:33 AĞUSTOS BÖCEĞİ VE KARINCA 24-04-2020 12:25 KARGA İLE YILAN 21-04-2020 13:18 ANADOLU EFSANESİ 19-04-2020 11:20 KONUŞAN KAVAL 11-04-2020 14:16 KAZAN ÖLDÜ!.. 10-04-2020 15:37 AĞAM İSTANBUL’U MESKEN Mİ DUTTUN? 20-03-2020 11:18 GÖMÜRGENDEN İNANIŞLAR-3 13-03-2020 11:41 GÖMÜRGENDEN İNANIŞLAR-2 06-03-2020 13:45 GÖMÜRGENDEN İNANIŞLAR-1 28-02-2020 11:48 EZOP MASALLARINDAN 21-02-2020 11:01 BİR TÜRKMEN DÜĞÜNÜ... 14-02-2020 11:23 ÖKÜZÜ KESİN 07-02-2020 11:42 NASRETTİN HOCA FIKRALARINDAN ŞİİRLER 31-01-2020 10:53 ODUNCUNUN DİLEĞİ 24-01-2020 11:11 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-12 17-01-2020 11:53 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-11 10-01-2020 11:49 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-10 03-01-2020 11:18 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-9 27-12-2019 11:30 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-8 20-12-2019 11:15 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-7 13-12-2019 11:57 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-6 06-12-2019 11:41 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-5 29-11-2019 11:09 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-4 22-11-2019 10:59 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-3 15-11-2019 11:28 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-2 08-11-2019 12:06 GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-1 01-11-2019 11:20 HABİB KARAASLAN-10 25-10-2019 11:34 İLK TEDRİSATA ARZUHAL 18-10-2019 11:26 HABİB KARAASLAN-8 11-10-2019 12:05 HABİB KARAASLAN-7 04-10-2019 10:57 HABİB KARAASLAN-6 27-09-2019 11:55 HABİB KARAASLAN-5 20-09-2019 11:02 HABİB KARAASLAN-4 ŞAİRLİK 13-09-2019 14:02 HABİB KARAASLAN-3 06-09-2019 11:34 HABİB KARAASLAN-2 30-08-2019 12:06 HABİB KARAASLAN-1 23-08-2019 11:45 GÖMÜRGEN’DE SAYIŞMA VE TEKERLEMELERİMİZ 16-08-2019 11:49 KONUŞAN KAVAL 09-08-2019 11:37
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA