DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
HASAN ÇİFTÇİ
HASAN ÇİFTÇİ
Giriş Tarihi : 26-05-2021 15:25

27 MAYIS 1960 YEŞİLHİSAR OLAYLARI VE İNCESU

Cumhuriyetin kurulmasından sonra, Mustafa Kemal, çağdaş uygarlığı yakalamak, ve gerçekleştirmek istediği toplumsal, siyasal ve ekonomik yenilikleri düzenli bir biçimde sunabilmek amacıyla 9 Ağustos 1923’te Halk Fırkası adı altında, yeni devletin ilk siyasal patisini kurmuştur. Bu parti, Cumhuriyetin ilanından sonra Cumhuriyet Halk Fırkası adını almış ve genel başkanlığına Mustafa Kemal getirilmiştir. Böylece, sayıları giderek çoğalan ve Ankara’daki siyasi gücün geçici olduğunu zanneden saltanat ve hilafet yanlılarının karşısına çıkılmıştır. Bu parti, daha sonra cumhuriyeti ilan edecek, saltanatı ve halifeliği kaldıracak, Lozan Antlaşması ile sınırları belirlenen bu coğrafyada, hiçbir ırk ve mezhepi temel almayan, laik, ve yönetimde akıl ve bilimi temel alan tüm sosyal ve siyasi atılımları gerçekleştirmeye başlayacaktır. Bu dönemde Türk tarihinin kökleri araştırılmış, ve Arap ve İran dillerinin etkisinde kalıp halkın anlayamadığı bir hale dönüşmüş olan Türkçe da daha anlaşılır hale getirilip sadeleştirilmiştir. Boğazların hakimiyeti tamamen bize geçmiş, Hatay anavatana bağlanmıştır. Eğitimde ve ulaşımda kıt olanaklara karşın, büyük başarılar sağlanmıştır. Demir-çelik, dokuma, şeker ve kağıt fabrikaları borçlanmadan kurulmuş ve de aynı zamanda Osmanlı devletinden kalan borçlar ödenmiştir.

Atatürk’ün10 Kasım 1938’de ölümünün ardından, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanı olan İsmet İnönü, BMM tarafından, Cumhurbaşkanlığına getirilmiştir. Avrupa hızla silahlanmakta ve dünyayı yeniden kan ve ateşe boğacak olan 2. Dünya Savaşı’nın ayak sesleri yükselmektedir. Nihayet savaş 1939’da çıkarak, hızla yayılacaktır. Savaş, Meriç Nehrine kadar gelmiş, Ege’deki Adalar, Kafkaslar ve Suriye savaş alanı olmuştur. I. Dünya Savaşı’nın ateş çemberinden gelen İsmet İnönü ve arkadaşları, büyük bir diplomasi başarısı göstererek ülkeyi savaş dışında tutmayı başarmışlardır. Doğal olarak yatırımlar durmuş ve ordu her ihtimale karşı savaşa hazır olarak bekletilmektedir. Geceleri karartma uygulanmaktadır. Vatandaş için zor ve sıkıntılı yıllardır bunlar; ekmek karneye bağlanmış ve kuyruklar oluşmuştur. Vergi ve askerlik gibi yükümlülükleri ağırlaştırılmıştır. Bu yükümlülükler zaman zaman uygulayıcılara bağlı olarak abartılmıştır.

Savaş bittikten sonra, henüz çok genç olan cumhuriyet, kendine Avrupa ülkeleri arasında sağlam bir yer edinmek için, daha önceki iki başarısız deneyime rağmen, çok partili hayata geçmenin kaçınılmaz olduğunu farketmiştir. Yeni kurulan partilerden biri de Demokrat Parti (DP)dir. Celal Bayar ve Adnan Menderes önderliliğindeki parti, 1946 seçimlerinde Meclis’e girmiş, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde ise büyük bir başarı göstererek iktidara gelmiştir. Demokrat Parti 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanmış ve tek başına hükümeti kurmuştur. Ancak, ekonomideki sorunlar, yüksek enflasyon, dış borçlanmadaki tıkanma ve pek çok diğer siyasi olaylara ek olarak, Demokrat Parti hükümetinin demokrasiyi içine sindirememiş olmasından kaynaklanan hukuk dışı uygulamaları iktidarla muhalefet arasındaki ilişkileri germiş ve bu gerginlik topluma da yansımıştır. Bu olay 27 Mayıs darbesine yol açan olaylardan biri olduğu için sadece yerel tarih için değil ülke tarihi için de önemlidir.

Şevket Süreyya Aydemir’in, “Menderes’in Dramı” eserinde belirttiği gibi, Yeşilhisar Olaylarından önce, Demokrat Parti iktidarının göz yumduğu, hiçbir sağduyulu demokratın doğru bulmayacağı, Uşak ve Topkapı olayları yaşanmıştır. O, Uşak olayları ki, orada Uşak’ı düşmandan kurtaran Batı Cephesi Kumandanı taşlanmış ve yaralanmıştır. Topkapı olayları ise, duruşmada ortaya çıktığı gibi, büyük bir rezalet olup, rastlantı sonucu olay yerinde bulunan bir binbaşı gelişmelere el koymasa idi, İnönü linç edilebilirdi. Yeşilhisar olayları bu bakımdan önemlidir.

Süleyman Kocabaş’ın “27 Mayıs Darbesine Giden Yolda Yeşilhisar, Himmetdede-İncesu Olayları” eserinde anlattığı gibi, 17 Şubat-3 Nisan 1960 zaman diliminde buralarda yaşanan olaylar, olaylara hükümetin ve muhalefetin bakış açıları 27 Mayıs’a giden yolda önemli bir aşamadır. 1946’dan itibaren çok partili yaşama geçişle birlikte yeterince bu konuda deneyimi olmayan toplumda, Yeşilhisar Olayları, iktidar- muhalefet ilişkilerinin düşmanca bir partizanlık şekline dönüşerek, halka yansımasının tipik bir örneğidir. Yeşilhisar olayları, işte böyle bir ortamın içinde gerçekleşmiştir. Peki Yeşilhisar olaylarında tam olarak ne olmuştur?

Kayseri-Niğde yolu üzerinde, İncesu’ya 40 km. uzaklıkta yer alan ve sakin bir ilçe olan Yeşilhisar, 1960 yılının ikinci yarısında, hükümetle muhalefet arasında yaşanacak ve daha sonra İncesu’ya sıçrayacak çok önemli bir çatışmaya sahne olmuştur. O dönemde zaten artmakta olan DP ve CHP yandaşları arasındaki gerginlik, 17 Şubat 1960 günü şehir kulubünde yaşanan olayla zirve yapar. Eski Belediye Başkanı ve aynı zamanda da ilçe CHP başkanı olan Mustafa Ünal ile DP ilçe başkanı ve de Belediye Başkan vekili olan Salih Kürkçü arasında tartışma çıkmıştır. CHP yanlıları kendilerine haksız yere ceza kesildiğine inanmakta iken karşılıklı küfürleşme sonucunda çıkan tartışmada Mustafa Ünal tabancasıyla ateş eder. Ölen ve yaralananın olmadığı bu olaydan sonra Mustafa Ünal “adam öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklanır ve böylece bir kaç ay sürecek ve İncesu’nun da dahil olacağı gerginlik başlamış olur.

  1. geceleri karşılıklı cam kırmalarıyla tırmanan gerginlik, 24 Mart 1960’ta daha da artar. Bunun nedeni ise ihbar üzerine tutuklananlardan DP’liler ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken, CHP’li Mehmet Bozkurt’un içerde daha uzun süre tutulup polisten darp yemiş olmasıdır. Toplanan CHP’liler olayı protosto ederken DP’li bir genci tartaklamış ve engel olmak isteyen polislere de tepki göstermişlerdir. Bunun üzerine polisler, kalabalığın dağılması için havaya uyarı atışı yapmış ve bunun sonucunda üç CHP’li genç yaralanmıştır. Bunun üzerine kalabalık giderek artmış ve bunun üzerine Hükümet Konağına kaçan polislerin peşinden, Hükümet Konağının kapısına dayanmışlardır. Kaymakam ve Savcının tarafsızlıklarını yitirip hükümet yanlısı davrandığına kanaat getiren kalabalık, kaymakamın binanın penceresinden yaptığı “dağılın” çağrısına kulak asmamış ve binanin içine girmeye çalışmışlardır. Jandarmalar, kızgın kalabalığın içeri girmesine engel olmuştur. CHP’li dava takipçisi, İncesulu Mehmet Andaç’ın telkinleri sayesinde kalabalık dağılmıştır.
  1. üzerine, ertesi gün ilçeye takviye birlikleri getirilmiş, olayları başlattığı iddia edilen 50’den fazla CHP’li tutuklanak, 27 Mart gecesi, otobüslere bindirilerek askerlerin eşliğinde Anakara Merkez Cezaevine gönderilmişlerdir. Yeşilhisar’da parti taraftarlarının genel merkezlerine olayları abartarak çektikleri kışkırtıcı telgraflar, tarafları daha da germiş, ülke genelinde büyük bir gerginlik yaratmıştır. Bunun üzerine, 28 Mart’ta CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Yeşilhisar’a gideceğini açıklamıştır.

İnönü, CHP Kayseri İl Kongresine katılmak ve olayların yaşandığı Yeşilhisar’ı ziyaret etmek amacı ile, kalabalık bir grup milletvekili ve gazeteci ile 2 Nisan 1960 cumartesi günü Ankara’dan yola çıkar. Telaşlanan Menderes Hükümeti ve İçişleri Bakanı Namık Gedik, Kayseri Valisi Ahmet Kınık’ı arayarak, İnönü’nün Kayseri’ye girmesinin engellenmesini emreder. Bunun üzerine, yedi saate yakın süren bir yolculuktan sonra Kayseri’ye yaklaşan tren, Himmetdede İstasyonu’nda durdurulur. Valilik, Kayseri’de yapılacak kongrenin iptal edildiğini ve Yeşilhisar olayları nedeniyle İnönü’nün Kayseri’ye gitmesinin sakıncalı olduğu şeklindeki açıklaması İnönü’yü ikna etmek yerine daha da kızdırır. Himmetdede İstasyonu’nda bekletilen tren üç saat bekletildikten sonra yapılan tartışma ve pazarlıklardan sonra saat 17.00’de tekrar yola koyulur. İnönü, Kayseri İstasyonu’na nihayet ulaşır ve büyük bir kalabalık tarafından coşku ile karşılanır. Sonra da, Kayseri İl Başkan Muzaffer Attaroğlu’nun evinde dinlenmeye çekilir. Ancak olaylar henüz bitmemiş, yakında daha da büyüyerek İncesu’yu da içine alacaktır. Olayların devamına bakmadan hemen önce o zamanki İncesu hakkında kısa bir bilgi verelim:

1.1960’larda İncesu

İncesu bu yıllarda 5800 kişinin yaşadığı, Yusuf Ziya Doğan’ın Kaymakam, Hasan Mestav’ın da Belediye Başkanı olduğu küçük bir ilçedir. 1960’lı yıllarda Kervansarayın güneyinde kalan surlar ve “Üçgöz” köprüsü hala ayaktadır. Kayseri- Adana yolu İncesu’nun içinden geçmektedir. Kervansaray’ın önündeki derenin üzerinde, bugün kullandığımız köprünün yerinde daha dar ve küçük olan eski bir köprü bulunmaktadır. Bugünkü Bahçelievler ve İhsan Aras Mahallalerinin olduğu yerler tarladır. Eski Hükümet Konağı yanındaki birkaç resmi daire ile Öğretmen Yakup Toker’in evinin dışında yapılaşma yoktur. Kayaların arasından yer yer yarılmış, kertmelerden Hükümete giden yol, aynı zamanda İstasyonun da yoludur. İncesu’nun eski Kayseri girişi de hemen hemen boştur. Şimdiki Askerlik Şubesi’nin yerinde iki katlı kesme taştan yapılmış eski şube ve karşısında yola parelel uzanan Tekel Binası bulunmaktadır. Tekel binasının devamındaki bugünkü Sağlık Meslek Lisesi’nin eğitim yaptığı bina tek katlı olup burasi İncesu Ortaokuludur. Ortaokulun karşısı “göçmen evleri” diye anılan evler ve bir kaç başka evin dışında tamamen boştur. Yolun ilerisinde içerisinde görkemli “Sandıklı Mezar”ların da yer aldığı eski mezarlık ve daha ilerde bugünkü “Gönen Kent” evlerinin bulunduğu “Harmanlar” denilen yerde, işlenmemiş taşın dışında malzeme kullanılmadan yapılan ağızları açık harman evleri “Evçik”ler bulunmktdır.

Yazarlarımızdan Hüseyin Çavdar, olayın geçtiği 1960 yılının ilkbaharında ortaokul ikinci sınıf öğrencisidir ve olaylara bizzat tanık olmuşur. İncesu Ortaokulunda o zamanlar Necati İrfan Gürdeniz, Ziya Akkol ve Abit Felekoğlu’nun dışında branş öğretmeni yoktur; böylece resim, Türkçe, matematik derslerinin dışındaki derslere ilkokul öğretmenleri, Almanca dersine de Kaymakam gelmekteydi. Orta birler iki, diğer sınıflar birer olmak üzere okulda toplam dört şube bulunmaktaydı. Kara Mustafa Paşa İlkokulu ile Karakoyunlu İlkokulu olarak da sadece iki ilkokul bulunmaktaydı.

O yıllarda İncesu, elektrik motorunda üretilen elektrik ile aydınlanıyor, diesel motorla üretilen elektrik, akşam saatlerinde verilmeye başlayıp gece saat 23:00’te son eriyordu. Yine o yıllarda, ilçede su dağıtım ağı olmadığından, halk içme ve kullanma suyunu mahalle aralarında bulunan beş çeşmeden ve bazı evlerde bulunan kuyulardan sağlıyordu.

İncesu’da o yıllarda iki tane taş fırın vardı; çıkartılan ekmek sadece memurlar tarafindan alınıyor, geri kalan halk, kendi evlerinde yaptıkları “kete” ve “yufka” gibi ekmekleri tüketiyordu.

İşte bu küçük ve sakin ilçe, 3 Nisan 1960 Pazar günü, olağandışı bir gün yaşayacaktır.

2.İsmet İnönü İncesu’da

Geceyi Kayseri’de geçiren İnönü, 3 Nisan Pazar sabahı, Ankara’ya dönmek üzere, saat 8.30’da, 40-50 arabadan oluşan konvoyla yola çıkar. Kayseri’den Ankara’ya gitmek için iki yol vardır; İnönü, eğer Niğde üzeriden dönüş yaparsa bu yol İncesu ve Yeşilhisarın da üzerinde bulunduğu yoldur. Bu ihtimal gerçekleşebilir diye hükümet ve Valilik telaş içindedir. Çünkü bu durum yeni olayları çıkarabileceği gibi hükümet için de moral ve prestij kaybı olacaktır. Diğer ihtimal de konvoyun Kırşehir üzerinden Ankara’ya dönmesidir. Ancak, hangi yoldan gidileceğini, İnönü ve yakınındaki birkaç kişi dışında kimse bilmemektedir.

Konvoy, saat 9.00 civarında Boğazköprü yol ayrımına gelir ve konvoy rotayı sola, yani İncesu yönüne çevirir. Bu andan itibaren İncesu, hükümetle muhalefet arasında gelişecek olayların merkezine oturacaktır. Hükümetin emri ile valilik, bu olasılığı düşünerek bir gün önceden, Sürtme yoluna inen küçük bir askeri uçak ile inceleme yaptırmış, önlem olarak zaten İncesu ve çevresine askeri birlikler ve araçlar göndermiştir. Araştırmacı yazar Süleyman Kocabaş’ın yazdığına göre, İnönü’nün konvoyu, İncesu’nun bir-kaç kilometre yakınlarında durdurulmak üzere plan yapılmıştır.

Planlandığı üzere konvoyun yolu kesilince İnönü, yolunu kesen komutanla konuşur ve Ben İsmet Paşayım, arkadaşlarımla beraber, BMM müzakerelerinde bulunmak üzere yolumuza devam edeceğiz” der. Bunun üzerine komutan İnönü’nün elini öper ve konvoyun devam etmesine izin verir. İncesu’da toplanan vatandaşlarla çevreden gelenlerin oluşturduğu büyük bir kalabalık saat 9.30’da İnönü’yü coşkuyla karşılarlar.

Konvoyun İncesu’ya girmesine engel olamaya valilik bu sefer de Kervansaray’ın önündeki, o günlerde daha dar ve küçük olan köprüyü, birbirine ters yönde yerleştirilen iki askeri araç ile tıkar. Ayrıca askerler, köprünün ilerisinde ve “Kumluk” diye anılan ve bomboş olan tepeyi de çember içine alarak Yeşilhisar yolunu tamamen kapatırlar. Böylece İnönü’nün konvoyunun önü, Kervansaray’ın ana giriş kapısının önünde kesilmiştir.

Kapatılan köprünün önünde bekletilen İnönü’ye, Kaymakamı Yusuf Ziya Doğan, Kayseri Valisi Ahmet Kınık’tan aldığı ve konvoyun geri dönmesine dair emri tebliğ eder. İnönü, bu uygulama ve emrin temel hak ve hürriyetlere ve seyahat özgürlüğüne aykırı olduğunu söyleyerek karşı çıkar ve yol açılmadığı takdirde “burada yatarım” diyerek sert tepki gösterir. CHP’li milletvekilleri ile Kaymakam arasında bu uygulama nedeniyle sert tartışmalar yaşanır. Gelişen olayları yerinde incelemek ve verilen emirleri yerine getirmek üzere, Vali Ahmet Kınık, Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan ve 5. Bölge komutanı Tuğgeneral Kemal Çakın İncesu’ya gelirler. Gelen heyet, İncesu Belediye binasına yerleşerek olayları izlemeye ve idare etmeye başlar.

O yıllarda, İncesu’daki PTT binası, kiralanan küçük bir yerdir. CHP’li bir grup milletvekili, hükümetle görüşmek ve yolun açılmasını sağlamak için PTT’ye gelirler; aynı zamanda, vali yardımcısı da İçişleri Bakanı ile görüşmektedir. Binayı dolduran kalabalık ve çıkan gürültü görüşmeyi engeller ve bu nedenle kısa süreli bir arbede bile yaşanır.

PTT’den hükümetle görüşemeden dönen CHP’li milletvekilleri, Yeşilhisar yolunun kapatıldığını ve daha ileri gidilemeyeceğini İnönü’ye bildirirler. Milletvekillerinin duruma bir çözüm bulmak için belediye binasında bulunan Vali ve beraberindekilerle görüşmeye gittikleri anda İnönü beklediği arabadan inerek “cemse” lerle kapatılan köprüye doğru ilerler. Yanındaki büyük kalabalığın alkışları arasında omuzlara alınarak, şimdilerde kapatılmış olan öğretmenler evinin yerindeki bahçeden taşınarak köprünün karşısına geçirilir. Bundan sonraki bölüme yürüyerek devam eden İsmet İnönü, o zamanlar tamamen boş arazi olan Kumluk bölgesindeki tepeye kadar çıkarak orada bulunan bir araca binip beklemeye başlar; ancak, askerler çemberi daraltarak daha ileri gitmesine izin vermedikleri için İnönü daha fazla ilerleyemez. İnönü’ye gazeteci Metin Toker ile parti idaresinde görev yapmakta olan Prof. Turhan Feyzioğlu eşlik etmekte ve İnönü geri dönmeyeceğini söylemektedir.

Metin Toker, Kumluk’ta o sırada yaşanan ilginç bir olayı anlatır: İnönü ve yanındakileri tepede abluka içine alan askeri birliğin komutanı, Kurmay Binbaşı Selahattin Çetiner İnönü’nün yanına gelince İnönü sorar: “Ateş et emri verecek misin?” Genç Kurmay Binbaşı sapsarı olur ve esas duruşa geçerek tok bir sesle: “Ne münasebet Paşam! Size ateş etmektense, kendime ateş edip intiharı tercih ederim.” Metin Toker, komutanın bu cevabını “Bütün barikatlar yıkılmıştı” diye anlatır.

Bu arada, CHP Milletvekilleri, belediye binasında olayları yöneten Kayseri Valisi Ahmet Kınık ve beraberindekilerle görüşüp bir sonuç alamadıkları için geri dönerler. İnönü araç içinde beklemektedir. Kendisine yol arkadaşlarının çantasındaki yiyeceklerden ikram edilir. Soğuk ve rüzgarlı tepedeki bekleyiş 76 yaşındaki İnönü’nün sağlığı için sakıncalı olduğu göz önüne alınarak ilçeye geri dönmeye karar verilir.

Bu olaylar yaşanırken, başta Kayseri olmak üzere çevre il, ilçe ve köylerden insanlar akın akın İncesu’ya gelmiştir. Öğleden sonra, büyük bir kalabalığın eşlik ettiği İnönü “İsmet Paşa çok yaşa, Hürriyet, Hürriyet sloganları ile yürüyerek, ilçe CHP başkanı Şaban Kütükoğlu’nun evine geldiler. Kütükoğlu’nun evi, iki katlı bir evdir. İnönü, bu evde, her zamanki öğle uykusuna almak üzere dinlenmeye çekilir.

İncesu’da İnönü’nün yolunun kesildiğinin ülkede duyulmasının üzerine, ülkenin her tarafından destek telgrafları yağmaya başlamıştır. İstanbul’dan üniversiteli gençler, istenirse İncesu’ya gelmeye hazır olduklarını bildirerek destek mesajları göndermektedir. Olayı duyan ve İncesu’ya akın eden CHP’li taraftarların sayısı onbinlere ulaşmıştır ve İncesu beklide, o zamana kadar tarihindeki en kalabalık gününü yaşamaktadır. İlçeye gelen insanların ihtiyaçlarını karşılama konusunda sıkıntı başlamıştır bile. İlçede bulunan Mehmet Emre ve Hasan Hüseyin Kaşaka’nın iki küçük lokantasıyla, Derviş Karadayı ve Mehmet Akgül’ün iki taş fırını, gelen ziyaretçilerin ihtiyacını karsılamaya yetmez ve yiyecek sıkıntısı baş gösterir. Bakkallarda pek çok yiyecek tükenmiştir bile. İncesulular ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışırlar. Firdevs ve Dudu Kütükoğlu, Kumluk üzerindeki tepede yufka ekmek ve su dağıtırlar. Yollar kapatıldığından Kayseri’den ekmek getirilemediği gibi, hükümetten istenen yiyecek yardım da gerçekleşmez. Hükümet, böylece İnönü taraftarlarını ablukaya alarak ve aç bırakarak yıldırmaya çalışır. Aynı zamanda da, bu yıldırma çabasının bir parçası olarak İnönü için hazırlandığı iddia edilen asılsız bir suikast söylentisi çıkarılır.

3.İnönü İncesu’dan Ayrılıyor

İnönünün dinlendiği sırada, beraberindeki milletvekilleri, vali ile görüşmek üzere tekrar Belediye binasına giderler. Yer yer tartışmaya dönüşen görüşmeler bir sonuç vermez. Sayıları on binleri bulan kalabalık sabırsızlanıyordu. Bu duruma bir çözüm bulunmazsa bu kadar kalabalık nerde ve nasıl geceleyeceği soruları kafaları kurcalamay başlamıştı bile. Ayrıca, İnönü ve beraberindeki milletvekillerinin ertesi gün toplanacak olan mecliste bulunmaları gerekiyordu. Vali Ahmet Kınık ile İç İşleri Bakanı Namık Gedik arasındaki görüşmeşmeler de bir çözüme ulaşmayınca taraflar nihayet orta bir yolda anlaştılar: İnönü ve beraberindekiler “Yavaş” denilen, Develi-Ürgüp ile İncesu-Yeşilhisar arasındaki kavşaktan Ankara’ya dönecektir.

Akşam karanlığı çökmek üzereyken köprüyü kapatan askeri araçlar çekilir; barikatı kaldıran komutanlar, İnönü’yü selamlayarak yol verirler. Böylece, yolun açılması üzerine beklemekte olan İnönü ve arkadaşları, Yavaş’a doğru yola çıkar ancak kafileye eşlik etmek isteyenlere Toplantı ve Gösteri Yasasına uygun olmadığı ileri sürülerek izin verilmez.

İnönü’nün konvoyu Yavaş mevkiindeki dörtyola geldiğinde, Yeşilhisar yolunun askeri araçlarla kapatıldığını görürler; vali ile yapılan anlaşma gereği, konvoy batıya saparak Ürgüp’e yönelir. Bir gece Ürgüp’te kalan İnönü ve beraberindekiler, 4 Nisan 1960 pazartesi günü erkenden yola çıkarak, Nevşehir, Aksaray, Şereflikoçhisar ve Gölbaşı üzerinden Ankara’ya ulaşır. Geçtikleri yerlerde coşkulu kalabalıklar tarafından karşılanırlar.

4.Kayseri Olayları Sonrasındaki Gelişmeler

Himmetdede ve İncesu’da İnönü’nün yolunu kesen askeri birliklerin komutanı, Kurmay Binbaşı Selahattin Çetiner 4 Nisan 1960’da istifa etmiştir. Süleyman Kocabaş’ın Vatan Gazete’sinden aktardığı bilgiye göre, istifa dilekçesinin bir yerinde Çetiner, “Sayın İsmet İnönü ve arkadaşlarının Kayseri gezisinde emir ve komuta ettiğim birlikleri, hukuki sınırlar dışında kullanmaya zorlandım. Bu hususu subay olarak yaptığım yeminle bağdaştıramıyorum” diye yazmıştır. Arkasından bir binbaşı ile bir albay da istifa edecektir.

Olayların etkisinde kalan Menderes Hükümeti, yıkıcı ve kırıcı muhalefet yaptıkları gerekçesiyle muhalefet partisini ve basını susturmak için meclis çoğunluğuna dayanarak hukuk kuallarıyla bağdaşmayan yasaları Meclisten geçirmiştir. Hükümet, önce 18 Nisan 1960’da Meclis Tahkikat Komisyonu kurmuş, sonra da komisyona Yetkiler Yasası adı altında, yargılama ve cezalandırma yetkisi vermiştir. Bu yasa görüşülürken Mecliste son derece sert tartışmalar ve karşılıklı suçlamalar olmuş ancak yasa DP’nin oyları sayesinde Meclis’te kabul edilmiştir. Bunun üzerine, İstanbul ve Ankara’da üniversite öğrencileri derslere girmeyerek olayları protesto ettiler. Polis, asker ve öğrenciler arasında şiddet olayları yaşandı.

Hükümet, bu olaylara daha da sert tepkiler vererek gerilimi arttırmış İstanbul ve Ankara’da sıkıyönetim ilan ederek üniversiteleri kapatmıştır. Buna rağmen, İstanbul ve Ankara’da hemen hemen her gün öğrenci olayları yaşandı.

Yeşilhisar’da küçük olaylar şeklinde başlayıp, Himmetdede ve İncesu’da, İnönü’nün yolunun kesilmesiyle doruğa ulaşan iktidar-muhalefet ilişkileri, 27 Mayıs 1960’da, ordu içinde oluşan bir grubun yönetime el koymasıyla sonuçlanmıştır. Bu nedenle, İncesu’da yaşanan olaylar 27 Mayıs askeri hareketine giden yolda önemli bir kilometre taşıdır.

 

5.27 Mayıs 1960’dan Sonra İncesu

 

Yazarlarımızdan Hüseyin Çavdar, yukarda da ifade edildiği gibi, bu olaylar yaşandığında, henüz ortaokul öğrencisi olup, bazı gelişmeleri yakından izleme olananağı bulmuştur. Çavdar, 19 Mayısta yapılan, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının ve gösterilerin ertelendiğini, ancak 27 Mayıs askeri hareketindan sonra, yaz tatilindeki öğrenciler tekrar okula çağrılarak Ağustos ayında gösteriler yapıldığına tanık olmuştur.

27 Mayıs darbesinden sonra, darbeyi yapan subaylar, Orgeneral Cemal Gürsel’in başkanlığında, bütün yetkileri elinde bulunduran bir Milli Birlik Komitesi oluşturdular. Milli Birlik Komitesi üyeleri, yapılan askeri hareketin gerekçelerini halka açıklamak amacı ile ülke genelinde açık hava toplantıları yaptılar. Bu toplantıların biri de 1960 yılında Haziran ayının sonunda İncesu’da yapıldı. Toplantının o günkü “Pazar Yeri” olan tarihi hamamın önünde yapılacağı günler günler önce halka duyuruldu. Toplantıdan önce askeri bando gelerek meydanda marşlar çaldılar. Küçük yaştaki çocuklar için bütün bunlar o zamana kadar görmedikleri çok değişik bir şeydi; dikkatle izlediler.

Öğleden sonra, büyük bir kalabalığın katıldığı açık hava toplantısı düzenlendi. Meydan yerinin ortasına konuşma yapılması için bir kürsü yerleştirildi. Sunuculuğunu, o zaman üniversite öğrencileri olan Mehmet Eren Satır ve İbrahim Kütükoğlu yaptılar. Milli Birlik Komitesinin iki üyesi de gelmişti; üniformalıydılar. Bunlar, Mehmet Özgüneş ile Muzaffer Özdağ idiler. İkisi de sırayla İncesu halkına 27 Mayıs askeri hareketinin gerekçelerini anlattılar ve dinleyicilerden büyük alkış aldılar. Milli Birlik Komitesi üyelerinin konuşmasından sonra, dinleyiciler arasında bulunan, İncesu Askerlik Şube Başkanı olan Albay Ziya Kızıltan kürsüye davet edildi. İncesulu sekiz-on kişilik bir grup genç tarafından albay kürsüye kadar omuzlarda taşındı. Albayın kısa konuşmasının ardından toplantı, askeri bandonun çaldığı marşlarla sona erdi.

 

6.Yassıada Duruşmalarında İncesu Olayları:

 

27 Mayıs 1960’da Türk Silahlı Kuvvetleri idareye el koyduktan sonra, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Bakanlar, Milletvekilleri, suçlu bulunan yetkililer ve partililer tutuklandılar. Marmara Denizi’nde küçük bir ada olan Yassıada’ya götürüldüler. Ada’da Milli Birlik Komitesi’nin emriyle kurulan, Yüksek Adalet Divanı adı verilen İhtilal Mahkemesinde çeşitli konulardi suçlanarak yargılandılar. 14 Ekim 1960, 15 Eylül 1961 tarihleri arasında, kamu vicdanında yargılama ve kararlarının hep tartışıldığı Yüksek Adalet Divanı çalışmaya başladı.

Hükümet üyeleri ve diğer suçlu görülenlerin yargılandığı konulardan biri de, Kayseri Olayları davası idi. Kayseri Olayları Davası’nda suçlu iddiası ile şunlar yargılandı: Celal Bayar, Adnan Menderes, Kayseri Milletvekilleri: Osman Kavuncu, Kamil Gündeş, Hakkı Kumrel, Fahri Köşkeroğlu, İbrahim Kirazoğlu, Fikri Apaydın, Ali Rıza Kılıçkale, Servet Hacıpaşaoğlu, Kayseri Valisi Ahmet Kınık ile diğer yetkililer. Suçlamanın temel konusu İnönü’nün yolunun Himmetdede ve İncesu’da kesilmesi idi. Yol kesmenin temel hak ve hürriyetlerden biri olan seyahat özgürlüğü kısıtladığı iddiasıyla Anayasayı ihlal suçundan yargılandılar. Bu yargılamalar sonucunda, Celal Bayar, Adnan Menderes ile İbrahim Kirazoğlu’na ölüm cezası, diğerlerine 4-7 yıl arasında değişen hapis cezaları, 1-2 yıl boyunca emniyet gözetimi altında bir şehirde zorunlu ikamet ve kamu görevlisi olamama ve siyasi faaliyette bulunmama cezaları verildi. Olaylar sırasında Kayseri’de bulunmayan Fikri Apaydın’ın dışındaki Kayseri Milletvekilleri de cezalandırıldılar.

Celal Bayar ile İbrahim Kirazoğlu’nun cezaları ömür boyu hapse çevrildi, diğer cezalar infaz edildi. Yargılamalar sonucunda hapis cezası alanlar, ülke ortasında yer aldığı için daha güvenli bulunan Kayseri Merkez Ceza Evinde getirildiler. Tarihin her döneminde olduğu gibi olağanüstü mahkemelerin görev yaptığı siyasi yargılamalar, zaman içinde yanlışlıkları ortaya çıkarak, kamu vicdanında onaylanmamıştır. DP devri ve de Yassıada davası, o zaman iyice tükenmeye yüz tutmuş halk şairlerini de meşgul etti. “Destan” adı altında toplumsal olayları anlatan şiirlere son örneklerini veriyorlardı. İşte şairi belli olmayan o örneklerden biri:

 

Olmuşken halka öncü,

Çılk çıkardı sonucu,

Bizim kambur Kavuncu,

Gitti Yassıada’ya...

………………

Artık konmaz düşeşim,

Zaten ben çilekeşim,

Forslu Kamil Gündeş’im,

Gitti Yassıada’ya.”

                                                                   

           

                                                                   Kaynak; Hasan Çiftçi-Hüseyin Çavdar

                                                       Coğrafyadan Vatana İncesu sayfa 149-158

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
HASAN ÇİFTÇİ

HASAN ÇİFTÇİ

DİĞER YAZILARI 27 MAYIS 1960 YEŞİLHİSAR OLAYLARI VE İNCESU 26-05-2021 15:25 31 MART OLAYI (13 NİSAN 1909) 12-04-2021 14:12 18 MART ŞEHİTLER GÜNÜNDE KAYSERİLİ ŞEHİT ALBAY MEHMET NAZIM  16-03-2021 13:37 10 KASIM 10-11-2020 21:45 BAKÜ FATİHİ NURİ PAŞA (KİLLİGİL) (1889-2 Mart 1949) 10-11-2020 15:48 İZMİR'İN KURTULUŞU (9 EYLÜL 1922 08-09-2020 20:20 30 AĞUSTOS BAŞKUMANDANLIK MEYDAN ZAFERİ 28-08-2020 11:27 İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 10-08-2020 11:55 İSTANBULUN FETHİ VE AYASOFYA (KİLİSE-CAMİ-MÜZE-CAMİ) 27-07-2020 11:26 27 MAYIS 1960 DARBESİ YASSIADA KARARLARI 09-07-2020 11:15 LALE ÇİÇEĞİNİN TARİHİ 27-06-2020 14:41 TÜRK OCAKLARI 23-06-2020 12:25 KÜLTÜRÜMÜZDE GÜL VE GÜLÜN YERİ 15-06-2020 12:31 ŞEYH TURESAN-I VELİ HAZRETLERİ KÜLLİYESİ 05-06-2020 12:10 27 MAYIS 1960 DARBESİ ÖNCESİ İNCESU 29-05-2020 11:51 19 MAYIS 1919               23-05-2020 12:18 TARİH BOYUNCA DÜNYADA SALGIN HASTALIKLAR 17-05-2020 12:32 12 MAYIS DÜNYA HEMŞİRELER GÜNÜ 10-05-2020 13:39 1593 SAYILI UMUMİ HIFZISSIHA KANUNU ve SAĞLIK ORDUMUZ 02-05-2020 13:58 KÖY ENSTİTÜLERİ 22-04-2020 11:05 TBMM’NİN 100. YILI 18-04-2020 10:53 TEŞEKKÜRLER SAĞLIK ORDUSU 31-03-2020 12:48 ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE İNCESU-2 18-03-2020 12:01 ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE İNCESU-1 17-03-2020 10:58 İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ (12 MART 1921) 11-03-2020 12:00 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ 06-03-2020 13:45 BAYRAK BİR MİLLETİN ŞEREFİDİR 04-02-2020 11:02 OSMAN  NURİ  KOÇTÜRK 20-01-2020 11:37 MİMAR SİNAN 14-01-2020 11:50 İNCESU İLÇESİ AYŞE SAFFET ARSLAN MESLEK YÜKSEKOKULU 03-01-2020 11:34 KAYSERLİLERİN  ÂDETLERİ VE AHLÂKI 24-12-2019 11:02 MUSTAFA KEMAL PAŞANIN KAYSERİ'YE GELİŞİNİN 100.YILI 18-12-2019 11:15 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 22-11-2019 10:59 10 KASIM 1938 08-11-2019 12:07 CUMHURİYETİN KURULUŞUNUN 96. YILI 28-10-2019 11:30 ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞUNUN 96. YILI 15-10-2019 11:06 İSTANBUL’UN KURTULUŞUNUN 96.YILDÖNÜMÜ 09-10-2019 12:19 İNCESU KERVANSARAY HAN DUVARLARINDA İSMİ GEÇEN MARAŞLI ŞEYOĞLU KİMDİR? 05-10-2019 19:10 NEŞET ERTAŞ 28-09-2019 13:35 İNCESU 26.KÜLTÜR VE ÜZÜM FESTİVALİ 18-09-2019 11:14 9 EYLÜL 1922 İZMİR’İN KURTULUŞU 08-09-2019 14:24 4 EYLÜL 1919 SİVAS KONGRESİ VE KAYSERİ DELEGELERİ 03-09-2019 10:58 30 AĞUSTOS 1922 BÜYÜK TAARRUZ 29-08-2019 11:17 SOKRAT İNCESU-2 21-08-2019 11:16 SOKRAT İNCESU-1 20-08-2019 11:48
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Beşiktaş4084
  • 2Galatasaray4084
  • 3Fenerbahçe4082
  • 4Trabzonspor4071
  • 5Demir Grup Sivasspor4065
  • 6Atakaş Hatayspor4061
  • 7Aytemiz Alanyaspor4060
  • 8Fatih Karagümrük4060
  • 9Gaziantep Futbol Kulübü4058
  • 10Göztepe4051
  • 11İttifak Holding Konyaspor4050
  • 12Medipol Başakşehir4048
  • 13Çaykur Rizespor4048
  • 14Kasımpaşa4046
  • 15Helenex Yeni Malatyaspor4045
  • 16Fraport-TAV Antalyaspor4044
  • 17Hes Kablo Kayserispor4041
  • 18BB Erzurumspor4040
  • 19MKE Ankaragücü4038
  • 20Gençlerbirliği4038
  • 21Denizlispor4028
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA