YEREL
Giriş Tarihi : 25-09-2020 16:31   Güncelleme : 25-09-2020 16:34

TÜRKÇEMİZE ATATÜRK’ÜN DİRENCİYLE SAHİP ÇIKACAĞIZ!

TÜRKÇEMİZE ATATÜRK’ÜN DİRENCİYLE SAHİP ÇIKACAĞIZ!

Siyasal ve ulusal bağımsızlığımızın ayrılmaz parçası olan dil bağımsızlığımızı korumak
ve onu geliştirmek temel görevlerimizdendir. Bu görevi; Atatürk, “Ülkesini, yüksek
bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan
kurtarmalıdır.” Sözüyle bize verilmiştir.
Önderimiz Atatürk'ün en çok önem verdiği devrimlerden biri olan dil devrimimiz,
çağdaşlaşma sürecimizde itici gücümüz olmuştur. Atatürk’ün dilimizin gelişmesi ve
yabancı sözcüklerden arındırılması yolunda verdiği savaşımı bize örnek olmuş; bu
savaşımın günümüzde de sürdürülmesi gerekliliği gözle görülür hale gelmiştir.
Her fırsatta Atatürk Devrimi’ne saldıran siyasal iktidar; arı, duru ve ulusal
benliğimizin göstergesi olan Türkçemize de, mirasçıları gibi, 12 Eylülcüler gibi saldırmakta,
diğer saldırganlara göz yummakta, hatta onları desteklemektedir.
Günümüzdeki uygulamalar, Türk Dil Kurumu’nu kapatanların; “devrim”, “barış” vb.
sözcükleri yasaklatanların yaptıklarını aratmamaktadır. Dilimize teknolojiyle giren yabancı
sözcüklerle savaşım bitmeden, Milli (!) eğitimde yapılan Arapça dayatması, ders
kitaplarından Türkçe sözcüklerin ayıklanması ve yerlerine Arapça, Farsça sözcüklerin
yerleştirilmesi, en üst kademedeki siyasetçilerin konuşmalarındaki yabancı sözcük
sayısının neredeyse Türkçeyi geçmesi, Arapça tabelalara karşı çıkanlara gösterilen
tepkiler, gelinen noktayı tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir.
Arapça, Farsça, Osmanlıca sözcük ve tamlamalar havalarda uçuşmaktadır ve moda
haline gelmiştir. Önderimiz Atatürk’ün inancı, direnci ve dil sevgisiyle bunlarla mücadele
edeceğiz.
Dilimizi unutanların; özünden, halkından uzaklaşanların düştüğü durumlar tarih
kitaplarında yer almaktadır. Aynı hataları yapanları, Türkçenin, dünyanın en zengin
dillerinden biri olduğunu unutanları, unutturmak isteyenleri uyarıyoruz ve diyoruz ki:

 Atatürk’ün mirasına uygun olarak Türk Dil Kurumu özerk yapısına kavuşturulmalı
ve esas işlevine dönmelidir.
 Eğitim ve bilim dili her düzeyde Türkçe olmalıdır.
 Türkçe edebiyat ve kültür yayınlarına destek verilmelidir.

 Türkçenin, ekonomi, bilim ve ticaret dili olması yolunda çabalar arttırılmalıdır.
“Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.” Yani
yerli ve milli olmanın yolu,boş sözlerden değil, uygulamalardan ve en önemlisi dilden
geçer.
Zengin dilimizi sevelim, koruyalım, geliştirelim, yayalım, yaşatalım.
Dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaralım.
BU GÖREV BİZİM.
DİL BAYRAMIMIZIN 88. YILI KUTLU OLSUN!