YEREL
Giriş Tarihi : 22-02-2021 18:51   Güncelleme : 22-02-2021 18:51

SİS EKO TREKKİNG "YABAN HAYAT ORMANLARIN ELİ, AYAĞI VE RUHUDUR"

SİS EKO TREKKİNG


(Yaban hayvanlarına yem atma faaliyeti ve bir gecelik huzur).
YAŞLI ÇAM AĞACI İLE SOHBET / 22.02.2021 Kayseri / ERCİYES. 22. 02. 2021
“17 Şubat 2021 nihayet beklenen kar geldi. Geç kaldı ama geldi. Gelmiş olması çok sevindirici. Lakin. Her sene biraz daha gecikerek ve biraz daha azalarak gelmesi çok düşündürücü ve çok üzüntü verici…” Şeklinde düşünerek parça et satanların yolunu tuttum. Cebimdeki paramın 100 YTL sini yakıta ayırdım ve kalan kısmı ile biraz tavuk parçası, biraz et parçası ve bir miktar da ekmek alarak Erciyes Dağına yöneldim.
“Tabii. Sadece fidan dikmekle ya da tohum ekmekle orman olmaz. Ormana renk katacak, ormanların; yani dikilen fidanların eli, ayağı ve ruhu olacak yaban hayat olmazsa orman güç kaybeder ve  üzerine koca bir kabus gibi sessizlik çöker. 
İşte o zaman iletişimler, yardımlaşma, paylaşma, dayanışma, üretim ve sevgi olmaz. Gelişme durur ve yaşam biter.
***
Bu nedenle her tarafın karla kaplandığı zamanlarda orman canlıları desteklenmelidir. Çünkü kar hayvanları doyuracak olan toprağı ve toprak canlılarını saklar (yılanlar, geleniler,  köstebekler, böcekler, bitki kökleri…). Buna paralel soğuk ve açlık hayvanların direncini düşürür. Orman fakirleşir ve canlıları besleyemez. Desteklenmesi gerekir. Desteklenmezse insan işgali nedeni ile aşağılara (karın olmadığı yerlere) zaten inemeyen ve yükseklerde sıkışmış bir durumda kalmış olan hayvanlar aç kalır ve tükenir. Onlar tükenince orman tükenir, orman tükenince yaşam tükenir” şeklinde geçirerek düşe, kalka ormandaki ilk yaşlı çam ağacına doğru yöneldim.   
Yaşlı Çam Ağacı beni görünce sevindi. Selam verdim. Selamımı aldı ve “hoş geldin” dedi. “Hoş bulduk” dedim. “Seni görünce ve sizin aranıza girince her yeri orman sanıyorum. Ovalardaki ve olur olmaz yerlerdeki beton yığınlarını, çöplükleri, pis akan suları, lüksü, israfı, orman yangınlarını ve duyarsız insanları unutarak, sizlerle bütünleşmenin mutluluğunu yaşıyorum. Siz yaşamsınız” diyerek Yaşlı çam Ağacının karlarla dolu dallarından birine sarıldım.
Yaşlı Çam ağacı duygulandı. Sesi matlaştı. “Evet. Dedi. Evet. Biz ormanlar bünyemizde 283 ciga ton karbon tutuyoruz. Otlarla ve toprakla birlikte tutuğumuz miktar ise atmosferdeki miktarın %50 den fazlasına tekabül ediyor”. Sustu, Sessizlik oldu ve adeta mırıldanır gibi ekledi. Biz bu karbonu tutmasak dünya bir anda ateş topuna döner ve hiçbir canlıdan eser kalmaz. 
Yaşlı Çam Ağacı çok doğru konuşmuştu. Mahcup bir şekilde sadece “evet” diyebildim. Çünkü yanan ormanların %90 kadarından fazlası insan kaynaklıydı ve bir senede yanan ormanlarla gökyüzüne salınmakta olan karbon miktarı 1,1 ciga ton düzeyinin çok daha üzerindeydi. Daha utandırıcı olansa bu rakamın her sene daha çok yükseliyor olmasıydı.
Yaşlı Çam Ağacı sanki beni anlar gibi “çoğalmalıyız”. Dedi ve devam etti. İnsanlık gökyüzüne o kadar çok karbon salınımı yaptı ki. 1988 yılında dünyamız güvenilir üst düzey olan 350 ppm seviyesini geçti. Durduramadık. Çünkü çoğalacağımız yerde yine insanlar tarafından azaltılıyoruz. Şayet böyle giderse ve insanlık bindiği dalı kesmeye devam etmekten vazgeçmezse 2030-2052 yılları arasında bir buçuk derece sınırı geçilecek.
Hemen lafa girdim. Kesin tarih belli mi? Yaşlı Çam Ağacı üzgün bir şekilde devam etti. Kesin tarih diye bir şey yok. Bahsettiğim bu tarihlerden öncede, yani her an korkunç şeyler olabilir! Dedi ve açıklamasını sürdürdü.
Bak Mustafa! Su sıfır dereceye kadar soğuyor ve sıfır derece deyince aniden katılaşıyor. Atmosferimizde çoğalmakta olan sera gazları da her an benzer bir etki gösterebilir. Şu an 414 ppm civarınayız. Bakarsın 420 ppm dünyanın sonu olabilir. Bunun için bu günden itibaren biz, yani doğa ve insanlık el ele vererek birlikte çaba sarf etmeye başlamalıyız.
“Doğru” dedim Yaşlı Çam Ağacına “doğru söylüyorsun”. Hem. Bir fidanı dikince fidan hemen ağaç olmuyor ki! En az sekiz sene istiyor. Yani doğa zaman istiyor. Demem o ki mekanik önlemler zırvalıklarını bekleyerek vakit tüketecek lüksümüz yok.
Yaşlı Çam Ağacı hemen lafa girdi. Mustafa. Çocuklarınız ve tüm canlılar için siz en az bir trilyon fidanı bu günden itibaren yetiştirmeye başlayın. Bilimsel gelişmeler yine devam etsin. Ancak bilim tüm canlılar adına yaşamsal ihtiyaçlar için gelişsin. Çevre eğitimi yaygınlaşsın. İnsanlar bilgilensin. Duyarlılık yükselsin. İnsan nüfusu insanlar kendi kendini ikna ederek azalsın ve gezegenimiz güneş doğduğu müddetçe yaşam versin… 
***
Yaşlı çam Ağacı doğru söylüyordu. Ekleyecek bir şey bulamadım. Sonra. Yaşlı Çam Ağacından ayrılarak bir avuç olsun yaban hayvanını sevindirebilmek ve o gece yastığa başımı huzurlu koya bilmek için karların içerisinde gücüm yettiği kadar debelenmeye başladım… SAYGILARIMLA.
DEVAMI VAR.