YEREL
Giriş Tarihi : 28-09-2020 14:15   Güncelleme : 28-09-2020 14:15

SİS EKO TREKKİNG "FİDAN SULAMA FAALİYETİ" 27.9.2020

SİS EKO TREKKİNG


BÜYÜK BOZ AYI ŞİİR YAZMIŞ!
"ÇIKARIN MEASKELERİNİZİ!"
Bu gezegen ortak mekânımızdı ve her taraf yemyeşil ormandı.
Ağaçlar büyürdü, çiçekler açardı, bitkiler yetişirdi, canlılar doyardı.
Bitkiler, rüzgârlar ve canlılar hep birlikte el ele verip şarkılar söyler, 
Her çiçekten, her bitkiden, farklı koku yayılır ve yaşam anlam taşırdı.   
***
Çocuklarımız mutlu büyürdü. Yuva, su, gıda sorun olmazdı.
Özgürlüğümüz. Yani. Uçsuz bucaksız yaşam alanlarımız vardı.
Özgürce akan sular ve dağlarda yetişen ormanlar hepimizindi.
En çok sevdiğimiz şeyse huzurlu bir şekilde akıp giden yaşamdı.
***
Sonra kendine insan diyen canlılar geldi. Hayır! Hiç biri ihtiyacı kadarla yetinmedi.
Hiç biri bizimle ya da kendi aralarında paylaşmayı, birlikte yaşamayı ve sevgide anlaşmayı beceremedi.
Evler yapıldı, ambarlar yapıldı, topraklar parsellendi ve tel örgüler çekildi.
Köpekler evcil oldu, otlar biçimlendi ve “insan maskeli canlı” doğayı sahiplendi.
***
Bizi vurmak serbesti ve ismi avdı. Fazlaca vuruyorlar ve gübre diye tarlalara atıyorlardı.
Kemiklerimizden, boynuzlarımızdan, tüylerimizden süs eşyası yaparak satıyorlardı.
Ormanları, bitkileri, canlıları yok etmek onlar için başarıydı. Derimizi yüzüp asıyorlardı.
Sonra makineleri buldular, fabrikalar kurdular ve tükeniş son derece hızlandı.
 ***
Önce suyumuzu kestiler, borulara hapsettiler, makinelere verdiler,
Kirlettiler, susuz bıraktılar “terk edin buraları, başka yerler gidin” dediler.
Sonra ormanları yaktılar, kaçamayan canlıları, yavruları, yavrulu anneleri
Yani.  Yaşama can veren canlıların hepsini, yakarak yok ettiler.
***
Yetmedi. Bir daha orman olmasın diye dağların derisini yüzdüler.
Betonlar diktiler. Mermer diye kayaları söküp mekânları süslediler.
Gözleri doymadı. Meralara indiler. Canlıları besleyen toprakları kanattılar.
Olmadı. Zehirler saçtılar. Canları ve meraları öldürdüler. Çölleri getirdiler.
***
Evet! Bir kısmı bu zulümleri yaparken, orta yerde alenen ve resmen bizi öldürürken,
Ormanları yok edip; çölleri getirirken; diğerleri tembelce, korkakça ya da arsızca seyrettiler.
Dağlara çıkmadılar, bir fidan dikmediler, buradayız demediler, bir mesaj vermediler.
Sadece konuştular ve doğacı kesildiler. Kanayan yaramıza bir ilaç sürmediler.
***
Yetmedi. Bölüşemediler. Savaşlar çıkardılar ve maalesef doğayı yok ettiklerini düşünmediler.
O kadar ucuzdu ki doğa. Üzerinde kimyasal, nükleer ya da atom bombaları denediler.
Hiç düşünmediler. Bu doğadır. Bu can verendir. Bu yaşamdır. Bu ölürse yaşam biter demediler.
Hırs için toprakları, suları ve çevrenin tamamını kirlettiler, gökyüzünü ısıttılar, ormanları yok ettiler. 
*** 
Evet. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi ya da kendilerinden sonra yaşam bitecekmiş gibi yaşadılar.
Hırstı, bencillikti, saldırganlıktı, görmeyendi, duymayandı ve bu yaratıkların hepsi insandı (!).
Bana necilik, tembellikti, cimrilikti ve duyarsızlıktı. Evet. Yüzlerinde maske vardı.
İnsanım (!) diyorlardı. Hayır. İnsan değillerdi. Aslında onlar zararlı ya da yok hükmünde varlıklardı.
***
Çeşitliliği tüketen, yaşamı yok eden, tembel, duyarsız, psikopat, bencil ve acımasız canilerdi.
Oysa bizdik. Tohum taşıyan, su toplayan, toprak üreten, bitki çoğaltan, yaşama can veren.
Hep birlikte şarkılar söyleyen.  Güneşle, rüzgârla, karla, yağmurla ve her varlıkla dans eden.
Renklerle yaşama anlam katan. Oksijen üreten. Yaşamı sürdüren ve her cana “cansın” diyen bizdik.
***
Evet. Aslında insan olan bizdik. Tuhaf. Hala bize hayvan mı diyorsunuz? Yanılıyorsunuz!
Yaptıklarınıza bakın. Canlıları, suları, toprakları öldüren ve çocukların yaşam hakkını tüketen,
Enstrümanları susturan, şarkıları yok eden ve sessiz, hareketsiz kalarak yok edenlere güç veren,
Siz değil misiniz? Siz duygusuz, düşüncesiz, acımasız ve zalimsiniz. Hayır. Siz insan değilsiniz.
***
Yazık.  Bencilsiniz. Durmadan isteyerek, yakarak, keserek, öldürerek, kirleterek tükettiniz.
Oturarak, konuşarak, susarak, “bana ne” ya da “bana dokunmayan…” diyerek izin verdiniz.
Geleceği yok ettiniz. Lütfen! Kalkın artık oturduğunuz yerden.  Hep birlikte onaralım dünyayı.
Ya da çıkarın artık maskelerinizi ve üzerinizdeki insan kıyafetlerini.  Çocuklar tanısın sizi.
***