YEREL
Giriş Tarihi : 09-01-2021 13:34   Güncelleme : 09-01-2021 13:34

SİS EKO TREKKİNG "FİDAN DİKME FAALİYETİ / KAŞ / )

SİS EKO TREKKİNG


Burada milyonlarca fidan dikilebilecek yer var. Çam dikerseniz sulama dahi istemez. Meyve dikerseniz en az üç yaz sulamalısınız (denedim). 
BEN KAZMAYI VURDUM. DUYARLI ARKADAŞLARI BEKLİYORUM!

ÇAM DÜŞMANLIĞI ÜLKEMİZE ZARAR VERİR VE TELAFİSİ OLMAZ
(3.BÖLÜM)
KÖYLERİMİZE GİDELİM!
Köylerimizde kapı önleri, bahçeler, bağlar, yol kenarları, tarla kenarları boş. Tepeler boş. Lütfen daha geç kalmayalım. Gidelim meyve ağaçlarını insanların bakabileceği yerlere dikelim. Hayır. Entelektüel (!) gevezelik yaparak ülkemizin geleceğine zarar vermeyelim. Ellerimiz patlayana kadar çamsa çam, meyveyse meyve kapı önlerimizi bağlarımızı, bahçelerimizi tepelerimizi dolduralım. Çam düşmanlığı yaprak dağlarımızı tepelerimizi ormanlarımızı şantiyeye çevirmek isteyenlere karşı gerçek anlamda mücadele edelim.
Unutmayın. Bu gün çam düşmanlığı yapanlar çam ormanları kalktığında ve yerlerine meyve ormanları ya da geniş yapraklı ormanlar kurulmaya başlandığında bu defada onların düşmanlığını yapacaklar. “Dağlarda meyve yetişmiyor” diyecekler. “Dağlar mikrop yuvasına dönüyor” diyecekler, “sular ve toprak zehirleniyor” diyecekler, “geniş yapraklılar dağlarda gövde vermiyor” diyecekler. “Tekrar çama dönsek yıllar alır ve ekonomi çöker” diyecekler. En iyisi maden diyecekler. Beton diyecekler ve ne var ne yok elden gidecek. Anadolu tamamen kuraklaşacak, şantiyeye dönecek, su zehirlenecek, toprak zehirlenecek ve yaşam bitecek. 
***
ÇAM ORMANLARI BİTERSE HAYVANCILIK VE TARIM BİTER! SUSUZLUK VE AÇLIK BAŞLAR.
Özellikle küresel ısının dünyamızı her geçen gün daha şiddetli bir şekilde vurmakta olduğu günümüzde taban sularının oluşturulması hususunda çam ağaçları bir numaradır.
Çam ormanları giderse ilk başlayacak olan şey küresel ısı da artışla birlikte, susuzluk olacaktır.
Bu durumsa hayvancılığın ve tarımın sonu demektir.
***
Çam ağacı yaz aylarında meyve ağaçlarından iki kat daha fazla karbondioksit emer. Kış aylarında ise bu durum iki misli artarak dört kata çıkar. Çünkü kış aylarında geniş yapraklıların CO2 emilimi yarı yarıya düşer.
Küresel ısıyı tetiklemekte olan sera gazları ve şehirlerden kalkan tozlar çam ağaçları tarafından absorb edilir. En önemlisi ise çam ağaçları kış aylarında yaprak dökmedikleri için, konik yapıları itibarı ile ve birbirlerine yakın büyüdükleri için kış yağışlarını tutarak toprağın altına gönderirler. Yer altı suları, akarlar, ırmaklatr ve içme sularımız oluşur.

ÇAM AĞAÇLARI DAHA RANTIBIL:
Kendi bahçesi ile ilgilenemeyen insanların dağlara çıkıp ta oradaki meyve ağaçlarını tımar etmesini beklemek hayalciliktir (ben bunu denedim).
Kaldı ki her geçen gün daha da artmakta olan küresel ısı nedeni ile dağlarda (verimsiz ve her geçen gün daha da kuraklaşmakta olan topraklarda) meyve ağacı yetiştirmek, bir de bunların kendiliğinden büyümesini hayal kurmak abesle iştigal etmektir.
Anlaşılmayacak bir şey yok. Yükseklere çıktıkça toprak derinliği ve zenginliği azalır. Oysa meyve ağaçları ve geniş yapraklılar derin ve zengin toprak ister. Yükseklerde rüzgar çok olur geniş yapraklıların ve meyve ağaçlarının yükseklerde tutunabilmesi (rüzgâra karşı durabilmesi ve rüzgârın sarfiyatına karşı su yetiştirebilmesi İMKÂNSIZDIR.

Öte yandan: Çamlar düzgündür. Uzun dur, kalın gövdelidir ve en kurak topraklarda dahi bu yapılarını koruyabilirler. Ankara’dan; ya da Kayseri’den Mersine hiç gitmesiniz mi? Toros dağlarında çıplak kayaların üzerinde ve hiç bakım istemeden büyümekte olan çam ağaçlarını görmediniz mi? Oysa meyve öyle mi? Meyveyi yağmur vurur, böcek vurur, hastalık vurur (bir ağaç hastalanırsa ormanın tamamı hastalanır, bir orman ilaçlansa ormanda canlı kalmaz. Toprak ve su zehirlenir. Bakımsızlık vurur, dolu vurur, kuraklık öldürür, rüzgar öldürür, eğri büğrüdür kerestesi olmaz, kerestesinin alıcısı olmaz…
Buna karşılık. çam ağacı her zaman ve her yönüyle rantı bıldır.
Temiz ve sağlıklı hava, ısı ayarı, su (taban suyu oluşumu ve yağmur çekmesi), direk, kereste, kâğıt, yakacak, reçine, çam fıstığı, çam sakızı, çam balı, parfüm, inşaat, çatı, ilaç yapımı gibi yan ürünleri vardır... İstikrarlıdır.
***
“Türkiye’de Ekonomik ilerlemeye paralel ormanlarımızın takatinden normal olarak istifa tedbirleri alınırken,.. (Ormanlarımızın tükenmemesi ve step ikliminin ülke genelinde hakim olmaması için) kereste ithali teşvik olunmuştur.1951 yılında 45 bin metre küp olan ithal yükü 1952 yılının Temmuz ayına kadar 46 Bin metreküpü bulmuştur. Sene nihayetine kadar bu miktar 100 Bin metre küpü bulacaktır”.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, TBMM’nin 9. Dönem 3. Toplantı yılının açılış konuşması.
*Bu paragraf ormanlarımız artan ihtiyaçlar karşısında artmadığında ihracatımızın nasıl yükseleceğini vurgulamak içindir.

VERİMLİ TOPRAK DEĞERLENDİRİLMELİDİR:
Toprağın derin olduğu, yani meyve ağacına uygun olduğu yerlerin tamamına ceviz, zeytin, kestane, badem, armut, ıhlamur, fındık gibi ürünü dayanıklı ve yöreye özgün ağaçlar dikilmesi tabii ki çok daha iyi olacaktır. Ancak böyle yerler belediyelerin koruma ve bakımı altında şehir meyvelikleri ve köylerde muhtarlıkların koruma ve bakımı altında köy meyvelikleri şeklinde olabilir. Ziraat il müdürlüklerinin böyle alanları olabilir. Camilerin ya da STK’ların “İYİLİK BAHÇELERİ” olabilir. Okulların ve okullarla birlikte kurum ve kuruluşların olabilir. Hatıra ormanları gibi hatıra meyve ormanları olabilir.

DOĞAYI TAKLİT ETMELİYİZ:
Doğanın bize gösterdiği bağlara, bahçeler ve tarla kenarlarına meyve ağaçları, şehirlerin kenarlarına geniş yapraklı ağaçlar ve yükseklere çam ağaçlarıdır.

TEK TİP AĞAÇLARLA ORMAN OLMAZ:
Tek tip ağaçlardan (mono kültür) orman oluşturulmamalıdır. Böyle ormanların yangın ya da hastalıklara karşı dayanıklılığı azdır, bitki ve hayvan çeşitliliği çok düşük düzeylerdedir. 
Çam ormanları arasına mutlaka meşe, sumak, cehri, ıhlamur, mahlep, kayın, Anadolu kavağı ve yine toprağın zengin, iklimin uygun ve bakımın mümkün olduğu yerlere (özellikle ceviz, badem, kestane, zeytin) meyve ağaçları dikilmelidir. Bununla birlikte köylü bahçesine,  bağına ve tarla kenarların meyve ağaçları dikmesi için teşvik edilmelidir.
Çam ormanları köknar, sedir, ladin… Gibi ağaçlarla karma olmalıdır.

ÇAM ORMANLARINDA YANGINA KARŞI DİRENÇ ARTIRILMALIDIR:
Yukarılarda yetiştirilecek olan çamların arasına mümkünse yükseğe uyumlu dayanıklı doğal yaşam için aşısız meyve ağaçları (alıç, kuşburnu, kara mıh, yaban armudu…), meşe, Anadolu kavağı, ardıç, titrek kavak… Gibi türler dikilmelidir.
Çam ormanları arasındaki “YANGINA ULAŞIM VE YANGIN KESME YOLLARI” genişletilmeli, rüzgar hesap edilerek çoğaltılmalı, ulaşılamayacak yer kalmamalı ve bu yolların kenarlarına ise 50’er metrelik bir mesafe ile yangına dayanıklı, verimli ve aynı zamanda yüksek boylu ağaçlar dikilmelidir.
Ülkemizdeki boş dağların yüksek noktaları çam ağaçları ile ormanlaştırılarak ülke ihtiyaçları, tarım ve hayvancılık desteklenmelidir.
***
Öte yandan 1950-1960 döneminde ormanların ıslahı ve korunaklılığının artırılması için o dönem yangın tehlikesinin en yoğun olduğu Güney Doğu Anadolu Bölgesi yangın kuleleri ile donatılmış, mücadele ekipleri, telsiz, teçhiz edilmiştir. Motorize birlikler kurulmuştur. 1950 yılı itibarı ile 223 kilometre olan orman yolları 1956 yılı itibarı ile 3592 km ye çıkarılmıştır.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar takip eden 8 yılda 14 Bin kilometrelik orman yolunun faaliyete geçtiğini ifade etmiştir.
Sonuç olarak orman yangınlarında ve alan eksilmesinde düşüş gözlenmiştir.
*Bu paragraf korunaklılığın arttığında yangınların azalmakta olduğunu vurgulamak içindir.
***
Ormanlaşma Marmara ve ege bölgesinde yoğunlaşmalı oralardan Anadolu ya doğru yürümelidir.
"Ormanlarımız, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında 50 - 150 km genişliğinde bir şerit halinde sahili takip etmiştir. Marmara ve özellikle Ege bölgelerinde dağlar ve vadiler sahillere dik olarak uzandığından bu bölgelerde bu uzantı kıyılardan 400 km içerilere kadar sokulabilmiştir (Tarım Dergisi.1952)".
***
Hiçbir çam ormanı çam ağaçları ile başlamamalı ve çam ağaçları ile bitmemelidir.
Her orman tamamen geniş yapraklı / verimli ağaçlarla başlamalı ve o tür ağaçlarla bitmelidir.
Gözetleme kuleleri ve her türden tedbir artırılmalıdır.
Uygun olan yerlerde ekonomik olgunluğa erişen çamların yerine bakılabilecek kadar ve ormanı koruma (yangın durdurma noktaları) amaçlı, geniş yapraklı ve dayanıklı meyveli ağaçları tercih edilebilir.
Uygun olmayan yerlerde ise (böyle yerler çok fazladır) çam ağaçları dikilmeli yaşamsal ve ekonomik anlamda gelir elde edilmelidir.
BU HUSUSTA SON SÖZ:
Üçüncü dünya ülkelerinde ağaçları keserek maden aramakta olan odaklaşmış endüstriyel ülkelerin kendi ülkelerindeki (ABD, Kanada, Alamanya, ÇİN ve Rusya…) en büyük gelir kaynaklarından birinin de çam ormanları olduğu unutulmamalıdır.
***
SORU: 2. “KAVAK AĞACINI BİZE ABD” Mİ VERDİ?”.
CEVAP: 2.
HAYIR. KARAKAVAK TÜRÜNÜN ANAVATANI AVRUPA, GÜNEYBATI VE ORTA ASYA İLE TÜRKİYE’DİR.
Anadolu’da tarımın başlaması ile birlikte özellikle su ve sulak olan tarla kenarlarına kavak ağacı dikilmiştir.
Çünkü kavak ağacının transpirasyon kapasitesi (serinletme kapasitesi) çok yüksektir.
Altında oturmakta olan insanları ve hatta tarladaki mahsulü serinletir. 
Bu nedenle tarlada çalışan insanlar özellikle kavak ağacını (altında oturmak için), iğde ağacını (kokusundan dolayı) tercih etmişlerdir.
Kavak ağacı radyasyonu, ağır metalleri, pis kokuları bünyesine çekerek havayı ve toprağı temizler. Yani sağlıklı su ve gıda oluşmasını sağlar.
10-12 yılda olgunlaşarak kesim aşamasına gelir ve yakacak odunluk olur.
Anadolu’nun birçok yerinde çok yaşlı kavak ağaçları mevcuttur (Kayseri de çok fazla).
En yaşlısı ise Kütahya’dadır ve 300 yaşında olduğu söylenmektedir.
Ülkemizde karakavak, Servi Kavağı (Ehrami kavak), Ak (beyaz) Kavak, Boz Kavak, Fırat Kavağı ve Titrek Kavak olmak üzere 6 kavak türü yetişmektedir.
Bunlar arasından Boz Kavak melez bir türdür.
Ülkemizde en çok görülen kavak türleri ise titrek ve servi (ehrami) kavağıdır.
Bu 6 türün dışında telli kavak, konak kavak, piramit kavağı, Hollanda kavağı ve Kanada kavağı gibi kavak çeşitleri de bulunmaktadır.
SORU: 3.
1950-1960 DÖNEMİNDE NEDEN FAZLACA KAVAK AĞACI DİKİLDİ:
CEVAP:3
“1956 yılı itibarı ile Türkiye’de ormanların senelik verim artışı 4-5 milyon metreküp olmasına rağmen odun ve yakacak vs. Olarak harcama miktarı 17 milyon metreküptür” (Çakıroğlu, 1956:2).
***
“Nüfusun artması karşısında ormanların gittikçe azalması ve yaşam düzeyinin orman mahsullerine çok ihtiyaç göstermesi üzerine Orman müdürlüğü ve halk, kolay yetişen ağaçlar içinde en başta gelenlerden olan kavağa ilgi duymaya başlamıştır. Bu nedenle 1Eylül 1955 tarih ve 9101 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar kurulunun 15.08.1955 gün ve 4-5698 sayılı Kararnamesi ile Türkiye Milli Kavak Komisyonu Talimat namesi yürürlüğe girmiştir (Yund, 1955: 46-47).
***
Kavak ağaçları ülke ekonomisi açısından hayati öneme sahip olan çam ormanlarının 1950’liyıllar itibarı ile azalama eğilimine girmesi sonucu çam ağaçlarının en azından yakacak amacı ile kesilmemesi için bizzat teşvik edilmiştir.

DAĞLARDA GENİŞ YAPRAKLILARIN DÜŞMANI ÇOK!
Meyve fidanlarının ve ağaçlarının yapraklarını ve sürgünlerini hemen tüm hayvanlar yiyor 
Keçiler, koyunlar, inekler, öküzler, tavşanlar, domuzlar...
Yemeyen hayvan yok.
Bir de meyve ağacının su ve toprak başta olmak üzere ihtiyaçları, zararlısı ve hastalığı çok fazla.
Sürekli olarak ilgilenmezseniz meyve de yok, ağaç ta yok. Ayrıca o sert topraklarda meyve ağaçlarının çukurları çok daha derin açmalıyız ve çukuru meyveye uygun gübreyle ve topraklarla, en azından üst topraklarla beslenmeliyiz... Lakin oralarda toprak yok. Su yok. Sırtımızda toprak ve sürekli olarak su taşımazsak hiç bir şey yok.
***
Çam fidanlarının ibrelerini ise sadece keçiler yiyor.
Ayrıca; Çamlar biraz büyüyünce keçiler çam ağaçlarına zarar veremiyorlar.
Öte yandan çam fidanlarının düşmanı ve zararlısı çok az.
Yani. Bildik bir - iki zararlı dışında meyve ağaçlarına göre yok gibi.
Boyu 3 metreye gelene kadar koru tamam.
Genel olarak toprak ve su istemeden dağların başında kendi, kendine büyüyorlar.
***
ÖNEMLİ OLAN YAPILABİLECEK OLAN DÜZENLEMELERDİR:
Çam ormanları her yerde yetişiyor. Ayrıca, ekonomik ve yaşamsal anlamlarda çok büyük faydalar elde ediliyor. Önemli olan korunaklılığının artırılmasıdır. Verimliliğin yükseltilmesidir ve yapılabilecek olan ciddi düzenlemelerdir. Bu yönelimi güçlendirecek olan en önemli etkense küçük adımların çoğalması ve büyük adımları ciddi anlamda etkilemelidir.
Lütfen. Uygulama sahalarında gözükelim. Ben ellerim patlayana kadar çam ya da meyve ne bulursan dikiyorum. Çünkü ülkemizde en az 25 milyar fidan dikilebilecek yer var. Bunun sadece iki milyarı meyve fidanı olsa (bakımın yapılabilecek o kadardan da fazla yer var) ülkemiz dünyanın meyve ambarına döner. Lütfen. DOĞAYI TAKLİT EDELİM. Saygılarımla.
***
DEVAMI VAR.