YEREL
Giriş Tarihi : 08-09-2020 23:25   Güncelleme : 08-09-2020 23:25

SİS EKO TREKKİNG "FİDAN DİKME FAALİYETİ"

SİS EKO TREKKİNG


YAŞLI ÇAM AĞACI İLE SOHBET,
AĞAÇLARDA KALP HASTALIĞI!
"Bu gün tek bir fidanım var. Olsun. Belki yarın daha çok fidanım olur. Hele bu fidanı toprakla buluşturmayı da" diye düşünerek Gesi deki ormanlık alanıma geldim. Elimdeki fidan Ladin. Mavi Ladin. Onu bir güzel özene bezene toprakla buluşturdum ve toprağı iyice otursun diye dört bidon su verdim.
Sonra o fidanı dikmiş olmanın sevinci ile Yaşlı Çam Ağacına doğru yöneldim. 
Yaşlı Çam Ağacı beni görünce gülümsedi, "hoş geldin" dedi ve devam etti.
-Ne kadar da özendin öyle.
"Evet" Dedim yaşlı çam ağacına . Tek olunca.
-Neden tek?
-Öyle işte. Yarın belki daha çok fidanım olur.
-Üzülme. Bir fidan çok şeydir. Binlerce tohum verir ve bakarsın o tohumlarla yürümeye başlar ve kocaman bir orman olur. Hem baksana burada yüzlerce fidanın var senin.
Gülümsedim. "Ne kadar iyisin" diyerek dalına tutundum ve sordum.
-Yaşlı Çam Ağacı söyler misin? Dikilen bazı fidanlarda neden tepe çökmesi oluyor ve neden kuruyorlar?
Yaşlı Çam Ağacı ciddileşerek cevap verdi.
-Burada mı?
Hemen cevap verdim.
-Yok. Hayır. Burada değil. Benin diktiğim alanlarda değil. Başka yerlerde. Bir arkadaşım sordu da onun için soruyorum.
Yaşlı Çam Ağacı şöyle bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
-Bir kere Kayseri topraklarında iklimine ve yükseltisine uygun her ağaç rahatlıkla yetişebilir. Çünkü burası bir göl yatağı. Bir ova. 
Yüz yıllar boyunca rüzgarlarla ya da yağmur veya buzul sularıyla Büyük Erciyes dağından gelmekte olan verimli topraklar bu ovadaki göle karıştı. Gölse o verimli toprakları bu ovanın dört bir yanına eşit olarak dağıttı. Demem o ki kolun kopsa da kolunu soksan kolun büyür bu topraklarda.
Hemen araya girerek sordum.
-Öyleyse sorun ne?
"sorun kökler" dedi Yaşlı Çam Ağacı ve devam etti.
-Şayet söküm esnasında kökler fazlaca yaralanmışlarsa. Kökler açık havaya maruz bırakılmışlarsa. Yaralı kökler sağlıklı kısımlarına kadar takip edilerek kesilip atılmamışsa. Çürük kökler ayıklanmamışsa. Kökler sonradan sarılarak kök sıkışması meydana getirilmişse. Ana köklerde kayıp yüksekse ve saçak kökler tahrip olmuşsa ağaç dikildiği yerde yeteri kadar sulansa da yukarılara su pompalayamaz.   Tabii. Bir de bütün bunların üzerine dikim hataları eklenirse" Dedi ve ilave etti.
-Yürüyemezler. Yanlara doğru kanat açamazlar ve göklere doğru uzayamazlar. Çünkü kökler ağaçların kalpleridir. Kalpleri çalışmazsa ölürler. Evet. Dikildikten sonra hastalanmadan ölürler. Dedi ve sustu.
Suskunluk biraz uzun sürdü ve Yaşlı Çam Ağacı tekrar sordu.
-Anladın mı?
Yaşlı Çam Ağacına bakarak mahcup ve üzgün bir şekilde başımı sallayarak "evet" dedim. Anladım.
Yaşlı Çam Ağacı tekrar sordu.
-Ne anladın?
İlk okul öğretmeninin karşısında sorulan soruya cevap vermeye çalışan bir öğrenici gibi hissederek cevap verdim.
-Çok basitmiş. Şayet dikilen bir fidan üç- beş ay kadar sonra kuruyarak ölüyorsa bunun sebebi çok açıktır. Hastalık değildir, toprak değildir, zararlı değildir... Bunun sebebi düpedüz kalp hastalığıdır. Yani köklerin çok hırpalanmış olması ve görevlerini yapamaz bir duruma getirilmiş olmasıdır. Dedim.
Yaşlı Çam Ağacı gülümsedi ve bana bakarak.
Üzülme. İnsanlar bazen en basit şeyleri dahi çözemezler. Yani. Gözlerinin önündekini göremezler. Ancak sormak ve araştırmak güzeldir. Dedi ve ikimiz birden yeni dikmiş olduğum Ladin fidanını seyredere gülümsedik...
***
MUSTAFA GÖÇER