YEREL
Giriş Tarihi : 14-06-2021 16:46   Güncelleme : 14-06-2021 16:46

ÖZHASEKİ, “EN ÖNEMLİ KURAL GÜÇLÜ OLMAKTIR”

ÖZHASEKİ, “EN ÖNEMLİ KURAL GÜÇLÜ OLMAKTIR”

AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, A Haber ekranlarında gündemi değerlendirdi.

Uluslararası ilişkilerde yazılı hukuk kurallarının uygulanmasından çok, güçlünün dediğinin olduğu bir düzenin var olduğunu vurgulayan Özhaseki, “Ben hukuk mezunuyum. Uluslararası hukuktan da iyi bir dereceyle geçmiştim. Bir şey öğrenmiştik hocalarımızdan o da şu: Orada ne kadar uluslararası hukuk kuralları geçerli olsa da her ne olursa olsun en önemli kural; güçlü olmaktır. Eğer güçlüyseniz istediğinizi yaptırırsınız, değilseniz o kuralların birçoğu kâğıt üzerinde kalır.” dedi.

“Türkiye olarak en güçlü olduğumuz dönemdeyiz”

Özhaseki devamında Türkiye’nin şu an en güçlü olduğu dönemde olduğunu şu sözlerde söyledi:

“Türkiye olarak şu an en güçlü olduğumuz dönemdeyiz. En güçlü dönemde olduğumuz içindir ki, ülkemizin güneyinde kurulmak istenen terör devletine mani olduk. Amerika istemesine rağmen. Güçlüyüz ki, PKK denilen lanet terör örgütü Türkiye içerisinde bitti. Çok az sayıda kaldılar inşallah onlar da artık yok olacaklar. Güçlü olduğumuz için biz şimdi Akdeniz’de istediğimizi yapıyoruz, orası adeta bir Türk gölüne döndü. Çok şükür güçlüyüz ki Azerbaycan’da kardeşlerimizin yanında yer aldık, Karabağ’daki acıları dindirdik. Elbette güçlüyüz. Joe Biden kendi içinde bir teori uygulayıp muhalefeti destekleyip Cumhur İttifakı’nı devirmek için elinden geleni yapacağını söylemişti. AB ve ABD’nin neler yaptıklarını, el altından muhalefeti nasıl desteklediklerini, yaptıkları para oyunlarını biliyoruz. Ama karşılaştıkları gücün sonrasında bir gün geri adım atacak, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ile de anlaşmanın bir yolunu arayacaktırlar. NATO Zirvesi’nde fikirlerimizi söyleriz, konuşuruz. Ebetteki bir araya gelmek önemli, bu konuların bir araya gelip konuşulması önemli.”

“Netenyahu arkasında kan ve gözyaşı bıraktı”

İsrail’deki yönetim değişikliği ile ilgili sevindiklerini ifade eden Özhaseki, “Netenyahu arkasında kan ve gözyaşı bıraktı. İsrail’de bir zulüm dönemi işlemişti. Kendisiyle ilgili de dışarıdaki algı hiç iyi değildi. Daha çok yolsuzluklarla anılan bir kötü insan olarak tarihin tozlu sayfalarına karışacaktır.” diye konuştu.

Yönetimi devralacak koalisyon hükümetinde ise Arapların ve Filistin’in temsil edilmesinin önemli olabileceğini değerlendiren Özhaseki, “Ancak şimdi geleceklere bakacağız. Büyük bir koalisyon olduğu için önceki yorumlara bakarak söylüyorum içerisinde Arapların da olduğu, Filistinlilerin de temsil edildiği bir koalisyon varsa belki biraz daha dengeli olacaktır diye düşünüyorum. Değilse İsrail’in genel devlet politikası değişmeyecektir. Orada bir taraftan Kudüs’e hakim oldukları gibi tamamen İsrail topraklarından hiçbir Arap’ı ve Filistinli’yi bırakmayacaklar ve zulme devam edeceklerdir. Sonra da ikinci aşamada hepimizin bildiği gibi büyük İsrail Devleti’nin kurulması için gayret devam edecektir. İsrail’in amacı budur. Şahsen bizim buradaki tavrımız ve onların karşısında dik duruşumuz her şeyi belli edecektir diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Karar yargının ve milletindir”

HDP’nin kapatılması ile ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Özhaseki, “Parti kapatma meselesi siyasetten ziyade yargının konusudur. İspanya’da Batasuna örneği var. Hemen kapatmışlar. Sebebi de şu: Terör eylemlerini kınamadılar, terör destekçisi slogan ve afişler kullandılar, halkı devlete karşı ayaklandırmaya çalıştılar. Bundan dolayı kapatıldılar. Bundan sonra da Avrupa’da bir terör destekçisi parti kurulmadı. Yargıtay Başsavcısı’nın iddianamesinde aynı suçlamalar, bu konulara benzer suçlamalar. HDP’li yöneticiler PKK’nın talimatıyla hareket ediyorlar. Asla Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında yer almadılar. PKK’nın operasyonlarını adeta legalleştirme çabası içindeler. Onları kutsayan bir takım beyanatları var. Daha da birçok şey var iddianamede. Bunlar adeta PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olduklarını tescilleyen delillerdir. Anayasa’nın ilgili maddeleri belli. Parti kapatma ile ilgili maddeler belli. Karar tabii ki yargının ve milletindir.” diye konuştu.

“Milli çıkarlar söz konusu olduğunda tek yürek olmak lazım”

Muhalefetin, iktidarın alternatifi olarak görülmediğine işaret eden Özhaseki, “Allah’tan kimse Kılıçdaroğlu’nu ciddiye almıyor. İktidarın alternatifi gibi görseler hakikaten Türkiye’nin işi zor olurdu.

Elbette muhalefet olmalı, bu demokrasinin vazgeçilmezlerinden. Ancak içerideki konuların tartışılması ile dışarıya karşı duruşun birbirinde farklı olması lazım. Milli menfaatler söz konusu olduğunda tek yürek olunmalı. Ne yazık ki, bu davranışı muhalefet partilerinden göremiyoruz.” dedi.

“Muhalefet bir araya gelip doğrusu bir fikir söyleyecek durumda bile değil”

Büyük projelerde sol partilerin hep eleştirel ve takoz olduğuna değinen Özhaseki, “Uluslararası kuruluşlar karşısında Türkiye’nin itibarını zedeleyecek şekilde ‘biz tanımıyoruz’ mu diyeceksiniz? Türkiye Cumhuriyeti kendinden önceki Osmanlı’nın bile borçlarını ödemiş bir devlettir. ‘Biz iktidara geldiğimizde Kanal İstanbul’un parasını ödemeyeceğiz’ ne demek? Keban Barajı için ‘kurbağalara göl yapıyorsunuz’ diyen bir anlayış. Boğaz Köprüsü yapılıyor, ‘burası yıkılır’ diyorlar. Vatan caddesi açılırken ‘buraya uçak mı indireceksiniz’ diyen bir zihniyet. Sabiha Gökçen’in yapılışında Kılıçdaroğlu dahil ‘buraya uçak inmez çıkmaz’ demişlerdi. Marmaray yapıldığında ‘bu tünellere sular dolar’ demişlerdi. Avrasya için ‘buradan araç geçer mi kardeşim’ demişlerdi, şimdi elli bin araç geçiyor. Buna benzer tüm büyük projelerde “sol kafalar”ın hepsi buna itiraz etmişlerdir. Şimdi yaptıkları tek şey Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı karşıtlığıyla ortaya çıkıp acaba buradan bir şeyler edip biz bu iktidarı gönderebilir miyiz derdindeler. Peki, sormak hakkımız değil mi kardeşim, “siz kimlerle iktidara geliyorsunuz ? Yanınızda kimler var?“ diye. Yanınıza bir tarafa İyi Parti’yi diğer tarafa HDP’yi aldınız. Burada pazarlıklar yapıyorsunuz. HDP’ye bakanlık verilmesi meselesini de topluma bir yerden duyurup toplumun tepkisini ölçmeye çalışıyorsunuz. Elinizden gelse herhalde HDP’ye Milli Savunma ya da İçişleri Bakanlığı’nı verirsiniz. Bir medeniyet inşasında muhalefet bir araya gelip doğrusu bir fikir söyleyecek durumda bile değil.” değerlendirmesinde bulundu.