EĞİTİM
Giriş Tarihi : 06-09-2021 12:24   Güncelleme : 06-09-2021 12:24

ÖĞ-DER ŞUURLU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ KAYSERİ ŞUBESİ YENİ ÖĞRETİM YILI BASIN AÇIKLAMASI 

ÖĞ-DER ŞUURLU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ KAYSERİ ŞUBESİ YENİ ÖĞRETİM YILI BASIN AÇIKLAMASI 

 

 

         Bir buçuk yıldan beri kapalı kalan okullarımızın yeniden açılması öğrencilerimizi ve velilerimizi sevindirdiği gibi biz öğretmenleri de büyük bir  mutluluğa sevk etmiştir. Okullarımıza ve öğrencilerimize yeniden kavuşmanın sevinç ve heyecanıyla yeni öğretim yılımızın sağlık, huzur ve başarılı bir şekilde geçmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz. 

 Ülkemizde 16 Mart 2020 tarihinden itibaren yapılamayan yüz yüze eğitim ne yazık ki telafisi çok zor kayıpların oluşmasına neden olmuştur. Bu yıl yapılan LGS ve YKS sınavlarında bu durum açıkça ortaya çıkmıştır. Öğrenci başarılarını ölçmede önemli bir kriter olan bu iki sınavda soruları cevaplama ortalamaları geçen yıllara göre bariz bir şekilde düşmüş ve bu nedenle de baraj puanları düşürülmek zorunda kalınmıştır. Ancak bütün bu kayıplara rağmen yeni öğretim yılında bir buçuk yıllık kayıpları telafi edici herhangi bir müfredat ve program değişikliğine gidilmediğini de görmekteyiz. Kaybolan bir buçuk yıllık müfredatın telafisinin öğrenci ve öğretmenlere bırakılacak kadar basit bir mesele olmadığını burada belirtmek zorundayız. Bu konuda şimdiye kadar Milli Eğitim Bakanlığınca bir çalışmanın yapılmadığına da hayretle tanık olmaktayız. 

Ülkemizdeki eğitim sorunları her geçen gün artarak devam etmektedir. Bugün eğitimin niceliğinden çok niteliği üzerinde durulması gerekmektedir. Okul binalarının yenilenmesi, yeni araç ve gereçlerle donatılması ve her yıl yeni atanan öğretmenlerle eğitim kadrolarının artırılması eğitimde arzu edilen kalite ve başarıyı ne yazık ki sağlayamamıştır. Özellikle sekiz yıllık eğitimin zorunlu hale getirildiği 1997 yılından beri uygulanan eğitim sistemi ülkemizin sanayileşmesi, ilerlemesi ve kalkınması yönünde olumsuz bir katkı sağlamıştır. Buna rağmen zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve yeni üniversitelerin açılmasıyla lise ve üniversite mezunu öğrencilerimiz kendilerine yetecek bir bilgi ve donanımla okullarını bitirerek hayata atılamamaktadırlar.  İşsizliğin her geçen gün çığ gibi arttığı ülkemizde ne yazık ki 12 yıllık zorunlu eğitim ve mantar gibi çoğalan üniversitelerimiz işsizliğin daha da artmasına katkı sunmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Ülkemizde genç işsizlerin oranı TÜİK rakamlarında bile yüzde 25’lere yükselmiş durumdadır. Bu nedenle zorunlu eğitim yeniden beş yıla düşürülmeli, istekli ve yetenekli öğrenciler okumalı, diğer yeteneklere sahip çocuk ve gençlerimiz arzu ettikleri alanlara ve mesleğe yönlendirilmeli, tüketici olmaktan çıkarılarak üretici duruma getirilmelidirler. Ülkemizin en önemli gücü ve kaynağı olan genç nüfusumuz üretim ve kalkınmada istihdam edilmeli, boş hayaller ve uğraşlarla oyalanmamalıdır. 

Eğitim sistemimizdeki diğer bir problem ahlak ve maneviyat yoksunluğudur. İdeal bir eğitim sistemi her şeyden önce idealist insanlar yetiştirmelidir. Bu da ancak sağlam inanç ve sağlam bir karakter kazandırmakla mümkündür. Batılıların iki yüz yıl önce ortaya attığı çeşitli düşünce ve teoriler artık günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Gelişen bilim ve teknoloji yaratılış gerçeğini ispat etmiş ve Darwinizm başta olmak üzere pozitivizm ve materyalizm gibi insan fıtratına aykırı zararlı akımlar geçersiz olmuştur. Ancak bu ideolojileri kendi çıkar ve egemenlikleri için kullanan emperyalist ülkeler hala daha bu yanlış teorileri savunmakta ısrar etmektedirler. Yüce milletimiz bağımsızlığının gereği olarak kendi inançları, tarihi, örf ve adetleri doğrultusunda yeni bir eğitim sistemi oluşturmak zorundadır. Bu bir beka ve kalkınma sorunudur. Bu konuyla ilgili devlet büyüklerimiz ve ilim çevrelerinden gerekli adımların atılmasını bekliyoruz. 

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de Koronavirüs salgını devam etmektedir. Ülkemiz de bir buçuk yıldan beri bu salgınla mücadele içerisindedir. Okullarımızın yeniden eğitim ve öğretime başlamasıyla bir takım tedbirler ve uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Elbette alınan tedbirler öğrenci ve öğretmenlerimizin sağlığı ve eğitim ve öğretimin aksamadan devam etmesi için gereklidir. Ancak bu tedbirler içerisinde aşı olmamış öğretmenlerimize haftada iki gün PCR testi zorunluluğu getirilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Öğretmenlerimizden haftada iki kere PCR testi istenmesi demek onları aşı olmaya zorlamak demektir. Halbuki aşı olmak her bireyin kendi bireysel tercihidir ve bu durum anayasa ve yasalarda açıkça belirtilmiştir. Hiçbir genelge yasalardan ve anayasadan üstün değildir. Bu nedenle aşı olmak istemeyen öğretmenlerimizi rencide eden ve büyük bir sıkıntıya sürükleyecek olan bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmeli, bu trajediye derhal son verilmelidir. Okullarımızda salgınla mücadelede öğrenci ve öğretmenlerimizin sergileyeceği dikkat ve özveri yeterli olacaktır. Çünkü okullar disiplin ve kuralların uygulandığı ciddi kurumlardır. 

Bu duygu ve düşüncelerle yeni öğretim yılımızı hayırlı ve bereketli kılmasını Yüce Rabbimizden niyaz eder, tüm öğrencilerimize ve öğretmenlerimize yüksek başarılar dileriz.        

Mustafa ANLAŞ 

ÖĞDER Kayseri Başkanı