YEREL
Giriş Tarihi : 07-06-2022 12:32

LÖSEV’DEN DÜNYA ÇAPINDA BİR KANSER SEMPOZYUMU “BATIYA GÖÇLE KANSERDE ARTIŞ PARALEL”

LÖSEV’DEN DÜNYA ÇAPINDA BİR KANSER SEMPOZYUMU “BATIYA GÖÇLE KANSERDE ARTIŞ PARALEL”

 

LÖSEV geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da dünya çapında bir kanser sempozyumu gerçekleştirdi.
Farklı ülkelerden onkoloji ve hematoloji alanında uzman bilim insanları, “İmmünoterapinin
kemoterapinin yerini alır demek henüz erken. Kör erkeklerin ve gece vardiyasında çalışan kadınların
kansere yakalanma oranlarında artış görülmesine dair çalışmalara devam ediliyor.” şeklinde güncel
çalışmalardan bahsederken, 2. Dünya Savaşı verileriyle Japonya’dan ABD’ye göç ve artan kanser

vakaları ile ‘batıya göçle kanserde paralel artış’ı tespit ettiklerinin altını çizdi.

LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Uluslararası Lösemili Çocuklar Ayı kapsamında
geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Dünyada kanser çalışmalarına
hizmet veren önemli bilim insanları, ilki düzenlenen LÖSANTE – LÖSEV 1. Uluslararası Kanser ve
Hayat Sempozyumu’yla, LÖSANTE Hastanesi’nde bir araya geldi. İlk gün gerçekleşen oturumlarda
sağlık profesyonelleri ağırlanarak lösemi, kanser, sağlıklı beslenme ve kansere yol açan etmenler konuşuldu.
Lösemi ve kanser tedavisi süreçleri, gelişen teknolojilerle ve erken teşhislerle tedavi imkânları, moral ve
motivasyonu yüksek tutmanın kanserle savaşmada önemi gibi konuların üzerinde duruldu. İkinci gün ise
iyileşen kanser hastaları, hasta yakınları ve gönüllüler katıldı. Sempozyuma Milano-Bicocca
Üniversitesi’nden Prof. Andrea Biondi, Duisburg-Essen Üniversitesi’nden Prof. Dirk Reinhardt,
Wageningen Üniversitesi’nden Prof. Ellen Kampman, Yale Üniversitesi’nden Anees Chagpar gibi onkoloji,
pediatri ve beslenme alanında uzmanlar katıldı.
“İmmünoterapi kemoterapinin yerini alır demek için erken”
Prof. Biondi yaptığı konuşmasında kanser tedavilerinde yüksek gelirli ve düşük gelirli ülkelerdeki yaşanan
farklılıklara değinerek tedavi ile birlikte desteklenmesi gereken başlıklara da vurgu yaptı. Kendisine
yöneltilen immünoterapi ileride klasik kemoterapi gibi konvansiyonel terapinin yerini alır mı sorusuna
karşılık şunları kaydetti, “Çok iyi sonuçlar aldık ama tamamen yerini almayacak. Bunun yerine başka bir şey
geçmesi için çok erken. Belirli adımlar var. Bir kısım zorlukları elimine edebiliyoruz. Özellikle yetişkinlerde
çok iyi sonuçlar aldık. Bunlar tedavinin bir parçası olacak immüno terapilerle de çok iyi gelişecek.”
Hayat ritmi değişince kanser artıyor mu?
Beslenme ve yaşam tarzının kanserle ilişkili bağı hakkında anekdotları paylaşırken pestisite maruz kalmanın
etkisini vurgulayan Prof. Kampman ise şu paylaşımlarda bulundu, “Tüm dünyada kanser tırmanmakta.
Türkiye ile ilgili durum ne diye baktığımızda hala akciğer kanseri, meme kanseri en fazla görülen kanser

çeşitleri. İkinci dünya savaşından sonra Japonlar çok klasik yaşam tarzlarını ABD’ye geçince koruyamadı.
Göç ile paralel mide kanseri de arttı. Çok hızlı bir şekilde 1- 2 jenerasyon içinde kanser artışı gözlendi.
Genler bu kadar hızlı değişmiyor başka bir şey değişti o zaman. Pek çok kişinin kaygısı var ve kanser tüm
dünyada artıyor. Kentleşme ve batı tarzı hayat yaşamakla paralel diyebiliriz.” Öte yandan kendisine
yönlendirilen gece vardiyasında çalışan kadınlarda ve kör erkeklerde kanserin görülme sıklıklığı ile ilgili
soruya ilişkin “Hayat ritmi değişiyor uyku düzeni de değişiyor ve yine normal ritminizin dışına çıktığınızda
kanser artıyor mu bunlarla ilgili çok çalışma devam ediyor. Bu sorunun cevabını netleştirmek üzere
çabalıyoruz.”
8 Saat Ameliyat Sonrası Doktordan Hastasına, “Canımın İçi”
İyileşen kanser hastası Necmettin Altun ve hasta yakını kızı Süheyla Yılmaz bu süreçteki deneyimlerini
paylaşırken katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Necmettin Altun yaşadıklarını şu sözlerle paylaştı,
“Geçen sene bu tarihlerde tatilde denizde yüzüyordum maalesef geldikten sonra bir kan tahlili sonrasında ve
çeşitli MR’ların sonucunda bağırsakta tümör olduğunu ve karaciğere metastaz yaptığını öğrendim. 8 saat
süren çok ciddi bir ameliyat geçirdim. Ameliyatımın sonrasında sürekli kemoterapi aldım bu süreçte beni
sürekli takip eden her gün beni bir tabirle milim milim takip eden doktorlarımıza teşekkür ediyorum. İnanın
bu hastanenin en alt katındaki otoparktan en üst katındaki yönetimine kadar her noktada inanılmaz destek
gördüm. 8 saat süren ameliyat sonrası hocamın bana gelip içten bir şekilde ‘Canımın içi’ demesini
unutamam. Onun için LÖSANTE diyorum. Yaşanan tüm zorluklara rağmen iyi ki varsın LÖSEV diyorum.”
“Ne Kadar Ağlarsan O kadar Hasta Olursun!
İyileşen kanser hastası Necmettin Altun’un kızı Süheyla Yılmaz, ise yaşadıklarını şöyle ifade etti.
“Yaptığınız hiçbir işten lütfen bıkmayın. Zor bir süreç ama hayatın içinde her şey var. İnsan duygudan
oluşan bir varlık. Lütfen hastanıza zaman ayırın. Sabır ve metanetle bu hastalığın şifasını önce
LÖSANTE’de arayın sonra başka kapılara gidin. Haftada 1 kere ziyaret ediyorum hastaneyi sanki bir tiyatro
sahnesi burası. Umut, neşe, mutluluk ve başarı var. Herkes çok güler yüzlü. Ne kadar ağlarsan o kadar hasta
olursun. Lütfen umutla mücadele etmeye devam edin. Çünkü ünlü şairin de dediği gibi ‘Yaşamak güzel şey
doğrusu.’ Bütün herkese şifa diliyorum.”
Dr. Üstün Ezer:
“ Tek bir çocuğumuzu kaybetmeyene kadar çalışacağız”
LÖSEV& LÖSANTE Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Pediatrik Hematolog Onkolog Dr. Üstün EZER,
yaptığı açılış konuşmasında şunları kaydetti, “90'lı yıllarda Pediatri hematoloji lisansımı yaptıktan sonra
mesleğime başladığımda hemen hemen çoğu çocuğumuzu kaybediyorduk. Bu kayıpların altındaki en büyük
sebepler enfeksiyon, maddi sıkıntılar, açlık ve yokluktu. Bu yıllarda en iyi ihtimalle %20'lerde olan tedavi
başarı oranı bizi bir yol ayrımına götürmüştü. 1998 yılında arkadaşlarımla birlikte LÖSEV’i ve büyük bir
çaba sarf ettik. Biz LÖSEV’i kurduğumuzda herkes dalga geçti. ‘Lösemi tedavi edilebilen bir hastalıktır’
diyorduk herkes bana para toplamak için halkı kandırıyor diyorlardı. O günden bugüne %92+ 2 başarıya
geldik. Hem bilimsel hem fiziksel yapı ve etki alanındaki çabalarımızla LÖSEV olarak tek bir çocuğumuzu
dahi kaybetmeyene kadar çalışmalarımız daha güçlü devam edecektir.”

AdminAdmin