YEREL
Giriş Tarihi : 17-03-2021 13:59   Güncelleme : 17-03-2021 13:59

KAMİL ÜNAL’DAN “ANDIMIZ” AÇIKLAMASI

KAMİL ÜNAL’DAN “ANDIMIZ” AÇIKLAMASI

 

 

            Büyük Türk Milleti,

            Değerli Basın Mensupları,

            Kıymetli Kamu Görevlisi Arkadaşlarım,

 

            Ağır bedeller ödeyerek kurduğumuz ve bugünlere taşıdığımız Devletimizin bu coğrafyadaki varlığı, millet olma özelliğimiz ve etrafında kenetlendiğimiz değerlerimizin korunmasıyla mümkündür.

 

            Nitekim daha önce, adına “Çözüm Süreci” denilen, gerçekte ise çözülüm süreci olan birtakım uygulamalarla milli kimliğimiz yok edilmek istenmiş, bu topraklardan Türk adı silinmeye çalışılmıştır.

 

            O dönemde milli değerlerimizin içinin boşaltılmasının, milli kimliğimizin yok edilmesinin, bizleri tek bir millet olarak bir arada tutan değerlerin yağmalanmasının karşısında durmuş, sürecin ülkemizi bir felakete sürüklemekte olduğu gerçeğini haykırmıştık.

 

            Bu rezaletler zincirinin bir halkası da 1933 yılından beri okullarımızda okutulmakta olan Andımızın kaldırılması olmuştu.

 

            Nitekim yaşadığımız acı tecrübeler sonunda, yanlış yoldan dönüldü ama bu yanlışlar, vatan evlatlarımızın şehadetine mal olurken içimizde de onulmaz ve unutulmaz yaralar açtı.

 

            Hatırlanacağı üzere o tarihlerde gerek bireysel gerekse Türk Eğitim-Sen olarak açtığımız davalarla, sözde Çözüm Sürecinin bir parçası olan Andımızın kaldırılmasını, Danıştay nezdinde yargıya taşımıştık.

 

            Nitekim Danıştay 8. Dairesi de 24.04.2018 tarihli kararıyla Öğrenci Andını kaldıran işlemi hukuka aykırı bularak, 1933 yılından 2013 yılına dek 80 yıl boyunca okullarımızda okutulan Andımızın yeniden okutulmasının önünü açtı.

 

            Danıştay 8.Dairesi kararında aynen şu ifadelere yer vermiştir: “Metinde yer alan kavram ve ilkeler, Anayasamızda anlamını bulan kavram ve ilkeler olduğu gibi milli eğitim sistemimizin Kanun ve Yönetmelikte belirlenen temel amaçlarını da ortaya koymaktadır.” Yani yargı kararı dedi ki; Öğrenci Andı ayrıştırıcı değil bilakis Türk milli kimliği oluşturulması açısından birleştirici bir unsurudur.

 

            Kaldı ki bu karar, Danıştay’ın Öğrenci Andı konusunda verdiği ilk ve tek karar değildir. 2002 yılından beri Andımızın kaldırılması için açılan pek çok davada Danıştay, Öğrenci Andı’nın kaldırılmaması yönünde görüş bildirmiştir. Bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığı Danıştay’ın kararına itiraz etmesi ve temyize götürmesi bizleri ayrıca üzmüştür.

 

            Gelinen noktada 12 Mart 2021 Cuma günü Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun Danıştay 8.Dairesi’nin kararını bozduğuna yönelik haberler kamuoyuna yansıdı. Şu ana kadar resmi bir bildirim ve açıklama yapılmadı. Karar basına yansıdığı şekilde ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararını mutlaka gözden geçirmelidir. Ülkemizin gereksiz suni tartışmalarla geçireceği boş vakti yoktur.

 

            Kıymetli Kamu Görevlileri Sözüm Sizedir,

 

            Artık gerçeği görmenin zamanı gelmedi mi? Milli ve manevi değerlerine önem veren tüm kamu görevlilerini Türkiye Kamu-Sen çatısı altında birlik olmaya davet ediyorum.

 

            “Türk’üm demekle Türk olunmaz.” diyorlar. Doğrudur Türk’üm demekle Türk olunmaz, ancak bilmiyorlar ki, Türk’üm demeyi engelleyerek de Türk milleti yok olmaz. Anayasamızın 66. maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” der. Öyle ise Türklük, bu ülkede yaşayanların üst kimliği, birliğinin adı ve anahtarıdır.

 

            Almanya’da yaşayana Alman, Fransa’da yaşayana Fransız, İtalya’da yaşayana İtalyan deniyorsa, herkes bilsin ve kabul etsin ki, bu topraklarda yaşayana da Türk denir. Türk denecektir!

 

            Buradan bir kez daha haykırıyorum;

 

Tek Vatan      = TÜRKİYE,

Tek Devlet     = TÜRKİYE CUMHURİYETİ,

Tek Bayrak   = TÜRK BAYRAĞI,

Tek Dil           = TÜRKÇE,

Tek Millet      = TÜRK MİLLETİ.

 

            Bilinsin ki Mete Han da bizim, Oğuz Kağan da bizim; Alparslan da bizim, Kılıçaslan da bizim; Abdülhamit de bizim, Atatürk de bizim; Hira Dağı da bizim, Tanrı Dağı da bizim; Milli Marş da bizim, Andımız da bizimdir.

 

            Bilinsin ki biz, milliyetinden gocunmayan, Türk olmaktan gurur duyan, Türkoğlu Türkleriz. Gerekirse her sabah önce şehadet getirir, sonra çocuklarımıza Andımızı biz okuturuz.

 

  • Bir milletin geleceği, o milletin kökleri ile şekillenir. Mazisinden, milli ve manevi değerlerinden koparılmış milletler yok olmaya mahkûmdur. Bugün milletimizi köklerinden kopararak tarihini, atasını unutmuş, dostunu düşmanını bilmeyen, geleceği göremeyen bir toplum yaratma arzusu, bir anda yeniden hortlamıştır. Ruhunu İslâm’dan, mücadele gücünü damarlarındaki asil kandan alarak, milli ve manevi değerlerimizden bir an olsun kopmadan, Türklük şuurundan en ufak bir sapma göstermeyen Türk milletinin hafızasından, andımızı söküp çıkaramayacaksınız.

 

 

“Türküm, doğruyum, çalışkanım

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir

Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun

Ne Mutlu Türküm Diyene! ”