YEREL
Giriş Tarihi : 21-08-2020 11:20   Güncelleme : 21-08-2020 11:20

GÖÇER “İMAMKULLU” KÖYÜNDEN BİR PROJE AÇIKLADI!

(KÖYLÜLERİMİZLE BİRLİKTE AĞAÇLANDIRMA PROJESİ)    

GÖÇER “İMAMKULLU” KÖYÜNDEN BİR PROJE AÇIKLADI!

Dostluk, misafirperverlik ve doğa sevgisi mükemmeldi. Diyerek sözlerine başlayan Göçer, Bu güzelliklerin ve günün adresi: "İMAMKULLU KÖYÜ, KÖYLERİMİZ. Dedi.

ÖNCE KÖY İÇİ AĞAÇLANDIRMA,

Amarat, Gücük, Döllük, Mahzemin… Köylerinden sonra İmamkullu köyündeydim. Önce kahvehaneye gittik. Oradaki insanlarla tanıştık. Konuştuk. Sonra köy sakinlerinin bahçelerine hediye olarak götürdüğüm meyve fidanlarından diktik. Sonra anons edildi ve köy sakinleri ile birlikte köy okul bahçesine ve mezarlığa fidanlar diktik. Diyerek sözlerine devam eden Göçer, Önce “KÖY İÇİ AĞAÇLANDIRMA” Dedi.

Köylerde bahçesinde, bağında ve kapı önünde meyve ağaçları olmayan köylülerimizin kapı önleri, bağları, bahçeleri meyve ağaçları ile doldurulmalıdır. Köyde meyve ve meyvesinin altında sebze yetiştirmeyen köylümüz kalmamalıdır. Köylü meyve ve sebze yetiştirirse pazara sağlıklı gıdalar gelir. Köylü bunları marketten alırsa o zaman pazara hormonlu gıdalar gelir, sağlığımız, ekonomimiz ve geleceğimiz zarar görür. Dedi.

MUSTAFA GÖÇER’İN KÖY KAHVESİNDE, OKUL BAHÇESİNDE VE MEZARLIKTA Kİ KONUŞMALARIMIN TAM METNİ.

Nüfus arttı, havada, denizde ve karada motorlu araçlar çoğaldı, ihtiyaçlar arttı, lüks tüketim, yanlış tüketim, bencillik, israf, savaşlar, nükleer denemeler, kömür santralleri, kapalı hayvancılık, madencilik, kimyasallar ve bunlarla aynı paralelde azalan ormanlar ve çevre kirliliği derken gökyüzü ısınmaya başladı. Yükselen küresel ısı nedeni ile dünyamız genelinde topraklar rutubet kaybetmeye, kuraklaşmaya ve sular azalmaya yüz tuttu. Dünyamızı ve ülkemizi zor günler bekliyor. Bu zorlukları göğüsleyebilmek için hepimiz toprağa dokumalıyız. Daha çok dokumalıyız. Çünkü küresel ısı toprağa dokunarak, topraktan öğrenerek ve duyarlılığı güçlendirilerek engellenir.

Ağaçlandırma ilk adımda köylerimizde yaşamakta olan köy sakinlerimizin özel arazilerinde köylü / destekçi dayanışma ve gayretleriyle köylerimizin içerisinde tamamlanmalıdır. Çünkü ulaşım, zaman ya da maddi yönden en ratıbıl ve en korunaklı topraklar köylerimizin içerisinde bulunmaktadır.

İkinci adımda ise ağaçlandırma köylerimizin içerisinden köylerimizin dışına doğru yürümelidir.

***

İçme sularımızı, tarımda, hayvancılıkta ve sanayide kullanmakta olduğumuz suların tamamı yağışlarla beslenmektedir.

Ülkemizin yağışlarla almakta olduğu toplam su miktarı 567 milyar metreküptür.

Ancak bu yağışların büyük bölümü küresel ısı ve yeterli orman + bitki örtüsü olmadığından dolayı hemen buharlaşmakta ya da akışa geçmektedir. 

Sonuç olarak ülkemize doğa hareketleri ile gelmekte olan 567 milyar metreküp sudan 440 milyar metre küp kadarı (%77,6) hiç kullanılmadan, hatta çok büyük çaplı su ve rüzgâr erozyonuna neden olarak tekrar havaya ve denizlere dönmektedir. Kullanılabilir su miktarımız ise sadece 127 milyar metreküp kadardır.

***

20 yıl kadar önce ülkemizde kişi başı tatlı su miktarı 1700 metreküp kadardı. Bu gün 1400 metreküp civarına düşmüş durumdadır. İhtiyaçlar ve nüfus artışı açısından hızlanan hızlar nedeni ile bu düşüş her geçen gün daha da hızlanmaktadır.

Nüfusumuz 100 milyon sınırına geldiğinde kişi başı tatlı su miktarımız 1100 metreküpe düşecektir (tahmini 2030).

Bu durum çok değil 10 yıl kadar sonra ülkemizde içme suyu dizileri oluşacağı anlamına gelmektedir.

Çünkü kişi başı 1000 metreküp su düşen ülkeler su fakiri olan ülkelerdir.

BİR ZAMANLAR ÜLKEMİZİN %72 KADARI ORMANDI,

Bir zamanlar ülkemizin %72 kadarı ormandı ve Anadolu muzda sulak alan miktarımız %6 civarındaydı. Yani Anadolu göller coğrafyasıydı.

Bu gün ise ülkemizin sadece %29 kadarı ormanlık alandır ve sulak alanlarımız azalan ormanlarımıza paralel  %1 civarına inmiş durumdadır.

Bu durumsa ormanlık alanlarla sulak alanlar arasında bir bağlantı olduğunu, ormanlarımız azaldıkça en az iki kat oranında sulak alanlarımızın azaldığını göstermektedir.

Bu durumu engelleyebilmek için en azından ağaç sayısı olarak ülkemizdeki orman miktarını en geç önümüzdeki 10 yıl içerisinde %50’nin üzerine çıkarmamız gerekmektedir. Aksi takdirde çocuklarımıza miras olarak susuzluk, kıtlık, salgın hastalıklar ve göçlerle baş başa kalmış bir ülke bırakabiliriz.

AĞAÇ SAYISI OLARAK ORMAN MİKTARI,

Ülkemizin bu gün %29 kadarı ormanlık alansa ve ülkemizdeki toplam ağaç sayısı 20 milyar civarında ise %50 X 20 MİLYAR FİDAN: %29 = 34 – 20 = 14.

Sonuç: %50 Orman rakamını bulabilmek için önümüzdeki on yılda 14 Milyar fidan daha yetiştirerek ağaç sayımızı 34 Milyara çıkarmamız gerekmektedir.

İLK ADIM: KÖYLERDEKİ DAYANIŞMA GÜÇLENDİRİLEBİLİR,

Köylerde dayanışma olmalı ve bahçesi, kapı önü ya da bağı müsait olan her insanın kapı önünü, bağını ya da bahçesini meyve fidanları ile doldurması sağlanabilir (bu hususta köy yardımlaşama dernekleri bahçesi ya da bağı boş olan insanları teşvik edebilir. Sponsor insanlar ve şirketler dahil olabilir).

DURUMU İYİ OLAN İNSANLAR KÖYLERDE KÖY İÇİ AĞAÇLANDIRMA YAPABİLİR!

Örnekse durumu çok iyi olan bir insan ya da şirket (kendi köyü de şart değil) falan köy için 100, 200 ya da 500 adet meyve fidanı alarak ve “ALIN BU FİDANLARI BAHÇELERİNİZE DİKİN” diyerek köy meydanında köylülere dağıtabilir.

İKİNCİ ADIM: Köy ortak kullanım alanları (okul bahçesi, cami bahçesi, lojman bahçesi, mezarlıklar, bağış arazileri ve köy yolları) devlet, destekleyiciler ve köy sakinlerinin katılımı ile ağaçlandırılabilir.

ÜÇÜNCÜ ADIM: Tarla kenarları ağaçlandırılabilir (fidan temin edemeyenler için köy dernekleri ya da doğrudan sponsorlar aracılığı ile destekleyici katkısı sağlanabilir).

DÖRDÜNCÜ ADIM: Köylerdeki yol kenarları, dağ ya da tepe yamaçları devlet desteği, destekleyiciler, okullar, spor kulüpleri, gönüllü insanlar ve köylülerin katılımıyla daha sür'atli bir şekilde ağaçlandırılabilir.

***

İnsanların katılımı duyarlılığı yükseltecek ve duyarlılık yükseldikçe ülkemizin iklim problemlerine karşı direnci artacaktır.

KIRK İKİNDİ YAĞMURLARI:

Ülkemizde Haziran ayı itibarı ile “KIRK İKİNDİ” yağmurları yağmakta ve çok kısa sürmektedir. Kısa sürdükleri için de rutubet ağaçların köklerine kadar inememektedir.

Aynı Kırk İkindi yağmurları Amazonlar dahil Ekvator ülkelerinde de yağmaktadır.    Hatta her gün yağmaktadır ve ülkemizdekinden çok daha uzun süreli yağışlardır.

Çünkü bu yağışların gözükmekte olduğu ülkelerdeki orman yüzdesi en az %50 oranı civarındadır. Kaldı ki yükselen küresel ısı nedeni ile ekvatoral iklim ülkemize doğru gelmektedir. Hazırlıksız yakalandığımızda artmakta olan buharlaşma (su kaybı) ve kuraklaşma; orman ya da ağaç miktarımızı artırarak hazırlıklı yağlandığımızda ise bolluk. Tercihimizi yapmalıyız.

***

Orman bulutlara mıknatıs etkisi yapar, yağmurları çoğaltır, yağmurların sürelerini uzatır, yağış sularını tutar, yağış sularının akışa geçmesini engeller. Erozyon olmaz. Tam tersine yer altı suları yükselir. Yer altı suları yükselince içilebilir ve kullanılabilir sularımız bollaşır, tarım yapılır, ekmek bollaşır. Otlar çıkar, hayvancılık güçlenir. Çeşitlilik ve yaban hayat canlanır. Cazibe artar, kış aylarının ayazı düşer, yaz aylarının kavurucu sıcakları azalır. Heyelanlar olmaz, rüzgâr yavaşlar, çığlar olmaz, iş imkânı çoğalır ve topraklar değer kazanır.

İMAMKULLU KÖYÜ MÜKEMMELDİ!

Götürmüş olduğum fidanları o kadar özenerek ve o kadar çabuk diktiler ki.

FİDAN VE TOPRAK SEVGİSİ Mükemmeldi. En güzeli de fidan dikimi hususunda anlattıklarımı susuz toprağın suyu almış olduğu gibi almış olmalarıydı.

Evet. Köylerimize gidelim. Önce köylümüzün bahçesini ve bağını ağaçlandıralım. Sonra köy ortak alanlarını ve sonra yamaçları… KÜÇÜK ADIMLARLA. YANİ, MÜMKÜN OLABİLECEK EN BÜYÜK HIZLA.

Saygılarımla.

NOT: Bu yazıda belirtilen rakam ve yüzdeler bilimsel kaynaklarca doğrulanmadan kaynakça olarak gösterilmemelidir.

KÖY SAKİNLERİNDEN CENGİZ ÇAMDEVİREN BU HAREKETİ YAYGINLAŞTIRMALIYIZ” DEDİ

Köyümüzde yapılmış olan bu faaliyet örnek teşkil etmeli ve ülkemiz genelinde yaygınlaşmalıdır” diyerek sözlerine başlayan Cengiz Çamdeviren, “Bu faaliyetle köylümüz bilimsel fidan dikmeyi gördü, fidanın ve ormanın önemini bir kez daha benimsedi ve köyümüzün ağaçlandırılması hususunda dayanışma güçlendi.” Dedi.

“Köylünün bahçesinde dal olursa köylü oduncudan odun ya da manavdan meyve almaz. Daha çok üretken olur” diyerek sözlerine devam eden Çamdeviren, köylerimizde üretmezsek tüketicileri çoğaltmış oluruz, şehirlerde aç kalırız ya da dışarıdan gelecek olan gıdalara mecbur oluruz. Bu durumsa sağlığımız ve ekonomimiz yönünden büyük kayıplar yaşanması anlamına gelecektir” şeklinde konuşarak açıklamalarını sürdürdü.

İklim değişikliğine karşı sadece çalışarak, topraklarımızı ve akıp gitmekte olan sularımız yeşil örtü ile koruyarak ve değerlendirerek mücadele edebileceğimiz belirten Çamdeviren, duyarlı her insanın öncelikli olarak kendi köyüne sahip çıkması gerekliliğini vurguladı.

Çamdeviren Mustafa Göçere bu faaliyetlerinden dolayı teşekkür etti ve “KALBİMİZ SENİNLE. KÖYÜMÜZE YİNE BEKLİYORUZ” diyerek sözlerini noktaladı. MUSTAFA GÖÇER