GÜNCEL
Giriş Tarihi : 18-05-2020 13:04   Güncelleme : 18-05-2020 13:04

19 MAYIS’TA ATATÜRK’Ü ANMAK

19 MAYIS’TA ATATÜRK’Ü ANMAK

Vatan Partisi Kayseri İl Başkanı Eyup S. Karakaş, yazılı b.ir açıklama yaparak şu ifadelere yer verdi:;

Türk Milleti’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.

19 Mayıs 1919, Türk Devrim tarihinin en önemli günlerinden birisidir. Öyledir çünkü, milletimizin büyük devrimci önderi Mustafa Kemal Paşa ve ona inanmış bir avuç vatanseverin Samsun’a çıkması ile birlikte Türk Bağımsızlık Savaşının ikinci dönemi başlamış oldu.

19 Mayıslarda Atatürk’ü anmak ve günümüzün sorunlarını onun ışığında değerlendirmek çok önemli. Bu bayramın ruhu da bunu gerektirir.

ATATÜRK’Ü EYLEMLERİ İLE ANMAK GEREK

Kemalizm’i anlamadan Atatürk anılırsa eksik ve yanlış olur. Atatürk’e ‘Kemalizm’ nedir diye sorulduğunda ‘Yaptıklarımızdır’ diye cevap vermiştir.

Atatürk’ün yaptıkları denince, onun üç önemli eylemi akla gelir: Emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı, egemenliği padişahtan alıp millete vermek ve Türkiye halkını ümmet aşamasından millet aşamasına dönüştürmek.

Bütün bunlar iç içe geçmiş, birbirinden bağımsız olmayan eylemlerdir. Bunların birleşim ise, Türk Devrimi’dir.

Atatürk’ün yaptığı bu büyük devrim maalesef kurtuluş savaşının gölgesinde kaldı. Çocuklarımıza Atatürk’ün devrimci kimliğini tam olarak anlatamadık. Onu, bir savaş kahramanı olarak bıraktık. Savaşın ise, Yunanistan ile bizim aramızda olduğunu anlattık. Kurtuluş savaşımızın emperyalizme karşı kazanıldığını adeta gizledik.

Bugünlerde bunun acısını çekiyoruz; kendisini Atatürkçü ilan eden bazıları, maalesef emperyalizmin planlarında piyon olabiliyorlar ama haberleri yok!

Çocuklarımızın ve gençlerimizin hatta herkesin şunu bilmesi gerek: Cumhuriyet devrim demektir; cumhuriyetçilik ise devrimcilik.

Atatürk ancak devrimlerle anılır. O, dünyanın en büyük devrimcilerinden birisidir. Türk Devrimi’nin özünde Müdafaa-i Hukuk vardır. Müdafaa-i Hukuk yani başta Türk milleti olmak üzere mazlum milletlerin haklarını savunmak ve korumak. Bunun iki ayağı var: İstiklal-i Tam ve Hakimiyet-i Milliye. O günkü şartlar içerisinde bu amaca milli demokratik devrim ile ulaşılmış.

KARŞI DEVRİM

Atatürk’ün vefatından itibaren, onun devrimci anlayışı kaybolmuş hatta karşı devrim diyebileceğimiz gelişmeler olmuştur: Topraklarımızda yabancılara üs verdik, ikili anlaşmalar yaparak bağımsızlığımızı zedeledik, milli ordumuzu yabancı güçlerin emrine verdik, ekonomimizin milli özelliğinden tavizler verip yabancı sermayeyi söz sahibi kıldık. Ve bunları da Atatürkçü geçinen yönetimlerin zamanında yaptık. Sözüm ona Atatürkçülerin, günümüzde de bu eylemleri savunmaya devam etmesi gerçekten ibret verici!

Oysa bakın Atatürk ne diyor: “Milletimizin kurduğu yeni devletin mukadderatına, istiklâline, unvanı ne olursa olsun hiç kimseyi müdahale ettirmeyiz! Milletin kendisi, kurduğu devleti ve onun istiklâlini muhafaza ediyor ve ilelebet edecektir.”

Bir ayakları Amerika’da, diğer ayakları Londra’da olanların, iktidara gelmek için, Amerika’dan destek bekleyenlerin, Amerikan büyük elçisi ile ve IMF yetkilileri ile otel odalarında gizlice görüşenlerin, Amerika ile 2 sayfa, 9 maddelik anlaşma yapanlarla ittifak oluşturanların Atatürkçülüğünden ve cumhuriyetçiliğinden söz edilebilir mi?

Karşı devrim arayışı içinde olanların çabası boşunadır. Türk milleti yeniden Atatürk rotasına girmiştir ve Atlantik’ten Avrasya’ya doğru yol almaktadır. Bizlere düşen görev, Kemalist devrimi tamamlamaktır. (Kurum Haber)