ALİ ÖZKANLI
ALİ ÖZKANLI
Giriş Tarihi : 05-08-2019 15:34

KASABANIN FEDAİLERİ  - 2 HAZİNE PEŞİNDE 6. BÖLÜM CAN DAMARLARIMIZ

 

Osman, mahallenin sevimli sütçüsü Necmi Baba’yı her gördüğünde ona selam verir, onun hal ve hatırını sorardı. Günlerden bir gün Osman, sütünü satan Necmi Baba’yla parkta

karşılaştı. Hoş beşten sonra konu doğaya gelmişti. Osman, bir doğa bekçisi olan ormanların yakılarak milli servetimizin yok edilmesine çok üzülüyordu. Bu yüzden Necmi Baba’ya da bu konuyla ilgili sorular sormak istiyor, insanların bu kadar zalim olmalarına şaşıyordu.

Osman: “Neden insanlar bu kadar acımasız? Ülkemizin oksijen deposu olan canım ormanlarımız talan ediliyor, yakılıyor. Bu insanların derdi nedir, bu konuda neler yapmalıyız?”

Necmi Baba:

“Bak Osman, şimdi sana, çoban ile meşe ağacının hikâyesini anlatacağım iyi dinle, hikâyenin

sonunda bakalım ne gibi dersler çıkaracağız?”

Osman:

“Seni can kulağıyla dinliyorum Necmi Baba, haydi anlat lütfen” dedi.

Necmi Baba anlatmaya başladı, “Sonbaharın son günleri olmasına rağmen hava o gün çok güzelmiş. Güneşin ışıkları soğuk havayı biraz olsun yumuşatıyormuş. İklim koşullarının düzensizliğinden olsa gerek, etrafta ne bir hayvan ne de bir ağaç varmış. Yerlerde birkaç sararmış ot dışında hiçbir canlı kalmamış. Otun bulunmadığı yerlerde toprak da yok olmuş ve kayalar ortaya çıkmış. Bu nedenle bütün canlılar birer birer bozkırı terk

ediyorlarmış.

Bozkırın sessizliğini artık yalnızca bir çoban ve sürüsü bozuyormuş. Tabii, çobanın ardındaki beş keçiye sürü denilirse. Oysa on yıl önce çobanın köyünde her biri en az yüz keçiden oluşan tam dokuz tane sürü varmış. Otlar azaldıkça sürülerdeki keçi sayısı da azalmış.

Sonunda köyde çobanın sürüsündeki beş keçiden başka keçi kalmamış.

Keçileri kalmadığı için süt, peynir, yün üretmeyen köylüler geçinemez olmuşlar. Çoğu evlerini bırakıp kente göçmüşler. Köyde kalanlarsa, kentteki yakınlarının yolladığı çok az para ile hayatlarını zar zor sürdürmekteymişler.

Köyün yakınlarında bir tek ağaç varmış. Bu yaşlı bir meşe ağacıymış. Çoban, her öğlen sürüsünü bu yaşlı meşe ağacının al tında toplarmış.

O öğlen de yine öyle yapmış. Çıkınını açarak yemeğini yemiş. Karnını doyurunca meşe ağacının al tı, çobana pek tatlı gelmiş.

Gözlerini kapatmış ve derin bir uykuya dalmış. Çoban uykusunda aniden irkilmiş. Çünkü rüyasında tok sesli birisi kendisine seslenmekteymiş:

“Hemşerim, hey sana diyorum, beni dinle” Çoban şaşırıp, çevresine bakınmış ama çevresinde yaşlı meşe ağacından başka kimse yokmuş.

Meşe Ağacı, “Hemşerim demiş, şaşkın şaşkın bakınma, konuşan benim ben, meşe ağacı. Sana söyleyeceklerim var.” Çoban, meşe ağacının konuşmasından korkarak,

“Konuşmak için bula bula beni mi buldun? Sen bir ağaçsın, nasıl konuşabiliyorsun?” diye sormuş.

Meşe ağacı:“Korkma sana söyleyeceklerim var. Beni dinlemeni istiyorum”

Çoban; “Peki, anlat seni dinliyorum” demiş.

“Ben senden, babandan ve dedenden bile daha yaşlıyım. Belki iki yüz yaşındayım. Büyüklerimin anlattıklarına göre, beni insanoğlu dikmemiş. Toprağa düşen bir palamuttan kendiliğinden filizlenmişim. Fidanlık dönemim çok mutlu geçti. O zamanlar sizin köyünüz yoktu. Her tarafta yüzlerce çeşitten, milyonlarca ağaç vardı. Birbirimizle kavga etmeden mutlu bir şekilde yaşıyorduk. Her tarafta bin bir çeşit çiçek açar, çevremizde geyikler, ceylanlar, dallarımızda sincaplar koşardı. Dallarımızda rengârenk kuşlar yuva yapar ve cıvıldaşırdı. Ara sıra insanoğlu gelip dallarımızı kesip yakardı ama yaralarımızı çabucak kapatır, tekrar eski neşemize kavuşurduk.”

Çoban: “Peki, sonra ne oldu?” diye sorunca yaşlı meşe anlatmaya devam etmiş:

“Gün geçtikçe insan sayısı arttı. Her geçen gün bir önceki günü arattı. Kimi odun elde etmek, kimi tarla açmak, kimileri de orman ürünlerinin üretimini artırmak için bizleri

kestiler, yaktılar. Acımadan bütün ailemi katlettiler.

Milyonlarca ağaçtan bugüne bir tek ben kaldım. Ben de her yıl yanıma yaklaşan

insanları görünce korkudan zangır zangır titriyorum.

İnsanlara yaptıklarının yanlışlığını anlatmak

 istiyorum ama bir türlü anlatamıyorum. Fark ederse beni de keserler diye sessizce duruyorum.” Meşe’yi dikkatle dinleyen çoban:

“Peki şimdi neden benimle konuşuyorsun?” diye sormuş.

Meşe: “Ben artık yaşlandım. Yakında biriniz kesmese de öleceğim. Bunun için artık beni kesmenizden korkmuyorum ama sizin için çok üzülüyorum. Artık uyanın. Anadolu, toprak erozyonu ile vatan olmaktan çıkıp taş yığınına dönüyor. Her gün yüz elli bin kamyon dolusu toprak bir daha geri dönmemek üzere denizlerin tuzlu sularına gömülüyor. Bunu engellemezseniz hepiniz aç ve açıkta kalacaksınız.

Ben yalnızca sizi düşünüyorum” demiş. “Bu yaşlı ve yorgun halimle bile her yıl on binlerce palamut üretiyorum. Bu palamutlarla sizin köyün arazisinin otuz katı arazide ağaç yetişebilir ama palamutlarımın çoğu açıkta  kalıp, çürüyor, çimlenenleri de senin keçilerin yiyor. Köklerimle yere bağlı olmasam keçilerini kendim uzaklaştırırdım. Hem o zaman sizlerden yardım beklemeden Anadolu’nun bütün dağlarını, ovalarını, yaylarını dolaşır, palamutlarımı toprağa kendim gömerdim. Böylece bütün Anadolu’yu yeşertirdim ama ne yazık ki toprağa bağlıyım.

Siz insanoğulları ne kendinizi, ne bizleri, ne de ortak vatanımız Anadolu’yu düşünüyorsunuz.

Bizleri kesseniz de yaksanız da biz yine sizlerin en yakın dostlarınızız. Sizler bizlere çok kötülük yaptınız ama biz size hiç kötülük yapmadık. Artık siz de şunu anlayın, bizler yok olursak çıkacak seller, kuraklıklar, çığlar daha nice felaketler bir bir başınıza gelecek.

Fakirleşip, hastalık ve açlıktan ölmekten kurtulamayacaksınız”

Çoban: “Ben bu felaketlerin hiçbirinin başımız  gelmesini istemiyorum ama cahil bir çobanolarak ben ne yapabilirim?” demiş.

Yaşlı Meşe: “Git bütün Anadolu’yu köy köy, şehir şehir dolaş. Sana anlattıklarımı herkese anlat. Önce kendi köyünden işe başla, tüm insanlar çalışıp,

ormanları kesenlere engel olsunlar. Dağlara, ovalara, yaylalara hem benim palamutlarımı hem de diğer ağaçların tohumlarını diksinler. Sürekli ağaç diker ve dikilenleri korursanız on yıl içinde Anadolu yeşerir. Çölleşen topraklar önceki neşesine kavuşur. Kuşlar yine neşe ile

cıvıldar, geyikler coşku ile koşar. Sular bollaşır, nehirlerden çamur akmaz. Şimdi söyle bakalım, dediğimi yapacak mısın?” diye sormuş.

Çoban; “Evet, yapacağım” diye cevap vermiş.

Uyuyan çobanın yüzündeki gerginlik yerini mutlu bir gülümsemeye bırakmış. Alnından akan ter damlacıklarının yerini ise sevinçten süzülen gözyaşları almış. Uyandığında ulu

meşe ağacına saygı ve sevgi ile uzun uzun bakmış. Sonra keçilerinin yeni filizlenmiş

yavru meşeleri yediğini görmüş. Hemen keçilerini küçük meşelerden uzaklaştırarak köye dönmüş.

Ertesi gün önce köylülerini meydana toplamış. Bütün Köylülere meşe ağacından öğrendiklerini anlatmış. Hep birlikte yaşlı meşenin yanına gitmişler. O gün yüzlerce palamudu toprağa dikmişler. Çoban, köylülerinden ağaç dikmeye devam edecekleri sözünü aldıktan sonra köyden ayrılmış.

Görenlerin söylediklerine göre çoban köy köy, şehir şehir bütün Türkiye’yi dolaşıyor, topladığı palamutlardan birini bile ziyan etmeden hepsini dağlara dikiyormuş. Gördüğü rüyayı da herkese anlatıyormuş. Daha şimdiden on binlerce meşe ağacı yetiştirmiş.

Ama çobanın henüz gidemediği bir sürü köy olduğunu ben biliyorum. O köylere de bizim gidip ağaç dikmemiz gerekiyor. Bunu için de meşe palamudunun nasıl ekileceğini bilmeliyiz.

Meşe palamudu için en uygun ekim zamanı, kasım ayının sonu ve aralık ayıdır. Bu aylarda toprağa doğrudan ekim yapılabilir. Baharda ekilmek isteniyor ise, palamutlar hafif nemli

kum içerisinde saklanır ve bahar geldiğinde toprağa ekilir. Ekim için, toprağa palamut büyüklüğünün iki ya da üç katı derinliğinde bir çukur açılır. Bu çukura ocak denir. Her ocağa üç adet palamut aralıklı olarak konur ve sonra ocağın üzeri toprak ile örtülür.

Ağaç dikmek için Anadolu’nun dağlarına, ovalarına, yaylalarına gittiğinizde elinde kazmasıyla palamut diken birisini görürseniz durun ve kim olduğunu sorun. Kim bilir belki çobanla karşılaşmışsınızdır. O zaman o güzel rüyayı çobanın kendi ağzından dinleyebilirsiniz.

Kaynak: hikayearsivi.net

EĞLENELİM ÖĞRENELİM

Bilmece Bildirmece

* Buzdan ayaz, şekerden beyaz.

* Dünyayı kaplar, denizi kaplayamaz.

* Bir çarşafım var, her yeri örtemez. (Kar)

 

ARAŞTIRALIM ÖĞRENELİM

1. Ağaç kıyımını önlemek için neler yapmalıyız?

2. Ağaç dikme ile ilgili çok güzel Hadis-i Şerif

vardır? Bu Hadis-i Şerifi araştırıp yazar mısın?

3. Daha yeşil bir ülke için neler yapabiliriz?

4. Okulunuzla birlikte toplu fidan dikme etkinliği

gerçekleştirip, bunu bizimle paylaşabilir misin?

NELER SÖYLENDİ?
@
ALİ ÖZKANLI

ALİ ÖZKANLI

DİĞER YAZILARI AİLE SEMİNERİ NOTLARI...1 24-02-2020 11:30 BAŞARISIZLIK YOKTUR SONUÇLAR VARDIR-2 19-02-2020 11:17 BAŞARISIZLIK YOKTUR SONUÇLAR VARDIR-1 17-02-2020 11:55 AŞK ÇAĞLAYANI-4 12-02-2020 12:09 AŞK ÇAĞLAYANI-3 10-02-2020 12:17 AŞK ÇAĞLAYANI-2 05-02-2020 11:09 AŞK ÇAĞLAYANI-1 03-02-2020 11:36 ÖMÜR HESABI-5 29-01-2020 11:23 ÖMÜR HESABI-3 27-01-2020 10:35 ÖMÜR HESABI-2 22-01-2020 12:28 ÖMÜR HESABI-1 20-01-2020 11:36 ÇOCUKLARDA ALLAH (C.C ) SEVGİSİ 15-01-2020 11:36 ÖĞRENCİLERLE İLETİŞİMİMİZ NASIL OLMALI? 13-01-2020 12:13 NASIL BİR GENÇLİK 08-01-2020 12:31 SEVGİYİ YAŞAMAK 06-01-2020 10:54 GÖNÜL DOSYALARINIZ AÇIK MI? 01-01-2020 11:11 BAŞARISIZLIK YOKTUR SONUÇLAR VARDIR 30-12-2019 11:42 SEVMEK BENZEMEKTİR 25-12-2019 10:46    SEN NEREDESİN?                    23-12-2019 11:13 SEVMEK BENZEMEKTİR 18-12-2019 11:14 SEVEN GÖNÜL NEYLESİN? 16-12-2019 11:14 ÖĞRETMEN VE GÜL 11-12-2019 11:50 BEN ONLARI SEVDİM… 09-12-2019 12:07 BAŞARISIZLIK YOKTUR SONUÇLAR VARDIR-2 04-12-2019 11:57 BAŞARISIZLIK YOKTUR SONUÇLAR VARDIR-1 02-12-2019 11:31 SEVMEK, YANMAK DEMEKTİR! 27-11-2019 12:16 HAYAT HERKESE İKİNCİ BİR ŞANSI VERMEZ... 25-11-2019 11:17 AÇLIKTAN ÖLENLER YÜREĞİNİZİ SIZLATIYOR MU?- 2 20-11-2019 11:28 AÇLIKTAN ÖLENLER YÜREĞİNİZİ SIZLATIYOR MU?-1 18-11-2019 11:50 SEN DÜZELİRSEN DÜNYA DÜZELİR!.. 13-11-2019 11:22 ONLARIN DA CANI VAR... 11-11-2019 11:26 UZUN SAÇLI MAHSURE 06-11-2019 11:50 UZUN KAŞIKLAR 04-11-2019 11:31 MUTLULUĞUN ŞİFRELERİ 30-10-2019 12:10 GELECEĞİNİ BİLİYORDUM 28-10-2019 11:31 ANA BAŞTA TAÇ İMİŞ, HER DERDE İLAÇ İMİŞ... 23-10-2019 11:07 ONLARIN BİR PARÇA EKMEĞİ BİLE YOK... 21-10-2019 11:41 GERÇEK SEVGİ 16-10-2019 10:54 HATAYI ANLAMAK ERDEMDİR 14-10-2019 11:01 GÜLSÜM MENEKŞE 09-10-2019 12:19 DEĞERLİ HEDİYE 07-10-2019 12:08 SEVGİYE HASRET YÜREKLER... 02-10-2019 12:01 OSMAN İSTANBUL'DA... 30-09-2019 10:51 "... BORCUNUZ ÖDENMİŞTİR..." 25-09-2019 10:55 TEMBEL TAVŞAN 23-09-2019 11:00 İYİLİK YAP İYİLİK BUL 18-09-2019 11:12 GERÇEK DOST 16-09-2019 11:13 ANNE SEVGİSİ 11-09-2019 11:38 HAYVAN SEVGİSİ 09-09-2019 10:51 ANNE 04-09-2019 11:52 CANIM ANNEM, SENİ ÇOK SEVİYORUM... 02-09-2019 11:11 SEVGİ VE DOSTLUK AĞACI 28-08-2019 11:52 SEVGİ VE DOSTLUK AĞACI 26-08-2019 11:11 GÖNÜL DOSYALARINIZ AÇIK MI? 21-08-2019 11:14 TOPRAĞA BEREKET VEREN ÇOCUK 19-08-2019 10:48 TOPRAKLA BÜTÜNLEŞEN DEĞERLERİMİZ 14-08-2019 14:24 ÇORAK BİR DÜNYA İSTEMİYORUZ ORMANSIZ DÜNYA ÇÖLE DÖNER 07-08-2019 12:12 KASABANIN FEDAİLERİ  - 2 HAZİNE PEŞİNDE 6. BÖLÜM CAN DAMARLARIMIZ 05-08-2019 15:34
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA