ABDULLAH AYATA
ABDULLAH AYATA
Giriş Tarihi : 27-10-2019 13:29

HABİP   KÖPRÜSÜ-1

Kâmil, babasının yine haber vermeden ortalıktan kayboluşuna kaygılanıp sinirlense de saygısından, almış olduğu aile terbiyesinden dolayı sesini çıkaramıyor, sabretmeyi yeğliyordu. Annesinin, “galiba yine Toroslara, Kapuzbaşı Şelaleleri tarafına gitti,” diyerek net bir adres belirtmemesi de işin anlaşılmayan tarafıydı…

Elbette, bu devasa maden şirketini büyütüp geliştirmek onun için pek kolay olmamıştı. Göçebe bir Yörük ailesinin çocukları arasındansıyrılıp üniversiteyi bitirmek, çok sevdiği dağlarda küçük yaşlarda keşfettiği maden sahalarını, kısıtlı imkanlarını zorlayarak işletmeye açmak, geleceğini risk etmek deli cesaretiydi. Ama şansı yaver gitmiş, ülkenin birçok bölgesinde krom, kuşun, manganez, demir cevheri çıkarmaya başlamış, küçük işletmesini zamanla binlerce çalışanıyla görkemli, saygın bir holdinghaline gelmeyi başarmıştı.

Ailesine, çevresine, çalışanlarına kol kanat geren babacan bir insandı. Hoşgörülü ve mütevazi oluşunun en önemli etkeni sefalet içinde geçmiş olan çocukluk yılları olmalıydı. Gün boyu ayağından çıkarma fırsatı bulamadığı kara lastik ayakkabısı, beyaz rengi bozarmaya yüz tutmuş yeleği, yün örme börkü ile keçi çobanlığı yaparken tabiatın kucağına kendisini bırakmış, mevsimlerin olumsuz etkilerine karşı bedeni adeta bağışıklık kazanmıştı. Bu sebepten sert rüzgarları göğsüne durdurup sakinleştirmeyi, yıldızsız gecelerde karanlıkları bağrına basarak uyumayı, ıssız orman muhitlerindeki kurt ulumalarından, çakal seslerinizden duyduğu korkuyu kaba sesle söylemiş olduğu türkülerle bastırmayı sıradanlaştırmıştı. Bir oğlağın hastalanması üzüntüsü, keçilerden birisinin ikiz kuzulaması sevici olurdu. Güneşin doğduğu tepe ile battığı dağ arasındaki dar alanlı dünyasında mutlu bir çocukluk geçirmişti.

Kâmil, baba ve annesine oldukça düşkündü. Kız kardeşi Neriman’la birlikte özel okullarda okutulmuş, O doktor olup, uzmanlığını tamamlayınca babasının yaptırmış olduğu özel hastanenin başına geçmiş, kendisi gibi doktor olan eşiyle birlikte huzurlu, başarılı şekilde hayatlarını sürdürüyorlardı. Kâmil ise maden mühendisliği yüksek lisansını tamamladıktan sonra askerliğini bitirmiş, üniversite yıllarında tanışıp konuştuğu Serap ile mutlu bir evlilik yapmış, babasının isteği üzerine şirketin başına geçmişti.Genç yaşta oturmuş karakterine, dürüstlüğüne babasının ismi de ilave edilince çevresinde saygın bir şahsiyet haline gelmişti. O şanslıydı. Kimlik bilgilerinde doğum yeri Nişantaşı, nüfusa kayıtlı olduğu il İstanbul yazıyordu. Elbette haline şükrediyordu.Her yönüyle mirasa konmuştu. Oysa, konar göçer bir ailenin altı çocuğunun dördüncü sırasında bulunan babası Mustafa’nın nüfus hüviyet cüzdanın köy hanesi boştu. Oraya çizik çekilmiş, doğum yeri olarak da doğduğu zaman kısa süre konaklamış bulundukları Kozan İlçesi yazılmıştı. Bu sebepten babasının çocukluk yıllarını hayal etmeye çalıştığı zamanlarda hep duygulanır, ona karşı olan sevgisi, saygısı her defasında bir kat daha artardı. Fakir bir gençken babasının kahrını çeken, sevinçlerini, hüzünlerini paylaşıp, milletin “deli saçmalığı” olarak nitelendirdiği fikirlerinin hayata geçirilmesine destek olan annesini babasından ayırt etmezdi.

 Bu sebepte, şimdiye kadar ikisine de saygıda sevgide kusur etmemiş, bilerek isteyerek gönüllerini kırmamıştı. Dört sene önce ikisini beraber hacca göndermiş, Türkiye ve Dünyadaki önemli tarihi mekanları gezmeleri için ısrarcı olmuş, basit hastalıklarında bile yanlarından ayrılmamaya gayret göstermişti…Artık ikisi de iyice yaşlanmıştı. Babasından köşesine çekilip, zamanını ibadete ve torunlarına ayırmasını istemesi çok büyük saygısızlık olacaktı. Aslında bunu onun kendisinin düşünmesi gerekiyordu. Lakin, davranışlarına bakılırsa babasının henüz böyle bir niyeti yoktu. Üç yıldır bahar mevsiminde İstanbul’dan uzaklaşıyor, uzun süre Kapuzbaşı Şelaleleri muhitine kendisine haber vermeden gidiyor, en az bir ay kadar arada kalıyor, döndüğünde oralara gidiş maksadı, yaptıkları hakkında bilgi vermiyor, “Babacığım, niçin gittin oralara, neler yaptın?” diye sorduğunda, “Özel işlerim vardı, “diyerek lafı ağzına tıkıyordu. Muhtemelen bu sefer döndüğünde de baba ile oğul arasında benzeri bir konuşma yaşanacaktı. (Devam Edecek)

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 24 15
  • 7 Alanyaspor 23 15
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 15
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gençlerbirliği 17 15
  • 12 Gaziantep FK 17 14
  • 13 Çaykur Rizespor 17 15
  • 14 Kasımpaşa 15 15
  • 15 Konyaspor 14 14
  • 16 Antalyaspor 13 15
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 10 15
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA