AHMET KARASLAN
AHMET KARASLAN
Giriş Tarihi : 06-12-2019 11:41

GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-6

ABDULLAH DEMİRTAŞ

(Goca Kürt Abdullah)

Oğuz Oymak ve cemaatleri içinde çok sayıda “Kürd” oymak ve cemaatlerinin adı geçmektedir. Bu oymaklar da Oğuzlardandır. Bugün Gömürgen Türkmenleri’nin içinde de “Kürd Uşağı”, “Kürdoğlu”, “Avşar”, “Çerkez”... gibi isim ve lâkapların varlığı, Kuzugüden Âşîreti’nin onlarla akraba veya yakın ilişkilerde bulunduklarını anlatır. İnsanlar, sevdiklerinin isimlerini nesillerine vererek onları yaşatmaya çalışırlar.

Bununla yetindikten sonra Gömürgen’de iz bırakanlardan Goca Kürd Abdullah’ı anlatmaya devam edelim. Eskiler, kimden bahsettiğimizi bilirler. Yeni nesle şöyle tanıtmak daha uygun olur sanırım:

Goca Kürd Abdullah, Eğer Omar’ın babasıdır. Mihrali Atik, Şıh Emir Coşkun da Gardaşları olur.

 

HINZIRI DAĞI’NDA HIZIR (AS) İLE KARŞILAŞMIŞ

(Kaynak kişi: Mihrali Atik – Gardaşi)

Gardaşım Abdullah, Hınzırı Dağı’nda yoz yayıyormuş. Bir gayanın başına oturup, sürüyü önüne almış. Nereden geldiğini göremediği, ağsahallı, nur yüzlü bir ihtiyar çıhagelmiş. Selâm vererek yanına oturmuş. Bu ihtiyar, Abdullah’ı adıyla tanıyor, kimden ve hangi konudan bahsetse haberi varmış... Abdullah ise şahsın kimliği hakkında hiçbir şey bilmiyormuş. Utancından kimliğini de soramamış. Epeyi sohbetten sona ihtiyar, Abdullah ile tokalaşarak ayrılmış. Bir müddet arhasından baharah “Bu adam kimdi, beni nereden tanıyo?” diye gafa yormuş. Yüzünü sürüye dönüp, tekrar adama bahtığında ortada kimseyi görememiş!

Abdullah diyor ki:

— Adam görünmez olduhdan sona bana bir güç geldi! Gendimi öyle guvvetli hissettim ki, yerden gocaman bir daşı gucahladım. Aman Allah’ım! Sanki hiç ağırlığı yoh... Bir daha denedim, aynı. Yerdeki kevene yapışdım. O da ne! Bir çöp çeker gibi zorlanmadan çıharıyorum. Rüya mı yohsa diye dudahlarımı ısırdım. Rüyada olmadığımı annadım.

Aradan on beş gün kadar geçtikten sona Karadağ’da bu sefer genç biriyle karşılaşmış. Başında sarık, sırtında cüppe, siyah gür sakal ve saçları varmış. Önceki gelen yaşlı adam gibi, bu da Abdullah’ın her hâlinden haberdarmış.

Bu adam da ayrılıp gidince Abdullah’ın sürüsü çok uysallaşmış. Abdullah bir yere otursa, sürü ondan uzaklaşmadan çevresinde döne döne yayılıyormuş.

İşte “Hınzırı Dağı” diye adlandırdığımız dağımız, aslında “Hızır Dağı’dır.” Abdullah’a iki ayrı yerde ve değişik surette görünenlerin Hızır (as) olduğuna inanılıyor. Görünen şahısların ayrılmasından sonra gendisine güç ve guvvet gelişi, sürünün uysallığı ve ona bağlılığı bu düşünceyi guvvetlendiriyor.

 

SATMAK İÇİN HALEP’E GÖTÜRDÜĞÜ YOZ SÜRÜSÜNÜ, ONDAN AYIRAMAMIŞLAR

(Kaynak kişi: Mihrali Atik)

Abdullah, Hacı Müdür’ün Ahmet Ağa’nın yozunu yayıyodu. Satmak üzere Halep’e on sekiz sürü yoz götürmüşler. On iki habe (heybe) dolusu para almışlar. Bunların bir gısmı gümüş sikke, bir gısmı da gırmızı lira.

Herkes atına binerek ayrıldığında, Abdullah’ın sürüsü meleşerek ahasından goşmuş. Her ne yaptılarsa, sürüyü gardaşımdan ayıramamışlar. Sürüyü Abdullah’tan nasıl ayıracahlarına dair ondan fikir sormuşlar. O da şöyle söylemiş:

— Şuraya benim girebileceğim gadar bir çuhur eşin. Şuraya da sopamı dikip, kürkümü üzerine dahın. Ben çukurun içine girdikten sonra bir hava deliği bırahıp, üzerimi örtün. Sürü, önce gelip çuhurda beni arar. Sona kürkümün yanına giderek orada toplanır. İşte o zaman üzerimi yavaşça açacahsınız. Ben de görünmeden gaçacağım. Ancah böyle teslim alırsınız, demiş.

Söyledikleri gibi yapmışlar. Sürü önce çuhurun üzerine gelerek bir müddet meleşmiş. Sona kürkün çevresine giderek toplanmış. Abdullah’ın üzerini açmışlar, gizlice oradan uzahlaşmış.

Bu olayı bize onunla birlikte Halap’e gidenler anlattılar.

 

TEHLİKEDEN HOŞLANIRMIŞ

(Kaynak kişi: Mihrali Atik)

Bunu bana gardaşım Şıh Emir alttı:

— Adana’ya yoz götürüyorduh. Ekinler biçilmiş, yerde gazıh gibi firezler çarığımızı deliyor. Sürüleri tarlaya bırahdıh. Birgaç dene (tane) de yabancı sürü vardı. Onların çobanlarından iriyarı biri yanımıza geldi. Bizlere şöyle dedi: “İçinizde benimle değnek dövüşü yapacah biri var mı?

Hepimiz şaşgın şaşgın baharken Abdullah, “Ben varım” dedi. Çarığını çıharıp beline sohtu. İki deli, değnek ile birbirine vurmaya başladılar. Tarlada döne döne epeyi dövüştüler. Sona Abdullah’ın rakibi pes ederek Abdullah’a şöyle dedi: “Helâl olsun seni doğuran anaya! Bu zamana gadar daha bir kimseye pes etmemiştim!”

 

RAKİBİNİN ÇOKLUĞU ONU YILDIRMAZDI

(Kaynak kişi: Mihrali Atik)

Keklikoğlu Köyü sınırları içinde Abdullah’ın bir yoncalığı vardı. O köyün hayvanları, onun yoncalığını batırmışlar. Mal, canın yongasıdır. Abdullah, bu durumu görünce çevredekilere gızmış. Orada bulunan köylüler, hep birlikte ona saldırmışlar. Abdullah, vurduğunu yere yıhmış. Kiminin gafası gırılmış kiminin bacağı, golu gırılmış. Abdullah bu gavgada on sekiz gişiyi tek başına dövmüş.

Köylüler, öküze binerek Akkışla’ya şikâyete giderken, o da korhusundan Gömürgen’e gaçmış. O zaman muhtar, Hacı Gara idi. Durumu ona anlatmış. “Şimdi garakoldan gelip beni götürürler, hapse atarlar. Belki adamlardan birgaçı da ölür. Şu usturayı al da gafama bir yara aç. Ben de şikâyete gidip bu yarayı göstereyim, beni öldüreceklerdi diye şikâyet edeyim,” demiş.

Muhtar, onu başından govmuş. Abdullah, Mahmut Özer’e giderek aynı şeyleri anlatmış ve başına yara açmasını istemiş. Mahmut Özer de teklifini geri çevirince, bu sefer gendisi ustura ile başına yara açmış. Kesilen derisini iki eliyle çekerek ayırmış. Bu hâliyle o da Akkışla’ya şikâyete gitmiş.

Garakol gomutanı onu bu durumda görünce Keklikoğlu halhına gızarak: “Adamın şu hâline bahın!.. On sekiz gişi, bir gişiye saldırarah öldürmeye kastetmişsiniz. Defolun!” diye onları govmuş. Abdullah’ı pansuman yaparah göndermiş.

 

BEŞ-ALTI KİŞİNİN KALDIRAMADIĞINI TEK BAŞINA KALDIRIRMIŞ

(Kaynak kişi: Turan Atik)

Emmimin gendisinden işittim. Askerde dört er, bir garavanaya iki sopa daharah götürürken emmim de onlara gülmüş.

Erlerden biri şöyle söylemiş:

— Uzahta durup gülmek golaydır. Gel yükün altına gir de o zaman gülebilecek misin bahalım?

Emmim sopaları yere atarah, garavanayı gucahlayıp yemekhaneye götürmüş. Erler bu duruma çoh şaşırmışlar. Bu gadar ağırlığı nasıl galdırdığını ona sormuşlar.

Emmim: “Normal bir gazandır. Onun ağırlığında ne olacah ki!” demiş.

Bir gün de Gömürgen’de beş-altı kişi, bir hezene ip bağlamışlar. Sürükleyerek götürüyorlarmış. Emmim bunlara raslayınca, hemen hezeni gucahlayarah tek başına götürmüş. Damın üzerine atmış. Adamlar sormuşlar: “Yahu Abdullah, ağır değil miydi?”

Emmim şöyle cevap vermiş: “Bir değnek ağırlığındaydı!”

 

KULLANDIĞI DEYNEK YAYLA EVİNE DİREK OLURMUŞ

(Kaynak kişi: Turan Atik)

Iraz’ın Avşar’dan işittim: “Goca Kürd Abdullah’ın değneğini üç sene yayla evime direk olarah gullandım.”

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 40 18
  • 2 İstanbul Başakşehir 36 18
  • 3 Trabzonspor 35 18
  • 4 Fenerbahçe 34 18
  • 5 Alanyaspor 32 18
  • 6 Galatasaray 30 18
  • 7 Beşiktaş 30 18
  • 8 Göztepe 26 18
  • 9 Yeni Malatyaspor 24 18
  • 10 Gaziantep FK 24 18
  • 11 Çaykur Rizespor 23 18
  • 12 Denizlispor 22 18
  • 13 Gençlerbirliği 18 18
  • 14 Konyaspor 18 18
  • 15 Kasımpaşa 15 18
  • 16 Antalyaspor 14 18
  • 17 MKE Ankaragücü 12 18
  • 18 Kayserispor 10 18
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA