AHMET KARASLAN
AHMET KARASLAN
Giriş Tarihi : 15-11-2019 11:28

GÖMÜRGEN’DE İZ BIRAKANLAR-3

AZGIN KÖPEKLERİ BİZE YAKLAŞTIRMADI.

(Kaynak kişi:Yunus Karaaslan)

Sadık amcam, gayınbabası Tölüm Alo ile Gazancıh’da goyun yayıyorlardı. Gısır sığırlarımızı ve danalarımızı Gazancıh’a götürmek için dedemle birlikte yola çıhtıh. Öğle vaktinde Malak Köyü’ne ulaştıh. “Minik Ahmet” isimli biri bizi öğle yemeğine çağırdı. Yemekten sonra Ev sahibi, bizi köyün dışına gadar  uğurlarken dedeme gideceğimiz yolun tehlikesi hakgında bilgi verdi:

— Hocam, eğer bu yoldan giderseniz yolunuzda Hayrettin Ağa’nın beş-altı köpeği vardır ki, uçan guşu havadan indirirler. Gorharım size bir zarar veririler. Şu yol, uzun olsa da güvenlidir. Kestirme yoldan gitmeseniz iyi olur.

O zamanlar ben on bir yaşındayım. Köpeklerin azgınlığını duyunca içime bir gorhu düştü. Dedemin uzun yolu tercih edeceğini sanıyordum. Aksine tehlikeli yolu seçti. Gorhum biraz daha arttı. Dedem ise çoh sakin görünüyo, Minik Ahmet’e şöyle diyordu:

— Ahmet Ağa, o köpekler belki bize rastlamazlar…

Her ikimizin altında birer eşek vardır.  Gorhudan adeta dedeme yapışıh olarah gidiyorum. Her an köpeklerin bize saldıracağını düşünerek, çevreyi gözetliyordum.

Bir bayırı sonundaki düzlüğe çıhar çıhmaz, garşı depeden köpek havlamaları duyuldu. Sesin geldiği yere bahınca köpeklerin son hızla bize doğru geldiklerini gördüm. O an dedeme bahdım. Pamuk gibi beyaz sahalı sanki rüzgârda savrulurcasına hareket ediyordu. Böylece ohuduğunu anlayarah gorhum biraz olsun hafifledi. Köpeklere bahdım, hızlarından bir şey gaybetmemişlerdi. Dedemin arhasına dolandım. Bize yahlaşıh elli metre gadar yahlaşmışlardı. O anda gözlerime inanamadım. Otuz metre gadar yahlaşan köpekler, sanki gizli bir güç tarafından birbirine kenetlenmişçesine yahlaşdırılmış ve bir adım dahi ileri gelemiyorlardı!

 Biz uzaglaşdıhça, hep bu mesafeyi goruyarah bir müddet bizi takip ettiler…

 

ÖLECEĞİNİ ON GÜN ÖNCEDEN HABER VERDİ.

(Kaynak kişi: Yunus Karaaslan)

1957 yılının aralık ayı son haftasındaydık. İlkohul beşinci sınıftaydım. Bir Cuma günü öğretmenlerimizle birlikte namaza gittik. Farzı gılanlar, camiden çıhıyorlardı. Dedem, cemaate şöyle seslendi:

— Ey Müslümanlar! Aceleniz niye? Birlikte duâ edelim de size şimdiye gadar duymadığınız bir şey söyleyeceğim, dedi.

Herkes geri dönerek sünnetleri gılmaya devam etti. Duâdan sonra dedem gonuşmaya başladı:

— Gömürgenliler, gırh yıldır size dininizi ve diyanetinizi öğretmeye çalıştım. Benim sizde hakkım, sizin de bende hakkınız vardır. Ben hakkımı helâl ediyorum. Sizler de hakkınızı bana helâl edin, dedi.

Camide, “helâl olsun” sözleri arasında bir gaynaşma oldu. Dedem, sözlerine şöyle devam etti:

— Tabii, diyeceksiniz ki, “Bu hellaşma da nereden çıhdı?” Allahû Âlem her halde bu benim son cumamdır. Bundan sonra aranızda olamayacağım…

Büyüklerimiz “Ali Hoca’ya Azrail  (a.s.) görünmüş” diyolardı.  Köylü, dedemin sözünün doğru olup olmayacağını merahla beklemeye başladılar. Köyde artıh “Ali Hoca’nın yahında öleceği” söylentileri üzerinde gonuşulmaya başlandı.

Dedem, gerçekten o cumadan sonra camiye gidemedi. Artıh evde ve yatahdaydı. Dohuz çocuğundan bir babam ve üç halam köydeydi. Babaannem bile Angara’da bulunuyordu. Onun yanında olmayışına üzülüyordu. Sıh sıh şöyle dediğini duyardım: “Avrat, başın Angara’da  galsın!..” yeri gelmişken söyleyeyim ki, babaannem Angara’da  ölüp; oraya defnedildi.

O zamanın imkânlarıyla gerekli yerlere haberler gönderildi. Birgaç gün sonra babaannem de geldi. Dedem vasiyet ediyordu:

— Allahû Âlem ama pazartesi ölürüm. Cenazemi hemen galdırmayın. Tüm çevre köylere haber verin. Namazımı Mevlüt Hoca gıldırsın…

Bana göre onun ölümü en çoh beni üzecekti. Ölümün nasıl olduğunu merak ediyordum. Bu yüzden dedemin başından bir an olsun ayrılmıyordum.

Pazartesi ahşamı vakit çoh geç vakit olmuştu. Gara Ahmet emmim dedemin başında Kur’ân-ı Kerim ohuyordu. Onu evine göndermek istedi. Ahmet Emmim, ohumaya devam etti. Bir ara dedem gendinden geçti. Tekrar gendine geldiğinde “Emmioğlu sen daha evine gitmedin mi?” diye sordu. Sonra şahadet getirerek üç kere “baba!” dedi ve ağzı bir daha hiç açılmadı. (07.01.1957)

Ocak ayının ilk pazartesi günüydü. O mevsimde Gömürgen’in en şiddetli soğuhlarının olduğu zamandır. O gün hava öyle güzel oldu ki, bahar günlerinden bir gün yaşıyorduh! Herkes, bu mevsimde böyle güzel sıcah bir gün görmediklerini gonuşuyolardı.

Çevre köylere haberler gönderildi. Halk, ahın ahın geliyordu. Mevlüt Hoca, daha önceden hastalanmış ve herkes onun dedemden önce öleceğini sanıyorlardı. Onu atın üzerinde getirdiler. Cenaze namazını gıldırdı. Taziye verdikten sonra onu köyüne götürdüler. Birgaç gün sonra da onun ölüm haberi geldi.

 

ELLERİ BİRBİRİNE KENETLENMİŞ BİR HASTANIN ELİNİN AÇILIŞINI GÖRDÜM

(Osman Karaaslan)

Dört-beş yaşlarındaydım. Yılını hatırlayamıyorum. Şimdi hesap ettiğimde 1952-1953 gibi geliyor.

Bir gün at üstünde sarılı bayan bir hasta getirdiler. Daha birgaç yıllıh gelinmiş. Elleri yumulu, parmahlar avuç içine yapışmış gibiydi. Gözleri gapalıydı. Hiç sesi çıhmıyor, boğazından hırıltı geliyodu.

Hastayı odaya alınca dedem, bizi dışarı çıhardı. Ben de merahdan gapı aralığından bahıyordum. Bir tas su, bir çubuh aldı. Ohuyup suya bahıyor, çubuhla da suya vuruyordu. Gelinin parmahlarının teker teker açıldığını gözümle gördüm. Atın üstüne sarılı bir şekilde gelen hasta, at üstünde oturarah gidiyordu.

Hasta sahibi o güz, bizi köylerine çağırdılar. Babam, beni de götürdü. Patetes, bekmez, gurutulmuş gayısı ve fasulye verdiler. Bunlar, dedem hastalardan para almadığı için verilirmiş.

1967 yılının temmuz ayındaydıh. Birgaç gün sonra askere gideceğim. Arhadaşlarla müzik dinliyoduh. Yaşlı bir bey gelerek selâm verdikten sonra:

— Ali Hoca’nın evi burası mıdır? Diye sordu.

Evet deyince “Ya Rabbi! Çoh şükürler olsun ki buldum” dedi. Bizden soğuh bir su istedi. Suyu içtikden sonra sordum:

— Amca, Ali Hoca’yı neden arıyorsunuz?

Meğer benim şahit olduğum hasta gelinin babasıymış. Gızı aynı hastalığa yeniden yahalanmış. Dedemin yahlaşıh on yıl önce vefat ettiğini öğrenince “Vayyy!” dedi ve bir müddet yerinde donup galdı.

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 24 15
  • 7 Alanyaspor 23 15
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 15
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gençlerbirliği 17 15
  • 12 Gaziantep FK 17 14
  • 13 Çaykur Rizespor 17 15
  • 14 Kasımpaşa 15 15
  • 15 Konyaspor 14 14
  • 16 Antalyaspor 13 15
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 10 15
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA