ABDULLAH AYATA
ABDULLAH AYATA
Giriş Tarihi : 10-12-2019 11:14

EN BÜYÜK ZENGİNLİK-3

Unu fırından alıp teslim etmeleri de fazla zamanlarını almamış, bu yeni hediye aileye sürpriz olmuş, oldukça sevinerek mahcubiyet ve memnuniyetlerini defalarca belirtmişlerdi

Okulun Sosyal Bilgiler Öğretmeni Esin Hanım, çocuk yaşta kemik erimesi hastalığına yakalanmış, sevimli, yardımsever genç bir kızcağızdı. Hayatını adeta çocuklara ve fakir insanlara adamıştı. Ailesi varlıklıydı. Babasının iki adet petrol istasyonu, ayrıca ağabeyinin uzak doğudan toptan ürün ithal ederek ülke geneline dağıtan şirketi bulunmaktaydı. Şimdiye kadar okul ihtiyaçlarının çoğunluğunu karşılamışlar, fakir öğrencileri giyindirip kuşatmışlardı. Sıkça hem kardeşini iş yerinde görmek hem de okulun bir şeylere ihtiyacı olup olmadığını sormak için öğretim kurumuna gelen Sedat ile başta Serdar Bey olmak üzere öteki çalışanlar samimi dostluklar oluşturmuşlardı.

Ertesi sabah esin hanımı yanına çağıran Serdar;

“Esin Hanım, bir öğrenci ailemizin acilen yakacak ihtiyacı var. Evlerinde yakacak kömürleri kalmamış.”

“Ayyy!..çok yazık hocam.”

“Bunu acilen halletmemiz gerek.”

“Hemen babama haber verelim.”

“Babanla benim fazla samimiyetim yok. İstersen Sedat Bey’e durumu anlatsak.”

“Fark etmez hocam, sizde telefonu var. Senden ağabeyinin burada olup olmadığı öğrenmek istedim.”

“Burada, şu an ofisindedir.”

Sedat Bey aranılıp durum anlatıldı. Olayı öğrenen genç iş adamı ailenin durumuna üzülüp, yardım etme fırsatı bulduğu için de sevindi.

“Hocam, ben yarım saat sonra sizin o taraftan organize sanayiine geçeceğim. Giderken seni alır, kömürcüler sitesine uğrar hemen gerekeni yaparız, sizce uygun mu?”

“Elbette, sizi bekliyorum.”

Kararlaştırılan saatte Sedat Bey okula uğrayıp Serdar Bey’i yanına alarak kömürcüler sitesine gittiler. Kömür alacakları satıcıyı Serdar tanıyordu. İki sene önce okullara dağıtılacak kömürlerin ihalesini alan şahıstı. Ona durumu anlatarak bir ton kömür talebinde bulundular. Adam da ailenin vaziyetine hüzünlenerek, bir ton göndereceği kömürün yarısının kendisinin karşılayacağını söyleyince memnun oldular. Zaman geçirilmeden işçilere kömürü yükleten satıcı verilen adrese çalışanlarını yolcu etti. İkram edilen çaylarını yudumlarken herkes oldukça memnundu. Bu arada Serdar arkadaşı Ayhan’ı arayıp kömür işinin halledildiğini bildirmeyi ihmal etmedi.

Aradan birkaç gün geçince, görevli Serap müdürün odasına girip;

“Hocam beslenme saatine bir velimiz kahvaltı hazırlamış, çok güzel. Lavaş ekmek falan getirmiş. Sizi bekliyorlar.” Dedi

Serdar’ın aklına hemen Selma Hanım geldi. Kahvaltı masasına vardığında onu görünce şaşırmadı. Herkes gibi teşekkür ederek, tulumpeyniri ve lavaşın ağırlıklı olduğu kahvaltıdan tattı. Ders zili çalınca kadını odasına çağırıp;

“Kardeşim ne gerek vardı. Siz çocuklarınızı besleyin, bizim karnımız doyar.”

“Sizlerin yaptıklarınız karşısında bizimki ne ki hocam, evimize huzur geldi. Tekrar teşekkür ederim.” Diyerek okuldan ayrıldı.

Daha sonra çocuğun sınıf öğretmeni Gönül Hanım’ı yanına çağıran okul müdürü, kimseye duyurmaması şartıyla öğrencisini kollayıp gözetmesini, ufak tefek ihtiyaçlarını karşılamasını, ihtiyaç sahibi çocuklar için oluşturdukları fondan yararlanabileceğini söyledi. O da bu işi severek kabul etti.

O sene, okul kapandıktan bir ay kadar sonar Esin Hanım’ın vefat edişi tüm eğitim camiasını üzdü. Müdür Serdar, zorunlu yer değişimi sebebiyle başka bir eğitim kurumuna atandı.  Arada bir, eski mesai arkadaşlarıyla görüşse de zamanla ilişkiler zayıfladı. Lakin, başka kurumlara giden öğretmenlerin hiçbiri eski okullarındaki dayanışma ve samimiyeti bulamadılar.

Aradan tam on iki yıl geçti. Serdar Bey’de bazı arkadaşları gibi o sene emekli oldu. Yeni hayatına alışmaya çalıştığı günlerden birinde yeraltı çarşısında yürürken arkasından bir ses;

“Hocam!”

Geriye dönüp baktı. Orta yaşlarda bir çift kendine gülümsüyorlardı. Şahısları yabancı gelmese de kim olduklarını çıkaramadı. Onun dalgın bakışını gören çiftten erkek olan;

“Hocam, bizi hatırlamadınız galiba?”

“Hatırladım, lakin çıkaramadım. Kusura bakmayın.”

“Ben Arif. Eski mahalleden. Bu da eşim Selma.”

“Tamam, tamam…Erzurumluydunuz değil mi?”

“Evet hocam.”

“İşe bak, sizi gördüğüme çok sevindim. Haliniz vaktiniz nasıl, çocuklar ne yapıyorlar?”

“Çok iyiyiz hocam. O kış mevsimini sayenizde atlattıktan sonra yazın Orta Anadolu Fabrikasında işe girdim. O günden beri de sürekli çalışıyorum.

“Sevindim, o iş yerinin sosyal haklarının çok iyi olduğu söylenir.”

“Gerçekten öyle. Ben oraya girdikten sonra kısmetimiz açıldı. Selma da karı koca bir doktor ailesinin dört yıl çocuklarına baktı. Onların İzmir’e tayinleri çıkınca eve döndü.  O çalışırken çocuklarımızı dede ve babaannesi sahiplenip korudular. Bu arda biriktirdiğimiz parayla TOKİ’den ev aldık.”

“Ne kadar memnun bilemezsiniz.”

“Çocuklar okuyor hocam, oğlum sizi örnek alarak eğitim fakültesine girdi. İlle de öğretmen olacağım diye tutturdu. Kızımız liseye devam ediyor.”

“Ne güzel, böyle ayak üstü olmuyor. Buyurun, yakınlarda bir yere oturalım. Bir şeyler içerken konuşuruz.”

“Aynı şeyi ben de düşündüm ama hastaneye gidiyoruz. Yaşlı bir yakınımızı ziyaret etmemiz gerekiyor. Görüş saatini geçirirsek içeri almazlar. Lakin, mutlaka görüşelim. Sizi özledik saygıdeğer hocam.”

Oldukça memnun olup sevinmiştim. Ayak üstü telefon ve adreslerimizi aldık. Hafiflemiş, mutluluktan uçar gibi olmuştum. Gayri ihtiyari bir taraftan da ‘bundan büyük mutluluk olur mu,’ diye mırıldanıyordum.

Aradan üç ay kadar zaman geçti 24 Kasım öğretmenler gününde akşama kadar birçok öğrencim, öğretmen arkadaşım aramış, kutlamalar yaparak hatırımı sormuşlardı. Yemekten sonra çocuklarımla evde otururken kapı zili çaldı. Herhalde bina görevlisidir diyerek eşim kapıyı açtı. Gelenleri tanıyamamıştı.

“Serdar Bey’in evi burası mı?” diyen sesi içeriden duyduğumda bana yabancı gelmediğini anladım.

Yerimden kalkıp kapıya vardığımda çocuklarıyla birlikte Selma ve Arif’i görünce şaşırdım. Benim için sürpriz olmuştu. Öğretmenler günümü kutlamaya gelmişlerdi. Uzun süre samimi ortamda sohbet ettik. Onları yolcu ettikten sonra poşet içerisinde getirmiş oldukları hediyeyi açtık. Lavaş ve tulum peyniri vardı….(SON)

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 40 18
  • 2 İstanbul Başakşehir 36 18
  • 3 Trabzonspor 35 18
  • 4 Fenerbahçe 34 18
  • 5 Alanyaspor 32 18
  • 6 Galatasaray 30 18
  • 7 Beşiktaş 30 18
  • 8 Göztepe 26 18
  • 9 Yeni Malatyaspor 24 18
  • 10 Gaziantep FK 24 18
  • 11 Çaykur Rizespor 23 18
  • 12 Denizlispor 22 18
  • 13 Gençlerbirliği 18 18
  • 14 Konyaspor 18 18
  • 15 Kasımpaşa 15 18
  • 16 Antalyaspor 14 18
  • 17 MKE Ankaragücü 12 18
  • 18 Kayserispor 10 18
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA