ABDULLAH AYATA
ABDULLAH AYATA
Giriş Tarihi : 19-10-2019 16:42
Güncelleme : 19-10-2019 16:43

EN ACIMASIZ TÖRE-1

Firuz Bey, altı yıl önce zorunlu iskana tabii tutularak konakladıkları Halep, Rakka bölgesinde vermiş oldukları mücadeleler esnasında hep devletine olan bağlılığı, sözünü yerine getirebilmek adına almış olduğu sorumluluğu ziyadesiyle yerine getirmişti. Devlet-i Ali’ye zorluk çıkaran, yağma ve talanlarla çevre ahalisine hayatı yaşanmaz hale getiren, hükümet yetkililerinin korkulu belası olan Tayy, Mevali, Aneze Bedevi kabileleri ve uzantıları susturulmuş, liderleri öldürülmüş, bölgeye huzur ve sükûnet gelmişti. Bu mücadele sırasında oba beyleri, emrindeki yiğit erleriyle birlikte at sırtından inmedikleri günler olmuş, alışık olmadıkları çöl ikliminin durumuna uymakta zorlanmışlar, kurulan tuzakları atlatmışlar, yaptıkları gece, gündüz baskınlarıyla eşkıyayı yıldırmışlar pes ettirmişlerdi. Çatışmalar sırasında şehit düşen yoldaşlarını bu muhitlere defnederek bulundukları topraklara kan karıştırılmışlar, kutsallaştırmışlar, vatan haline getirmişlerdi.

Ne yazık ki, devlet bu bölgeyi temizleme, huzura kavuşturma karşılığında onlara vermiş olduğu ‘Toroslarda yaylak, Çukurova’da kışlak’ sözünü tutmamış, kendilerine sözlü olarak güvence verip Rakka Bölgesine gönderilmelerinde sebep olan Bozok Valisi değişmiş, dertlerini tam olarak anlatacak devlet yetkilisi bulamamış, dönme, devşirme mutasarrıf ve valilerce İstanbul’daki padişaha ulaşmaları engellenmişti.Bu durum da emrindeki oba beyleri üzerindeki otoritesinin sarsılmasına, beylerin bazılarının şahsına saygısızlığa, devlete isyanına sebep olmuştu.Zira, artık bulundukları bölgede yerleşik hayata geçmeleri emrediliyordu.Haliyle, umutla bekledikleri yaylaya çıkma hayallerinin yok olmasına itiraz eden emrindeki oba beylerinin devlete güvenleri sarsılmış, isyan etme durumuna gelmelerine sebep olmuştu. Bu sebepten başta Urfa Valisi Abbas Paşa’ya kinlenmişler, hükümet yetkililerinin sözlerini dinlemez olmuşlar, hatta içlerinden bazıları eşkıyalık yaparak yol kesmeye, soygun yapmaya başlamışlardı.

İşte bu sebepten onları yola getirmek, düzene girmelerini sağlamak pek mümkün görünmüyordu. Fakat yine de son şansını denemek, beylerini ikna ederek yerleşik hayata geçmelerini sağlamak maksadıyla yapacağı bu toplantıyı çok önemseyen Firuz Bey oldukça düşünceliydi. Oba beylerini bazı konularda haklı bulsa da isyan etmelerine kesinlikle karşıydı. O akşam konağında misafir edeceği seçkin insanları beklerken, vakit geçirmekte zorlanıyor, yapacağı konuşmada söyleyeceği cümleleri düşünerek, geniş odasını enine boyuna adımlayarak vakit geçirmeye çalışıyordu.

Nihayet, yatsı vaktine doğru davet etmiş olduğu beyler birer ikişer hanesine gelmeye başladılar. Onları ciddi, kararlı görünümüyle karşılayıp oturacakları yerlere buyur etti. Kahve ikramından sonra etrafa göz gezdirip, ortamın hazır olduğu kararına varınca konuşmaya başladı.

“Beylerim, yiğit yoldaşlarım,

Biliyorsunuz sizleri temsilen iki beyimizle beraber son kez, bir ay önce Urfa Valisi Abbas Paşa’nın ziyaretine gittik. Ahvalimizi anlatıp, bizlere verilen sözlerin yerine getirilmesini, büyükbaş, küçükbaş hayvanlarımızı burada beslemekte zorlandığımızı, devletin bizler verilen sözü yerine getirmesini, bir an evvel, kış gelmeden buralardan göç ederek sulak, otak muhitlere gitme dileğimizi bildirdik. Lakin Paşa çaresiz, buralara yerleşip çiftçilikle hayatımızı idame ettirmemiz gereğinde de ısrarcı. Daha önce gelen Emri Şerif ile durumun kesinleşmiş olduğunu hatırlattı. Umutlarız yıkıldı. Geriye dönüşümüz imkânsız hale geldi.”

Onun bu sözleri üzerine çoğunluğunun suratları asılan oba beylerinin, verilmiş bulunan karara itiraz edecekleri belliydi.

“Osmanlı bizi kandırdı. Savaşta asker gerektiğinde aklına düşüyoruz. Sulh zammında bizi unutuyor.”

“Biz toprakla uğraşmayı beceremeyiz. Yayla insanıyız. Bu kurak toprakları ıslah edip hayatımızı sürdüremeyiz.”

“Dönme, devşirme vezirler, valiler baş tacı yapılıyor.”

“Bozoklu Celal Baba boşuna isyan etmedi.”

“İkta sistemi bozuldu. Devlet arazileri babadan oğula geçmeye başladı.”

Benzeri itirazlar yükselmeye başladı. Herkesin meramını sabırla dinleyen Firuz Bey;

“Yoldaşlarım, sözlerinizde haklılık payı oldukça fazla. Bizler hiçbir zaman devletimize asi olmadık. Kanunun, nizamın hükmünün geçmediği bir dönemde yaşamaktayız. Ortalık karışık. Sıkıntımız İstanbul’a padişahımıza ulaşamamak. Eğer bunu becerebilsek eminim ki bu adaletsiz insanlar anında görevlerinden azledilecektir. Memleket bizim memleketimiz, padişah bizim padişahımız. En kısa zamanda yapılan haksız uygulamalar mutlaka duyulup bilinecek. Buradaki devlet temsilcisi sayılan şahısları cezalandırmak bize düşmez.”

“Kusura bakma beyim, biz oba olarak Torosları aşarak en kısa zamanda Bozok Yaylası’na ulaşmak istiyoruz. Engel olmak isteyen her kuvvetle çatışmayı da göze aldık. Hükümet fermanını da dinlemiyoruz.” Dedi Ömer Bey.

“Yiğit beyim, birlikte canımızı, namusumuzu korumak için savaşlar verdik. Devletimiz adına muharebelere katıldık. Şimdiye kadar kılıcımız kınına girmedi. Rahat yatak yüzü görmedik. Boz topraklar yatağımız, sert kayalar yastığımız oldu. Herkes mal, mülk edinirken bizler onurumuzu zenginliğimiz kabullendik. İyi de yaptık. En büyük zenginliğimiz inancımız ve törelerimize uygun yetiştirmek istediğimiz gençliğimizdir. Bir de işin iyi tarafına bakalım. Yerleşik hayata biz de geçelim. İstiyorum ki, artık çocuklarımız daha huzurlu, rahat büyüsünler. Tahsil yapıp, ilim, bilim bellesinler. Analar balalarını tatlı ninniler söyleyerek büyütsünler. Erlerinin savaşlardan dönüp dönmeyeceği korkusuyla gecelerini zindan etmesinler. Bağdan, bahçeden gelecek babalar için evlerde telaşla aşlar pişsin, sofralar kurulsun. Atlarımıza savaşmak için değil, yolculuk, ava gitmek, düğünlerde cirit oynamak için binelim. Savaş kaderimiz olmaktan çıksın.” Sözleriyle ona karşılık verdi Firuz Bey.

“Beyim, bizi rahat bırakacaklarını mı sanıyorsun. Fizan’da bir paşanın devesi kaybolsa, Rumeli’de bir kadının çocuğu dövülse yine suçlusunu bulmak için bizleri görevlendirecekler. Silahı, pusatı bıraksak düşmanlarımız bırakacak mı? Bizler asker olarak yaratılmışız. Tarla işlemek, bağ bahçe işleri neyimize.” Diye itiraz etti Varsağı Beyi Mustafa.

“Hakkımız olan yaylakları almak için savaşalım.” Dedi bir başka birisi.

“Neden memleketin nimetinden onlar yararlanıyor, külfetini çekmek hep bize düşüyor?” diye itirazını sürdürdü Ali Bey.

Oba beylerine artık sözünün geçmediğini, konuşmalarıyla onları ikna edemeyeceğini anlayan Firuz Bey; “Ben sizlere neslimizin devamı ve huzurlu bir yaşantıya kavuşabilmemiz için bildiğim en doğru yolu göstermeye çalışıyorum. Lakin, bakıyorum ki boşuna uğraşıyorum. Bundan böyle istediğiniz gibi davranıp, kendi kararlarınızla hareket edebilirsiniz. Şu andan itibaren sancak beyliğinizi bırakıyorum. Sadece kendi obam olan Barak Obası beyliğini sürdüreceğim. İsterseniz kendinize yeni bir bey seçer, dilerseniz serbest hareket edersiniz. Kimseye kinlenip düşmanlık beslemeyeceğim. Yalnız, hepinize derin bir gönül kırgınlığım var, bunu bilesiniz. Şu andan itibaren pişmanlık duyup her isteğimi yerine getirseniz bile artık yollarımız ayrılıyor. Yakında bana uyan ahaliyle birlikte aklımda olan bir olayı gerçekleştirmeye çalışacağım. Herkes oymağına, yurduna dönsün. Beraber çok önemli olaylar yaşadık. Hüzünlü, sevinçli, başarılı zamanlarımız oldu. Birbirimize emeğimiz, hakkımız geçti. Hakkınızı helal edin. Benden yana da kimin üzerinde hakkım varsa helal ediyorum…” (Devam Edecek)

 

 

 

 

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 24 15
  • 7 Alanyaspor 23 15
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 15
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gençlerbirliği 17 15
  • 12 Gaziantep FK 17 14
  • 13 Çaykur Rizespor 17 15
  • 14 Kasımpaşa 15 15
  • 15 Konyaspor 14 14
  • 16 Antalyaspor 13 15
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 10 15
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA