KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 01-01-2020 11:13

MUAMMER YILMAZ’IN KALEMİNDEN ÖVÜNGEN İSTİRİDYE

MUAMMER YILMAZ’IN KALEMİNDEN ÖVÜNGEN İSTİRİDYE

Kainatın kitabı İlahi Eser, “Oku” diye başlıyor. O halde okumak Tanrı buyruğudur. Bu büyük buyruk bizi hep birlikte kitaba, kitap ehline götürüyor.

İnsan et-kemik yığını, bedenden ziyade ruhtan ibarettir. O halde  bedenden çok ruhun doyması, onun mutlu olması gerekir. Ruhu hasta ve aç olan bir insanın bedeni de her zaman hastadır.

Okumak yazmak bir sevda, ruh ve beden için de iyi bir gıdadır. Okumak su gibi, ekmek ve gıda gibi bir ihtiyaç, bir sevdadır.

Okumak ve yazmak, bir bakıma dünyaya meydan okumaktır. Dünya bahçelerinde gezmek, ruhu ve bedeni cilalamak ve diri tutmaktır.

Okumak hayatın temel taşı, faziletin en başıdır. Okumak insanı özgür ve güçlü bir birey haline dönüştürür.

Kitabı sevmek hayatın içindeki en güzeline aşık olmaktır. Kitaplar size ne ihanet eder ne de sizi insanlar gibi aldatır. Ömür boyu size rehberlik eder; kişiliğinizi, kimlik ve karakterinizi geliştirir.

Bütün bu yazdıklarımızın yolu da kitap okumaktan ve birikimlerimizi yazmaktan geçer.

Erken dönemde okuma alışkanlığı kazanan çocukların kelime hazinesi ve düşünme yeteneği artmakta ve buna bağlı olarak yaratıcı zeka, dinleme ve konuşma yeteneği gelişmektedir.

Geleceğimizin istikbali elvan çiçeklerimizin ilk yıllarında kitapla tanışması, gelecekte onun tüm yollarını etkiler. Anne, baba ve öğretmenlerin çocuğun okuma alışkanlığını kazanmasında öncü, rehber ve model olmalıdır. Onların kitap seçiminde yönlendirilmelidir.

Kitap okuyan ve birikimlerini yazan çocukların yetenekleri ve kişilikleri gelişir; doğaya, insanlara, diğer canlılara ve olaylara bakışı müspet yönde gelişir. Daha sevecen, merhametli ve yardım sever olurlar.

Çocuklarda kitap okumak için herhangi bir yaş veya belirli bir zaman dilimi bulunmamaktadır. Kitap okuma eylemi, her yaşta, her zaman, her yerde yapılabilen en kolay ve en eğlenceli aktivitedir.

Kitap okumayan ve günlerini oyun ve oynaşta geçiren nesillerin düşünme fonksiyonları körlenmekte, yetenekleri gerilemekte, karakter ve kişilik gelişimi de en aşağı seviyelere inmektedir.

Kitapla dost ve arkadaş olmak yerine TV seyrederek, bilgisayar oynayarak büyüyen çocuklar, giderek okuma yeteneklerini kaybetmekte ve okumanın sağladığı mutluluktan mahrum kalmaktadırlar.

Değindiğimiz gibi okuma alışkanlığının kazanılmasında anne ve babaların rolü son derece önemlidir. Anne baba ve okulda öğretmen çocuğun okuma alışkanlığını kazanması ve bunun bir zevk hatta yaşam biçimi haline dönüşmesinde öncü ve rehber olmalıdır. Ne yazı ki, bu hususta gayret ve çabalar istenilen seviye de değil, hatta çok çok altındadır.

Kitap okumanın, öğrenim sürecinin bir parçası olduğu ve yaşam boyu süreceği öğretmenler tarafından özellikle vurgulanmalı, kitap okuma saatleri düzenlenmelidir.

Kitapla erken yaşta tanışan ve hatta bunu yazıya döken ve dedesi olmakla gurur duyduğum sevgili kızımız Kızılırmak gibi durmadan akan ve ovaları, tarlaları sulayıp hayat veren Nehir’imizdir.

Bu yavrumuz  küçük yaşına rağmen tam bir kitap kurdu olma yolundadır. Bu yolda anne ve babası ona rehber olup teşvik etmekte ve  derslerinin dışında okuması ve hatta yazması konusunda büyük bir gayret sarf etmektedirler.

Öğretmenliğini yaptığım TED Kayseri Koleji’nde okuyan kitap kurdu sevgili Nehir’imiz, ilk ürününü henüz 8 yaşında vermenin mutluluğu içindedir. Bu gayreti ve çabası bir yazar ve dedesi olarak beni son derece mutlu edip gözlerimi yaşarttı.

İleride iyi bir yazar olacağını Dedesini de geçeceğini de rahatlıkla söyleyebilirim. 9 yaşındaki sevgili torunum Alptekin için de aynı şeyleri söyleyebilirim.

Nehir’in kitaplarla haşır neşir olduğunu ve her hafta en az bir hikaye yazdığını biliyor ve kendisini yakından takip ediyordum. Yemek öncesi bana imzalayarak verdiği “Övüngen İstiridye” adını verdiği kitabı bir bakıma sürpriz de oldu.

Tüzdev=Türkiye Üstün Zekâlı Ve D         ahi Eğitim Vakfı” tarafından yayınlanan ansiklopedik boydaki kitap, 32 sayfa olup birbirinden güzel 16 hikaye ve konuya göre Nehrin çizmiş olduğu resimlerden oluşuyor.

Bu güzel çizgisini devam ettirip daha da gelişeceğine inandığım Nehrin, ileride güçlü bir yazar olacağının müjdesini şimdiden verebilirim. Sözlerimi “Dalından Düşmek İsteyen Yaprak” hikayesi ile sonlandırıyor; sevgili torunumu tebrik ediyor, başarısın devamını ve yolun açık olsun diyorum.

“Bir zamanlar bir çınar ağacı varmış. Bu çınar ağacında bir de huysuz bir yaprak çok huysuzmuş. Hep dalından düşüp özgür olacağını zannedermiş. Yaz mevsimi olduğu içinde düşemezmiş. O hep böyle düşündükçe de rengi sararmış.

Sonunda solmuş, solmuş ve solmuş. Bir gün çok hafif bir rüzgar esmiş. Huysuz yaprağın bağlantısı gevşemiş. Huysuz yaprak yine özgür7 olacağını zannetmiş. Arkadaşları onu uyarmış:

“-Sakın bağlantını koparmaya çalışma.” 

Huysuz yaprak onlara aldırmayıp bağlantısını koparmış. Hemen yere düşmüş. Park görevlisi onu süpürüp yanmakta olan ateşin içine atmış. Huysuz yaprak özgür olmak isterken cayır cayır yanmış…

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 40 18
  • 2 İstanbul Başakşehir 36 18
  • 3 Trabzonspor 35 18
  • 4 Fenerbahçe 34 18
  • 5 Alanyaspor 32 18
  • 6 Galatasaray 30 18
  • 7 Beşiktaş 30 18
  • 8 Göztepe 26 18
  • 9 Yeni Malatyaspor 24 18
  • 10 Gaziantep FK 24 18
  • 11 Çaykur Rizespor 23 18
  • 12 Denizlispor 22 18
  • 13 Gençlerbirliği 18 18
  • 14 Konyaspor 18 18
  • 15 Kasımpaşa 15 18
  • 16 Antalyaspor 14 18
  • 17 MKE Ankaragücü 12 18
  • 18 Kayserispor 10 18
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA